Prof. Dr. Geylan Işık
VENÖZ HAVA EMBOLİSİ
FİZYOPATOLOJİ
Havanın venöz sisteme girişi için atmosfer basıncına göre
düşük bir venöz basınç ve açık bir ven olması gerekir. Bu durum en sıklıkla
beyin cerrahisinde oturur pozisyondaki ameliyatlarda ortaya çıkar. Bunun yanında
cerrahi tekniğin kötü olması da hava embolisi oluşumunu artırır.
Hava embolisi bir kez oluştumu sonucu bazı faktörler etkiler. Bunlar
: İntravasküler hava volümü, giriş hızı, azotprotoksit kullanılması, foramen
ovale varlığı ve hastanın genel durumu. Yavaş giren küçük bir hava kabarcığı
genellikle minimal fizyolojik öneme sahiptir. Böyle bir durumda venöz hava
kabarcıkları geniş ölçüde pulmoner arter basıncındaki (PAP) kompansatuar
yükselmeye bağlı olarak akciğer tarafından dışarı atılır. Eğer bu olay
dengelenirse yani venöz hava girişi pulmoner atılıma eşit olursa PAP bir platoya
erişir. Hava girişinin akciğerden atılma kapasitesinin üstüne çıkması halinde ise
PAP artar, kardiak output (CO) düşer ve kalp yetmezliği oluşur.
Hava embolisi sırasında giren havanın miktarına bağlı olarak
hipoksi gelişir. Hipoksinin nedeni akciğerdeki embolize alanda oluşan şanttır. Bu
bölgede perfüzyon kapiller hava habbecikleri nedeniyle bozulmuştur. Olaya katılan
akciğer alanlarının artmasına bağlı olarak ventilasyonda da rölatif bir azalma ve
ventilasyon / perfüzyon (V/Q) düşme oluşur.
Hava embolisinde orta derecede CO2 retansiyonu olur. Bunun nedeni
embolize alanda ölü boşluğun artması ve gaz değişiminin olmamasıdır. Büyük
miktardaki havanın intravenöz olarak hızlı girişi (bir majör venöz sinüsün
açılmasında olduğu gibi) halinde hava sağ kalbe ulaşarak kalbin effektif pompa
fonksiyonunu durdurur ve ani kardiyovasküler kollapsa neden olur.
N2O'in etkisi
Eğer anestetik olarak azotprotoksit uygulanıyorsa, intravasküler gaz
volümü artacaktır. Çünkü N2O kandan hızla intravasküler alandaki hava
habbeciğinin içine girerken hava habbeciğinin içindeki N2'da kan içine diffüze olur.
N2O kanda N2'dan 34 kez daha fazla eriyebilir bu nedenle kandaki N2 dan daha fazla N2O,
hava habbecikleri içine diffüze olacak ve havanın hacminde daha da artmaya neden olur.
N2O ancak sensitif emboli tanı teknikleri kullanılıyorsa verilmelidir. Emboli şüphesi
halinde hemen % 100 O2 ile ventilasyona geçmeli böylece N2O'in eliminasyonu
hızlandırılmalıdır.
İNSİDANS
Bütün beyin cerrahisi vakalarında görülme sıklığı % 1 - 2 dir.
Cerrahi girişim sırasında oluşan 108 ölümden birinin nedeni hava embolisidir. Oturur
pozisyondaki ameliyatlarda hava embolisi tehlikesi % 2 - 15 arasındadır.
DOZ
Erişkinde toplam 300 ml hava miktarı öldürücüdür. Hayvan
deneylerinde 1ml / kg / dk hava, emboli semptomlarını doğurur, 3 - 8 ml / kg hava
ölüme neden olur.
Hava embolisinin en sık görüldüğü ameliyatlar
- 1 - Baş ve boyun cerrahisi : Özellikle başın kalp seviyesinin
üstüne kaldırıldığı girişimler : oturur pozisyondaki ameliyatlar, posterior fossa
cerrahisi.
