Prof. Dr. Geylan Işık
Normal spontan solunum sırasında hava akciğerlere toraks
boşluğunun genişlemesi ile girer, solunum kaslarının pasif olarak gevşemesi ve
akciğer elastikiyetinin yardımıyla tekrar dışarı çıkar. Akciğerde gaz değişimi
bu şekilde sürdürülür. Solunum fonksiyonu ile ilgili herhangi bir yapının
hastalığı veya disfonksiyonu gaz değişiminin bozulmasına neden olur. Böyle bir
durumda hava yolu açıklığı ve ventilasyon yapay olarak sağlanır. Bu nedenle hekimin
hava yolu açıklığını sağlamakta yeterli bilgi ve deneyime sahip olması gerekir.
HAVA YOLU KONTROLÜNDE YÖNTEMLER
ACİL HAVA YOLU KONTROLÜ
Kardiyak ve respiratuar arrest, konvülsiyonlar, akut hava
yolu obstrüksiyonu gibi acil durumlarda hava yolunun açılması tedavinin ilk
basamağıdır. Böyle bir durumda yapılacak ilk iş, ağız içinde bulunma
olasılığı olan kan, kusmuk ve yabancı maddelerin üst hava yolunda oluşturabileceği
mekanik obstrüksiyonu önlemektir. Bu amaçla dişler kontrol edilmeli ve varsa protezler
çıkarılmalıdır. Ağızın açılmasında 3 yöntem kullanılır.
Gergin çenelerde : İşaret parmağı hastanın yanağı
ile dişleri arasına sokularak en son molar dişin arkasına ulaşıncaya kadar
ilerletilir. Bu noktada tesbit edilen işaret parmağı yardımı ile ağız açık
tutulur.
Kısmen gevşek olan çenelerde : Çapraz parmak manevrası
uygulanır. Baş parmakla üst, işaret parmağı ile alt dişler, yukarı ve aşağı
doğru itilerek ağız açılır.
Gevşek çenelerde : Baş parmakla dil ve dil kökü ekarte
edilirken diğer parmaklarla mandibula kavranarak çene yukarı ve öne doğru çekilir.
Ağız açıldıktan sonra boşta olan elin işaret ve orta
parmakları yardımıyla ağız ve farinks temizlenir. Sıvı yabancı maddelerin drenajı
için başın yan pozisyona çevrilmesi uygun olur. Bundan sonraki aşama hava yolundaki
obstrüksiyonun önlenmesi ve acilen ortadan kaldırılmasıdır.
Bilinç kaybı olan (kardiyak ve solunum arresti,
zehirlenmeler, koma, konvülsiyonlar vb.) hastalarda üst hava yolu obstrüksiyonunun
nedeni, kas tonüsündeki yetersizlik ve yerçekimi etkisi ile dil kökü ve epiglotun
farinks arka duvarı üzerine çökerek hava yolunu kapatmasıdır. Enspirasyon çabası
dili hipofarinkse doğru daha fazla çeker. Bu durumda hava yolu açıklığının
sağlanabilmesi için dil kökü ve epiglotun farinks arka duvarı üzerinden
uzaklaştırılması gerekir. Bunun için en uygun girişim başın ekstansiyona
getirilmesi veya baş arkaya eğilirken çenenin kaldırılmasıdır (head - tilt /chin -
lift). Manevra için sağ elini kullanan uygulayıcı, sağ el ayası ile başı alından
aşağı doğru iterken sol el baş parmağı dışındaki dört parmakla çeneyi
kapatarak yukarı kaldırır. Boyun travması düşünülen olgularda yalnızca çenenin
kaldırılması (chin - lift) yeterlidir, başa ektansiyon verilmemesi gerekir. Bu
girişim dışında bazı farklı manevralar da uygulanabilir. Bunlardan biri
mandibulanın çıkarılması manevrasıdır. Bu manevrada uygulayıcı başı arkaya
doğru eğerken ağız içinden başparmak, dışarıdan da diğer parmaklarıyla
kavradığı mandibulayı ve ağzı öne doğru çeker. Bir diğer manevra ağzın yukarı
doğru kaldırılması (Jaw - thrust) manevrasıdır. Bu manevra boyun travmasından
şüphe edilen olgularda en uygun yaklaşımdır. Başın ektansiyona getirilmesine gerek
yoktur. Bu uygulamada ağız, köşelerinden her iki el ile yukarı doğru kaldırılır.
Tüm bu girişimlerle yer çekiminin etkisi ile farinks arka duvarı üzerine çöken dil
ve epiglotun hava yolunda oluşturduğu obstrüksiyon ortadan kaldırılır.
Bilinci yerinde olan hastalarda üst hava yolu
obstrüksiyonunun en önemli nedenleri : Yabancı cisim aspirasyonu, enfeksiyonlar (krup,
epiglottit), larinks ödemi, tümörler, laringospazm, anaflaksi, vokal kord paralizileri,
travma, yanık veya suda boğulmalardır. Bu tip hava yolu obstrüksiyonları genellikle
transtrakeal bir hava yolu açıklığı sağlanması ile ortadan kaldırılabilir.
Laringospazmda, mandibula maksimal derecede yukarıya alınarak % 100 O2 ile pozitif hava
yolu basıncı sağlanmalıdır. Bunun için gerekirse, intravenöz olarak 10 - 20 mg
dozda süksinilkolin uygulanır. Kalıcı ve etkin bir tedavinin sağlanamadığı
durumlarda, kas gevşeticisi + endotrakeal entübasyon veya perkütan krikotiroidotomi
endikedir. Katı yabancı cisimlerin aspirasyonunda, hasta bilinçli ise
öksürtülmelidir. Eğer etkili olunamaz ise ağız açılarak ağız içi ve farinks
parmaklar yardımıyla temizlenmeli, ancak bilinçli bir hastada parmakla girişimden
kaçınılmalıdır. Bu uygulama laringospazma neden olabilir. Farinks seviyesindeki
yabancı cisim mümkünse bir klemp veya forseps yardımıyla çıkarılmalıdır. Bu
yöntemlerin yetersiz kalması durumunda hasta oturur veya başaşağı (özellikle
çocuklarda) pozisyona getirilerek skapulalar arasındaki sırt bölgesine el ayası ile 3
- 5 kez kuvvetlice vurulur. Bir diğer yöntem de karın içi basıncının artırılması
ve diafragmanın yukarı itilmesi manevrasıdır. Bunun için hastanın karnına
diafragmayı yukarı doğru itecek güçte bir bası uygulanmalıdır.
YAPAY HAVA YOLLARI
Hava yolu açıklığı ve devamlılığının
sağlanmasında sıklıkla yapay hava yollarına gereksinim duyulur. Yapay hava yolu
endikasyonları 4 ana başlıkta toplanır.
Yapay Hava Yolu Endikasyonları
- Üst hava yolu obstrüksiyonunun önlenmesi veya
düzeltilmesi : Potansiyel veya akut olarak üst hava yolu obstrüksiyonuna neden olan
epiglottit, krup, laringeal tümör, baş - boyun cerrahisi ve obstrüktif uyku apnesi
sendromu (sleep apnea syndrome) gibi patolojiler.
- Aspirasyona karşı korunma : Ağız, farinks ve mide
içeriğinin aspirasyonunu önlemek amacıyla sıklıkla balonlu endotrakeal tüp ve
trakeostomi kanülleri kullanılır.
- Trakeobronşial bakım ve temizlik : Öksürük ve
siliyer mekanizma ile atılamayan aşırı veya anormal trakeobronşial sekresyonun
temizlenmesinde özellikle translaringeal hava yolları ve trakeostomi çok yararlıdır.
Bu, özellikle hareket yeteneği olmayan, genel durumu kötü ve bilinç kaybı olan
hastalarda sekresyonların birikmesi ile oluşabilecek komplikasyonların önlenmesinde
önemlidir.
- Yapay Ventilasyon (Mekanik ventilasyon) : Solunum
yetmezliği nedeniyle mekanik ventilasyon desteği gereken hastalarda bir endotrakeal hava
yolu uygulanması gereklidir.
Yapay hava yolları uygulandıkları anatomik yol veya
yerleşime göre sınıflandırılırlar.
- Farinkse yerleştirilenler (Faringeal hava yolları) : Oral
- Nazal - Ösofagial obturator hava yolları.
- Trakeaya yerleştirilenler (Trakeal hava yolları) :
- Endotrakeal entübasyon yoluyla trakea içine
yerleştirilen trakeal tüpler.
- Trakeostomi yolu ile direkt olarak trakea içine
yerleştirilenler (trakeostomi kanülleri)
FARİNGEAL HAVA YOLLARI
Dil kökünü geçerek hipofarinks seviyesine dek hava yolu
devamlılığını sağlayan, kauçuk veya plastikten yapılı hava yollarıdır.
Yalnızca kısa süreli kullanım için uygulanırlar. Spontan ve asiste solunuma izin
verir, sekresyonların uzaklaştırılmasını kolaylaştırırlar.
Oral hava yolları (Orofaringeal hava yolları) : Oral hava
yolları standart ölçülerde (0 - 5) yapılan, rijit veya hafif fleksibl cihazlardır.
