Prof. Dr. Hasan Akman
Elektrokardiyogram (EKG) perioperatif devrenin her aşamasında
kullanılan en önemli monitörizasyon tekniklerinden biridir. Preoperatif, intraoperatif
ve postoperatif devrede erken tanı ve tedavi imkanı sağlar.
İNTRAOPERATİF EKG
1) Aritminin tanınmasını ve supraventriküler - ventriküler
aritminin ayırt edilmesini sağlar.
2) İskeminin, özellikle ciddi koroner arter hastalığı olduğunu
bildiğimiz hastada tanınmasını sağlar.
3) Elektrolit değişikliklerinin (ki anestezi ve mekanik ventilasyon
sırasında sıklıkla ortaya çıkar) tanınmasını sağlar.
4) Kalıcı kalp pili (pacemaker) taşıyan hastalarda cerrahi girişim
süresince izlenmesi gereklidir. Girişim pilin telinin veya ppilin kendisinin yakınında
olabileceği gibi elektrokoter kullanımı da pilin fonksiyonunu etkileyebilir.
POSTOPERATİF EKG
1) Postoperatif devrede kan gazlarındaki veya elektrolit dengesindeki
değişiklikler ile beraber olan aritmiler anestezik girişimin bir sonucu olabilir.
2) Postoperatif devrede gelişen miyokard iskemisinin veya
infarktüsünün tanınmasını sağlar.
EKG DERİVASYONLARI
Klasik EKG derivasyonları intraoperatif olarak üç, dört veya beş
elektrotun yerleştirilmesi ile uygulanabilir. Üç elektrot kullanılıyorsa ikisi sağ
ve sol kola diğeri sol bacağa yerleştirilir. Dördüncü elektrot sağ bacağa,
beşincisi ise prekordiuma yerleştirilir ki bu özellikle iskemi tanısında
kullanılır. Klasik bipolar derivasyonlar D I sağ kol - sol kol D II sağ kol - sol
bacak D III sol kol - sağ bacak D IV V1 V2 V3 V4 V5 V6 göğüs derivasyonlarıdır.
Aritmi tanısında en iyi derivasyonlar (elektrot yerleşim yerleri) :
1 - V1 derivasyonu : Beşinci elektrot olarak sternumun sağında
dördüncü interkostal aralığa yerleştirilir. Spesifik ritm tanısı için en iyi
görüntüyü veren rehberdir.
2 - Modifiye V1 derivasyonu (MCL1) : Bipolar derivasyondur, pozitif
elektrot V1 pozisyonuna, negatif elektrot ise sol omuz veya sol klavikülanın altına
yerleştirilir. Bu derivasyon özellikle yoğun bakımda kardiyak monitörizasyon ve
aritmi tanısı için sık kullanılır.
3 - D II : Aritmi tanısı için üçüncü seçenektir. İntraoperatif
olarak en sık kullanılan derivasyondur. Yalnız aritmi değil inferior duvar iskemisi
tanısında da önemlidir.
4 - Ünipolar veya bipolar ösefagial derivasyonlar : Aktif elektrot
ösefagus içinde özel ösefagial steteskopla yerleştirilir. Sol ventrikül arka yüzeyi
ve AV düğüm monitörize edilebilir. İntraoperatif aritmi tanısında % 100 doğru
tanı koydurur.
5 - İntrakardiyak elektrokardiyografi : Pulmoner arter kateteri
(swan-Ganz) ile uygulanır. Tüm derivasyonları içerir ve en kompleks aritmilerin bile
tanımlanmasını sağlar.
6 - İntrakardiyak kateter : Kalp bloku lokalizasyonu ve kompleks aritmi
mekanizmasının tanısında kullanılır.
ARİTMİ NEDENLERİ VE TANISI
İntraoperatif aritmi insidansı % 16 - 62 arasındadır. En sık
endotrakeal entübasyon ve ekstübasyon sırasında ortaya çıkar. Kardiyak patolojisi
olan hastalarda ise % 40 - 60 oranında görülür.
PERİOPERATİF ARİTMİ OLUŞUMUNA NEDEN OLAN FAKTÖRLER
1 - Anestetik ajanlar : Halojenli hidrokarbonlar (örn.halotan,
enfluran) aritmi oluştururlar. Özellikle halotan miyokardı hem endojen hemde eksojen
katekolaminlere karşı duyarlı kılar. Kokain ve ketamin gibi bazı ajanlar da
adrenerjik sinir ucundan noradrenalinin geri alınımını bloke ederek adrenalinin neden
olduğu aritmilerin oluşumunu kolaylaştırır.
2 - Asit - baz dengesi ve elektrolit bozuklukları : Hiperventilasyon ve
alkoloz serum potasyum seviyesini düşürür. Bu durum özellikle düşük potasyum
seviyesi ile başlanılan hastalarda önemlidir. pH' da her 0.1 lik yükselme (alkoloz)
serum potasyumunu 0,2 mEq/ L düşürür. Hipoventilasyon ve asidoz da serum potasyum
seviyesinde artırır. PaCO2' nın yükselmesi veya pH daki her 0,1 lik düşme (asidoz)
serum potasyumunu 0,2 mEq/L artırır.
3 - Endotrakeal entübasyon : Anestezi sırasında ortaya çıkan
aritmilerin en sık nedenidir. Bu aritmiler genellikle ciddi hipertansiyonla birliktedir.
4 - Refleks stimülasyon : Vagal stimülasyon sinüs bradikardisine
neden olur. Ayrıca okülokardiyak refleks gibi spesifik reflekslerde ciddi ritm
değişiklikleri oluşturur.