- 2 - Mastektomi ve varis cerrahisi : Tehlike yeterli kan replasmanı
yapılmayan, düşük CVP'lı hastalarda ortaya çıkar.
- 3 - Jinekolojik girişimler : Plasenta previa, ablatio plasenta,
forsepsle doğum, normal doğum ve D&C 'de uterus venöz sinüslerine hava girmesiyle
oluşur.
- 4 - Radyolojik girişimler : Havanın kontrast madde olarak
kullanıldığı tetkikler; pnömoensefalografi, ventrikülografi vb.
Korunma : Mümkünse yarı oturur pozisyondan kaçınılmalıdır.
Kontrast madde olarak CO2 kullanılmalıdır, çünkü embolizm oluşturmadan hava
hacminin 5 katı CO2 verilebilir. Mümkünse yarı oturur pozisyondan kaçınılmalıdır.
Kontrast madde olarak CO2 kullanılmalıdır, çünkü embolizm oluşturmadan hava
hacminin 5 katı CO2 verilebilir.
KLİNİK
En erken işaret kardiyovasküler kollapstır. Dramatik olarak kan
basıncı düşer; ani hipotansiyon, taşikardi, aritmi ve kardiak arrest birbirini takip
eder. CVP yükselir. Prekordiyal veya Ösefagial steteskopla kalpteki havanın neden
olduğu metalik ses duyulurken, hava miktarının fazla olması halinde karakteristik
"değirmen çarkı" sesi işitilir. Bu ses bütün prekordiumda duyulur. Solunum
değişiklikler gösterir, solunum sayısında artma, düzensizlik, apne görülebilir.
TANI
1 - Doppler ultrasonik flowmetre : İntrakardiyak havanın en
hassas tanı yöntemidir. Bir hava habbesi yüksek bir gürültü ile başlayan belirgin
bir cıvıltı sesi verir. Sağ atriumda 0,5 cm3 gibi çok az miktardaki havayı bile
tanımlayabilir.
2 - PAP : Pulmoner arter basıncı hava embolisinde arteriyel kan
basıncının ve CO'un düşmesinden hemen önce yükselir.
3 - End - tidal CO2 : Ekspirasyon havasındaki CO2 konsantrasyonu
bir infra-red analizör vasıtasıyla devamlı olarak ölçülerek kontrol edilebilir.
Pulmoner kapiller dolaşımda toplanan hava habbecikleri akciğer perfüzyonunda
(ventilasyona göre) progressif bir azalmaya ve fizyolojik ölü mesafede artmaya neden
olur. Ölü mesafedeki artış ekspire edilen CO2'in dilüe olmasına ve sonuçta
ekpirasyon sonu CO2 konsantrasyonunda bir azalmaya neden olur. Büyük hava embolisinde
Kan basıncı ve End-Tidal CO2 konsantrasyonu aynı anda düşer. Erken tanıda önemli
bir bulgudur.
4 - Diğer bulgular :
- a) Ösefagial veya Prekordial steteskop.
- b) Ani ve dramatik Hipotansiyon.
- c) CVP'da yükselme.
- d) EKG'de karakteristik sağ ventrikül hipertrofisi.
Oturur pozisyondaki bir hastada tam bir monitörizasyon
uygulanmalıdır. Bu hastalarda arteriyel kan basıncının devamlı ölçümü, CVP, End
- Tidal CO2, doppler ultrasound ve Ösefagial steteskop uygulanmalıdır.
TEDAVİ
1 - Bir emboliden şüphe edildiği an hemen cerraha haber verilip,
anestetik gazlar kesilmeli ve % 100 O2'le pozitif basınçlı ventilasyon
uygulanmalıdır.
2 - Hasta hemen trendelenburg ve sol yan pozisyona getirilerek CVP
kateterinden sağ kalpteki hava aspire edilmelidir. Yeni hava girişini önlemek amacıyla
cerrahi sahadaki açık ven serum fizyolojik veya bone-wax ile hemen kapatılmalıdır.
