Prof. Dr. Geylan Işık
FİZİKSEL PRENSİPLER
GAZ AKIMI VE REZİSTANS
Gaz akımı gazın basıncı, viskozitesi, entübasyon tüpünün çapı ve uzunluğu
ile ilişkilidir. 2 tip gaz akımı söz konusudur.
- Laminar Akım : Gaz akımı (gaz molekülleri) tüp kenarlarına paralel olarak
seyreder. Bu tip akımda lümenin ortasında yüksek hızda seyreden gaz tüp duvarında
en düşük (0) hızda seyreder.
- Türbulan akım : Gaz akımı hızı kritik bir hız derecesini aşarsa (çok
yüksek akım gibi) akım parabolik hız profilini kaybeder ve düzensiz olur. Bu tip
akıma türbulan akım denilir.
Kritik hız gazın viskozitesi, dansitesi ve tüpün yarıçapı ile orantılıdır.
Laminar akım tüp lümenindeki daralma, kıvrılma gibi nedenlerle türbulan akım haline
dönüşebilir. Türbulan akım mevcudiyetinde gaz akımını artırarak akımı
artırmaya çalışmak yanlış bir çabadır. Çünkü daha fazla bir rezistans
oluşumuna neden olur. Türbulan akım laminar akımdan çok daha fazla rezistansa neden
olur.
Klinik Önemi
Spontan solunumdaki bir hastada solunum rezistansının artması aynı gaz akımını
sağlayabilmek için solunum işinin artırılmasına veya hipoventilasyona (bunun
yapılamadığı durumda) neden olur. Enspiratuar rezistansın artması çeşitli
sonuçlar doğurur. Kardiorespiratuar hastalığı olan bir hastada solunum
rezistansının artması enspirasyon basıncının ve dakika ventilasyonun artmasına
neden olur.
Assiste ve kontrollü solunumun spontan solunumun yerini aldığı bugünkü modern
anestezide solunuma rezistans oluşturulması daha farklı yaklaşımların doğmasında
sağlamış ve eski önemini kaybetmiştir. Ne olursa olsun rezistansın hala önemli bir
faktör olduğu yoğun bakım ünitesinde bir trakeal tüple spontan solunum yapan
hastalar unutulmamalıdır. Bu hastalarda minimal bir solunum rezistansı için en kısa
uzunlukta ve en geniş tüp kullanılmalı ve konnektörler köşeli değil yuvarlak
kıvrımlı olmalıdır.
Trakeal stenoz, krup gibi hastalıklarda yoğunluğu havadan daha düşük olan He,
oksijenin taşınımını artırır. Bu hastalarda % 75 - 80 He + 02 karışımları
tercih edilmelidir.
KARBONDİOKSİT ELİMİNASYONU
Rebreathing (geri soluma) ile alveol havasının geri solunması ölü
boşluğun artmasına ve CO2'in birikimine neden olur.
Fizyolojik etkileri
1 - CO2 retansiyonu : Geri soluma sonucu PaCO2 artar. Uyanık sağlıklı kişiler bu
artışın yüksek değerlerini dakika ventilasyonunu artırarak kompanse edebilirler.
Ancak anestezi altındaki hasta geri solumanın çok küçük miktarını bile kompanse
edemez. Alveol havasındaki CO2 konsantrasyonunun artması oksijen alınımını ve
enspire edilen oksijen konsantrasyonunu düşürür.
2 - İnhalasyon ajanlarının alveoler konsantrasyonunu düşürür. Çünkü taze gaz + ekspire edilen gaz karışır ve enspirasyon havasındaki
taze gaz konsantrasyonu düşer. Sonuçta, anestezi endüksiyonu sırasında anestetiğin
alveol konsantrasyonu rebreating nedeniyle dilüe olacağı için azalır ve endüksiyon
uzar. Buna karşılık anestetiğin eliminasyonunu da yavaşlatır.
3 - Geri solumanın diğer bir etkisi de ısı ve su retansiyonudur. Taze gaz kuru ve
oda ısısında iken ekspire edilen gaz, su ile sature ve vücut ısısındadır. Tekrar
soluma ısı ve su retansiyonuna neden olur.
Karbondioksit absorbsiyonu
Bir baz tarafından CO2'in kimyasal olarak nötralize edilmesi ile sağlanır. Granül
büyüklüğü : Granüllerin büyüklüğü absorbsiyon kapasitesi ve gaz akımına
karşı rezistans oluşumu ile ilgilidir. Küçük granüller absorbsiyon aktivitesini
artırır. Çünkü total yüzey alanı artmıştır. Buna karşılık rezistansı
artırır. Ampirik olarak granüllerin optimal ölçüsünün 4 - 8 gözlü olması
gerektiği bulunmuştur.
Endikatör : Endikatör, zayıf bir asit veya baz olup rengi içerdiği H+ iyonu
konsantrasyonuna bağlıdır. Spesifik renk değişikliğinin oluşması absorbsiyon
aktivitesinin dolduğunu gösterir ve absorbanın değiştirilmesinin işaretidir. Eğer
değiştirilmez ise renk değişikliği tekrar geri döner. Minimal bir rejenerasyon
sonucu tekrar kullanılması halinde ise bu sefer çok çabuk renk değişikliği
gösterir.
En çok kullanılan endikatörler ve renkleri Fenolftalein - Pembe, Etilviyole - Mor,
Clayton sarısı - Sarı, Etil orange - Tabii rengi, Mimoza - Kırmızı - Renksiz.
Absorbsiyon Kapasitesi : Kullanılan absorbanların maksimum CO2 absorbsiyon kapasitesi
yaklaşık olarak 26 lt / l00 gr absorban dir.
Trikloretilen (Trilen) ile geçimsizlik : 1943 - 44 de iki düzine kranial sinir
zedelenmesi raporu (trilen anestezisini takiben oluşan) yayınlandı. Bunun sonucunda
triklor etilenin CO2 absorbanının (alkali ve ısı mevcudiyetinde) bulunduğu ortamda
nörotoksik olan fosgen ve diklor asetilene dekompoze olduğu saptandı. Bu gün bu
nedenle kullanımı tamamen yasaklandı.