5 - Anoksi ve hiperkarbi
6 - Kalp hastalığı olması
7 - Kalbe sokulan kateter ve teller : Swan-Ganz kateteri
yerleştirilmesi sıklıkla ventriküler ekstrasistollere neden olur.
8 - Kalbin ve büyük damarların direkt stimülasyonu
9 - Derin anestezi
SİNUS RİTMİ VE SİNUS ARİTMİSİ
Sinus ritmi Sinoatrial (SA) nodülden orjin alan normal kardiyak
ritmdir. Sinus aritmisi kalp hızının inspirasyonla artıp ekspirasyonla azaldığı
normal bir kalp ritmidir. Klinik önemi yoktur, çocuk ve gençlerde sık görülür.
Atropinle ortadan kaldırılabilir. JUNCTIONAL RITM (NODAL RİTM) Normalde SA düğümden
çıkan bir uyarı atrioventriküler (AV) düğüme varır ve buradan da ventrikül içine
aşağıya doğru yayılır. Nodal ritmde uyarı atrium içine geri döner. Nodal ritmin
üç tipi vardır;
- Hızlı nodal ritm (nodal taşikardi) : Burada impuls önce atriuma sonra
ventriküle varır. P dalgası QRS ten önce gelir ancak P-R mesafesi kısalmıştır.
- Orta nodal ritm : Burada impuls atrium ve ventriküle aynı zamanda gelir
ve P dalgası QRS içinde kaybolur.
- Yavaş nodal ritm (nodal bradikardi): Burada ise impuls önce ventriküle
sonra atriuma gelir. Bu durumda P dalgası QRS kompleksinden sonra gelir.
1- Kalp hızı: 40 - 180 /dk arasında nodal bradikardiden nodal
taşikardiye kadar değişebilir.
2- Ritm : Düzenlidir.
3- P / QRS oranı : 1/1 dir. Ancak P 'nin lokalizasyonuna göre
görüntüsü değişebilir.
4- QRS kompleksi : P dalgası tarafından etkilenmedikçe normaldir.
5- Önemi : Nodal ritm özellikle halojenli anestetik ajanların
uygulandığı anestezide sık görülür. Nodal ritm kan basıncı ve CO 'u normal
hastalarda % 15, bir kalp hastalığı olanlarda ise % 30 oranında düşürür.
6- Tedavi : Genellikle tedavi gerektirmez ve ritm kendiliğinden normale
döner. Eğer hipotansiyon ve perfüzyonda azalma söz konusu ise tedavi edilmelidir.
Atropin, Efedrin veya İzoproterenol SA düğümün aktivitesini artırmak amacıyla
verilebilir. Küçük bir doz süksinilkolin (iv 10 mg) halotan veya enfluran uygulanan
anestezide nodal ritmi sinüs ritmine döndürebilir. Bu, süksinilkolinin bir sempatik
gangliyon stimülatörü gibi etki etmesi nedeniyle oluşur. Bazı vakalarda (sempatik
stimülasyon) propranolol uygulanması ritmi düzeltir.
PREMATÜR ATRİAL KONTRAKSİYONLAR (ATRİAL EKSTRASİSTOLLER)
Atrium içinde SA düğüm dışındaki ektopik bir odaktan doğarlar.
QRS kompleksleri arası düzensiz olduğunda şüphelenmelidir.
1- Kalp hızı : Ekstrasistolün sıklığına bağlı olarak değişir.
2- Ritm : Düzensizdir.
3- P / QRS oranı : Genellikle 1/1 dir. P dalgası değişik şekillerde
görülebileceği gibi QRS veya T dalgası içinde de kaybolabilir.
4- QRS kompleksi : Normaldir.
5- Önemi : Genellikle tehlikeli değildir, ancak çok sık olması
diğer supraventriküler taşiaritmilere yol açabileceği gibi digital entoksikasyonunun
bir işareti de olabilir.
6- Tedavi : Genellikle gereksizdir. Nadiren hemodinamik fonksiyonda bir
bozulmaya neden olursa digital, propranolol veya verapamil uygulamak gerekir.
SİNÜS BRADİKARDİSİ
1- Kalp hızı : 40 - 60 /dk
2- Ritm : Düzenlidir.
3- P / QRS oranı : 1/1 dir.
4- QRS kompleksi : Normaldir.
5- Önemi : Sinüs bradikardisi ß-adrenerjik blokörle tedavi edilen
iskemik kalp hastalarında istenen bir durumdur. Akut miyokard infarktüsünde,
narkotikler ve neostigmin gibi ajanlarla da görülebilir. Hipotansiyon veya
ekstrasistollerle birlikte olmadıkça önemi azdır.
6- Tedavi : Genellikle gereksizdir. Ancak hipotansiyon veya
ekstrasistollerle birlikte olursa atropin endikedir.
SİNÜS TAŞİKARDİSİ
Anestezi ve cerrahi sırasında çok sıklıkla görülen bir aritmidir.
Bir çok nedenle oluşabilir: Ağrı, ateş, yüzeyel anestezi, hipovolemi, ruhsal durum,
kalp yetmezliği ve hipertiroidizm, nedenlerin bazılarıdır.
1- Kalp hızı : 100 /dk üzerindedir. SA düğümün üst hız
sınırı 150-170 /dk atımdır ki bu durum ciddi maliğn hipertermide görülebilir.
2- Ritm : Düzenlidir.
3- P / QRS oranı : 1/1 dir.
