|
Dr.Yasemin GÜNEŞ
AKUT
NORMOVOLEMİK HEMODİLÜSYON (ANH)
Günümüzde kan
transfüzyonlarının çeşitli immünolojik ve enfeksiyöz riskleri (hepatit, AİDS
vb) beraberinde taşıdığı bilinmektedir. Örneğin; AİDS bulaştırma oranı
1/493.000 iken hepatit B ve C'de bu oran 1/103.000 ile 1/63.000 arasında
değişmektedir (1). Bu nedenle araştırmacılar banka kanı kullanılmadan
hemostazın sağlanması için farklı metodlar araştırmaya yönelmiştir (2).
Bu metodlar şu şekilde sıralanabilir:
1- Tolere edilebilecek hematokrit
seviyesi (transfüzyon triger)
2- Minimal kan kaybının sağlanması (cerrahi teknik, kontrollü hipotansiyon,
desmopressin, aprotinin vb ilaçlarla hemostazın sağlanması)
3- Otolog transfüzyon yöntemleri
4- Yapay oksijen taşıyan solüsyonların kullanımı (stroma- free Hb ve
perflorokimyasal emülsiyonlar)
Transfüzyon triger
Normalde
hematokritin düşmesine paralel olarak oksijen taşıma kapasitesi de azalmaktadır.
Kontrollü olmayan çalışmalarda dikkatli bir takiple %10 veya daha düşük
hematokrit seviyesi ile yaşamın mümkün olabileceği bildirilmiştir (3).
Cerrahi hastada Hb seviyesinin 6-10 gr arasında olması transfüzyon için bir
kriter sayılmaktadır(4). Ancak, kabul edilebilecek Hb seviyesinin
hastaya göre değişebileceği unutulmaması gerekir. Örneğin postoperatif Hb
seviyesinin 8gr/dl olmasına 21 yaşındaki genç bir hastada izin verilirken, bu
değer 80 yaşındaki kalp hastasında önerilmez.
Carlson
ve ark. (5), perioperatif hemoglobin seviyesi ve mortalite arasında
ilişkiyi araştırmış ve elde ettiği oranlar aşağıda gösterilmiştir.
Preoperatif Hb seviyesi(gr/dl)
Mortalite oranı %
<6
61.5
6.1-8 33
8.1-10 0
>10 7.1
Koroner
arter hastalığı (KAH’)ı olmayan, riski az hastalar ve sağlıklı gençlerde ise
7gr/dl’e kadar izin verilebilir. Koroner arter hastalığında ise Hb’nin 10 gr
olması transfüzyon için endikedir (4) Singbartl ve ark. (6) ASA (American Society Anesthesiologist Sınıflaması) I-III grubu elektif
ortopedik girişim uygulanacak hastalarda değişik hematokrit seviyelerinde ST
segment analiz yapmışlardır. Hematokrit % 30 iken 77 ASA I ve II grubu hastada
ST segment değişiklikleri gözlenmezken, 73 ASA III grubu hastanın 11'nde ST
segment değişiklikleri gelişmiştir. Hematokrit %24 iken ASA I ve II grubu 5
hastada, ASA II grubunda ilave olarak 8 hastada daha segment değişiklikleri
gözlenmiştir.
Nelson ve
ark (7) ise kardiyak açıdan yüksek riskli hastalarda hematokrit
seviyesinin % 28'den yüksek tutulmasını önermektedirler.
Hb seviyesinin RBC transfüzyonunda klinik indikatör olduğu
gösterilmiştir. Hangi hasta grubunda ne kadar hemoglobine izin verilebileceği
Robertie ve ark. (8) tarafından açıklanmıştır;
6gr/dl
-Kronik
anemiyi iyi kompanse eden hastalar,
-Sağlıklı
ASA I- II grubu hastalar.
-Hemodilüsyon ve hipotermik CPB.
8gr/dl
-Serebrovasküler hastalığı (SVH) olmayan , çoğu postoperatif hasta,
-Inkomplet koroner revaskülarizasyon,
-Düşük
kardiyak debi,
-Kontrol
edilmeyen taşikardi ve ateşi olmayan hastalar.
10gr/dl
-Düşük
kardiyak debi,
-SVH
-65 yaşın
üzerinde olan hastalar.
Carlson
ve ark. da (9) >10 gr/dl Hb gerektiren vakaları şu şekilde
sıralamışlardır;
-Koroner arter hastalığı ve konjestif kalp yetmezliği
-Kr.
Obsrüktif akciğer hastalığı
-Periferik vasküler hastalık
-Stroke
-Beta
bloker kullanımı
-Kan
kaybı beklenenler
-Yaşlılar
OTOLOG TRANSFÜZYON
Otolog
transfüzyon, hastanın kendi kanının veya kan ürünlerinin toplanması ve yeniden
infüze edilmesini içeren yöntemleri dizisidir (2,4,10-17).
Otolog
transfüzyon 1800’lerden beri bilinmekte ise de, ancak son yıllarda yaygın
şekilde kullanım alanı bulmuştur (15). Klinik uygulamada çeşitli
otolog transfüzyon metodları geliştirilmiştir.