Su İçeriği : Absorbana su eklenmesi optimal absorbsiyon için gerekli ve iyidir.
Ancak fazla miktarda su eklenmesi absorbsiyon için gerekli olan yüzey alanını
küçültürken çok az miktarda su eklenmesi de karbonik asit oluşumunu geciktirir.
Sodalime
Bu gün tüm dünyada en çok kullanılan absorbandır. % 95 Ca(OH)2, % 4 NaOH ve % 1
KOH den oluşur. Son ikisi aktivatör olarak eklenirler. Silikat eklenmesi ile
karışımın sertliği artırılır. Böylece alkali tozları minimale indirilir.
Tozların kanister dışına atılması sonucu solunum sistemine hatta akciğerlere kadar
ulaşması ile irritasyon ve bronkospazma neden olabilir. Sodalime daki reaksiyonlar ve
CO2 absorbsiyonu şu şekilde gelişir.
CO2 + H2O----H2 CO3
H2CO3 + 2 NaOH ----- Na2CO3 + H2O + ısı
2 KOH ---- K2CO3
Na2CO3 + Ca(OH)2 ---- CaCO3 + 2 NaOH
K2CO3 ---- 2 KOH
Çok az yavaş bir reaksiyonla da bir miktar CO2 direkt olarak Ca(OH)2'le reaksiyona
girerek CaCO3 oluşturur.
CO2 + Ca(OH)2 ---- H2O + CaCO3 + ısı.
Isı nötralizasyon ısısıdır, ortalama l3,7 kcal/1 mol CO2 absorbe edilir.
Wet Soda lime :
NaOH % 4
KOH % 1
Su % l4 - l9
Silis % O,2
Ca(OH)2 Balans.
Barolime
Daha az kullanılan bir absorbandır. % 80 Ca(OH)2 ve % 20 BaOH içerir. Silis
eklenmesine gerek yoktur. Çünkü Barolime BaOH 'e bağlı kristalize su içerir. Bu su
(nemlilik) absorbanın sıkı bir şekilde bağlanmasını sağlar. Sodalime 'dan en
önemli ayrılığı bu bağlı suyun oluşturduğu büyük stabilitedir. Kuru sodalime
'dan daha fazla absorban kapasiteye sahiptir. Optimal aktivitesi için % ll - l4 oranında
su içermelidir. Isı aynı sodalime 'daki gibi nötralizasyon ısısıdır.
VAPORİZASYON
Volatil genel anestezik ajanlar klinik uygulamada vaporize edilerek
(buharlaştırılarak) kullanılırlar. İdeal anestetik vaporizatör; taşıyıcı gaz
akımı, çevre ısısı ve basıncından etkilenmemelidir. Ayrıca ; Gaz akımına
düşük rezistans göstermeli, minimal servis gereksinimi gerektirmeli, hafif olmalı,
küçük miktarda ajanla fonksiyon görebilmeli ekonomik ve güvenlikli olmalıdır. 3 Tip
Vaporizatör vardır. 1) Flowover vaporizatör. 2) Habbecikli vaporizatör. 3) Her
ikisinin kombine edildiği tip.
Flowover Vaporizatörler
Flowover vaporizatörlerde anestetik sıvıdan geçen taşıyıcı gaz akımı (O2 veya
O2 + N2O), anestetik buharı vaporizatör dışına taşır. Vaporizasyon, taşıyıcı
gaz ve anestetik sıvı arasındaki kontakt alanının artırılması ile çoğaltılır.
İstenen klinik konsantrasyonunun sağlanabilmesi için taşıyıcı gaz akımına
bypasslar yaptırılır. Akım kontrolü bu şekilde sağlanır. Bu tip vaporizatörlerde
gaz akımındaki değişiklikler konsantrasyonda değişmeye neden olmaz. Verilen akımda
istenilen konsantrasyon sağlanır. Bu vaporizatörlerler aynı zamanda ısı kontrolünü
de sağlayarak ajanın çevre ısısından etkilenmesini önlerler.
Ajana özel kalibre edilmiş vaporizatörler (Flowover) : Bu günün modern
vaporizatörleridir. Bunlar hem ısı hem de akım kontrollü vaporizatörlerdir. Isı ve
akım değişikliklerini kompanse etme yeteneğine sahiptirler. İstenilen konsantrasyon
akım değişikliklerinden etkilenmez. Ancak yanlış bir anestetik ajanın konulması
yüksek konsantrasyona ve overdozaja neden olabilir. Dikkat edilmelidir. İkinci bir
dikkat edilecek nokta ise makinedeki birden fazla vaporizatörün aynı anda açık
tutulmalarıdır ki bu da önceden bilinemeyecek tehlikeli etkilerin ortaya çıkmasına
neden olabilir.
Habbecikli Vaporizatörler (Bubble through Vaporizers)
Çok küçük habbecikler oluşturularak vaporizasyon için yüzey alanının
artırılması esasına dayanır. Habbecikler halindeki gaz, anestetik sıvı ile temas
edince anestetik buhar ile satüre olur. Taşıyıcı gaz olarak O2 kullanılır (O2
through Halox). Bu tip vaporizatörler ısı kontrollüdürler ve ısı değişikliklerini
çok iyi kompanse etme yeteneğindendirler. Buna rağmen yine de klinik kullanımda daha
az tercih edilirler. Çünkü kalibre edilemezler, klinikte pratik olarak hemen
öğrenilirler (Örn; l00 ml O2, kopper kettle da 20 C de % 1 konsantrasyonda etrane
taşır gibi).Yine de bu vaporizatörler tüm volatil ajanlarla ve tüm gaz akımlarında
düşük gaz akımı ve kapak sistem dahil olmak üzere kullanılır.
Kopper kettle Vaporizatör : Habbecikli vaporizatörlerin prototipidir. Yüksek bir
ısı kapasitesi ve ısı stabilitesi vardır. Ancak eğer uzun süre yüksek taşıyıcı
gaz akımı kullanılacak olursa bu yeteneği bozulur ve anestetik gazın ısısı
düşer. Bütün anestetik sıvılarla uygun akım hızında kullanılabilir.