4- QRS kompleksi : Normaldir. Ancak hızın çok fazla artması halinde
miyokard iskemisine yol açarak ST segmentinde çökmeye neden olabilir.
5- Önemi : Bir kalp hastasında taşikardinin uzun sürmesi,
miyokardın işini artırır ve konjestif kalp yetmezliğini hızlandırır. Taşikardi
koroner perfüzyon süresini azaltarak ST - T dalgasında değişikliğe neden olur ve
anjina pektorisi davet eder. Tanıda majör sorun kalp hızının 150 /dk olması
durumudur ki, bu hız sinüs taşikardisi dışında paroksismal atrial taşikardi (PAT)
veya 2 :1 bloklu atrial flatterde de görülür. Bu üç aritmi bazen karotid sinus
masajı ile ayrılabilir. EKG 'de P dalgalarının incelenmesi tanıyı koydurur.
6- Tedavi : Altta yatan neden tedavi edilmelidir. İskemik kalp
hastalığı olup da ST segmenti değişikliği olanlarda neden belirlenince propranolol
uygulamak gerekebilir. Böylece miyokard iskemiden korunmuş olur. Eğer kalp hızı
>160/dk veya inatçı bir taşikardi söz konusu ise bu durum özellikle çocuklarda
konjestif kalp yetmezliğine yol açabilir. Digital ancak kalp yetmezliği varsa
kullanılmalıdır.
PAT - PAROKSİSMAL ATRİAL TAŞİKARDİ
Paroksismal atrial taşikardi (PAT) süratli anormal P dalgası
silsilesidir.
1- Kalp hızı : 150 - 250/dk arasındadır.
2- Ritm : Genellikle düzenlidir.
3- P/QRS oranı : 1/1 dir. P dalgası sıklıkla anormaldir ve zor
görülür.
4- QRS kompleksi : Normaldir. ST-T depresyonu mutattır.
5- Önemi : Ciddi hemodinamik bozukluğa neden olur. PAT yüksek atrial
hız ve yavaş AV iletime bağlı olarak AV blokla birlikte bulunabilir. Bir çok hastada
PAT + 2:1 blok digital entoksikasyonunu gösterir.
6- Tedavi : Mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi basamakları : a) Vagal
stimülasyon : Tek taraflı karotid sinus masajı. b) Verapamil : 5 - 10 mg iv vakaların
% 90 'nında başarılı bir sonuç sağlar bu nedenle ilk seçilecek ilaçtır. c)
Propranolol : 0,5 mg iv bolus. d) Edrofonyum (Tensilon) : 5 - 10 mg iv bolus. e)
Fenilefrin : Eğer hasta hipotansif ise 100 g iv bolus olarak uygulanır. Kan basıncını
artırırken vagal refleksle kalp hızını da düşürür. f) Digitalizasyon : Cedilanid
0,8 mg (2 amp) iv bolus. g) Kardiyoversiyon.
ATRİAL FLATTER
Hızlı atrial taşikardidir. Genellikle AV blokla birliktedir. EKG'de P
dalgalarının yerini düzenli f (flatter) dalgaları almıştır. Testere dişi
görünümü verir.
1- Kalp hızı : Atrial hız 250 - 350/dk ventriküler hız ise 150/dk
civarındadır.
2- Ritm : Atrial ritm düzenlidir, ventriküler hız blok tipine göre
düzenli veya düzensiz olabilir.
3- P / QRS oranı : Genellikle 2:1 blok olmaklabirlikte 2:1 - 8:1
arasında değişir.
4- QRS kompleksi : Normaldir. T dalgaları F dalgaları içinde
kaybolmuştur.
5- Önemi : Ciddi kalp hastalığı ile birlikte bulunur.
6- Tedavi : a) Seçilecek ilk tedavi girişimi çok düşük voltajda
(10-40 watt/sn) kardiyoversiyon uygulamaktır. Vakaların % 90 'nında etkindir. b)
Verapamil : 5 - 10 mg iv. c) Digitalizasyon ve gerekirse propranolol.
ATRİAL FİBRİLASYON
EKG'de P dalgalarının yokluğu ile karakterize hızlı atrial ritmdir.
En düzensiz ritmdir ve nabız defisiti ile birliktedir. Apeks ve radyal nabız arasında
atım farkı vardır.
1- Kalp hızı : Atrial hız 350 - 500/dk ventriküler hız ise
60-170/dk arasındadır.
2- Ritm : Çok düzensizdir.
3- P/QRS oranı : P dalgası yoktur, f dalgaları yerini almıştır.
4- QRS kompleksi : Normaldir.
5- Önemi : Ciddi kalp hastalığı ile birliktedir.
6- Tedavi : a) Digital : Ventriküler cevabı yavaşlatmak için
genellikle kullanılır. Gerekirse propranolol veya Verapamil tedaviye eklenir. b) Yakın
bir başlangıcı olan atrial fibrilasyonda yeniden sinüs ritmine dönüş
kardiyoversiyon ile sağlanabilir.
PREMATÜR VENTRİKÜLER KONTRAKSİYONLAR (VENTRİKÜLER EKSTRASİSTOLLER)
Anestezi altında ve kardiyak hastalarda en sık görülen aritmidir.
1- Kalp hızı : Ekstrasistolün sıklığına bağlıdır.
2- Ritm : Düzensizdir.
3- P / QRS oranı : Ventriküler eksrasistolle P dalgası görülmez.
4- QRS kompleksi : Geniş ve değişiktir.