1- Pre-depozit donasyon( Otolog
donasyon)
2- Preoperatif akut normovolemik
hemodilüsyon
3- İntraoperatif kan toplama
4- Postoperatif kan toplama
AKUT
NORMOVOLEMİK HEMODİLÜSYON (ANH)
ANH,
1970’li yıllarda Messmer tarafından klinik uygulamaya girmiştir (18).
ANH konusuna
girmeden öncelikle organizmada anemiye gelişen sekonder fizyolojik
değişikliklerin incelenmesi gerekir(2,19,20). Bunlar;
-Kardiyak
debide artış
-Kalp
hızı , stroke volüm, kontraktilitede artış
-Azalmış
periferik vasküler rezistansda azalma
-Eritrositte artmış oksijen salınımı
-Kan
viskositesinde azalma olarak sayılabilir.
Hemodilüsyon hastadan preoperatif dönemde anestezi indüksiyonundan hemen önce
veya sonra kan alınması, aynı anda kolloid veya kristalloid solüsyonların tek
başına veya kombine verilmesini içeren bir yöntemdir ( 21-31).
Bu yöntemde, hematokritteki düşme ve kan viskositesinin azalması dokulara
oksijen dağılımını artırır ve doku perfüzyonunu iyileştirir. Hemodilüsyon
sırasında toplanan kan labil plazma koagülasyon faktörleri, plateletler ve taze
eritrositleri içerir ve major kanama durumlarında yeniden transfüze edilebilir.
Hemodilüsyonun Endikasyonları
1- Hematokrit seviyesinin >%36’ de olması (21)
2- Bir
veya daha fazla kan kaybı beklenen cerrahi vakalar (16,21,24),
ANH
uygulanabilecek cerrahi prosedürler
1-Kardiyovasküler(10,20,21)
-CABG
(Koroner arter bypass cerrahisi)
-Kalp
transplantasyonu
-ASD
(Atriyal septal defekt)
-Ventriküler anevrizma onarımı
-Valv
replasmanı
-Konjenital kardiyak deformitelerin onarımı vs.
-Diğerleri
2-
Vasküler
(10,16,20,21,29)
-Major
aortik rekonsrüksiyon
-Renal
revaskülarizasyon
-Abdominal aortik anevrizma
-Aortal
femoral bypass
-Aortobilateral femoral bypass
-Venöz
trombektomi
-Torakoabdominal aortik anevrizmektomi
-
Femoropopliteal ve diğerleri
3-
Ortopedik vakalar
(21,25,30,32)
-Total
eklem replasmanı (kalça, diz, omuz)
-Eklem
revizyonları
-Spinal
cerrahi
-Skolyoz
cerrahisi
4- Organ
transplantasyonları (21)
-Karaciğer transplantasyonu/onarım/rezeksiyon
-Dalak
onarımı
-Splenektomi
5-Nörocerrahi (21)
-AVM
rezeksiyonu
6-Diğerleri
(21,23,31,33,34)
-Rüptüre
ektopik gebelik
-Ektopik
gebelik
-Sezaryen
-Ürolojik
girişimler (radikal prostatektomi vb)
Hemodilüsyonun Medikal
Endikasyonları
1-Akut
iskemik atak ve subaraknoid kanama ; terapotik amaçla özellikle ilk 12-18 saatte
uygulanırsa başarılı olduğu rapor edilmektedir. Bu etki artan serebral kan akımı
ile açıklanmaktadır( 35)
2-
Periferik okluziv arter hastalıkları (36)
3- Ani
işitme kaybı,
4-
Santral retinal arter trombozu (37)
5-Akut
bilier pankreatit; Deneysel kanıtlar pankreatik doku perfüzyonunu artırdığını ve
akut bilier pankreatitde histolojik olarak iyileşme saptandığını göstermektedir (38).
Kesin
Kontraendikasyonları
1- Ciddi derecede anemi major kontraendikasyondur. Hb <11 gr/dl ise
uygulanmaz(2,14, 20,21,32).
2- Koroner arter hastalığı koroner arter hastalığı ve ciddi hipertansiyon);
kardiak cerrahide ejeksiyon fraksyon (EF) % 45’in altında olanlar ve LVEDP (
sol ventrikül diastolik sonu basınç ) veya PCWP (pulmoner kapiller oklüzyon
basıncı) 20 mmHg ‘nın üzerinde olanlara ANH uygulanmaz. Ayrıca dinlenme
esnasında dispne, stenokardi, EKG’de iskemik değişiklikler (ST segmentinde
elevasyon veya depresyon, T negatifliği, Q kaybı, ventriküler aritmi), unstabil
angina kontraendikasyon oluşturur (10,16, 20,21,24,32).
3- Düşük
platelet veya düşük konsantrasyonlarda koagülasyon proteinleri içeren hastalar
ve hiperfibrinolizis.
Relatif kontraendikasyonlar
1-
Hipovolemi,
2-
Karaciğer sirozu,
3-Bozulmuş renal fonksiyon,
4-Ciddi
restriktif ve obsrüktif akciğer hastalığı; Oda havası solurken arteriyel
oksijen basıncı 65 mmHg’nın altında ve arteriyel oksijen satürasyonu % 85’in
altında olan hastalar(14, 20,23).