Dil kökünü farinks arka duvarından uzaklaştırmak böylece dilin hava yolunu
kapatmasını önlemek amacıyla kullanılırlar. Bunun dışında translaringeal bir hava
yolu yerleştirilen hastalarda da dil, endotrakeal tüp veya fiberoptik bronkoskopun hasta
tarafından ısırılmasını önlemek için de uygulanırlar. En doğru yaklaşım, oral
hava yolunun bilinci ve refleks cevabı aktif olmayan anestezi altındaki hastalarda
uygulanmasıdır. Refleks cevap sonucu kusma ve aspirasyona neden olabilir.
Nazal hava yolları (Nazofaringeal hava yolları) :
Genellikle oral hava yolundan çok daha iyi bir seçenektir, tıkanma refleksini stimüle
etmez. Buna karşın kullanımı erken postanestetik devreyle sınırlı kalmıştır.
Sık nazotrakeal aspirasyon gerektiren hastalarda nazal mukozayı travmaya karşı
koruduğu için özellikle yararlıdır, en iyisi 1 - 2 gün süreyle geçici olarak
kullanılmasıdır. Daha uzun süreli kullanım, nazal mukoza hasarı, sinüzit, otit,
huzursuzluk ve ağrıya neden olur. Tüpün uygulanışı sırasında genellikle minimal
bir kanama oluşur. Uzun süreli uygulamada basınç nekrozundan korunmak için her 24
saatte bir tüp değiştirilmeli ve diğer burun boşluğundan tekrar yerleştirilmelidir.
Bu şekilde korunan nazal hava yolu bir hafta süresince iyi tolere edilir. Uzun süreli
uygulamalarda yumuşak lateks tüpler tercih edilmelidir. Yerleştirilmeden önce burun ve
farinkse anestetik sprey sıkılmalı tüp anestetik ve vaselinli jel ile sıvandıktan
sonra serbestçe zorlamadan oral kaviteye itilmelidir.
Ösofagial obturator hava yolu : Esas olarak spontan
solunumu olmayan komadaki hastalarda kullanılan bir hava yoludur. Endotrakeal tüp
uzunluğunda, daha büyük çaplı, distal ucu kapalı ve balonlu bir tüptür. Distal uç
ösofagus içerisine yerleştirilerek balon şişirilir. Hipofarinks seviyesinde bulunan
bir çok açıklık pozitif basınçlı ventilasyonda, trakea ve larinkse oksijen veya
hava verilmesini sağlar. Ösofagus patolojileri, kostik ajan alımı ve 16 yaşın
altındaki hastalarda kullanılması kontrendikedir. Hastanın spontan solunumu veya üst
hava yolu refleksleri geri dönünceye kadar uygulanmalıdır. Komplikasyonları :
Ösofagus rüptürü, yanlışlıkla endotrakeal entübasyon, laringospazm, kusma ve
aspirasyondur.
ENDOTRAKEAL ENTÜBASYON VE TRAKEAL TÜPLER
Endotrakeal entübasyon : Translaringeal olarak (ağız
veya burun yoluyla), trakea içine yerleştirilen bir tüp yoluyla hava yolu
açıklığının sağlanması yöntemidir. Entübasyon, 1 - 2 saatten daha uzun süreli
ventilasyon desteği veya arteriyel oksijenasyon gerektiren durumlarda kullanılır.
Endotrakeal tüpler ; inatçı üst solunum yolu obstrüksiyonları, aspirasyon tedavisi,
oral ve nazal hava yollarının yetersiz kaldığı durumlar ile trakeostomi gerektiren
acil olgularda da öncelikle kullanılır.
Endotrakeal entübasyon endikasyonları
Entübasyon endikasyonları aşağıdaki gibi
sıralanabilir :
- Üst hava yolu açıklığının sağlanması.
- Gastrik içeriğin aspirasyonundan korunmak.
- Trakeal aspirasyonu kolaylaştırmak.
- Mekanik ventilasyon (Pozitif basınçlı ventilasyon).
- Üst hava yolu veya yakınındaki travmalar.
- Maske ile ventilasyonun zorlukla sağlanması.
- Yabancı cisim aspirasyonu, enfeksiyonlar (krup,
epiglottit), larinks ödemi, tümörler, laringospazm, anaflaksi, vokal kord paralizisi,
yanık , boğulmalar, vb..
Endotrakeal bir tüp konmaksızın maske veya ambu yoluyla
25 cmH20 basıncından yüksek bir basınçta verilen gazlar, yetersiz nöromusküler blok
veya parsiyel hava yolu obstrüksiyonu varlığında, düşük basınçta olsa bile mideye
kaçar. Oluşan gastrik distansiyon spontan solunuma engel olur, regürgitasyon ve kusma
insidansını artırır. Litotomi ve baş aşağı pozisyonlar abdominal içeriğin
diafragmaya bası yapmasına neden olarak ventilasyona engel olurken aspirasyon
tehlikesini de artırır.
Trakeal (endotrakeal) tüpler
Trakeal tüpler balonlu veya balonsuz olarak iki tiptir ve
polivinil klorür veya slikon kauçuk yapıdadırlar. Disposable özellikte ve steril
olarak tek tek paketlenmelidirler. Tüplerin radyografik olarak lokalize edilebilmesi
için distal uçta veya tüpün uzunluğu boyunca radyopak bir işaret bulunmalıdır.
Şeffaf olmaları lümen içindeki sekresyonların gözlenmesine izin verir. Tüpün
proksimal ucunda dış çapı 15 mm olan standart bir adaptör bulunur. Uzunluğu cm
olarak belirtilir. Tüpün distal uçunun yan kısmında ikinci bir açıklık vardır.
Bu, uç açıklığının herhangi bir nedenle tıkanması halinde hava yolu
açıklığını devam ettirmek içindir. Distal ucun üst kısmında bulunan balon (kaf)
özellikle pozitif basınçlı ventilasyonda kullanmak içindir. Kafın pilot balonu kaf
basıncının kontrol edilmesini sağlar. Endotrakeal tüpler ya internal çaplarına
göre ya da eksternal çaplarının 3 katı (mm) ile belirlenen sayılarla (French Units;
bu tüpün dış çevresine eşittir) numaralandırılırlar.
Tüp seçimi
Mekanik ventilasyon endikasyonu olan erişkinlerde balonlu,
10 yaşın altındaki çocuklarda ise balonsuz endotrakeal tüpler kullanılmalıdır.
Erişkin bir erkekte 36 - 42, kadında ise 32 - 34 numaralı tüpler idealdir. Çocuklarda
uygun endotrakeal tüp şu formüle göre seçilir : Eksternal çap no (French Units) =
Yaş + 18 (Örn; 12 yaş + 18 = 30 numara tüp gibi)
Laringoskop ve Laringoskopi
Laringoskop, endotrakeal entübasyon ve direkt laringoskopi
için gerekli araçdır. İki parçadan oluşur : Handle ve bleyd (blade). Handle
laringoskopun tutulduğu, bleyd ise ağız yoluyla larinkse yerleştirilen ve tercihe
bağlı olarak farklılıklar gösteren parçadır. Endotrakeal entübasyon amacıyla iki
tip bleyd kullanılır. Bunlar : 1) Eğri (Macintosh, Siker mirror), 2) Düz (Miller,
Jackson - Wisconsin, Guedel, Foregger).
- Eğri bleyd : Distal ucu dil kökü ile epiglotun faringeal
yüzü arasına yerleştirilir ve hipoepiglottik ligament gerilerek epiglotun yukarı
doğru hareketi sağlanır, böylece glottik açıklık ortaya çıkar.
- Düz bleyd : Distal uç epiglottun laringeal yüzünün
altına yerleştirilir ve yukarı-ileri doğru bir hareketle epiglot kaldırılarak
glottik açıklık ortaya çıkarılır.
- Bleyd seçimi : Genel olarak bu seçim kişisel tercihe
bağlıdır. Düz bleydin avantajı daha rahat ve geniş bir görüş olanağı
sağlamasıdır. Eğri bleydin avantajı ise diş ve orofarinkse daha az travmatik
olmasıdır. Oral endotrakeal tüpler ve orotrakeal entübasyon Oral endotrakeal tüp
özellikle acil girişimlerde seçilmesi gereken hava yoludur. Oral ve nazal entübasyon
veya trakeostomi ile karşılaştırıldığında çabuk bir hava yolu açıklığı
sağlar. Ancak, uyanık hastalarda rahatsız edicidir, öğürme refleksini stimüle eder.
Bu nedenle orotrakeal tüpler esas olarak bilinci olmayan hastalarda kısa süreli hava
yolu açıklığı sağlamak amacıyla kullanılır.
Entübasyonda oral yol için endikasyonlar :
Kardiyopulmoner resüssitasyon, bilinçsiz veya apneik hasta, burun veya yüz travması,
epiglottitis, nazal veya nazofaringeal obstrüksiyon (polip vb.), paranazal hastalıklar
(sinüzit, otit vb.), kanama diyatezleri ve fiberoptik bronkoskopi düşünülen hastalar.