5- Önemi : Çok tehlikeli bir aritmidir, ventriküler taşikardi veya
fibrilasyona yol açabilir.
6- Tedavi : a) Tedavide ilk olarak altta yatan hipokalemi veya hipoksi
gibi bir neden varsa hemen düzeltilmelidir. Anestetik ajan miktarı azaltılmalı, % 100
O2 ile ventilasyon sağlanmalı, eğer devam ederse ; b) Lidokain : Başlangıç dozu
olarak 1,5 mg/kg i.v bolus şeklinde, tekrarlayan ekstrasistollerde ise 1 - 4 mg/dk (20 -
40 mg/kg/dk) dozunda enfüzyonla verilmeli, c) Ek tedavi : Propranolol, bretilyum,
prokainamid, kinidin, verapamil, atropin veya pil ile desteklenmelidir.
VENTRİKÜLER TAŞİKARDİ
1- Kalp hızı : 100 - 200/dk arasındadır.
2- Ritm : Genellikle düzenlidir.
3- P / QRS oranı : Sabit bir ilişki yoktur.
4- QRS kompleksi : Genişlemiştir.
5- Önemi : Akut başlangıç hayatı tehdit eder, acil tedavi
gerektirir.
6- Tedavi : a) Lidokain ve/veya acil kardiyoversiyon. b) Tekrarlaması
halinde ventriküler ekstrasistol tedavisinde kullanılan tüm ilaçlar uygulanabilir.
VENTRİKÜLER FİBRİLASYON
Ventrikül tamamen asenkron ve efektif olmayan bir kasılma gösterir.
Efektif bir kardiyak output (CO) sağlayamaz.
1- Kalp hızı : Hızlı
2- Ritm : Düzensizdir.
3- P / QRS oranı : -
4- QRS kompleksi : Görülmez.
5- Önemi : Efektif CO 'un olmaması nedeni ile hayat eksternal kalp
masajı gibi yapay yöntemlerle sürdürülebilir.
6- Tedavi : a) Acilen kardiyopulmoner resüsitasyona başlanmalı ve
acil defibrilasyon uygulanmalıdır. Eksternal defibrilasyon 200 - 400 watt/sn bir akımla
yapılmalıdır. b) Destek tedavisi : Lidokain veya propranolol, bretilyum uygulanabilir.
Bazı vakalarda kalbe tonüs kazandırmak ve fibrilasyonu kabalaştırarak defibrilasyon
uygulamak için adrenalin kullanılır.
ASİSTOLİ
Ventriküler aktivite yoktur. Kardiyak arrestte ventriküler
fibrilasyondan sonra ikinci sıklıkla görülen ritm bozukluğudur.
1- Kalp hızı : -
2- Ritm : EKG'de düz çizgi.
3- P / QRS oranı : -
4- QRS kompleksi : Yoktur.
5- Önemi : Tedavisi zordur, ventriküler fibrilasyona döndürmeye
çalışılmalıdır.
6- Tedavi : Kardiyopulmoner resüsitasyon
İLETİM BOZUKLUKLARI
Üç tip iletim sistemi bloğu vardır. Bunlar : 1 - Sinoatrial blok. 2
- İntraventriküler iletim bloğu. 3 - Atrioventriküler (AV) blok.
SİNOATRİAL BLOK
Blok sinus düğümündedir. EK G'de P dalgası
yoktur. Sonraki atım normal sinus ritminde olabilir.
İNTRAVENTRİKÜLER İLETİM BLOĞU
Sol ve sağ ana dal bloğu ve
hemiblok olarak sınıflandırılabilir. Sol ana dal bloğu bu tür bir bloğun en ciddi
tipidir. Normal yolla AV düğüm ve oradan da his hüzmesine inen uyarı sağ veya sol
dala vardığında gecikmeye uğrar. Eğer engel sol tarafta ise impuls sağ tarafta
hızla seyrederken solda engel nedeni ile gecikme olur. Bu durumda EKG'de QRS kompleksinde
genişleme ve iki ventrikülün ayrı ayrı kasıldığını gösteren bir çentik
oluşur. Eğer QRS kompleksi : DI'de yukarı, DIII'de aşağı doğru ve T dalgası da
QRS'in ters yönünde ise sol dal bloğu, Eğer QRS kompleksi : DI'de aşağı, DIII'de
yukarı doğru ve T dalgası da QRS'in ters yönünde ise sağ dal bloğu var demektir.
Sol dal bloğu genellikle önemli bir kalp hastalığı ile birliktedir. Sağ dal bloğu
ise sıklıkla kronik bir akciğer hastalığı veya atrial septal defektle birliktedir.
ATRİOVENTRİKÜLER (AV) BLOK
İnkomplet ve komplet olarak iki ana tipi
vardır. 1 - İnkomplet blok : I. ve II. derece bloklar. 2 - Komplet blok : III. derece
blok. (Tam kalp bloku)
I. Derece AV blok : Genellikle normal kalplerde olmakla birlikte,
koroner arter hastalığı veya digital uygulamasında da görülür. P-R mesafesinin 0,21
sn den uzun olması ile karakterizedir. Tüm atrial impulslar AV noda ve pürkinje
liflerine geçer. I. derece blok tedavi gerektirmez.
II. Derece AV blok : İki tipi vardır.
- Mobitz tip I veya Wenckebach blok : P-R mesafesinin progressif olarak
uzaması ile karakterizedir. Bir impulsun geçemeyip vurumun oluşmamasına kadar devam
eder. Genellikle benign ve geçicidir.