ANH’da Teknik
Hemodilüsyon için kabul edilen hematokrit değeri %28’dir. %10 aşırı
hemodilüsyon, %15 ise ılımlı hemodilüsyon olarak kabul edilir. Hemodilüsyonun
derecesi hastanın preoperatif koşulları, total vücut yüzey alanı, beklenen kan
kaybı ve cerrahinin süresine bağlıdır.Orta dereceli bir hemodilüsyon 60 yaşın
üzerinde faydalı olabilirken, aşırı hemodilüsyon sirküle eden kan volümü
değişikliklerini daha iyi tolere edebilen genç hastalara uygulanabilir(1,2,20,22,23,26-28).
Anestezi öncesi veya sonrasında, hematokriti
%36’nın ve hemoglobin düzeyi 12 gr/dl’nin üzerinde olan hastalardan cerrahi
girişim öncesi 1500-2000 ml veya 10-15 ml/kg kan alınır. Diğer bir yöntem olarak
standart formülden ne kadar kan alınacağı hesaplanabilir (2,202627,39).
Hct 1-
Hct 0
Alınacak
kan miktarı: ----------------- X EBV
Hct ortalama
Hct 1 :
Hastanın hematokriti
Hct 0 :
İstenilen hematokrit
EBV :
Hastanın tahmini kan volümü (80X kg)
Aşağıda vücut yapılarına göre kan volümü değişiklikleri verilmektedir (40).
| Vücut yapısı |
Yetişkin kadın (ml/kg) |
Yetişkin erkek (ml/kg) |
|
Kas
kitlesi fazla |
75 |
70 |
|
Orta |
70 |
65 |
|
Zayıf |
65 |
60 |
|
Obez |
60 |
55 |
Bu konuda
matematiksel metodlar da geliştirilmiştir.Teorik olarak maksimum kan korumasını
saptayabilmek için hastanın başlangıç hematokritini, dilüsyon sonundaki
hematokritini, tahmini kan volümünü ve cerrahi işlem sırasındaki kan kaybını
bilmek gerekir. Örneğin bir hastada %40 hematokrit ile başlanır ve minumum
güvenli hematokrit %25 kabul edilirse, hastadan 2500 cc kan alınması gerekir. 5
ünite hemodilüsyon kanı toplayıp, 1 ünite banka kanı elde etmenin yarar/ zarar
oranı tartışmalıdır. Eğer cerrahi kan kaybı 2500 cc’nin altında olursa faydası
olmaz. Ayrıca anestezist sıvı yüklemeden aldığı kanı vermek durumunda kalır
(41).
ANH sırasında monitorize edilen parametreler
-Periferik oksijen satürasyonu
-Sürekli
kan basıncı takibi için arteriyel kateter
-Kalp
atımı ve elektrokardiyogram (EKG)
-Yeterli
sıvı resüsitasyonu göstergesi için santral venöz basınç ölçümü (CVP)
-İdrar
çıkışını takip için üriner kateter
-Pulmoner
arter kateteri. Hastanın preoperatif koşullarına bağlı olarak gerekebilir(2).
Pıhtılaşma faktörlerini ve plateletleri korumak için önceden hesaplanan kan
anestezi indüksiyonundan önce veya sonra, ancak cerrahiden önce çekilmelidir.
ANH’da kan büyük bir periferik damardan veya arterden alınabilir. Arteriyel
kateterden kan alınma yöntemi genelde pratik değildir. Kan alınması
sırasında anestezistin kan basıncı dalgalarını izlemesi gerekmektedir. Arteriyel
yoldan kan alınırken bu fonksiyon ortadan kalkar. Venöz yol kullanımında ise
primer problem kanın akış hızının az olmasıdır. Nitekim bir ünite kanın
alınma süresi ortalama 10-15 dakika almaktadır. Hemodilüsyon işleminde 16 G’luk
intraket veya kateter tercih edilir. Minimum 18 G, maksimum 14 G intraketler de
kullanılabilir.
Kardiak
cerrahi hastalarında heparinizasyon öncesi sağ atriumdan veya heparinizasyon
sonrası oksijenatör tüpünden alınabilir. İkinci yöntem ise özellikle koroner
arter hastalığı olan ve temel sıvı kaybını kompanse edemeyen aterosklerozlu veya
aortik stenozlu hastalarda tercih edilir. Böylece pompa akım hızı değişiklikleri
ile oluşabilecek hemodinamik instabilite kompanse edilebilir.
ANH’da
hastadan ne kadar kan alınmış ise o kadar kolloid infüze edilir.( %5 human
albumin, Dekstran 60-70, HES 200- 400 gibi). Kristalloid mayi uygulanacak ise
normovolemiyi sürdürebilmek için alınan kanın 3 katı verilmesi
gerekir.Kristalloidler kolloidlere göre daha ucuzdur ve daha iyi diürez
sağlarlar.Kolloidlerle ise daha az volüm gerekir. Hetastarch sıklıkla tercih
edilen kolloiddir, genelde 20 ml/kg'ın altında verilmesi önerilir. Daha yüksek
volümlerde faktör VIII aktivitesini etkileyebileceği bildirilmiştir
(2,20,27,42).