Vernitrol : Bronzdan yapılmıştır. Bunun da yüksek bir ısı kapasitesi ve
stabilitesi vardır.
Flowover + habbecikli vaporizatörler
Boyle'un cam şişeleridir. Isı ve akım kontrolu yoktur. Çevre ısısı ve akım
şiddetine göre konsantrasyon devamlı ayarlanmalıdır.
Açık damla uygulaması: l847 'de Simpson chloroformu eldivesinin üstünden hastanın
ağız ve burnuna uygulamış. Daha sonra Schimmelbuch maskesi ile eter uygulaması
yapılmıştır.
Dezavantajları :
- Verilen konsatrasyonun bilinememesi ve kontrol güçlüğü
- Maskenin buharlaşmanın etkisi ile aşırı derecede soğuması
EMO İnhalatör: Portable açık damla uygulama yöntemi olup daha kontrol edilebilir
bir metoddur. Epstein - Macintosh - Oxford (EMO), hastane dışı şartlarında kullanmak
için geliştirilmiştir. Asiste ve kontrollü solunuma uygundur.
Dezavantajı : Buharlaşma anestetik sıvının ısısını değiştirir ve bu ısı
değişikliğinin kompanse edilemez.
Ohio No 8 Şişesi : Nadiren kullanılır, eski anestezi makinalarında bulunur.
Dezavantajı : Isı kompansasyonu yoktur. Konsantrasyon bilinemez kullanım sırasında
beklenmedik oranlarda değişiklikler gösterebilir. Isı değişiklikleri (çevre ve cam
şişenin) ve gaz akımı ile konsantrasyon değişir.
HUMİDİFASYON = NEMLENDİRME
Bir gaza su buharı eklenmesidir. Nemlendirme özel bir klinik öneme sahiptir.
Çünkü kuru anestetik gazları soluyan bir hastada bazı yan etkiler ortaya çıkar
örn; Isı kaybı gibi. Üst solunum yolunun (burundan - akciğerlere kadar) önemli
fonksiyonları ; ısıtma, nemlendirme ve filtrasyondur. Hava karinaya ulaşmadan önce
vücut ısısına yaklaşmış ve su buharı satürasyonu yükselmiş olur. İnhalasyon
anestezisi bu şartları bir trakeal tüp mevcudiyetinde oluşturacağı bypass ile
önler. Önemli bir problem de anestetik gazların su buharından tamamen arınmış
olmasıdır. Çünkü su basınç ayarlayıcı valvlerde donar. Bu nedenle anestetik
gazlar genellikle oda ısısındadır. Hatta gaz makineye bağlı silindirlerden geliyor
ise ısı daha da düşüktür. Bir kaç saat süresince kuru gazların solunması :
Silier epitelde hasara neden olur. Bunun sonucu sekresyonda koyulaşma, kabuklanma
(krutlar) ve endotrakeal tüpte obstrüksiyon oluşur. Daha önemli bir klinik durum ise
su ve ısı kaybıdır. Çünkü mukoza solunum havasına su ve ısı sağlayarak kuru ve
soğuk havanın vücut ısısına yükselmesini ve akciğerlerde su ile tam satüre
olmasını sağlar. Bu durum sıvı ve ısı kaybının, gazın nem ve ısı içeriğinin
ne kadar önemli olduğunu ortaya koyar. Kuru gazların inhalasyonuna daha uzun süre
devam edilmesi pulmoner şantı artırır, kompliansı düşürür ve postoperatif
akciğer komplikasyonlarının da artmasına neden olur. Anestetik gazların nem oranını
artırmak için en basit yöntem solunum sistemindeki tüp ve boruların lümeninin
ıslatılmasıdır. Bunun sonucu gaz ort 22 mg / lt su içerir. Bunun dışında, yapay
burun (rutubet değiştiricisi) adı verilen bir cihaz trakeal tüpün proksimaline
yerleştirilebilir . Ekspire edilen solunum havası bu soğuk cihazdan geçerken suyu ve
ısısını bırakır enspire edilen gaz ise buradan geçerken hem bu su ile satüre olur
hem de bir miktar ısınarak geçer. Bu araçla solunum rezistansı ve ölü mesafe
artabilir. Özellikle infant ve küçük çocuklarda daha fazla kullanım imkanı
bulmuştur. İnspire edilen gazda yüksek oranda nem bulunması veya yüksek oranda su
buharı katılması inspire edilen gazda süpersatürasyona neden olur. Bu durum bazı
potansiyel komplikasyonların oluşmasına neden olur. 1 - Bakteriyel kontaminasyon sonucu
oluşan nazokomial enfeksiyonlar (özellikle mekanik ventilatörlerin kullanılması ile
oluşur). 2 - Su entoksikasyonu ve solunum rezistansında artma, 3 - Özellikle
infantlarda hipertermi ve trakeal yanıklar (yüksek ısıdaki gazların enspirasyonu
sonucu gelişebilir).
SOLUNUM SİSTEMLERİ
Bu sistemler şu özelliklerin olup olmamasına göre sınıflandırılırlar :
- Rezervuar balonunun bulunması,
- Ekspire edilen gazların tekrar solunması (rebreathing),
- CO2 absorbanı ve tek yönlü valvlerin varlığı.
| Sistem |
Reservuar balonu |
Rebreating |
CO2 absorbanı |
Taze gaz akımı |
| AÇIK SİSTEMLER |
|
|
|
|
| İnsüflasyon |
- |
- |
- |
Bilinmez |
| Açık damla |
- |
- |
- |
Bilinmez |
| YARI AÇIK SİSTEMLER |
|
|
|
|
| Nonrebreathing valv |
+ |
- |
- |
Yüksek |
| Mapleson A,B,C,D |
+ |
Uygun ve yüksek oranda verilirse - |
- |
Yüksek |
| Bain |
+ |
Uygun ve yüksek oranda verilirse - |
- |
Yüksek |
| Mapleson E |
- |
Uygun ve yüksek oranda verilirse - |
|
Yüksek |
| Jackson-Rees |
+ |
Uygun ve yüksek oranda verilirse - |
|
Yüksek |
| YARI KAPALI SİSTEM |
|
|
|
|
|
Circle sistem
|
+ |
Parsiyel geri soluma |
+ |
Orta |
| KAPALI SİSTEM |
+ |
Total geri soluma |
+ |
Düşük |
Tek yönlü valvler açık sistemlerde yoktur.