Oral entübasyonun nazal entübasyona göre avantaj ve
dezavantajları
Avantajları : Hızlı, kolay, daha az travmatiktir. Daha
geniş lümenli tüp yerleştirilebilir. Hava yolu direnci ve solunum işi daha azdır.
Fiberoptik bronkoskop daha kolay uygulanabilir. Tüpün bükülme ve tıkanma riski daha
azdır. Epistaksis, sinüzit gibi nazal ve paranazal komplikasyonlar görülmez.
Dezavantajları : Özellikle uzun sürede estetik olarak
kötüdür. Hastanın kendi kendine ekstübasyon riski daha yüksektir. Ana bronşların
entübasyon riski yüksektir. Oral hava yolu kullanımına gereksinim vardır (ısırma
veya trismus sonucu tüpün tıkanma ve dudak, diş, dil, damak, ağız yumuşak dokusunda
yaralanma riski vardır) Öğürme, kusma ve aspirasyon riski daha yüksektir.
Teknik
Bir trakeal tüpün oral yolla trakea içine
yerleştirilmesi orotrakeal entübasyon olarak isimlendirilir. Bu girişim için üst hava
yolları anatomisinin bilinmesi, uygun araç ve gereçin bulundurulması gerekir.
Orotrakeal entübasyon aşamaları aşağıda sırasıyla anlatılmıştır.
I. : Entübasyon için gerekli araçların hazırlanması
kademesidir. Bunlar : Oksijen flovmetresi, oksijen tüpü veya merkezi oksijen çıkışı
(pipeline), aspiratör ve aspirasyon kateterleri, ambu, orofaringeal hava yolu, kılavuz
(stile), steteskop, yapıştırıcı bant, enjektör, Magill forsepsi, lokal anestetik
sprey. Bu aşamada bleyd handle 'a geçirilerek ışığının yanıp yanmadığı kontrol
edilir, aspiratör açılarak basıncı ayarlanır (kusma halinde akciğerlere aspirasyonu
önlemek amacıyla aspiratörün bulundurulması zorunludur). Uygun numaralı tüpün bir
büyük ve bir küçüğü hazır bulundurulur. Tüpün seçiminden sonra kaf
şişirilerek patlak olup olmadığı kontrol edilir. Özellikle yumuşak tüplerde, tüp
içinden bir kılavuzun (stile) geçirilmesi belirli bir rijidite sağlayarak tüpün
kolay ilerletilmesine yardımcı olur. Kılavuz sıvı vazelinle sıvazlanarak tüp içine
yerleştirilmelidir. Bu, kılavuzun geri çekilmesini kolaylaştırır.
II. : Pozisyon verilmesi aşamasıdır. İyi bir görüş
için ağız, farinks ve larinks aynı çizgiye getirilmelidir. Bunun için hafif servikal
fleksiyonla birlikte atlanto - oksipital eklemin ekstansiyona getirilmesi gerekir. Bu
pozisyon başın altına bir kompres konularak kolaylaştırılabilir.
III. : Entübasyon uygulanacak olan her hastada
preoksijenasyon sağlanmalıdır. Önceden % 100 oksijen verilmesi ile entübasyon
sırasındaki oksijen gereksinimi sağlanmış olur. Entübasyon girişimi 30 saniyeden
daha uzun sürmemelidir. Eğer girişim başarısız olmuş ise tekrar denenmeden önce 3
- 5 dakika % 100 oksijen ile ventilasyon uygulanmalıdır.
IV. : Laringoskopun yerleştirilmesi. Laringoskop sol elle
tutulurken sağ elle ağız açılmalıdır. Larinkoskop ağzın sağ tarafından oblik
olarak yerleştirilir ve dil bleydin eğimi içine alındıktan sonra larinkoskop ağzın
ortasına doğru çekilir. Böylece dil sol tarafa alınmış olur. Dilin bleydin eğimi
içine alınması ile epiglotun görülmesi kolaylaştırılmış olur.
V. : Epiglotun ekartasyonu ve glottisin görülmesini
içerir. Larinkoskop bleydi dil köküne ulaştığında epiglot, vokal kordlar ve
aritenoid kıkırdak görünmelidir. Bu yapıların görülmemesi durumunda tüp
ösofagusa yerleştirilebilir. Böyle bir durumda laringoskopa kuvvet uygulanarak yukarı
doğru kaldırılmalı ve larinks görülene kadar yavaş yavaş geri çekilmelidir.
Epiglot kullanılan bleydin tipine göre kaldırılarak glottisin görülmesi sağlanır.
Epiglot, eğri (Macintosh) bleyd ile indirekt, düz (Miller) bleyd ile direkt olarak öne
ve yukarı kaldırılır. Bleydi asarken laringoskopu dişlere dayamaktan
kaçınılmalıdır. Dişlerin ve diş etlerinin yaralanmasına neden olunabilir.
Laringoskop sol el ile tutularak ağız içine yerleştirilir. Laringoskop bleydi ile dil
yukarı ve sola doğru ekarte edilir. Eğri laringoskop bleydinin ucu dil kökü ile
epiglotun faringeal yüzü arasına yerleştirilir ve hipoepiglottik ligament gerilerek
epiglotun yukarı doğru hareketi sağlanır, böylece glottik açıklık ortaya çıkar.
VI. : Tüpün yerleştirilme aşamasıdır. Glottisin
açık olduğu görülüp, epiglot ekarte edilince, tüp ağzın sağ tarafından
yerleştirilir ve vokal kordlar arasından geçirilerek ilerletilir. Tüp kafının vokal
kordları 2 - 3 cm geçmesi sağlanmalıdır. Bu, balonlu tüplerde balonun
şişirilmesine olanak sağlarken, başın fleksiyon, ekstansiyon veya lateral pozisyona
getirilmesi durumunda tüpün pozisyonunu kaybetmesini de önler. Bundan sonra tüp sağ
el ile tesbit edilirken laringoskop sol el ile ağız içinden geri çekilir. Kaf
şişirilerek hava yolunda sabit kalması sağlandıktan sonra hasta ventile edilir.
VII. : Tüpün yerinden emin olunmalıdır. Tüp
yerleştirildikten sonra akciğerler dinlenmeli, her iki akciğer ventilasyonunun eşit
olup olmadığı değerlendirilmeli ve özellikle yoğun bakımdaki hastalarda radyolojik
olarak tüpün pozisyonu tesbit edilmelidir.
VIII. : Tüpün tesbiti aşamasıdır. Bunun için tüp,
uygun bir pozisyona getirildikten sonra flaster veya bantlarla dudak üstü veya yanaklara
tesbit edilir. Tüpün dişler arasına sıkışmasını veya ısırılmasını önlemek
için hastanın ağzına orofaringeal bir hava yolu yerleştirilir.
Nazal endotrakeal tüpler ve nazotrakeal entübasyon
Nazal endotrakeal tüplerin yerleştirilmesi orotrakeal
tüplerden daha zordur. Nazotrakeal entübasyon için endikasyonlar şu şekilde
sıralanabilir : Uzun süreli entübasyon gerektiren hastalar (özellikle bilinçsiz
yoğun bakım hastaları). Trismus (konvülsiyonlar, tetanus, deserebre rijiditesi vb.).
Servikal vertebral patolojiler (ankiloz, artrit, travma, tümör vb.). Oral veya
maksillofasiyal travma. Mandibula kırıkları. Orofaringeal obstrüksiyon (Tonsilit, abse
veya selülit vb.). Oral deformiteler, yeni geçirilmiş oral cerrahi. Temporomandibular
eklem disfonksiyonu. Kusma ve aspirasyon riski yüksek hastalarda uyanık entübasyon
uygulaması. Kısa boyun. Ciddi ajitasyon ve aşırı refleks aktivite gösteren hastalar.
Nazal entübasyonun oral entübasyona göre avantaj ve
dezavantajları
Avantajları : Öğürme ve tıkanma refleksi daha azdır.
Uzun sürede daha konforludur. Daha az sekresyona neden olur. Oral sekresyonların
atılımını artırır (tükürme olasıdır). Hasta ile iletişim, ağız bakımı ve
oral hijyeni artırır. Isırma veya trismus sonucu tüpün tıkanma riski yoktur.
Bakımı daha kolaydır. Oral entübasyona ait oral komplikasyonlar görülmez. Posterior
laringeal ülserasyon daha az görülür. Ana bronşların entübasyon riski ve hastanın
kendi kendine ekstübasyon riski daha azdır.
Dezavantajları : Ağrı ve rahatsızlık oluşturur. Nazal
ve paranazal komplikasyonlar (kanama, sinüzit, otit) oluşabilir. Teknik olarak daha
zordur. Daha küçük lümenli tüp uygulamak gerekir ki bu ; sekresyonların
aspirasyonunun zorlaştırır, hava yolu direncini ve solunum işini artırır, fiberoptik
bronkoskop zor uygulanır. Bakteriyemi riski vardır.