Kan
antikoagülan (CPDA -1) içeren torbalarda saklanır. Koagülasyonu önlemek için
kan alınırken kan ile antikoagülan maddenin karışımı sağlanmalıdır. Her torbada
kanı alan kişi ve hastanın adı, protokol numarası ( 1. kan ,2. kan gibi), kanın
ne zaman alındığı ve ototransfüzyon kanı olduğu not edilmelidir. Torbalara
alınan kan trombosit fonksiyonlarını koruması için oda sıcaklığında
saklanmalıdır. Kanın verilmesi için gereken süre 6 saati aşıyorsa, kanın
soğutulması gerekir. Alınan bu otolog kan intraoperatif dönemde gerektiğinde
veya kanın restorasyonu için postoperatif dönemde hastaya yeniden infüze edilir.
Hemodilüsyonun alt limiti tartışmalıdır. Van Workerns
(43) hemodilüsyonun limiti için 4 kritik ölçüm tayin etmiştir. Bunlar;
-Hb : 4 gr/dl
-02 ekstraksiyon oranı: 0,44
-PV02 (mikst venöz oksijen basıncı): 34 mmHg
-Sv02 (mikst venöz oksijen satürasyonu): %56
olması şeklinde sıralanmıştır.
Normovolemik şartlarda postoperatif hematokrit değeri %28-30 arasında ise iyi
tolore edilir.
Hemodilüsyonun avantajları
1-
Homolog kan transfüzyonunda azalma: Birçok çalışmada ANH uygulandığı zaman
homolog kan kullanımının azaldığı rapor edilmiştir. Bu oran %18 –90 arasında
değişmektedir (10,20,22,25,26,31,44). Arıboğan ve ark .
(31) yapmış olduğu çalışmada elektif üro-intestinal cerrahide
hemodilüsyon uygulamışlar, hemodilüsyon grubunda daha az oranda homolog kana
ihtiyaç duymuşlardır. Bormann ve ark. (26) elektif major cerrahide
ANH uygulayarak, intraoperatif kanama miktarının etkilenmediğini, ancak
homolog kan kullanımının azaldığını saptamışlardır. Cutler(10) aortik
cerrahide ANH uygulamaksızın 1.65 ünite, ANH uygulamasında 1.58 ünite kan
transfüzyonu yapıldığını bildirmiştir. Yine spinal füzyonlarda ANH ile homolog
kan kullanımının %75 oranında azaldığı belirtilmiştir (25) . Kombine
otolog yöntemlerle ANH uygulandığında homolog kan ihtiyacının daha da
azaltılabileceği bildirilmiştir(45). Ancak fazla kan kaybının
beklenmediği vakalarda faydasız olduğunu savunanlarda bulunmaktadır (41).
2-
Eritrositler, pıhtılaşma faktörleri ve trombositler olarak hastaya geri
dönmektedir. Ayrıca kişinin sirkülatuar sistemindeki eritrositler dilüe edildiği
için operasyonda esnasında daha az kan elemanı kaybı olacaktır(16,21-24,34)
3- Doku perfüzyonunu ve dokuya oksijen sunumunu artırır. Bu özellikle
periferik vasküler hastalık ve serebrovasküler hastalarda önemlidir
(16,21,24).
4- 2-3 DPG düzeyi ANH süresince normal sınırlarda kalmaktadır(20-22).
5- Maliyeti düşüktür (22).
6- Depolanmış kanda biyokimyasal değişiklikler gözlenmez (20,22,24).
7-
Transfüzyona bağlı hastalıkların geçişi yoktur, hemolitik, allerjik reaksiyonlar
gözlenmez ve immunomodülatör etkisi yoktur(16,20,22,24, ).
8-
Malignensi veya enfeksiyon varlığında cell saver kontraendikedir, fakat ANH
kontraendikasyon oluşturmaz ( 24).
9- Uygulaması kolaydır (22,23).
Hemodilüsyonun dezavantajları
1-Ek
monitorizasyon, ekipman ve personel gerektir (2,21,22)
2-Operasyon odasında fazla zaman harcamaya neden olur. Ortalama hemodilüsyon
süresi 2-4 ünite kan alındığı düşünülürse 60.6 dakikadır. 500 ml kan yaklaşık
11.9-17.8 dakikada çekilir (14,23).
ANH'ın
diğer kan koruma metodları ile kıyaslanması (4)
|
|
Allojenik |
Otolog donasyon |
Hemodilüsyon |
Cell
Saver |
|
Enfeksiyon |
+++
|
0 |
0 |
+ |
|
İmmuno-depresyon |
++++ |
0 |
0 |
0 |
|
Kontaminasyon |
0 |
0 |
0 |
+
|
|
Klinik hata |
+ |
+ |
0 |
0
|
|
Koagülasyon faktörlerinin yokluğu |
+++ |
+ |
0 |
++++ |
|
Maliyet |
+++ |
+++
veya fazla |
+ |
++
|
Hemodilüsyon ve sistemik hemodinami
Kardiyovasküler adaptasyon hemodilüsyonda iyi
tanımlanmıştır. Kardiyak debideki artış iki mekanizma ile açıklanır;
a-Kan
viskositesinin azalması: ANH’da venöz dönüş kan viskositesinin ve
hematokritin azalmasıyla artar, vasküler rezistans azalır. Hematokritin
düşmesiyle birlikte azalan transport kapasitesi kardiak debideki (CO) artışla
kompanse edilmeye çalışılır. CO’da miyokardial kontraktilitede herhangi bir
değişiklik olmaksızın artış gözlenir(19,46) .