Yarı açık sistemlerde : Yalnızca enspiratuar tek yönlü valv vardır, rebreating
yoktur.
Yarı kapalı ve kapalı sistemde : Hem enspiratuar hemde ekspiratuar valv vardır.
AÇIK SİSTEMLER
Reservaur balonunun olmaması ve ekspire edilen gazların geri solunmaması ile en
basit, en ucuz sistemlerdir. Hastanın hava yolu ile fiziksel bir bağlantı olmaması
nedeniyle açık sistemlerde solunuma rezistans oluşmaz. Ancak kullanımlarını
sınırlandıran bazı önemli faktörler mevcuttur.
Dezavantajları
- Hava yolu ile fiziksel bağlantının olmaması büyük miktarda anesteziğin
operasyon odasına yayılmasına neden olur.
- Nem kaybı (solunum yolundan su kaybı)
- Kontrollü solunumun olanaksızlığı.
- Yanıcı bir anesteziğin kullanılması halinde patlama riskinin artması.
- En önemli dezavantaj ise unstabil anestezi seviyesidir.
Tidal volümün artması ile enspire edilen anestetik konsantrasyonunun oda havası ile
artan dilüsyonu anestezi seviyesinin çok daha yüzeyel olmasına neden olur. Bunun
tersine tidal volümün azalması ile anestezik konsantrasyonunun oda havası ile daha az
dilüsyonu ve konsantrasyondaki artma sonucu daha derin bir anestezi seviyesi oluşur.
Böylece yüzeyel anestezi daha yüzeyel, derin anestezi ise daha derin bir seviye
oluşturur.
I) İnsüflasyon yöntemi
Anestetiğin, anestezi makinasından direkt olarak bir hortum veya maske yoluyla
hastanın yüzüne verilmesidir. Bu teknik özellikle çocukların endüksiyonunda,
laringoskopi ve bronkoskopide kullanışlıdır.
2) Açık damla uygulaması
Bu teknikte orta derecede potent olan bir inhalasyon ajanı (dietileter, halothan gibi)
yüksek buhar basıncında, Schimmelbusch maskesi ile uygulanabilir.
Dezavantajları
- CO2 eliminasyonu yetersizdir. Ekspire edilen havadaki su buharı
maskede donar ve maskenin ısısı düşer. CO2'in oda havasını dilüe etmesi ve maske
içindeki birikimi sonuçta hipoksiye neden olur.
- Patlama riski
- Dilüsyon sonucu
enspire edilen anestetik konsantrasyonda düşme
- Isı ve nem kaybı yanında çok kuru
ve soğuk gaz inhalasyonu önemli dezavantajlarıdır.
Bu nedenlerle çok nadiren
uygulanabilir. Portable ve hastahane dışı şartlarda kullanılabilir.
YARI AÇIK SİSTEMLER
NONREBREATİNG VALVLİ SİSTEM
Açık ve yarı açık sistemlerin ikisi de rebreating'e izin vermezler. Nonrebreathing
valvin eklenmesi ile taze gaz direkt olarak hastaya giderken ekspire edilen gaz sistem
dışına verilir. Düşük taze gaz akımı kullanılabilir, genellikle hastanın
ventilasyonuna eşit düşüklükte gaz akımı verilir.
Avantajı
Enspire edilen gazın sistemden verilene yakın olmasıdır. Böylece enspire edilen
gaz konsantrasyonu çabucak değiştirilebilir. Ayrıca reservuar balonunun olması da
asiste ve kontrollü solunumu mümkün kılar.
Dezavantajları
Esas olarak nonrebreathing valvle ilgilidir.
- Solunuma rezistans oluşturması. Özellikle infantlarda daha yüksek akım
kullanılmasını gerektirir ki bu da rezistansı daha da artırır.
- Ekspire edilen solunum havasındaki nem valvde yapışmaya neden olur.
- Dakika ventilasyonunun taze gaz akımını aşması halinde solunum obstrüksiyonu
oluşturur. Steen valvi dolaşan gazın girişine izin vererek bu durumun oluşumunu
önler. Sıklıkla kullanılan valvler Fink, Stephan, Ruben, Slater valvleridir.
VALVSİZ YARI AÇIK SİSTEMLER
a) Mapleson A
Özellikle spontan solunumda CO2 eliminasyonunu etkin bir şekilde sağlar. Bu sistemde
taze gaz akımı hastanın alveoler ventilasyonuna (dakika volümüne) eşit olana kadar
düşmedikçe geri soluma olmaz.
Klinik uygulamada taze gaz akımı hastanın dakika ventilasyonuna eşit veya daha
yüksek olmalıdır. Böylece taze gaz akımı ekspire edilen CO2'in ekspirasyon valvinden
dışarı atılmasını sağlar. İnspirasyon sırasında: Hasta taze gazı hem makineden
hemde rezervuar balonundan alır ve balon kollabe olur. Ekspirasyonun başlaması ile
ölü mesafe gazı ve alveoler gaz tüm sistemi doldurur. Reservuar kesesi ekspire edilen
gaz + taze gaz akımı ile dolar ve sistem içindeki basınç yükselir. Ekspirasyonun
sonunda basınç, ekspirasyon valvini açabilecek kadar artmıştır. Böylece valv
açılarak alveoler gaz dışarı atılır. Eğer taze gaz akımı yeterli yükseklikte
ise ölü mesafe gazı da dışarı atılır.