- Mobitz tip II blok : His hüzmesi ve pürkinje liflerinin
hastalığını gösterir. Sıklıkla tam kalp bloğuna yol açtığı için ciddi bir
prognoz gösterir. P-R mesafesinde bir uzama olmadan atımda düşme oluşur. Her P
dalgası ventriküle geçmez ve sonunda 2 :1, 3 :1 blok oluşur. Majör cerrahiden önce
pacemaker'a gereksinim olabilir.
III. Derece AV blok (Tam kalp bloğu) : Hiçbir atrial impuls pürkinje
sistemine geçmez. Atrium ve ventriküller birbirleri ile ilişkisiz bir şekilde kendi
kendilerine kasılırlar. Ventriküler hız 40 /dk civarındadır. Kalp hızı yeterli CO
'u sağlamaktan uzaktır. Bu nedenle de senkop veya Adams-stokes sendromu, kalp
yetmezliği oluşabilir. Bu hastalarda kalp hızı ve CO 'u artırmak amacıyla pace maker
takılmalıdır.
MYOKARD İSKEMİSİ
Miyokard iskemisi EKG'de ST segmenti ve T dalgasındaki
değişikliklerle tanımlanır. EKG 'de ST segmentinin horizontal hattan 1 mm den daha
fazla çökmesi veya yükselmesi miyokard iskemisinin kardinal bulgusudur.
MYOKARD İNFARKTÜSÜ
Miyokard infarktüsü EKG'de ST segmentinde belirgin bir yükselme ve
ters T dalgası ile karakterizedir. Eğer infarktüs alanı yüzeye yakınsa Q dalgası
etkilenmez, ancak ventrikül kası tüm kalınlığı ile infarktüse maruz kalmış ise
derin Q dalgası oluşur.
İNTRAOPERATİF ARİTMİ TANISI VE TEDAVİSİ
Sick (hasta) sinus sendromu
Sinus düğümünden orjin alan bir impuls atriumu depolarize etmeden
önce bloke edilirse sinoatrial (SA) blok veya sinus duraklamasından bahsedilir. Bu durum
sıklıkla yaşlı hastalarda görülür. İlaç tedavisi yokluğunda sinus bloku hasta
sinus sendromunun bir parçasıdır.
Hasta sinus sendromu; ciddi sinus bradikardisi + SA blok olarak
tanımlanır. Sick sinus sendromlu hastaların çoğunluğu koroner arter hastalığı
olan yaşlılardır. Bu sendromu tanımak anesteziyolog için önemlidir. Yaşlı
hastalarda sinus bradikardisi ve/veya açıklanamayan senkop anesteziden önce
incelenmelidir. Eğer intraoperatif ani uzun sinus duraklaması veya sinus arresti
oluşursa değerlendirilmeli ve pacemaker takılmalıdır. Anesteziyolog bu sendroma
karşı uyanık olmalı ileri yaş, kalp hastalığı ve anestetikten oluşan triadın
varlığında bu sendromun ameliyat odasında ortaya çıkabileceğini unutmamalıdır.
Anestezi altında sinus bradikardisi nedenleri
1 - Sick sinüs sendromu
2 - Kafa içi basınç artışı (KİBA)
3 - (-) Kronotrop ilaçlar (propranol, digital)
4 - Vagal stimülasyon a) Refleks stimülasyon - Mekanik uyarı
(larinks, bronş, periton) b) İlaçlar : Süksinilkolin, Neostigmin, Narkotik
analjezikler
5 - Anestetik ajanlar: İnhalasyon ajanları sinus düğümünün
aktivitesini direkt olarak deprese ederler.
Ventriküler ekstrasistoller
Sinus ritmini hiç bir zaman bozmaz ve ekstrasistolden sonra
kompansatuar duraklama olur. Geniş ve acayip QRS kompleksi ile karakterizedir. Atrial
ekstrasistoller: Sinus ritmini bozmaz, kompansatuar duraklama olmaz, QRS kompleksi
çoğunlukla normaldir.
Ventriküler ekstrasistollerde tedavi endikasyonu
1) 6 /dk nın üzerinde olması,
2) Arka arkaya üç veya daha fazla sayıda gelmesi
3) Bigemine olması
4) Multifokal olması (farklı QRS formlarının olması).
Ventriküler ekstrasistoller tehlikeli bir potansiyale sahiptir
çünkü, ventriküler fibrilasyonu başlatabilirler.
Atrial fibrilasyon
Atrial fibrilasyonun tedavisinde bu gün en sık kullanılan ajan
digitaldir. Digital AV iletimi azaltarak ventriküler hızı kontrol altına alır. Atrial
fibrilasyonlu hastaların çoğu digitalle tedavi altında oldukları için digital
toksisitesinin dikkatle izlenmesi gerekir. Ventriküler hızın 40 - 50 /dk altına
düşmesi, ventriküler hızın düzenli hale dönmesi, sıklıkla ve özellikle de
multifokal ventriküler ekstrasistollerin ortaya çıkması digital toksisitesini
düşündürmelidir.
Bu hastalarda anestetistin özellikle dikkat etmesi gereken nokta ise
hipokalemi olasılığı ve digital ile kas gevşeticisi (süksinilkolin) arasındaki
etkileşmedir. Süksinilkolin ventriküler aritmilere neden olur. Ventriküler hızın
akut kontrolünde propranolol ve verapamil AV düğüme iletim geçişini azaltmak
amacıyla kullanılır.