CO’daki
artış birçok klinik çalışmada gösterilmiştir ve elde edilen sonuçlar
farklılıklar göstermektedir. CO artışı normovolemik hemodilüsyonun derecesi ile
ilişkilidir. Hemodilüsyonda vasküler rezistansın azalması ve kalbe olan venöz
dönüşün artması ile dolum basıncının artacağı beklenebilir, ancak hipovolemi
varlığında dolum basıncında değişiklik olmayacağı kesindir.
Anestezi
altındaki köpeklerde, CO artışı stroke volüm (SV) artışına, buna karşılık
şuuru açık köpeklerde HR (kalp atım hızı) artışına bağlanmıştır(47,48).
Anestezi altındaki insanlarda yapılan çalışmalarda ANH sırasında (Hct % 40-20)
CO artışının % 25- 35 olduğu bildirilmiştir, anestetize veya uyanık durumda SV
artışına bağlıdır, HR değişmeden kalabilmektedir (19,29,30). CO
artışı kişiye, uyanıklık durumuna, anesteziye ve uygulanan solüsyona göre
değişir. CO artışı non-oksijen taşıyan solüsyonların tipi ile az etkilenir (
dekstran, hidroksietilstarch, insan albumin, kristalloidler gibi). Bu
solüsyonlarla ANH’a cevap CO artışı ve organ kan akımının artmasıdır (19).
Stroke
volüm artışı anestezi altındaki köpeklerde çeşitli mekanizmalarla açıklanmıştır;
a-Kan
viskositesinin azalması sonucu, kalbe olan venöz dönüşün ve dolum basıncının
artması,
b-
Viskositenin azalması ve vazodilatasyon ile sol ventrikül boşalmasının
kolaylaşması,
c-
Kardiyak sempatik sinirlerin aktivasyonu ile miyokardial kontraktilitenin
artması.
CO artışında arteriyel oksijen içeriğinin
azalmasından daha çok viskositenin azalması rol oynamaktadır. Yine
hemodilüsyon sırasında hiperbarik oksijen ile ventile edilen köpeklerdeki CO
artışının, normal ventile edilenlerle aynı olduğu gösterilmiştir (49).
b-Sempatik stimülasyonun artması: Kan viskositesinin azalmasına ilave olarak CO
artışında ikinci bir mekanizmadır. Glick ve ark. (48) denerve
köpeklerde CO artışının önlendiğini göstermişlerdir. Ayrıca plazma norepinefrin
seviyesi CO artışı ile parelellik göstermektedir.
Hemodilüsyon ve oksijenizasyon
Hemoglobinin primer fonksiyonu vücut dokularına oksijen dağılımıdır. DO2
(Dokulara oksijen sunumu) kardiak output ve arteriyel oksijen içeriğine (CaO2)
bağlıdır.
DO2:
CO X CaO2
CaO2:
1.35 X Hb X % O2 sat. + 0.003 X PaO2
CaO2 yaklaşık olarak 200 ml/L ‘dir.
ANH, CaO2’nin
azalması ile sonuçlanır. Arteriyel oksijen içeriği düşmesine rağmen, sistemik
oksijen transportu çeşitli kompansatuar mekanizmalarla sürdürülür (2, 30,
46,47). Bu mekanizmalar;
-
Reolojik değişiklikler,
-Hemodiamik değişiklikler,
- Artan
oksijen ekstraksiyonu ve oksihemoglobin disosiasyon eğrisinin sağa şiftidir.
Kardiak
output artışına bağlı olarak, hemodilüsyon sırasında oksijen sunumu değişmeden
kalabilir veya artmış olabilir. CO’daki artış kompansatuar olarak yeterli
değilse, hematokritin azalması oksijen sunumunun düşmesine neden olabilir.
Arteriyel oksijen içeriğinin azalması ekstraksiyon oranının (ER) artışına da
neden olur. Hemodilüsyon sırasında ER yalnızca oksijen sunumuna bağlı değildir,
ayrıca oksijen tüketimi de etkilemektedir. Derin anestezi altında VO2
azalır ve düşük hematokrit seviyeleri daha iyi tolore edilir. Bundan dolayı
klinik pratikte hemodilüsyonun cerrahi ve anestezi sırasında postoperatif
dönemle kıyaslandığında daha iyi tolore edilebileceği söylenebilir.
Hemodilüsyon ve koroner fizyoloji
Hemodilüsyon sırasında miyokardial ve koroner kan akımının artmasıyla, normal
koroner sürkülasyon sürdürülür. Koroner kan akımının artması koroner
vazodilatasyon ve viskositenin azalmasıyla açıklanır. Babonlarda % 4,
domuzlarda %9 hematokrit seviyelerinde miyokardial kan akımının artmasıyla
normal koroner sirkülasyonun idame ettirildiği ve miyokardial oksijen
ekstraksiyon oranının değişmediği saptanmıştır (19) .
Koroner
arter hastalığı olan kişilerde regional miyokardial iskeminin olması dolayısıyla
hemodilüsyon uygulaması oldukça dikkat gerektirir. Abdominal aortik cerrahide
uygulanan ANH’ın aortik kross klempe sekonder hemodinamik yanıtları
hafiflettiği gözlenmiştir (29). Bu nedenle global ve regional olarak
miyokard fonksiyonunu geliştirmek için koroner arter hastalarında orta dereceli
hemodilüsyon faydalı olabilir.