Teknik
Nazotrakeal entübasyon direkt görülerek veya kör olarak
sağlanabilir. Direkt yaklaşımda gerekli olan araç ve gereç oral entübasyonla
aynıdır. Ancak bu uygulamada Magill forsepsine gereksinim vardır. Hastanın pozisyonu,
araç - gereç ve preoksijenasyon oral entübasyondaki gibidir. Tüpün sıvı vazelinle
sıvazlanması burundan geçişini kolaylaştırır. Tüp bir burun deliğinden geriye ve
aşağıya doğru itilerek yerleştirilir. Orofarinkse geldiğinde ağız açılarak
laringoskopi ile glottis görülür. Sağ el ile tutulan Magill forsepsi yardımı ile
tüp vokal kordların arasından geçirilerek itilir. Bu sırada boynun fleksiyonu tüpün
geçişini kolaylaştırabilir. Burun deliğinden karinaya kadar olan uzaklık ortalama 25
cm 'dir. Tüpün yerinin tesbiti ve kontrolü aynı oral yoldaki gibidir.
Kör nazal entübasyonda, hasta uyanık olmalıdır. Bu
girişim için hasta sırtüstü veya oturur pozisyona getirilir. Tüp burundan
ilerletilir, larinkse yaklaşıldığı hava hareketleri ve tüpün dinlenmesi ile
anlaşılır. Solunum seslerinin gürültülü ve daha tübüler olduğu anda tüp
larinkse itilir. Tüpün larinksi geçtiği öksürük ve bunu izleyen solunum sesleri ile
doğrulanır. Eğer solunum sesleri kaybolursa tüp ösofagustadır. Tüpün
yerleştirilmesinde başarısız olunursa baş ve boyuna yeniden pozisyon verilerek
girişim tekrarlanır. Tüpün trakeada olduğundan emin olduktan sonra tesbit yapılır.
Uyanık Entübasyon
Trakeanın uyanık entübasyonu için topikal sprey,
superior laringeal sinir bloku ve transtrakeal blok uygulamak gereklidir. Bu kombinasyon
direkt laringoskopi ve endotrakeal entübasyonun ağrısız ve öksürük olmaksızın
yapılmasını sağlar.
Topikal sprey : Dudaklar, dil ve farinkse 3 - 5 ml, % 2 - 4
'lük lidokain sprey sıkılır. Eğer nazotrakeal entübasyon yapılacaksa 1 - 2 ml, % 4
- 5 'lük kokain tercih edilmelidir. Kokain nazal mukozada hem anestezi hem de
vazokonstriksiyon oluşturur. Kokainden kaçınılan durumlarda topikal fenilefrin
uygulanabilir.
Superior laringeal blok : Hyoidin büyük kornusunun hemen
altından kaudale doğru girilerek 2 - 3 ml % 2 lidokain enjekte edilir.
Transtrakeal blok : Krikotiroid veya krikotrakeal membran
delinerek trakeaya girilir, iğnenin yeri hava aspirasyonu ile doğrulandıktan sonra
hızla 2 - 3 ml, % 2 - 4 lidokain trakea lümenine verilir. Böylece trakea ve vokal
kordların altındaki larinksin anestezisi sağlanır.
Retrograd Entübasyon
Krikotiroid membrandan girilen 17 no'lu bir intraket
içinden plastik bir kateter geçirilir. Kateter yukarı doğru ilerletilerek ağızdan
çıkarılır ve bir endotrakeal tüp bu kataterin üzerinden geçirilerek (katater bir
kılavuz görevi görür) trakeaya yerleştirilir. Bu teknik ancak diğer girişimlerle
(nazotrakeal, fiberoptik laringoskopi) entübasyon yapılamamışsa uygulanır.
Çocuklarda Endotrakeal Entübasyon
Yenidoğan ve çocuklarda larinksin anatomik yapısı
erişkinlere göre farklıdır. Bu nedenle de trakeanın entübasyonu daha zordur.
Yenidoğanda baş ve dil büyük, boyun kısadır. Larinks erişkine göre daha
yüksektir. Epiglott U (omega) veya V şeklinde olup serttir, bükülmez. Krikoid
kıkırdak larinksin en dar noktasıdır. Tüp glottik açıklığı rahat geçmesine
rağmen subglottik bölgede takılabilir. Laringoskop bleydinin aşırı ekstansiyonu ile
trakea bükülebilir.
Entübasyon tekniği : Yenidoğanda uyanık entübasyon
tercih edilmeli, ileri derecede bir ekstansiyondan kaçınılmalı ve baş mümkün
olduğunca nötral pozisyonda korunmalıdır. Üç yaşın altındaki çocuklarda düz
bleyd eğri bleyde göre çok daha iyi bir görüntü sağlar.
Endotrakeal Entübasyon Komplikasyonları
- Dental ve oral yumuşak doku travması.
- Hipertansiyon ve taşikardi.
- Aritmiler.
- Aspirasyon.
- Laringospazm.
- Tüpün tıkanması.
- Tek taraflı entübasyon.
- Ösofagiyal entübasyon.
- Bronkospazm.
- Laringeal ve trakeal lezyonlar : Larenjit, glottik
ödem ve vokal kord enflamasyonu, larinks ve vokal kord ülserasyonları, vokal kord
polipleri ve granüloma oluşumu, vokal kord paralizisi, laringeal membran, laringeal
stenoz, trakeit ve trakeal granülom, trakeomalasi ve trakeal stenoz, akciğer enfeksiyonu
(trakeobronşit).
Hipertansiyon ve taşikardi : Laringoskopi ve entübasyonla
sıklıkla ortaya çıkar. Nedeni refleks sempatik stimülasyondur. Geçici olan bu
kardiyovasküler etki, laringoskopinin 15 sn den kısa sürmesi veya laringotrakeal
lidokain sprey uygulamakla minimale indirilebilir. Hipertansiyonu, koroner arter
hastalığı, valvüler kalp hastalığı ve intrakraniyal basıncı yüksek olan
hastalarda bu refleks cevabı önlemek için laringoskopiden 2 dakika önce intravenöz
olarak lidokain (1 - 2 mg / kg), fentanil (8 mg/kg) veya 15 saniye önce Na Nitroprusit (2
mg/kg) uygulanabilir.
Aritmiler : Yüzeyel anestezi, hipoksi ve hiperkarbiye
bağlı olarak ortaya çıkar. Laringoskopiden 1 dakika önce % 100 O2 (preoksijenizasyon)
uygulanması, PaO2 'nın en az 2 - 3 dakika süresince uyanık seviyedeki değerde
kalmasını sağlar.
Laringospazm : Laringospazm refleks olarak larinks
kaslarının kasılması sonucu glottik açıklığın kapanmasıdır. Bu durumda ne
akciğere ne de akciğerden dışarıya gaz giriş çıkışı olmaz. Oluşumu sıklıkla
iki ana nedene bağlıdır : 1) Ekstübasyon sırasında bilinç düzeyi uygun değildir.
Laringospazm tamamen bilinçli hastada veya anestezi altındaki hastada nadiren oluşur.
2) Larinksin sekresyon veya kusmuk ile irritasyonu söz konusudur. Trakeanın
ekstübasyondan önce yeterli aspirasyonunun önemi buradadır. Tedavide ilk yapılması
gereken bir maske ve ambu yardımı ile pozitif basınç altında O2 verilmesidir. Aynı
anda her iki elle mandibula aşağı ve ileri doğru çekilerek dilin farinks arka
duvarından uzaklaşması ve hava yolunun açılması sağlanabilir. Eğer laringospazm
devam ediyorsa O2 ve mandibula hareketinin yanında, 0,5 - 1 mg/kg dozda intravenöz
süksinilkolin uygulanmalıdır. Eğer intravenöz yol yoksa sublingual veya
intramusküler yoldan verilebilir.
Laringeal lezyonlar: Laringeal değişikliklerin etyolojisinde, endotrakeal tüp
ile hava yolu arasındaki etkileşim rol oynar. Entübasyon sırasında travma, tüpün
hareketi, tüp materyaline reaksiyon başlıca risk faktörleridir. Nazotrakeal
entübasyon ; tüpün küçük, stabilitenin iyi, glottise uygulanan basıncın düşük
olmasından dolayı, oral yola göre daha az komplikasyona neden olur.
- Larenjit : Entübasyondan sonra görülme sıklığı % 3
dür. Genellikle tedavi gerektirmez kendiliğinden iyileşir.
- Glottik ödem ve vokal kord enflamasyonu : Travmatik
entübasyon (örn. büyük tüp vb.) veya endotrakeal tüpün neden olduğu basınca
bağlı olarak gelişen geçici değişikliklerdir. Entübasyondan sonraki bir kaç saat
içinde, % 20 - 30 oranında oluşur. En sık çocuklarda görülür. Çünkü çok az bir
laringeal ödem zaten küçük olan larinks lümenini iyice daraltır. Kırmızı lastik
tüpler, polivinil ve silikon tüplere göre trakeaya daha travmatiktir. Laringeal ödem
ve enflamasyonla ilgili semptomlar ses kısıklığı ve stridordur. Ses kısıklığı
ekstübe edilen hastaların 3 / 4 'ünde gelişir ve ekstübasyondan sonraki saatler veya
günler içinde düzelir. Stridor, enspirasyon sırasında duyulur ve erişkinde hava yolu
lümeni çapının 5 mm veya daha altına düştüğünü gösterir. Stridor, hava yolu
direnci ve solunum işinin çok ciddi derecede arttığının göstergesidir. Tedavide
mukozal vazokonstriksiyon oluşturarak ödemi azaltan epinefrin aerosol (% 2,25)
kullanılır. Steroid de enflamasyonu azaltmak amacıyla tedaviye eklenebilir. Uzun
süreli entübasyon uygulanan hastalarda ödem gelişimini azaltmak amacıyla
ekstübasyondan 24 saat önce intravenöz olarak steroid verilebilir.