Ventriküler taşikardi
Ventriküler taşikardi üç veya daha fazla sayıdaki ventriküler
ekstrasistolün birbirini izlemesi ile oluşur. Ciddi bir kalp hastalığı özellikle de
miyokard iskemisi ile birliktedir. Hız genellikle 140 /dk dan fazladır. Son derece
önemlidir ve hayatı tehdit eder acilen tedavi edilmesi gerekir. Tedavisinde
kardiyoversiyon veya lidokain gibi bir antiaritmik ajan uygulanır. Digital
kontraendikedir, ventriküler fibrilasyona yol açabilir.
Atrioventriküler blok
AV iletim zamanını uzatan ilaçlar; digital, prokainamid, K+, AV
bloklarda kontraendikedir. Sempatomimetik bir ajan özellikle isoproterenol (isuprel),
dopamin ve dobutamin 40 /dk dan az bir kalp hızı karşısında etkilidirler. Atropin AV
blokta minimal bir etkiye sahiptir. Tam kalp bloku olan tüm hastalarda pacemaker
implantasyonu endikedir. Ameliyattan önce geçici pacemaker da yerleştirilebilir.
ANTİARİTMİK TEDAVİ
LİDOKAİN
Ventriküler aritmilerin, özellikle ventriküler ekstrasistollerin
tedavisinde en sık kullanılan ajandır. Lidokain atrium, SA nodül, AV nodül ve atrial
lifler üzerinde çok az etkilidir. Bu nedenle de atrial aritmilerde çok nadiren
kullanılır.
Etkisi : Lidokain refrakter peryotta uzamaya veya ventrikülün spontan
depolarizasyonunda azalmaya neden olur. Bu nedenle lidokain ventriküler aritmi
tedavisinde kullanılır.
Doz : Başlangıç bolus dozu rölatif olarak kısa etkilidir. Bu
nedenle sıklıkla intravenöz drip veya enfüzyon şeklinde uygulanır. Bolus
başlangıç dozu 1 - 1,5 mg / kg, enfüzyon dozu ise 20 - 40 mg / kg / dk dır. Enfüzyon
hızı bu sınırlarda kalmak şartı ile peryodik olarak bir bolus doz bu hızın
dışında verilebilir. Unutulmaması gereken SSS stimülasyonuna neden olabileceği,
yüksek dozlarda ise toksik etki ile ventriküler fonksiyonu deprese edebileceğidir. Bu
nedenle kısa bir zamanda total doz 5 mg / kg geçmemelidir.
PROPRANOLOL
Antiaritmik olarak en sık kullanılan ß-adrenerjik blokördür.
İntraoperatif devrede iv. olarak sıklıkla kullanılır, nonspesifik olarak ß1 ve ß2
adrenerjik reseptörleri bloke eder. Ameliyat odasında propranolol uygulamak için en
sık endikasyon sinus hızının kontrol edilmesidir. Bu durum laringoskopi ve entübasyon
gibi bir stimülusla ve insizyon sırasındaki cerrahi stimülusla da oluşur.
Propranololün kullanılması ile kalp hızı ve kontraktilitesi ile myokardın oksijen
tüketimi azaltılmış olur. AV iletimi azaltması nedeniyle, digital ile birlikte atrial
flatter ve fibrilasyon gibi hızlı atrial aritmilerde ventriküler cevabı kontrol etmek
için kullanılır. Ventriküler aritmilerde ise kinidin veya prokainamid gibi ajanlarla
kombine kullanılır.
Doz : 0,5 - 1 mg iv. olarak birkaç dakikada bir verilebilir. Bu sırada
hastanın dikkatle monitörizasyonu şarttır. Çünkü sinus yavaşlaması derin bir
bradikardiye neden olabileceği gibi AV iletimdeki yavaşlama da derin bir AV bloka neden
olabilir. Propranololun zayıf sol ventrikül fonksiyonu olan hastalarda kontraktiliteyi
azaltması tehlikeli olabilir. Bu nedenle propranolol bradikardi, AV blok ve zayıf sol
ventrikül fonksiyonu olan hastalarda kullanılmamalıdır.
Yan etkileri : Hipoglisemi, anestezi altındaki hastada önemlidir.
Ayrıca astm veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastalarda bronkospazmı
provoke edebilir.
BRETİLYUM
Bretilyum hayatı tehdit eden ciddi ventriküler aritmilerin tedavisinde
kullanılır. Primer etki yeri sempatik sinir sistemidir. Bretilyum adrenerjik sinir
ucundan noradrenalin salınımını inhibe ederek etki gösterir. Bretilyum hayatı tehdit
eden ventriküler aritmilerin tedavisinde diğer antiaritmiklere cevap alınmayıncaya
kadar son koz olarak saklanmalıdır. Bretilyum multifokal ventriküler ekstrasistollerin,
ventriküler taşikardinin ve ventriküler fibrilasyonun tedavisinde kullanılır.
Doz : 5 - 10 mg / kg 10 - 20 dk içinde gidecek şekilde çok yavaş
enfüzyonla verilir. Bu doz 30 dk aralıklarla maksimum kümülatif doz olan 30 mg / kg
kadar tekrarlanabilir. Yan etkisi hipotansiyondur bu sempatik sinir sistemindeki etkisinin
sonucudur.
DİGİTAL
Digital AV nodülde pacemaker fonksiyonunu azaltır ancak ventriküler
pürkinje sistemini daha aktif bir pacemaker yapar. AV iletimi azaltır ve ventrikülün
efektif refrakter peryodunu kısaltır (+ inotrop, - kronotrop, - batmotrop etki) EKG'de
atrial hızda azalma, P-R aralığında uzama ve ST segmentinde klasik kadehleşme (T
dalgasının tersi yönünde) görülür.