Koroner
arter stenozunda progressif hemodilüsyonda CO’daki artış sınırlı olabilir.
Ayrıca kullanılan anestezi tekniği CO’daki cevabı etkileyebilir, bununla
birlikte bu etki minimaldir.
Orta
dereceli hemodilüsyon tek damar koroner hastalarında uygulanarak, homolog kan ve
kan ürünlerinin kullanımı minimale indirilebilir ve beraberinde iyi bir sol
ventrikül fonksiyonu elde edilebilir (19). Hemodilüsyon sırasında
gelişebilecek miyokardial iskemi minimal kan transfüzyonu ile engellenebilir.
Çok damarlı koroner arter hastalarında hemodilüsyon ile ilgili çalışmalar daha
azdır. Kişide bulunan konjestif kalp yetmezliği, kalp dışında diğer organ
sistemlerinin hastalığı hemodilüsyona olan toleransı etkilemektedir.
Hemodilüsyon ve bölgesel hemodinami
Oksijen
içeriği azalmasına rağmen, değişik organlarda metabolik ihtiyaç farklı
olduğundan bölgesel kan akımında çeşitli farklılıklar gözlenir(19).
SONUÇ
ANH,
hemoglobin seviyesi 12 gr/dl’nin üzerinde olan ve operasyon sırasında fazla kan
kaybının beklendiği hasta grubunda (> kan volümünün %20 ) homolog kan
kullanımını azaltmada etkin bir yöntem olarak sayılabilir. Hemodilüsyonla kan
viskositesi azalır , normovolemi sağlandığı için kardiyak debi, doku perfüzyonu
ve oksijen sunumu artar. Ancak ANH’ın etkin ve güvenli olabilmesi için hasta
seçiminde titizlik gösterilmesi, diğer otolog transfüzyon yöntemleri ve kan
koruma metodlarının da gözönüne alınması gerekir.
Kaynaklar
1- Schreiber GB, Busch MP, Kleinman SH,et al: The risk of transfusion
-transmitted viral infections. N Eng J Med 1996:334;1685-90.
2- Tremper KK: Tecniques and solutions to avoid homologous blood
transfusions. ASA Volume 22. Chapter 19 251-62.
3- Lichensitein A, Echhart WF, Swanson KJ,et al: Unplanned intraoperative
and postoperative hemodilution. Oxygen transport and consumption during severe
anemia. Anesth 1988. 69: 119-122.
4- Miller RD.Tecniques blood salvage. IARS Review Course Lectures.Anest
Analg suppl.1995:16-18.
5- Carlson JLl, Poses RM, Spence RK,et al. Severity of anemia and operative
mortality and morbidity. Lancet 1988. 1(8588); 727-9
6- Singbartl G,Becker M, Frankenberger C,et al: Intraoperative on-line ST
segment analysis with extreme normovolemic hemodilution . Anesth Analg 1992. 74:
S295.
7- Nelson AH, Fleicher LA, Rosenbahum SH: Relationship of postoperative
anemia and cardiac morbidity in high risk vascular patients in the intensive
care unit. Crit Care Med 1993. 21: 860-866.
8- Robertie PG, Gravlee GP: Safe limits of isovolemic hemodilution and
recommendations for erythrocyte transfusion. Int anesthesiol Clin 1990.28:
197-204.
9- Carlson JL: Morbidity risk assesment in the surgically anemic patient Am
J Surg 1995.170 no:6 Suppl 32S- 36S.
10- Cutler BS: Avoidance of homologous transfusion in aortic operations: The
role of the autotransfusion,hemodilution, and surgical tecnique. Surgery 1984:
95;717.
11- Williamson KR, Taswell HF. Indications for Intraoperative Blood Salvage.
J of Clinical Apheresis1990; 5: 100.
12- Ammus SS, lenes BA. Alternatives to Homologous Blood Transfusion. Plasma
Ther Trans Technol 1988;9: 231
13- Silberstein LE, Kruskall MS, Stehling LC,et al. Strategies for the Review
of Transfusion Practices. JAMA. 1989.262;1993.
14- Mielke LL, et al. Preoperative Acute Normovolemic Hemodilution in
Hydroxyethylstarch: An Alternative to Acute Normovolemic Hemodilution. Anesth
and Analg.1997;84: 26-30
15- Popovsky MA, Devine Pa, Taswell HF: Intraoperative Autologous
Transfusion. Mayo Clin Proc 1985: 60; 125.
16- Carlson, Katherine B,et al: Surgery without Transfusion The
Anesthesiologist’s Viewpoint, Limiting Homologous Exposure : Altenative
Strategies .1987. 87: 106.
17- Goodnough LT. Controversies in autologous bood procurement . Br J
Anesthesia 1998;81 (Suppl. 1): 67-72.
18- Messmer K: Hemodilution. Surg Clin North Am 1975. 55: 659-678.
19- Spahn DR, Leone BJ, Reves JG,et al: Cardiovascular and coronary
physiology of acute isovolemic hemodilution: a review of nonoxygen and
oxygen-cacrying solutions. Anest Analg 1994; 78: 1000.