- Larinks ve vokal kord ülserasyonları : Tipik olarak vokal
kordların arka bölümünde oluşur. Bu kontakt ülser endotrakeal tüpün hareket etmesi
ile oluşur. Aşırı baş hareketleri veya laringeal reflekslerin yetersiz depresyonu
insidansını artırır. Uzun süreli entübasyondan sonra ekstübe edilen hastaların %
20 - 50 'sinde görüldüğü bildirilmiştir. Bu hasar genellikle entübasyonu izleyen 7.
saatten sonra ve akut olarak ortaya çıkar. Primer belirtisi ses kısıklığıdır.
Genellikle kendiğinden düzelir, tedaviye gerek yoktur.
- Vokal kord polipleri ve granüloma oluşumu : Nadirdir.
Yalnızca erişkinlerde görülür. Ülsere alanı dolduran granülasyon dokusu
tarafından oluşturulur. Erken belirtileri ; yutkunma güçlüğü, ses kısıklığı ve
stridordur. Genellikle kendiliğinden rezorbe olurlar. Uzun süreli komplikasyonları
içinde kalıcı ses kısıklığı en sık görülen semptomudur.
- Vokal kord paralizisi : Endotrakeal tüplere bağlı olarak
gelişir ve genellikle her iki vokal kord da etkilenir. İnsidansı % 3 - 5 arasındadır.
Primer semptom epinefrin tedavisine cevap vermeyen stridordur. Ancak obstrüktif
semptomlar ilk 24 saatte düzelebilir ve kord hareketleri bir kaç gün içinde tümüyle
geri dönebilir. Eğer düzelmezse trakeostomi endike olabilir. Laringeal membran (web) :
Nekrotik doku fibrin ve hücre artıkları ile oluşur. Larinkste böyle bir membran
oluşumu haftalar hatta aylar sürebilir. Semptomları stridor ve total hava yolu
obstrüksiyonudur. Tedavi de laringoskopi ile membran aspire edilmelidir.
- Laringeal stenoz : Birinci trakeal halkaya çok yakın
açılan trakeostomiye bağlı olarak gelişir. Semptomları vokal kord paralizisindekine
benzer, ses kısıklığı ve stridora neden olur. Laringeal stenoz genellikle
kendiliğinden düzelmez, cerrahi tedavi gerektirir. Uzun süreli entübasyonlarda,
(ortalama 6 - 7 gün) ekstübasyondan sonra laringeal hasar oluşum sıklığı oral yolda
nazal yola göre daha fazladır. Bu nedenle bu tür bir uygulama gerektiğinde nazal
trakeal entübasyon tercih edilmelidir. Küçük bir tüp kullanma zorunluluğu ve daha
iyi bir stabilizasyon sağlanması komplikasyonların da az olmasını sağlar.
Trakeal lezyonlar: Laringeal lezyonlar yalnızca oral veya nazotrakeal
tüplerle ortaya çıkarken, trakeal lezyonlar hem translaringeal entübasyon hem de
trakeostomi tüplerine bağlı olarak gelişir.
- Trakeit ve trakeal granülom : Trakea mukozasının
ülserasyonu ve trakeit genellikle trakeanın ön duvarında oluşur. Nedeni endotrakeal
tübün distal ucunun trakea epitelini aşındırmasıdır. Trakeit sternum arkasında
ağrı ve persistan öksürükle karakterizedir.
- Trakeomalasi ve trakea stenozu : Endotrakeal tüp balonunun
aşırı şişirilmesi trakea mucozasında kapiller dolaşımı engelleyerek beslenmeyi
bozar ve mukozada iskemi oluşturur. Bu durum kıkırdak halkada harabiyete neden olarak
trakeomalasiye yol açar. Enspirasyonda trakeal kollaps oluşur. Trakeal stenoz, trakea
lümeninin daralmasıdır ve en sıklıkla kıkırdak yapının iyileşmesi sırasında
gelişen skar dokusu nedeniyle oluşur. Bunun dışında: uzun süreli entübasyon,
hareketli tüp, bakteriyel enfeksiyon ve uzun süreli sistemik hipotansiyon da trakeada
stenoz gelişimine neden olabilir. Ekstübasyon sonrası bulgu ve belirtiler hasarın
şiddetine bağlıdır. Bulgular genellikle 2 - 3 aylık bir sürede gelişir. Hasarın
ciddiyetine göre ekspektorasyonda güçlük, dispne ve stridor ortaya çıkar.
TRAKEOSTOMİ
Trakeostomi trakea ön duvarının boyun ön duvarına
açılması veya ağızlaştırılmasıdır. Böylece hava yolu açıklığı direkt
olarak trakea aracılığı ile sağlanır. Hava yolu genellikle trakea içine
yerleştirilen bir tüp veya kanül yardımı ile korunur.
Trakeostominin oral - nazal entübasyona göre avantaj ve
dezavantajları
Avantajları : Trakeostomi tüpleri oral ve nazotrakeal
tüplere göre daha düşük bir hava yolu direnci oluşturur, solunum işini azaltır.
Tüpün tesbitinin kolay, hareketinin az olması büyük konfor sağlar, daha iyi tolere
edilir, mobiliteyi artırır. Oral beslenme, ağız bakımı, iletişim ve fiberoptik
bronkoskopi uygulamasını kolaylaştırır. daha kısa bir yol olması nedeniyle derin,
effektif aspirasyona izin verir (her iki ana bronşa kolayca girilebilir). Laringeal ve
üst solunum yolu komplikasyonlarından korunulmuş olur.
Dezavantajları : Tüpün cerrahi olarak
yerleştirilmesinde % 0 - 5 oranında mortalite riski vardır. Trakeostomi sırasında % 5
- 10 arasında kanama oluşabilir. Cerrahi şartlar ve genel anestezi gerektirir (acil
şartlar dışında). Havanın kaslar ile cilt arasına girmesi nedeniyle subkütan
amfizem, plevra veya mediasten içine girişiyle pnömotoraks ve pnömomediastinum
gelişebilir (% 5). Ensizyon izi kaybolmaz (kalıcı skar oluşturur). Komplikasyonları
çok daha ciddi ve fazladır (trakeal stenoz). Bakteriyel enfeksiyon riski daha
yüksektir. Daha pahalıdır.
Oral - nazal entübasyonun trakeostomiye göre avantaj ve
dezavantajları
Avantajları : Translaringeal entübasyon kolaydır,
çabuktur ve tekrarlanabilir. Daha az deneyim ve eğitim gerektirir. Trakeostominin neden
olabileceği cerrahi komplikasyonlardan (kanama, cerrahi amfizem, pnömotoraks, hava
embolisi, krikoid kıkırdak hasarı) kaçınılmış olunur. Komplikasyon olasılığı
trakeotomiye göre çok daha azdır. Trakea stenozu tehlikesi büyük oranda yok edilmiş
olur. Estetik olarak kalıcı bir etkisi yoktur.
Dezavantajları : Endotrakeal tüp ; daha zor tolere
edilir, beslenmeyi zorlaştırır, sekresyon artışına neden olur, solunum işini
artırır, iletişimde zorluk oluşturur, laringeal komplikasyonlar oluşturabilir,
tesbiti güçtür, kolaylıkla ana bronşlara (özellikle sağ) girebilir.
Endikasyonları
- Trakeostominin primer endikasyonu, uzun süreli hava
yolu açıklığı gerektiren hastalardır. "Uzun" kavramı 3 gün ile 3 hafta
arasında farklılıklar gösterebilir. Endotrakeal entübasyondan trakeostomiye ne zaman
geçileceği konusunda karar vermek için ; yapay hava yoluna ne kadar süre ile
gereksinim olduğu, hastanın endotrakeal tüpe toleransı, beslenme, kardiyovasküler
sistem ve enfeksiyon yönünden durumu, cerrahi girişimi tolere edip edemeyeceği,
endotrakeal entübasyon ve trakeostominin rölatif riskleri karşılaştırılmalıdır.
Erken komplikasyonlar yönünden trakeostomi endotrakeal entübasyona göre daha büyük
risk taşır. Bu nedenle trakeostominin genellikle üç haftadan (21 gün) daha uzun süre
entübasyon gerektiren, bilinci yerinde, immobil hastalarda uygulanması önerilir.