Bu sistem asiste ve kontrollü ventilasyonda daha az etkindir. Bunun nedeni: balonun
sıkılması, ekspirasyon valvinin kısılması veya kapatılması ile gazın ekspirasyon
yerine enspirasyonda sistem dışına atılmasıdır. Böylece ekspirasyon sırasında
ekspire edilen gaz ve bir miktar taze gaz ekspirasyon uzantısında birleşir ve
enspirasyonda hastaya gider. Bu sırada sistemdeki basınç henüz ekspirasyon valvini
açabilecek bir kuvvet de oluşturmamıştır. Sonuçta Rebreathing = Geri soluma oluşur.
Bu sistemde asiste ve kontrollü solunum sırasında rebreathing'e engel olmak
yalnızca taze gaz akımının yüksekliğine değil aynı zamanda tidal volüm, solunum
hızı, enspirasyon sırasında sistemdeki basınç artış hızına da bağlıdır. Tüm
bu nedenlerle ve taze gaz akımı ihtiyacının kolaylıkla belirlenememesi ile bu sistem
sadece spontan ventilasyonda kullanılır.
b) Mapleson B
Taze gaz girişi ekspiratuar uzantının sonunda ve ekspirasyon valvinin distalindedir.
Spontan ventilasyonda Mapleson A sistemi kadar etkin değildir. Tüm ventilasyon
şekillerinde kullanılabilir.
Reservuar kesesinde; taze gaz, alveol gazı ve ölü mesafe gazı hepsi birarada
karışık olarak bulunurlar. Balon gazla dolduğunda sistem içindeki basınç süratle
yükselerek ekspirasyon valvinin açılmasına neden olur. İnspirasyonda sistemdeki
basıncın düşmesiyle ekspirasyon valvi kapanır ve hasta ekspirasyon uzantısındaki
taze gazı enspire eder. Taze gaz akım hızı enspire edilen karışımın içeriğini
tayin eder.
Yüksek akımda: büyük miktarda taze gaz + minimal alveolar gaz Düşük akımda ise:
minimal taze gaz + büyük miktar alveoler gaz inspire edilir. Bu nedenle geri solumayı
minimale indirmek için taze gaz akımı dakika ventilasyonun en az 2 katı olmalıdır.
c) Mapleson C
B sisteminin aynı olmakla birlikte tek farkı ekspiratuar uzantı B den daha
kısadır. Bu sistemde enspire edilen gaz B sisteminden daha fazla alveoler gaz içerir.
Geri solumadan korunmak içinde taze gaz akımının dakika ventilasyonunun en az 2 katı
olması gereklidir. Her türlü ventilasyonda kullanılabilir.
d) Mapleson D
En fazla kullanılan sistemdir. Bu sistemle asiste ve kontrollü solunumda CO2
eliminasyonu spontan solunumdan çok daha etkin olarak sağlanır.
Mapleson D sisteminde taze gaz akımı dakika volümünün 2 katı olarak verildiğinde
asiste ve kontrollü solunum sırasında : balonun sıkılması ile alveoler ve ölü
mesafe gazı ekspirasyon valvinden dışarı atılır. Spontan solunum sırasında ise:
taze gaz ve alveoler gaz ekspirasyon süresince ekspiratuar uzantıda toplanır. Balonun
dolması ile sistem içindeki basıncın artar, ekspirasyon valvi açılır ve
karışımın bir kısmı dışarı atılır. İnspirasyonda: hasta taze gaz + ve
ekspiratuar uzantıdaki gazdan inhalasyon yapar. Daha sonra taze gaz veya taze gaz +
alveoler gaz karışımı, ekspiratuar duraklama süresi ve hastanın tidal volümüne
bağlı olarak inhale edilir. Kısa bir ekspiratuar duraklama daha fazla taze gaz
akımına izin vermezken, çok fazla tidal volüm de ekspire edilen CO2'in ekspiratuar
uzantıdan inhalasyonuna neden olur.
e) Bain
Mapleson D sisteminin bir modifikasyonudur. Taze gaz akımı ince bir tüp ile
ekspiratuar uzantının içinden geçirilerek verilir.
Avantajları
- Ekspire edilen gazların cevrelediği bu tüpten geçen taze gaz akımının
ısıtılması ve
- Ekspiratuar uzantı sonundaki parsiyel geri soluma sonucu nemlendirmedeki
artmadır. Dezavantajları Disposabledır.
Sterilizasyonu zordur. Hipertermiye sekonder CO2 oluşumunda artma, Alet ölü mesafesi
ve fizyolojik ölü mesafede artma, Yüksek akım hızında taze gaz uygulaması halinde
respiratuar rezistansda artma, Diskonektion, miskonektion, king gibi ince tüpteki
anlaşılamayan durumlar sonucu ciddi hiperkarbi oluşumu önemli sakıncalarıdır.
f) Mapleson E (Ayre's T parçası ve modifikasyonları)
Bu sistem Ayre's T parçasına bir ekspiratuar uzantının eklenmesi ile oluşur.
Spontan solunumda; ekspirasyon sırasında hem ekspire edilen gaz hemde taze gaz akımı
ekspiratuar uzantıda toplanır. Enspirasyon sırasında taze gaz akımı ve ekspiratuar
uzantının volümüne bağlı olarak değişik oranlarda taze gaz ve ekspire edilen gaz
inhale edilir.
Bu sistemde geri solumadan korunmak için taze gaz akımı dakika ventilasyonunun en az
2 katı olmalıdır. Reservuar balonu olmadığı için solunum ekspiratuar uzantıda
oluşturulan intermitant oklüzyonla kontrol edilir. Asiste ve kontrollü ventilasyon
Ayre's T parçasının modifikasyonu olan ve ekspiratuar uzantının sonuna üzerinde bir
kaçak deliği bulunan rezervuar balonunun eklendiği Jackson - Rees sistemi ile
sağlanabilir.
T parçalı sistem minimal ölü boşluk ve solunum rezistansı oluşturur ve maske ya
da trakeal tüp ile kullanılabilir. Fakat yüksek volümde anestetik kullanımına neden
olur.
ÖZET
YARI AÇIK SİSTEMLER
Mapleson sistemleri ile en etkin ventilasyon ve CO2 eliminasyonu,
Spontan solunumda :
- A
- D > C > B,
Kontrollü solunumda ise;
- D
- B > C > A ile sağlanır.