Etkisi : Digital en geniş olarak ventriküler kontraktiliteyi artırmak
amacıyla kullanılır. Digital tarafından oluşturulan intraselüler Ca++ elektrolit
değişikliği membrandaki ATPaz'ı etkileyerek kardiyak kontraktiliteyi düzeltir, ancak
kardiyak aritmi olasılığını artırır. Kardiyak kontraktiliteyi artırmasının
yanında AV iletimi de düşürmesi nedeniyle PAT ve atrial fibrilasyon gibi atrial
aritmilerde ventriküler cevabı yavaşlatmak için de kullanılır. İntraoperatif
digital uygulaması genellikle supraventriküler aritmilerin tedavisinde etkilidir.
Digitalin etkisi çabuk başlar ve bir kaç dakika içinde EKG'de değerlendirilebilir.
Digitalin antiaritmik olarak majör kullanım yeri supraventriküler aritmilerdir (PAT,
atrial flatter ve atrial fibrilasyon).
En önemli sorun toksisitesidir. Digital toksisitesi ventriküler
ekstrasistoller, ventriküler aritmiler, uzamış AV iletim ve atrial fibrilasyon gibi
atrial taşikardilerde yavaş cevap ile karakterizedir. Digital toksisitesinin davet
ettiği aritmi süksinilkolin verilmesini takiben gelişebilir. Çünkü bu ajan
intraselüler potasyumu çok hızlı etkiler. Atrial fibrilasyonlu bir hastada digoksin
verilmesine rağmen hızlı ventriküler cevap (> 90 - 100 / dk) olması dozun
yetersizliğini gösterirken, yavaş ventriküler cevap da dozun fazla olduğunu
gösterir. Ventriküler aritmilerde digital kontraendikedir.
DİFENİLHİDANTOİN
Epilepsi tedavisinde kullanılan bu ajan aynı zamanda antiaritmik
olarak da kullanılır. Özellikle digital toksisitesine bağlı aritmilerin tedavisinde
yararlıdır. Difenilhidantoin multifokal ventriküler ekstrasistoller, ventriküler
taşikardi ve AV bloklu PAT 'ın tedavisinde özellikle yararlıdır. Derin sinus
bradikardisi veya digitalin neden olduğu derin bradikardi ve sinus arrestinde etkili
değildir. Bu durumlar bir pacemaker ile tedavi edilirler. Atrial ekstrasistollerde
etkisizdir.
Doz : Her 5 dakikada bir 100 mg iv .yavaş hızda verilir. Bu doz
tekrarlanabilir, aritminin kontrolü için genellikle 5 - 10 mg / kg dan daha az bir doza
gerek duyulur. Hızlı uygulama solunum arresti, hipotansiyon ve ölüme neden olur. Bu
yan etki enjeksiyon hızından çok uygulanan total dozla ilişkilidir. Antiaritmik
amaçla devamlı iv. enfüzyonla uygulanmaz. Yüksek dozda SSS toksisitesi nistagmus,
ataksi ve diğer serebeller belirtilerle karakterizedir. Bu bulguların anestezi
altındaki hastada maskelenebileceği unutulmamalıdır. Böyle bir durum karşısında
kan seviyesi ölçülmelidir, terapötik seviye 10 - 20 mg / ml dir, SSS'deki yan etkiler
bu seviyenin üzerinde ortaya çıkar.
SANTRAL SİNİR SİSTEMİ (SSS) HASARININ NEDEN OLDUĞU
ARİTMİLER
SSS yaralanması sonucu T dalgası değişiklikleri ve ventriküler
aritmilerin geliştiği bilinmektedir. Bu aritmiler kalbin sempatik inervasyonundaki
değişikliklerden dolayı oluşur. Kalp hem sağ hemde sol stellat gangliyondan sempatik
inervasyon alır. Her iki gangliyonda ventrikül miyokardını inerve eder, ancak inerve
edilen alan aynı değildir. Kalbin büyük kısmı ikili inervasyon alır ancak sağ
ventrikülün büyük kısmı ve anterior duvar sağ stellat gangliyondan inerve olurken,
posterior duvar ve ventrikülün laterali sol stellat gangliyondan inerve olur. Sağ veya
sol stellat gangliyon kalpte farklı etkilere neden olur. Örneğin sağ stellat gangliyon
SA nodülü etkileyerek daha ziyade sinus bradikardisine neden olur. Sağ ve sol stellat
gangliyon bölgeleri hipotalamusun sağ ve sol tarafında yer alır. Bu demektir ki sağ
hipotalamus sağ stellat gangliyonun, sol hipotalamus ise sol stellat gangliyonun sempatik
etkisinden sorumludur. Travma veya cerrahi sırasında oluşan SSS lezyonları, sağ ve
sol stellat gangliyondan ventrikül miyokardına iletilen farklı sempatik akıma neden
olur. Bu, miyokardda belirli alanlarda geri dönüşün uzamasına neden olabilir ve
diğer alanlarla karşılaştırıldığında hem T dalgası değişikliklerini hemde
aritmilerin mekanizmasını açıklayabilir. Anesteziyolog için bu durum özellikle
önemlidir. SSS cerrahisinde T dalgası değişikliklerinin olması veya ani ventriküler
aritmilerin ortaya çıkması hipoksi veya hiperkarbiden çok direkt olarak SSS
hasarının bir sonucu olabilir. Bu durum yalnız cerrahi sırasında değil, cerrahiden
saatler veya günler sonra da oluşabilir. Ventriküler aritmiler, SSS travmaları
(örn.kafa travması) nedeniyle de cerrahiden bağımsız olarak oluşabilir. Anestetist
bu duruma karşı uyanık olmalıdır.