- Endotrakeal tüp yerleştirilmesine engel olan üst
solunum yolu obstrüksiyonları : Trakeanın üst seviyesinde, krikoid kıkırdağın
üstünde oluşan akut tıkanmalar ; tümör, travma, yabancı cisim vb.
- Ekstübasyon sonrası ciddi laringeal stridoru olan
hastalar.
- Endotrakeal entübasyona ait komplikasyon varlığı :
Sekresyonların aspire edilmesinde güçlük. Ciddi oral, faringeal veya laringeal
komplikasyonlar. Tüpe karşı toleranssızlık ve ciddi rahatsızlık.
- Radikal boyun cerrahisi, larinjektomi, larinks
radyoterapisi uygulanacak olan hastalar.
- Aspirasyon (sekresyonların atılabilmesinde kronik
yetersizlik durumu).
- Uyku apnesi.
- Kafa kaidesi kırıkları.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanlarda erken
dönemde endotrakeal tüpten trakeostomi tüpüne geçilmesi yapay hava yolundan kurtulma
süresini kısaltır. Endotrakeal tüp hava yolu direnci ve solunum işinde artmaya neden
olurken, trakeostomi tüpü çok daha geniş ve kısa olduğu için hava yolu direnci ve
solunum işini azaltır. Böylece, hasta yorulmadan daha çabuk normal solunum yeteneğini
kazanabilir.
Teknik
Trakeotomi elektif şartlarda, hava yolu açıkken
deneyimli bir cerrah tarafından yapılmalıdır. Endotrakeal entübasyonun mümkün
olmadığı veya yapılamadığı acil durumlarda; iğne, trokar veya delici bir cisim
yardımıyla krikotiroid membran delinerek (iğne krikotiroidotomisi) trakeaya
girilebilir. Standart bir trakeotomi de ise önce enfiltrasyon yoluyla lokal anestezi
uygulanır ve hasta sedatize edilir. Endotrakeal bir tüp varsa trakeostomi tüpü
yerleştirilene kadar tüp çekilmemelidir. Trakeaya ya iki kıkırdak halka arasından
horizontal bir ensizyon ya da 2. veya 3. halkada (tercihen üçüncü) vertikal bir
ensizyon yapılarak girilir. Tercih edilen yöntem vertikal ensizyondur. Bu ensizyonla
tüp kolay yerleştirilir ve daha rahat hareket eder. Trakeada açılan bu delikten uygun
bir trakeostomi kanülü yerleştirilir ve endotrakeal tüp geri çekilir. Trakeostomi
tüpünün çapı trakea iç çapının 2 / 3 veya 3 / 4 'ü kadar olmalıdır. Tüp
yerleştirildikten sonra varsa balonu şişirilerek boyuna tesbit edilir. Bu gün
özellikle yoğun bakım servislerinde giderek artan bir uygulama şekli de trakeotominin
perkütan olarak dilate edici bir araç yoluyla yapılmasıdır (Perkütan trakeostomi).
Komplikasyonları
- Trakeostomi tüpünün tıkanması : En sık neden koyu
sekresyondur.
- Kanülün yerinden çıkması : Özellikle ilk günlerde
ciddi bir komplikasyondur. Henüz bir yol oluşmadığı için yeniden yerleştirmek güç
olabilir. Böyle bir durumda hemen oral veya nazal entübasyonla endotrakeal bir tüp
yerleştirilmeli, daha sonra trakeostomi tüpü ameliyathane koşullarında
konulmalıdır.
- İnnominat arter ve Ösofagus erozyonu : Trakeostomi
tüpünün devamlı hareket etmesi ile innominat arter veya ösofagusta aşınma
gelişebilir. Tüpte pulsasyon gözlenmesi innominat arter aşınması ve kanama için
erken bir bulgu olabilir. Metal kanüller daha çok ösofagusta, balonlu trakeostomi
tüpleri ise innominat arterde aşınmaya neden olur. İnnominat arter perforasyonu
sıklıkla fatal bir komplikasyondur. Ösofagustaki aşınma ise trakeoösofagial fistül
oluşumuna neden olabilir. Aspirasyonda mide içeriği ve yiyecek partiküllerinin gelmesi
bu olasılığı düşündürmelidir.
- Enfeksiyon : Enfeksiyona engel olmak hemen hemen
olanaksızdır. İyi bir bakım ve temizlik esastır.
- Trakea genişlemesi : Balonlu trakeostomi tüpleri ile
oluşur. Balonun temas ettiği bölgede trakeada genişleme ve basıya bağlı olarak
mukoza hasarı gelişir. Trakea hasarının önlenmesi için balonun 10 ml'den daha az bir
hava miktarı ile şişirilmesi ve basıncın 25 cm H2O üzerinde olmaması (ortalama 15
cmH2O) gerekir.
- Trakea stenozu : Trakeostominin geç bir komplikasyonudur.
(Bkz. Entübasyon komp) Trakeal tüplerle birlikteki hava yolu travmalarından korunma
Larinks ve trakeadaki hasar akut enflamasyondan stenoz gibi kronik yapısal
değişikliklere kadar gidebilir. Hareketli tüp hava yolu hasarında primer faktördür.
Tüpün hareket etmesi önlenmelidir. Bunun için sedasyon ve nazotrakeal tüp uygulaması
tercih edilmelidir. Yerleştirildikten sonra endotrakeal tüpler ve trakeostomi tüpleri
gereksinim olmadıkça değiştirilmemelidir. Uygun tüplerin seçimi çok önemlidir. Kaf
basıncı sınırlanmalıdır. Balonun şişirilmesinde bazı noktalara dikkat edilmelidir
: 1) Yavaş şişirilmelidir. 2) Ortalama 4 ml hava yeterlidir. 3) Hiç bir zaman 8 ml den
fazla hava verilmemeli, kaf basıncı 25 cm H2O üzerinde olmamalıdır (ortalama 15
cmH2O).
HAVA YOLU ASPiRASYONU (ENDOTRAKEAL
ASPİRASYON)
Sekresyonların birikimi hava yolu direnci ve solunum
işini artırarak hipoksemi, hiperkapne, atalektazi ve enfeksiyon gelişmesine yol
açabilir. Sekresyon yapımındaki artış ve öksürük mekanizmasındaki yetersizlik
sekresyonların uzaklaştırılmasını zorlaştırır. Enfeksiyonlar, kronik obstrüktif
akciğer hastalıkları ve kistik fibrozis aşırı sekresyona, santral sinir sistemi
depresyonu ve nöromusküler hastalıklar ise öksürük mekanizmasında yetersizliğe
neden olur. Tüm bu hastalarda mekanik aspirasyon gerekebilir.
Teknik
Endotrakeal aspirasyon aşağıdaki basamakları içerir.
I. : Öncelikle aspirasyonun gerekli olup olmadığı
değerlendirilmelidir. Ronkuslar ve effektif olmayan öksürük aspirasyon için
endikasyondur.
II. : Aspirasyon için gerekli araç ve gereç ;
aspiratör, steril aspirasyon kateteri, steril eldiven, steril su veya serum fizyolojik ve
oksijen verilebilecek bir sistem (maske, ambu veya ventilatör) hazırlanmalıdır.
III. : Aspirasyon öncesinde preoksijenasyon
uygulanmalıdır. Spontan solunumu olmayan hastalarda bir maske, ambu ya da ventilatörle
solunuma yardım edilmelidir.
IV. : Kateter negatif basınç uygulanmaksızın
ilerletilmelidir. Kateter, burun deliğinden zorlamadan ilerletilir. Eğer bir dirençle
karşılaşılırsa geri çekilerek diğer burun deliğinden yeniden itilmeye
çalışılır. Farinksin alt seviyesine ulaştığında, boyun fleksiyona getirilirken
atlanto - oksibital eklem ekstansiyona getirilir. Bu pozisyon koklama (sniffing) pozisyonu
olarak tanımlanır ve larinksle birlikte farinksin aşağı kısmının da açılmasına
yardım eder. Böylece kateter larinksten geçebilir. Dilin öne doğru çekilmesi ile
epiglott öne ve yukarı doğru itilir ve kateterin trakea içine girişi kolaylaşır.
Bundan sonra kateter, öksürük veya bir dirençle karşılaşılana kadar alt solunum
yolunda ilerletilir.
V. : Hasta öksürdüğünde, kateter döndürülerek geri
çekilirken aspirasyon uygulanır. Total aspirasyon süresi 10 - 15 saniyeyi
geçmemelidir. Herhangi bir kardiyak değişiklik gözlenirse kateter hemen geri
çekilmelidir.
VI. : Aspirasyon sonrası oksijen verilerek akciğerler
şişirilmelidir. Oksijen uygulaması III. basamakta olduğu gibidir. Solunum sesleri saf
ve temiz olarak alınana kadar III - VI. basamak arasındaki girişimler tekrarlanır.
Komplikasyonları
Hava yolu aspirasyonu, mukozal hasardan ani ölüme kadar
uzanan bir çok komplikasyona neden olabilir. Endotrakeal aspirasyon komplikasyonları şu
şekilde sıralanabilir : Hipoksemi, aritmi, hipertansiyon, atelektazi, mukozal travma,
kontaminasyon - enfeksiyon ve intrakraniyal basınçta artma.