Avantajları
Basit olmaları, hafif olmaları, temizlenmelerinin kolay olması, düşük solunum
rezistansı oluşturmalarıdır.
Dezavantajları
Yüksek akım hızına gerek göstermeleri Isı ve nem kaybının fazla olması
Operasyon odasına fazla miktarda anestezik karışmasıdır. Bain sistemi bu
dezavantajların çoğunu ortadan kaldırırsa da yeni bazı dezavantajların oluşumuna
neden olur.
YARI KAPALI SİSTEMLER
Adultlar ve büyük çocuklarda en fazla kullanılan solunum sistemidir. Bu sistem bir
reservuar balonu ve ekspire edilen gazların parsiyel geri solunumunu sağlar. Bu
sistemdeki parsiyel rebreathing CO2 absorberının kullanılması ile kabul edilebilir.
Ayrıca taze gaz akımı hastanın dakika ventilasyonundan bile düşük olabileceği gibi
operasyon odasına anestezik atılımı da azalır.
Komponentleri
1) Rebreating artışından korunmak için sisteme 2 tane tek yönlü valv
yerleştirilmiştir. Böylece gaz akımı yalnızca bir yöne doğru olup her zaman CO2
absorberından geçecek yöndedir.
2 - Dolaşan gazlar geniş çaplı borulardan geçer, böylece solunuma çok az bir
rezistans oluşur. CO2 absorberı tamamen dolsa bile kanister geniş yüzeyi nedeniyle
solunuma çok az bir rezistans ekler.
3 - Ekspirasyon valvi fazla gazın kaçışına izin verir. CO2 geri solunumundan
korunma Circle sistemde ekspire edilen CO2'in geri solunumundan korunmak için 3 şart
vardır.
- 1) Tek yönlü valv devrenin (circuit) hem enspiratuar hemde ekspiratuar uzantısında
hasta ile balon arasında olmalıdır.
- 2) Devreye taze gaz girişi ekspiratuar valv ile hasta arasında olmamalıdır.
- 3) Ekspiratuar valv hasta ile enspiratuar valv arasına yerleştirilmemelidir. Hem
spontan hemde kontrollü solunumda en etkin sistem ekspiratuar valvin ekspiratuar
uzantıda hastaya yakın olması ile sağlanır. Ekspiratuar valvin uzantının distalinde
olması durumunda dolaşıma taze gaz girişi absorber ve enspiratuar valv arasında
olmalı ve rezervuar balonu da absorber ve ekspiratuar valv arasına yerleştirilmelidir.
Tek yönlü valvin ve ekspiratuar valvin hastanın yakınında yerleştirilmesi pratik
değildir, kullanımı zorlaştırır. Daha pratik ve kullanışlı olan cırcle sistem
daha az etkin olmakla birlikte daha fazla kullanılır. Ekspiratuar valvin ekspiratuar
uzantının distalinde olması (sistemi daha az etkin hale getirmekle beraber) hastadan
gelen alveoler gaz ile ölü boşluktaki gazın karışımına neden olur. Böylece
ekspiratuar valv açıldığında ölü boşluktaki gaz alveoler gaz ile birlikte
dışarı atılır.
Vaporizatörün lokalizasyonu
Vaporizatör ya sistem dışında yada sistem içinde yerleştirilebilir.
Sistem dışı yerleştirmede, anestezi makinesi flowmetresinden gelen inflow (gaz
girişi) direkt olarak vaporizatöre gelir. Vaporizatörde buharlaştırılan volatil
anestetik konsantrasyonu sadece vaporizatörün karakteristiğine ve özelliğine
bağlıdır. Devredeki (Circle sistemdeki) anestetik konsantrasyonu, anestetiğin
alınımı (uptake) ile değişir. Böylece endüksiyon sırasında ventilasyonda ve
alınımda artma olduğunda taze gaz akım içindeki anestezik, devredeki gaz içinde
dilüe olur ve sonuçta enspire edilen konsantrasyon vaporizatörün verdiğinden daha az
olur. Uptake'in azaltılması ile enspire edilen konsantrasyon vaporizatör tarafından
verilene eşit bir değere yükselir.
Klinikte, enspire edilen konsantrasyonun dilüsyonu taze gaz akımının artırılması
ve vaporizatörün ayarlanması ile önlenir. Bu tip yerleştirmede inspire edilen
konsantrasyon hiç bir zaman vaporizatörün verdiğinden daha fazla olamaz.
Sistem İçine Yerleştirme (Ohio No 8 battle V.) : Bu durumda vaporizatöre giren gaz
karışımı anestezi makinesinden gelen taze gaz ve ekspire edilen anestetik
karışımından oluşur. Anestetiğin konsantrasyonu vaporizatöre giren gaz karışımı
tarafından değiştirilir. Vaporizatörün verdiği volatil ajan konsantrasyonu taze gaz
akımı ve hastanın dakika ventilasyonuna göre değişir. Düşük taze gaz akımı,
vaporizatörden daha fazla resirkülasyona neden olur ve devredeki konsantrasyon artar.
Böylece kontrollü solunum sırasında dolanımdaki anestetik konsantrasyonun tehlikeli
seviyeye ulaşması çok kolay olur. Sistem içine yerleştirilen vaporizatör spontan
ventilasyon sırasında daha az tehlikelidir. Çünkü enspire edilen konsantrasyondaki
artma sonucu hastada ortaya çıkan solunum depresyonu ve anestezi derinliği farkedilince
konsantrasyon düşünülür. Taze gaz akımının artırılması ile inspire edilen
konsantrasyon düşer. Çünkü yüksek taze gaz akımı dolanımdaki gazları dilüe
eder. Yüksek gaz akımı uygulamalarında dolanım nonrebreathing sistem gibi fonksiyon
görür. Circle sistemin avantajları rebreathingin varlığı ile ilişkilidir.
Avantajları
Anestetik gazların konsantrasyonunda bir kararlılık vardır. Nem ve ısının
korunması söz konusudur. Operasyon odasında anestetik karışımı azdır. Patlama,
yangın riski daha azdır.