20- Martin E,Hansen E ,Peter K: Acute Limited normovolemic Hemodilution:A
method for avoiding homologous transfusion. World J Surgery. 1987;11:53.
21- Stehling L, Zauder HL. Acute Normovolemic Hemodilution :a review.
Transfusion 1991;31:854-868.
22- Goodnough LT, et al. Acute Normovolemic Hemodilution Should replace the
postoperative donation of Autologous Blood as a Method of Autologous- Blood
Procurement.Transfusion 1998:38: 473-76.
23- Monk TG,et al. Acute Normovolemic Hemodilution is a cost-effective
alternative to preoperative autologous Blood donation by patients undergoing
radical retropubic prostatectomy. Transfusion 1995;35:559-65.
24- Stehling L, Zauder HL. Controversies in Transfusion Medicine
Perioperative hemodilution. Pro Transfusion 1994;34;265-68.
25- Hakerbern M, Dangel P: Normovolaemic, haemodilution and
intraoperative autotransfusion in children: Experience with 30 cases of spinal
fusion.Eur J Spediatr Surg 1991. 1:30-35.
26- Bormann BV, Weidler B, Boldt J: Acute normovolemic hemodilution in major
surgery. Chirurg 1986;57:457.
27- Faust RJ, Bukowski E, Furman EB: American Society of Anesthesiologists
Committe on Transfusion Medicine: Questions and Answers About Transfusion
Practices. Second Edition. 1992.
28-
British Commitee for Standards in Haematology Blood Transfusion Task Force;
Napier JAF, Bruce M, Chapman J,et al. Guidelines for autologous transfusion.
II. Perioperative haemodilution and cell salvage. Br J Anesthesia 1997;78:
768-71.
29-Catoire P, saada M, Liu N,et al. Effect of preoperative normovolemic
hemodilution on left ventricular segmental wall motion during abdominal aortic
surgery. Anest Analg1992; 75: 654-9.
30-Akman
H, Kocaoğlu Y, Arıboğan A, Oral U. Spinal füzyon olgularında akut normovolemik
hemodilüsyon .Türk Anest ve Rean. Cem Mec. 1996.24: 250-56.
31-Arıboğan A, Kocaoğlu Y, Balcıoğlu O, Koçak Z, Oral U.. Üro-intestinal
cerrahide akut normovolemik hemodilüsyon Türk Anest ve Rean. Cem Mec.
1996.24: 364-68.
32-
Schmied H et al: The Effect of Red-Cell Scavencing, hemodilution,and Active
Warming on Allogenic Blood Requirements in Patients Undergoing Hip or Knee
Arthroplasty. Anesth Analg 1998; 86: 387-91.
33-Goodnough LT, et al: Acute Preoperative
Hemodilution in Patients Undergoing Radical Prostatectomy: A Case Study
Analysis on Efficacy . Anesth Analg 1994;78: 932-37.
34- Grange CS,et al: The Use of
Acute Normovolemic Hemodilution in Parturients Undergoing Cesarean Section Am J
of Obstet and Gynecol.1998;178: 156-60.
35-Strand E. Evaluation of long-term outcome ans safety hemodilution therapy
in acute ischemic stroke. Stroke. 1992;23:657-62.
36-Ernst E, Matrai A, Kollar L. Placebo-controlled, double -blind study of
haemodilution in peripheral arterial disease. Lancet 1987;1: 1449-51.
37-Wiederholt M. Hemodilution in retinal hypoperfusion. Bibl Haematol 1981;1981:
185-91.
38-Klar
E, Mall G, Messmer K. Improvoment of impaired pancreatic microcirculation by
isovolemic hemodilution protects pancretic morphology in acute bilary
pancreatits. Surg Gynecol Obstet 1993; 176:144-50.
39-Gross JB: Estimating allowable blood loss.
Corrected for dilution. Anesthesiology 1983;58:277-80.
40-Moore
P et al: The Body Cell mass and Its Supporting Environment . Philadelphia, WB
.Saunders Company,1963.
41- Tremper KK. Transfusion controversies and management alternatives (113).
Annuel Refresher Course Lectures. 1997.
42-
Stump DC, Straus RE, Henriksen RA ,et al: Effect of hydroxyethylstrach on
blood coagulation particularly factor VIII. Transfusion 1985;25: 349-54.
43- Van
Woerkens EC, Trauborst A, van Lanschot JJ. Profound hemodilution: what is
the critical level of hemodilution at which oxygen delivery-dependent oxygen
consumption starts in an anestehetized human? Anest Analg 1992;75. 818-21.
44-
Kahraman S, Altunkaya H, Celebioglu B,et al. The effect of acute normovolemic
hemodilution on homologous blood requirements and total estimated red blood cell
volume lost. Acta Anaesthesiol Scand 1997; 41:614-7.
45-Lisander B, Jonsson R, Nordwall A. Combination of blood saving methods
decreases homologous blood requirements in scolisosis surgery. Anaesth Intensive
Care 1996; 24: 555-8.
46-Lacks
H, Pilon RN, Klovekorn WP, et al . Acute hemodilution : Its effect on
hemodynamic and oxygen transport in Anesthetized man. Ann Surgery 1974;180: 103.
47-Cain
SM. Oxygen delivery and uptake in dogs during anemic and hypoxic hypoxia. J appl
Physiol 1977;42: 228-34.