- Hipoksemi : Aspirasyonun en sık görülen
komplikasyonudur. Hipoksemiden korunmak için aspirasyondan önce hiperventilasyon yoluyla
% 100 oksijen ile preoksijenasyon uygulanmalı ve aspirasyon süresi
sınırlandırılmalıdır. Kronik hiperkapnesi olan obstrüktif akciğer hastalarında
preoksijenasyon dikkatli uygulanmalı, bu uygulama ile solunum stimülusunun ortadan
kalkabileceği unutulmamalıdır.
- Aritmiler : Temelde hipokseminin sonucu olarak ortaya
çıkar. Bir diğer önemli neden de kateterin larinks veya karinaya temasının vagal
stimülasyona neden olmasıdır. Bu, bradikardi oluştururken, hipoksemi taşikardiye
neden olur. Eğer kalp hızı ve ritminde önemli bir değişiklik görülürse, hemen
işleme son verilerek % 100 oksijen verilmelidir.
- Hipotansiyon : Aritmi veya öksürük nöbetleri
sırasında venöz dönüşün azalmasına bağlı olarak oluşur.
- Atalektazi : Sekresyonlarla birlikte havanın da aspire
edilmesine bağlı olarak oluşur. Burada önemli bir faktör aspirasyon kateterinin
ölçüsüdür. Kısa kateterler üst hava yollarındaki havanın aspire edilmesine neden
olurken, hava yolunu tamamen kapatan geniş kateterler de alt hava yollarındaki havanın
aspire edilmesine neden olur. Kateter hava yolu iç çapının yarısından daha geniş
olmamalıdır.
- Mukozal travma : Genellikle sert kateter ucunun hava yolu
duvarını zedelemesine bağlı olarak oluşur. Ayrıca uygulanan negatif basıncın
etkisi ile kateter ucunun hava yolu duvarına yapışması ve kateterin geri çekilmesi
sırasında mukoza ve submukozanın hasara uğraması da olasıdır. Bunu önlemek için
negatif basınç erişkinde : - 100, - 120 cmH2O, çocukta : - 80, - 100 cmH2O, infantta
ise - 60, - 80 cmH2O olarak ayarlanmalı ve ucu hava yolu duvarına yapışma riski
olmayan kateterler seçilmelidir.
- Kontaminasyon / Enfeksiyon : Üst hava yollarında bir
enfeksiyon varlığında, kateter yoluyla alt hava yollarına bakteri taşınması
olasıdır. Aspirasyonun kendisi de oluşturduğu mukozal travma nedeniyle enfeksiyona yol
açabilir. Enfeksiyon riski steril şartlar ve yumuşak kateterlerle azalır.
İntrakraniyal basınçta artma : Öksürük veya ortalama arter basıncındaki artışa
bağlı olarak oluşur. Bu artış geçicidir ve genellikle 1 dakika içinde normale
döner. Ancak kafa içi basıncının yüksek olduğu durumlarda çok önemli olabilir.
HAVA YOLU AÇIKLIĞININ KORUNMASI VE
DEVAMLILIĞI
Hava yolu açıklığının korunması ve
devamlılığının sağlanmasında yerine getirilmesi gereken bazı şartlar vardır.
Bunlar : 1) Tüpün güvenliği ve uygun yerleşim. 2) İletişim kurulması. 3)
Nemlendirme. 4) Enfeksiyondan korunma. 5) Trakeobronşial temizlik. 6) Kaf bakımı. 7)
Hava yolu ile ilgili sorunların çözümü.
Tüpün güvenliği ve uygun yerleşim
Oral veya nazotrakeal tüpler genellikle flasterlerle
(tüpün etrafından bir veya iki kez geçirilerek) tesbit edilir. Kısa süreli tesbitte
ipek flasterler yeterli olmasına karşın, sekresyonlar bu tip bandların gevşemesine ve
tüpün hareket etmesine neden olur. Uzun süreli tesbitlerde bez yapısındaki flasterler
tercih edilebilir. Ancak bunlarla da allerjik sorunlar ortaya çıkabilir. Trakeostomi
tüpleri boyuna kravat gibi bağlanarak yerinde tutulabilir. Bu yöntemde trakeostomi
kanülünden geçirilen iki bez parçası boynun arkasında birbiri ile bağlanır.
Trakeostomi tüpünün tesbitinde tesbit materyali ile boyun arasından bir parmak
geçecek kadar mesafe bırakılmalıdır. Endotrakeal tüplerin yerleşimi radyolojik
olarak kontrol edilmeli, tüpün distal ucu karinadan 3 - 7 cm yukarıda olmalıdır. Bu,
tüpün herhangi bir ana bronşa ilerlemesini engeller.
İletişim kurulması
Yoğun bakımdaki en önemli sorunlardan biri entübe
durumdaki hasta ile iletişim kurulmasıdır. Endotrakeal bir tüp varlığında hastanın
konuşma olanağı yoktur. Bu durumdaki bir hastadan gereksinimlerini yazması
istenebilir. Bu da arteriyel ve venöz damar yollarının varlığında zordur. Hasta ile
iletişimde başka bir yol da basit resimler aracılığı ile anlaşmaya çalışmaktır.
Trakeostomili hastalarda trakeostomi kısa sürelerle kapatılarak hastanın ses
çıkarması sağlanabilir.
Nemlendirme
Endotrakeal ve trakeostomi tüpleri, üst hava yollarının
nemlendirme, filtrasyon ve ısıtma gibi doğal fonksiyonlarını ortadan kaldırır.
Enspire edilen havadaki nem oranının azalması sekresyonları koyulaştırır, soğuk
hava da siliyer fonksiyonu azaltır. Koyu sekresyonlar tüpün tıkanmasına neden olarak
hava yolu direncini artırırken ventilasyonu da azaltır. Bu nedenle enspire edilen
havanın vücut ısısına yakın ısıtılması ve nemlendirilmesi gerekir. Bu amaçla
nemlendiriciler (humidifier) kullanılmalı ve hava 32 - 36 derece arasında
ısıtmalıdır.
Enfeksiyondan korunma
Nazokomiyal enfeksiyonlardan korunmak için : 1) Yeterli
aspirasyon ve aspirasyon sırasında sterilizasyon sağlanmalı, 2) Ventilatör tedavisi
uygulanan her hastada tek kullanımlık, steril konnektör, filtre vb. araç - gereç
kullanılmalı, 3) Hastalara temas ettikten sonra eller yıkanmalı veya eldiven
kullanılmalı, 4) Yeterli nemlendirme sağlanmalı, 5) Trakeostomi bakımı yapılmalı
ve iç kanül rutin olarak değiştirilmelidir.
Trakeobronşial temizlik
Trakea ve bronşların aspirasyonu ile sekresyonların
uzaklaştırılması hava yolu devamlılığı için çok önemlidir. Uygulama nazotrakeal
aspirasyona benzer kademeleri içerir.
I. : Büyük sekresyonlar hava akımı ile hareket etmez,
bundan dolayı sekresyona ait sesler duyulmaz. Eğer solunum sesleri temiz ise
aralıklarla tüp içinden geçirilen kateterle aspirasyon uygulanır.
II. : Sekresyonları yumuşatmak için steril serum
fizyolojik kullanılır.
III. : Kronik obstrüktif akciğer hastaları dışında
tüm hastalarda aspirasyondan önce % 100 oksijenle akciğerler iyice şişirilmelidir.
IV. : Kateter dikkatle ilerletilir, bir engel
hissedildiğinde veya öksürük refleksi uyarıldığında aspirasyon uygulanarak kateter
geri çekilmelidir.
V. : Aspirasyon nazotrakeal aspirasyondaki gibidir.
VI. : Aspirasyon işleminin sonunda yeniden oksijenasyon
uygulanmalıdır. Trakeobronşiyal aspirasyon sırasında özellikle sırtüstü
pozisyonda hipoksemi riski yüksektir. Hipoksemiden korunmak için aspirasyon sırasında
solunum desteklenmelidir. Bunun için hastanın ventilatörden ayrılmadan aspire
edilmesine izin veren yeni aspirasyon kateterleri geliştirilmiştir. Bunlar : 1) Direkt
olarak ventilatör devresi içine adapte edilen çok kullanımlı kateterler. Her 24
saatte bir değiştirilerek bakteriyel kontaminasyon da önlenmiş olur. 2) Çift lümenli
kateterler. Hem aspirasyon hem de oksijen uygulamasına izin verir.