Dezavantajları
Solunuma rezistansı artırır. (valvlerde nem gibi) Temizlenmesi zordur. Komplike
olması nedeniyle kullanım hatası olabilir. İnspire edilen konsantrasyon gaz akımı
artırılmadan değiştirilebilir. Düşük akım uygulamalarında (l,2 lt'nin altında)
O2 analizörü gereklidir.
KAPALI SİSTEMLER
Yarı kapalı sistemdeki taze gaz akımı düşürülür ve ekspiratuar valv
kapatılırsa kapalı sistem oluşturulur. Bu sistemde O2 akımı hastanın metabolik
oksijen gereksinimini karşılayacak ve anestetik ajanların alınımı sağlayacak
seviyede olmalıdır.
a) To - Fro (m) sistemi = Water's kanisteri
Mapleson C sistemine benzer, CO2 absorberı
taze gaz girişinin distalinde bulunur. Hasta ile taze gaz girişi arasında valv yoktur.
Avantajları
Solunuma çok az bir rezistans oluşturur. Optimal nem ve ısı sağlar. Özellikle
absorbanın hastaya çok yakın olması bu avantajı sağlamaktadır.
Dezavantajları
- Kanisterin çok ısınması hastada hipertermiye neden olabilir.
- Kanisterin hastaya çok yakın olmasının doğurduğu ikinci bir mahsur da
özellikle asiste veya kontrollü solunumda sodalime partiküllerinin (Kostik etkilidir)
inhalasyonudur.
- Hastaya yakınlığın oluşturduğu üçüncü bir mahsur ise sodalime'ın çok
çabuk tükenmesi ve progressif olarak aygıt ölü mesafesinin artmasına neden
olmasıdır. Bu durum rebreating ile sonuçlanır. Geri solumayı minimale indirmek için
absorberın periyodik olarak değiştirilmesi gereklidir. Alternatif olarak taze gaz akım
hızının artırılması ve ekspiratuar valvin açılması yoluna gidilebilir, fakat bu
seferde kapalı sistemin avantajları yok edilmiş olur (taze gazdan ekonomi, nem ve
ısının korunması gibi). Taze absorbanla bile yeterli etkiyi sağlamaktan uzaktır.
Çünkü hastayı son terkeden alveoler gaz ilk enspire edilen gaz olur. Özellikle
pulmoner enfeksiyonu olan vakalarda siklopropanla uygulanması popülerdir. İndüksiyonda
yarı kapalı sistem şeklinde kullanılarak hastanın denitrojenasyonu sağlanır.
Anestetik ajan intermitant olarak kapatılarak kullanılır.
b) Kapalı circle sistem
500 - 600 ml/dk gibi çok düşük akım hızları ile
uygulanabilir. Düşük akım uygulanan kapalı sistemde özellikle endüksiyon
sırasında enspire edilen O2 konsantrasyonunun tayin edilememesi en önemli problemdir.
Enspire edilen konsantrasyonda endüksiyon sırasında çok büyük değişiklikler
oluşur. Büyük volümde azot akciğerler içine ekspire edilmiştir, anestetik
alınımı maksimaldir. Bu durumda verilen O2 alveol içinde büyük oranda dilüe olur.
Özellikle büyük volümde (N2O gibi) bir başka ajanın kullanılması halinde enspire
edilen O2 konsantrasyonuna güvenilemez. Bu nedenle ya enspiratuar uzantıda ya da daha
iyisi her iki uzantıda oksijen analizatörü yerleştirilmelidir.
Anestezi Uygulaması
Buradaki problem volatil inhalasyon ajanın güvenlikli olarak nasıl
uygulanacağıdır. Endüksiyon ya yarı kapalı sistemle ya da doğrudan kapalı sistemle
sağlanabilir.
1 - Yarı kapalı sistemle başlamak : Yarı kapalı sistemle yüksek akımda (3 ml/dk
daha fazla bir akımla) endüksiyona başlanır, denintrojenasyon sağlandıktan sonra
(ort l5 dk) kapalı sisteme dönülür. Bundan sonra analizörle O2 ve N2O
konsantrasyonları ayarlanlanarak (FIO2 = 0,3-0,4 lt) uygulanır. Bundan sonraki dikkat
aşaması reservuar balonudur. Sistemde kaçak olup olmadığı, balonun dolması ve
sıkılması ile anlaşılır. Potent inhalasyon ajanı endüksiyondan sonra eklenir.
Anestetiğin eliminasyonu ise yarı kapalı sistem veya kapalı sistem içinde bir filtre
yerleştirilmesi ile sağlanır.
2 - Kapalı sistem ile başlamak : Önce maske ile yüksek akım hızında (l0 lt/dk)
02 uygulanarak (Preoksijenasyon) denitrogenasyon sağlanır. Bundan sonra 02 + N20 ve
volatil ajan endüksiyonda yarı açık sistemdeki gibi uygulanır. Her 1 - 3 saatte bir,
sistem yarı kapalı sisteme dönüştürülerek biriken metabolitlerin ve nitrojenin
atılımı sağlanmalıdır. Diğer tüm yaklaşımlar aynıdır. Volatil ajan dozunun
ölçülmesi Uygulamanın devamında anestetik gereksinimi ve seviyesinde giderek bir
azalma ile karakterizedir. Gaz akımı Oksijen ihtiyacı 10 lt / dk. C02 üretimi 8 lt /
dk. Su ihtiyacı 5 ml / dk. göz önüne alınarak uygulanır.
Avantajları
Kapalı sistem yarı kapalı cırcle sistemin avantajları yanında,
- Isının korunmasını ve Nemlendirmede artış sağlar.
- Anestetiklerde çok büyük ekonomi sağlar.
- Oda havasına anestetik karışımı minimale iner.
Kapalı sistem respiratuar nem ve ısının diğer sistemlere göre en iyi korunduğu
sistemdir. Fakat CO2 absorbanının tüketimini çok hızlandırır. Güvenilir ve
emniyetli bir uygulama için inhalasyon ajanlarının uptake ve dağılımının çok iyi
bilinmesi, iyi bir monitörizasyon, iyi bir eğitim ve çok daha fazla dikkat gerektirir.