VENTRİKÜLDEKİ ASETİLKOLİN RESEPTÖRLERİ
Eski bilgilerimize göre; Sempatik sistemin hem atrium hem de
ventrikülü, parasempatik sistemin ise yalnızca atriumu ve muhtemelen AV nodülden
geçerek his hüzmesini inerve ettiğine inanılırdı. Klasik bilgilerimiz ventrikülde
parasempatik inervasyonunun olmadığını ve ventrikülde asetilkolin reseptörlerinin
bulunmadığını açıklamaktadır. Yeni araştırmalar ise ventrikülde en az iki tip
asetilkolin reseptörü olduğunu göstermiştir. Tip I reseptörler vagal etkili, Tip II
reseptörler ise atropin ile bloke olmayan reseptörlerdir, ki bunun sonucu olarak
asetilkolinin ventrikülde önemli inotropik etkiler oluşturması mümkündür. Bu gün
bile adale gevşeticisi verilmesi ve geri çevrilmesi sırasında ortaya çıkan aritmiler
ve bu ajanlara karşı oluşan hemodinamik dalgalanma tam olarak anlaşılamamıştır.
Ancak adale gevşeticisi ile ventrikül adalesi ve pürkinje sistemindeki asetilkolin
reseptörleri arasındaki etkileşim için gerekli potansiyel mevcuttur.
ANESTEZİDE KULLANILAN AJANLARIN KALP RİTMİNE
ETKİLERİ
Skopolamin : Vagal stimülasyonla (özellikle siklopropan anestezisinde)
aritmiye neden olabilir.
KAS GEVŞETİCİLER
Süksinilkolin (listenon): Vagal stimülasyonla (direkt olarak
vagus veya ventriküldeki Tip I asetilkolin reseptörlerini etkileyerek) bradikardiye
neden olur. Atropin ve vagotomi bu etkiyi önler. Süksinilkolin depolarizasyon sonucu
adale hücresinde potasyum açığa çıkararak serum potasyum seviyesini yükseltir.
Potasyum artışı enjeksiyondan 0 - 3 ve 8 - 40 dk sonra görülür. Bu nedenle doku
harabiyeti sonucu serum potasyum seviyesinin yüksek olduğu yanıklı hastalar, uzun
süre yatan (6 - 8 hafta) paraplejik hastalar ve ciddi travmalı hastalar da kardiyak
arrest başta olmak üzere her türlü aritmi ortaya çıkabilir. Süksinilkoline bağlı
aritmiler en fazla tam digitalize hastalarda ortaya çıkar ve aritmilerin % 68'ini
bradikardi oluşturur. Bradikardi çocuklarda daha fazla görülür ve genellikle ilk
enjeksiyondan sonra oluşur, erişkinlerde ise ikinci enjeksiyon ve tekrarlanan dozlarla
ortaya çıkar.
Pankuronyum bromür (pavulon): Orta derecede bir taşikardi
yapar. (Post gangliyonik sinir ucundan noradrenalin salgılanmasına neden olur.)
Gallamin (flaksedil) : Vagal blok yaparak 200 /dk'e kadar çıkan
taşikardiye neden olur. ß- blokörlerle önlenebilir. d-Tübokürarin : Sempatik blok
yaparak bradikardiye neden olur.
İV ANESTEZİKLER
Pentothal : Koroner kan akımını azaltması, iletimi
yavaşlatması ve negatif inotrop etkileri nedeniyle aritmi (özellikle ventriküler
ekstrasistol) oluşturabilir. Endüksiyon sırasında kısa süreli bir apne sonucu
oluşan hipoksi ve hiperkarbinin etkisiyle adrenalin deşarjına bağlı olarak da
aritmiler görülebilir. Endüksiyonda yüksek konsantrasyonda O2 inhalasyonu bu aritmiyi
önler.
Dehidrobenzperidol (DHB -droperidol) : Yüksek doz (20 - 25mg)
DHB'nin hızlı enjeksiyonu nabız basıncında 10 - 30 mmHg düşmeye neden olur.
Fentanil : Bradikardiye neden olur.
Ketamin : Sempatomimetik bir etkiyle taşikardiye neden olur.
İNHALASYON ANESTEZİKLERİ
Eter : Sempatomimetik etkisi nedeniyle kanda katekolamin
seviyesini artırır. Miyokard üzerindeki depresif etkisi bu endojen adrenalin deşarjı
ile kompanse edilir. Son derece emniyetli bir ajandır eksojen adrenalin uygulaması bile
ventriküler aritmiye neden olmaz.
Siklopropan : Sempatomimetik etkili bir ajan olmakla birlikte
hipoksi veya hiperkarbi durumunda daima aritmiye neden olur. Dışardan verilen bir
sempatomimetik aritmilere neden olur.
Halothan : Bradikardi, miyokard depresyonu ve hipotansiyon yapar.
Miyokardı hem endojen hemde eksojen katekolaminlere duyarlı kılar.
Ethrane : Aynı şekilde etkilidir.
KATEKOLAMİNLER
Kalp hastaları ve halojenli hidrokarbonların kullanıldığı
hastalarda adrenalinin klinik dozları aritmi veya ventriküler fibrilasyona neden
olabilir.
|