48-Glick
G, Plauth WH, Braunwald E. Role of the autonomic nervous system in the
circulatory response to acutely induced anemia in unanesthetized dogs. J Clin
Invest 1964.; 43: 2112-24.
49-Dedichen H, Race D, Schenk WG. Hemodilution and concomitant hyperbaric
oxygenation. J Thorac Cardiovasc Surg 1967; 53: 341-8.
Perioperatif hemodilüsyon ve Cell Saver (BJA)
Otolog transfüzyon yöntemlerinin tümünde
amaç allojenik kan transfüzyonundan kaçınmaktır. Hastanın kanını elde etmek güç
olabilir. Örnegin hasta az bulunan bir kan grubuna sahiptir veya multiple red
cell antikoru vardır, fakat sıklıkla transfüzyona bağlı enfeksiyöz veya
immunolojik risklerden kaçınmak için uygulanır.
Her hastanın kişisel özellikleri gözönüne alınarak hangi
otolog transfüzyon formundan yararlanabileceği tartışılmalıdır.
Akut
normovolemik hemodilüsyon operasyon öncesi anestezi indüksiyonundan önce veya
hemen sonra hastadan kan alınması, aynı anda kristalloid veya kolloid
solüsyonlarla (tek başına veya kombine) sirküle eden volümün sürdürülmesi
esasına dayanır. Hemodilüsyonun riskleri hedef hematokrit tayin edilerek
minimalize edilebilir. Aşırı hemodilüsyon (hedef hematokrit <%20) allojenik kan
transfüzyonunu azaltmada daha etkili olabilir, ancak riskleri daha yüksektir. Bu
prosedür uzman anestezist eşliğinde uygun monitorizasyon teknikleri kullanılarak
sağlıklı hastalarda uygulanmalıdır.
Preoperatif aferezis ile otolog plateletler, plazma proteinleri ve
eritrositlerin elde edilmesi gösterilmelidir, bu tekniklerin rutin kullanımda
yer alması henüz yeterince açık değildir. ANH diğer otolog tekniklerden faydalı
olabilir. Örneğin eritrosit kaybı hematoksitin azalmasına sekonder operasyon
sırasında düşük olur, kan viskositesinin azalmasına sekonder olarak doku
,oksijen sunumu artar. Koagülasyon faktörlerinin normal konsantrasyonda
bulunması ve fonksiyone trombositlerin bulunması bu prosedürün teorik
faydalarını oluşturur. Klinik faydası ile ilgili kanıt yoktur.ANH kararı vermek
anestezist ile cerrah arasındaki ilişkiye bağlıdır.
Hasta seçimi
Kan volümünün %20 den daha fazlasının kaybı düşünülüyorsa ANH
uygulanabilir. ANH preoperatif hb seviyesi 11gr/dl altında ise düşünülmemelidir.
Ateromatöz hastalıklar, özellikle sessiz iskemi, artan yaş riskleri de
beraberinde taşır. Özellikle 45 yaşın üzerinde altta yatabilecek iskemik kalp
hastalığı nedeniyle dikkatli değerlendirilmelidir.
Prosedür
ANH’n
faydalığı normovoleminin sürdürülmesine bağlıdır. Tüm hastalarda kan çekilirken
mutlaka volüm replasmanı uygulanmalıdır.Kan standart antikoagülan bulunan
torbalarda saklanmalıdır.
V= EBV X
(Ho-Hf/ Hav)
V=Çekilecek volüm
EBV=
Tahmini kan volümü
Ho=
Başlangıç hematokriti
Hf=
İstenilen hematokrit
Hav=
Ortalama hematokrit
Tüm
alınan kanın torbalarına alınan hastanın adı soyadı, doğum tarihi, kanın
alındığı tarih ve alınma zamanı, alınan ünite sayısı, çekilen kan miktarı
mutlaka yazılmalıdır.Torbanın üzerine yalnızca otolog transfüzyon için
kullanılır notu yazılmalıdır. Tüm kanlar oda ısısında saklanmalıdır. Allojenik
kan kullanılıyorsa mutlaka miktarı, sonuçları ve yan etkiler not edilmelidir.
Cell Saver
Cell
saver bir açık yara varlığında uygulanır. Bu tenik açık kalp cerrahisi, vasküler
cerrahi, total kalça protezi, spinal cerrahi, karaciğer transplantasyonu,
rüptüre ektopik gebelik ve bazı nörocerrahi girişimlerinde uygulanır. Bazı
Yahova şahitleri sürekli kapalı sistem aleti ile otolog transfüzyonu kabul
edebilirler. Operasyon sahasında bakteriyel kontaminasyon varsa cell saver
kullanılmaz. Malignant hastalıklar bir kontraendikasyon kabul edilebilir, ancak
son zamanlarda malignensinin yayılmasının minimal olduğu bildirilmektedir. Yağ
veya amiyotik sıvı içeren kanlar toplanmaz, çünkü dIC veya emboli riski vardır.
Kollagen,sellüloz, jelatin ve trombin, topikal antibiyotikler ve operasyon
sahasını yıkayıcı ajanlar aspire edilmemelidir.Tüm toplanan kan ve verilen
mikter not edilmeli, allojenik kan kullanıldığında miktarı ve yan etkiler not
edilmelidir.
|