Solunum sistemleri ve Nozokomial enfeksiyon
Anestetik sisteminin (borular, valvler vs.) bakteriyel kontaminasyonu sonucu
postoperatif akciğer komplikasyonları oluşur. Bu nedenle özellikle AİDS, Tbc, Hepatit
ve immün supresif (transplant) hastalarda disposabl sistemlerin kullanılmaları
bunların sağlanamadığı durumlarda ise sistemin uygun maddelerle temizlenmesi
şarttır. Disposable sistemler, bakteriyel filtreler ve temiz sistemlerle postoperatif
enfeksiyon oranının son derece düşük olduğu gösterilmiştir.
Anestezi Ventilatörleri
Anestezi sistemlerinin önemli bir parçası olan bu ventilatörler yoğun bakımda
kullanılanlarla aynı prensiplerle çalışırlar. 3 şekilde sınıflandırılırlar;
- Basınç ayarlı
- Volüm ayarlı
- Zaman ayarlı olmak üzere aynı yoğun bakımdakiler gibi planlanmışlardır.
Oksijen analizörleri
Değişik tipleri mevcuttur. Özellikle kapalı sistemde gerekli bir cihazdır.
Anestezi sistemindeki 02 konsantrasyonunu ve kan basıncını gösterir. 2 tiptir; a)
Paramagnetik analizör. b) Elektrokimyasal analizör
CO2 Analizörü
CO2, Anestetik solunum sisteminin distol ucundan bir katater aracılığı ile devamlı
olarak ölçülerek gösterilir.
- Diskoneksiyon (trakeal tüpte v.b) halinde hemen alarm verir.
- Malign hipertemi,
- Pulmoner emboli-hava embolisi, gibi CO2 atılımının azalması ile ortaya çıkan
solunum bozukluğu gibi problemlerin tanısında son derece yaralıdır. Buna ilaveten
Kapnograf beyin ödeminin ventilatuar kontrolünde de arteriyel kan gazları ile birlikte
yardımcı bir araçtır.
Mass Spektrometre
Bu analizör gaz karışımının komponentlerini moleküler kitle yük oranları
spektrumuna göre analiz eder. Hem devamlı hem de istenildiği anda
çalıştırılabilir. Klinik önemi olan tüm gazların 02, CO2, N, N20, halothane,
enflurane, vb. oranlarını ölçer.
- Disconnection ve diğer sistem malfonksiyonları
- Hipoxi
- Vaporizatöre bağlı problemler.
- Malign hipertermi (CO2 atılımında artma)
- Hava embolisi tanısında ve (Azot spike ve end-tidal CO2)
- Kapalı sistemin emniyetini sağlamakta son derece faydalıdır.
ATIK ANESTEZİK GAZLARA MARUZ KALMANIN KONTROLÜ
Kötü şekilde ventile edilen operasyon odalarında bulunan personelde başağrısı,
depresyon, anoreksi (iştahsızlık), hafıza kaybı gözlenebilir. l960'ın sonunda
operasyon odasındaki personelde düşük seviyedeki anestetik gazlara kronik olarak maruz
kalmanın önemli bir sağlık tehlikesi yarattığı giderek artan yayınlarla
gösterildi.
Bu olası tehlikeler:
- Spontan abortus insidansında artma,
- Konjenital anomalilerde artma,
- Hepatik ve renal hastalıkların insidansında artma ile
- Kanser ve entellektuel fonksiyonlardaki değişikliklerdir.
Bu nedenle bir çok modern batı ülkesinde l970'lerden itibaren operasyon odalarının
bu atık anestezik gazlardan temizlenmesi mecburi tutulmuştur. Atık anestetik
konsantrasyonunun miktarı Bir gazın konsantrasyonu, volümle tarif edilir. Volüm; 1
milyondaki oranını gösterir. % l00 lük bir gaz 1.000.000 ppm içerirken, % 1 lik bir
gazda l0.000 ppm gaz içerir.
Gaz numunesi ve analizi
Gaz numunesi iki şekilde saptanır; Alan monitörü ve kişisel monitör (dozimetre).
Saptanan gaz örneği değişik analitik metodlarla incelenerek anestetik gaz
konsantrasyonu ölçülür (gaz kromotografi, infrared spektrofotometre v.b.). Bu iki
teknik konsantrasyonun ölçümünde en çok kullanılan tekniklerdir. Amerika'da milli
sağlık ve güvenlik enstitüsü N20 için 25 ppm'nin altında, Halojenli inhalasyon
ajanları içinde 0,5 ppm in altında bir konsantrasyonun ameliyat odalarında
sağlanmasını zorunlu kılmıştır. Kontrol olanaklarının olmadığı yerlerde
ölçülen dolaşan gaz hacimlerinin N2O için l30 - 6800 ppm, Halothan için ise l - 85
ppm olduğu tesbit edilmiştir. Bu seviyeler son derece tehlikeli ve yüksek değerlerdir.
Kontrol Yöntemleri
- Anestezi makinesindeki sızıntılar önlenmelidir. Bu amaçla kanister, yüksek ve
düşük atık hızlarında sızıntı olup olmadığı tesbit edilmelidir.
- Ekzos sistemi konulması ve atık gazların direkt olarak vakum sistemi tarafından
operasyon odasından uzaklaştırılması. (Disposal sistem)
- Gaz filtreleri kullanılarak anestetik sistemdeki gazın bu filtrede toplanması
sağlanır.
- Anestetik teknik de atık gazların azaltılmasında önemlidir. Düşük akım
veya kapalı sistem kullanılması atık gaz oranını düşürür.
- Etkin oda havalandırması, nonresirkülating havalandırma sağlanmalıdır.
- Tehlikeli veya toksik anestetik seviyesinin (örn. N20 l80 ppm ise) saptanması
halinde personel uyarılmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır.
- Tüm personel bilinçlendirilmeli ve uyarılmalıdır.
|