Kaf bakımı
Tüp kafı, mekanik ventilasyon sırasında hava yolunun
tesbit edilmesi ve aspirasyon korunmak amacıyla şişirilir. Etkin bir korunma için kaf
basıncı yaklaşık 15 cm H2O olmalıdır. Eğer kaf basıncı mukozanın perfüzyon
basıncından yüksek olursa iskemi, ülserasyon, nekroz ve kıkırdaklarda genişleme
oluşur. Maksimum kaf basıncı 20 - 25 cmH2O arasında olmalıdır. Her bir saatte 5 - 10
dakika kaf tümüyle indirilmelidir. Kamen - Wilkinson foam (köpük) kaflı endotrakeal
tüpler son yıllarda geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Tüp, kafı boşaltılmış
olarak yerleştirildikten sonra kaf atmosfere açılır ve trakea duvarına doğru
genişlemesine izin verilir. Trakeal duvarla temasın sağlandığı anda kafın şişmesi
durur. Aspirasyon, endotrakeal tüple spontan soluyan hastalarda, pozitif basınçlı
ventilasyona göre daha sık görülür. Beslenme nedeni ile oluşabilecek aspirasyon
hastanın başı ve yatağının yükseltilmesi, beslenme tüpünün düodenuma
yerleştirilmesi ile önlenebilir. Beslenme sırasında ve sonra kaf basıncının
artırılması da aspirasyonu önlemekte yardımcı olur.
Hava yolu ile ilgili sorunlar
Tüpün tıkanması : Acil girişim gerektiren sorunların
başında gelir. Tıkanma ; sekresyon, kan, yabancı cisim, kıvrılma, tüp ucunun trakea
duvarına dayanması ve aşırı şişirilen balonun lümen içini veya tüpü aşarak
ucunu tıkaması ile oluşur. Tüp kısmen veya tam tıkanabilir ve farklı bulgular
ortaya çıkar. Eğer parsiyel bir obstrüksiyon varsa, solunum seslerinde azalma, tüpte
hava akımının azalması dikkati çeker. Pozitif basınçlı ventilasyon uygulanan
hastada ise enspiratuar basınç yükselir ve cihaz alarm verir. Komplet obstrüksiyonda
hasta ciddi solunum sıkıntısı içine girer, solunum sesleri ve tüpte hava akımı
kaybolur. Tüpün kıvrılması veya ucunun trakeaya dayanması ile oluşan obstrüksiyon,
baş ve boyuna verilecek posizyonlarla ya da tüpün hafifçe geri çekilmesiyle
düzeltilebilir. Eğer tıkanıklık yine devam ediyorsa o zaman kafın herniasyonu akla
getirilerek kaf boşaltılmalıdır. Bu yöntemle de solunum düzelmezse aspirasyon
denenmeli, bu durumun bir mukus tıkacı ile oluşabileceği düşünülmelidir.
Trakeostomi tüplerinin iç kanüllerinde de aynı nedenlerle tıkanmalar oluşabilir. Bu
işlemlerle tıkanmanın giderilemediği durumlarda tüp değiştirilmelidir.
Kafın
patlaması veya hava kaçırması : Böyle bir durumda solunum sesleri azalır, ancak
ağız içinde hava akımının neden olduğu sesler duyulur. Tüp değiştirilmelidir.
Kaza ile ekstübasyon : Solunum seslerinde azalma, tüpteki
hava akımında azalma, ağız içi veya trakeostomi stomasında hava akımı ile
anlaşılır. Enspiratuar basınç düşer.
EKSTÜBASYON
Yapay hava yoluna gereksinimi kalmayan hastalarda
ekstübasyon endikedir. Entübasyon endikasyonu ortadan kalktığında, hasta uyanık,
faringeal refleksler normale dönmüş ve ventilatör gereksinimi sona ermiş ise daha
uzun süre entübasyona gerek yoktur.
Orotrakeal ve nazotrakeal ekstübasyon tekniği
I. : Aspiratör cihazı, kateterler, oksijen tedavisi için
gerekli sistem, epinefrin, serum fizyolojik ve entübasyon için gerekli diğer araçlar
(laringoskop vb.) hazırlanır.
II. : Endotrakeal tüp ve farinks aspire edilir (kaf
boşaltıldıktan sonra sekresyonların trakeaya aspire edilmesi önlenmiş olur).
III. : Aspirasyonu takiben oksijenasyon
uygulanır(ekstübasyon sırasında hipoksi gelişebilir).
IV. : Kaf boşaltılır.
V. : Tüp, enspirasyonun üst noktasında, vokal kordlar
maksimal abduksiyonda iken çekilir. Böylece tüpün vokal kordlara takılması ve
refleks stimülasyon önlenmiş olur.
VI. : Tüpün çıkarılmasını takiben oksijen
uygulanır.
VII. : Akciğerlerde hava hareketleri ve solunum sesleri
dinlenir. Solunum sayısı, kalp atım hızı, kan basıncı ve renk değerlendirilir.
VIII. : Geç komplikasyonlara karşı (ödem vb.) arteriyel
kan örneği alınarak kan gazları değerlendirilir.
Ekstübasyonun üç önemli potansiyel tehlikesi vardır :
- Laringospazm
- Kusma ve aspirasyon.
- Glottik ödem.
Laringospazm genellikle geçicidir ve bir kaç dakika
içinde düzelir. Bu sırada yüksek konsantrasyonda oksijen (% 100) uygulanmalıdır.
İnatçı spazmda düşük dozda nöromusküler blokör ajan (süksinilkolin 10 - 40 mg)
uygulanabilir. Ancak bu sırada ventilasyona yardım edilmeli, gerekirse yeniden
entübasyon yapılmalıdır.
Kusma tehlikesi olan bir hastada koruyucu laringeal
refleksler geri dönünceye kadar tüp yerinde bırakılmalıdır. Tüpe karşı
reaksiyonun ortaya çıkması öksürük refleksinin geri döndüğünün işareti olarak
kabul edilmeli ve tolere edildiği sürece tüp muhafaza edilmelidir. Ekstübasyondan 2
dakika önce intravenöz olarak verilen 1 - 2 mg/kg lidokain trakeadaki tüpün hareketi
ile oluşan öksürük, hipertansiyon ve taşikardiyi önler.
Ekstübasyonu takiben ortaya çıkan stridor glottik
ödemin belirtisidir. Böyle bir durumda epinefrin ve steroid uygulanabilir.
Trakeostomi dekanülasyon tekniği
Trakeostomi tüplerinden ayrılma çift lümenli tüpler
(pencereli), trakeostomi butonları veya giderek küçülen tüplerin kullanılması ile
sağlanabilir.
Pencereli trakeostomi tüpü : Çift lümenli kanüllerdir.
Dış kanülün arka duvarında, kafın hemen üstünde bir açıklık vardır. İç
kanülün çıkarılmasıyla bu pencere açılmış olur. Kaf boşaltılıp proksimal
açıklık bir tıkaçla kapatılınca, pencere işlerlik kazanır ve üst hava
yollarının değerlendirilmesine olanak sağlar. Mekanik ventilasyon endikasyonu varsa,
tıkaç çıkarılarak iç kanül tekrar yerleştirilir. Bu tip tüpte hastanın konuşma
ve üst hava yolunu kullanma olanağı vardır.
Trakeostomi butonları : Trakeostomi stomasının
devamlılığını sağlamak için de kullanılabilir. Cilt - trakea ön duvarının iç
yüzü arasına yerleştirilir. Bir kafı olmadığı için hava yolu obstrüksiyonunu
rahatlatmakta sınırlı etkiye sahiptir. Butonun proksimal ucuna yerleştirilen bir tek
yönlü valv enspirasyon, ekspirasyon ve konuşmaya olanak sağlar.
Küçük tüplerin kullanılması : Trakeostomi
tüplerinden ayrılmada bir diğer yöntem de gittikçe küçülen trakeostomi tüpleri
kullanılmasıdır. Bu yöntem de pencereli tüpler gibi hava yolunun devamlığını
sağlar, ancak üst hava yollarının daha fazla kullanılmasına izin verir. Giderek
küçülen tüplerin kullanılması, stomanın daha çabuk iyileşmesini sağlar.
KAYNAKLAR
1 - Akyön G.: Anestezi Uygulaması (çeviri). Cilt I,
1981.
2 - Luce JM, Pierson DJ, Tyler ML.: Intensive Respiratory
Care. Second Edition. Methods of Airway Maintenance.W.B. Saunders Company, Philadelphia.
p115, 1993.
3 - Safar P. Cardiopulmonary Cerebral Resuscitation. 1981.
4 - Stauffer JL.: Medical Management of the Airway. Clinics
in Chest Medicine. Heffner JE. Ed. W.B. Saunders Company, Philadelphia. 12 : 3, p 449,
1991.
5 - Stoelting RK.: Endotrakeal Intubation. Anesthesia.
Second Edition. Miller RD. Ed. Churchill Livingstone Inc. p 523,1986.
6 - Simmons K F. : Airway Care. Egan 's Fundamentals of
Respiratory Care. Scanlon C L, Spearman C B, Sheldon R L. Ed. Fifth Edition. The C V Mosby
Company. p 483, 1990.
7 - Collins V J. : Principles of Anesthesiology. Third
Edition. Lea & Febiger Philadelphia. p 481, 1993.
8 - Persing G. : Management of the Airway. Advanced
Practitioner Respiratory Care Review. W.B. Saunders Company, Philadelphia. p 51, 1994.
9 - Eubanks DH., Bone RC. : Airway Management.
Comprehensive Respiratory Care. Second Edition.C. V. Mosby Company, St. Louis, Missouri. p
537, 1990.
|