3 - Bu devrede oluşan hipotansiyon ile aritmiler (olağandır)
inotropik ajanlar, vazopresörler ve lidokainle tedavi edilmelidir.
4 - Bu devrede, anesteziyolog kalbe venöz dönüşü artırmak için
venöz basınç ve toraks içi basıncı artırmalı, böylece havanın sağ kalbe
dönüşünü hızlandırmalıdır. Bu amaçla bilateral juguler ven kompresyonu
uygulamalıdır.
5 - Eğer kardiyovasküler kollaps gelişmiş ise hasta hemen
trendelenburg ve sol yan pozisyona getirilerek kardiyopulmoner resusitasyona
girişilmelidir. Superior vena kava veya sağ atriuma bir venöz katater sokularak hava
aspire edilmeli, bu arada eksternal veya toraks açılarak internal kalp masajı
yapılmalıdır.
YAĞ EMBOLİSİ
ETYOLOJİ
- Kemik kırıkları
- Karaciğer ve böbrek rüptürü.
- Daha nadir olmak üzere kemik ameliyatlarından sonra oluşabilir.
FİZYOPATOLOJİ
Travma sonucu dolaşıma fazla miktarda yağın katılması ile oluşur.
KLİNİK
Klinikte 3 değişik tablo gösterir.
- Aniden ortaya çıkan tip (akut) : Travmayı takiben birkaç saat
veya gün içinde ortaya çıkar. Tanı ancak otopside konulabilir. Yeterli resusitasyona
karşın cevap alınamayan hastalarda veya resusitasyon sonunda bilincin geri dönmesinden
bir süre sonra tekrar kapandığı ya da tekrar kardiak arrestin geliştiği hastalarda
yağ embolisi düşünülmelidir.
- Klasik sendrom : Yaralanmayı takip eden 24 saatten sonra, en
sıklıkla 3 - 4. günlerde ortaya çıkar. Mental konfüzyon, ateş, solunum
sıkıntısı, göğüs - karın - kol cildinde peteşilerle karakterizedir.
- Parsiyel tip : Diğer iki tipin karışımı şeklinde bir klinik
tablo ortaya koyar.
TANI
Balgam ve idrarda serbest yağ bulunması. Peteşilerin histolojik
incelemesinde içlerinde serbest yağ bulunması. Hiperlipidemi. 3 - 4. günde maksimum
seviyeye ulaşır.
TEDAVİ
Hipovolemi ve şokla mücadele edilmeli. Hiperlipidemiye karşı
Clofibrat (atromid-S) ve alkol kullanılmalıdır.
PULMONER EMBOLİ
ETYOLOJİ
Pelvis ve alt ekstremite venleri veya bir kalp hastalığı
varlığında sağ kalpten doğar. Genellikle postoperatif 3 - 21 gün sonra ortaya
çıkar. Nadiren ameliyat sırasında oluşabilir.
TANI
Tipik semptomları ani göğüs ağrısı + dispnedir. Büyük emboli :
Pulmoner arteri tıkayarak ani ölüme neden olur. Küçük emboli : Sağ kalp
yetmezliğine neden olur.
TEDAVİ
1 - % 100 O2'le ventilasyon 2 - Heparinizasyon. 3 - İnotropik ajanlar.
4 - Büyük embolide : Cerrahi (embolektomi) Küçük embolide antikoagülasyon
uygulanır.
En iyi tedavi proflaktiktir. Venöz stazdan kaçınılmalıdır. Bu
amaçla bacaklar yukarı kaldırılmalı ve postoperatif erken mobilizasyon
sağlanmalıdır. İleri derecede venöz staz : Derin ven trombozu ve pulmoner Emboliye
neden olur.
DERİN VEN TROMBOZU
ETYOLOJİ
En önemli hazırlayıcı faktör : Geçirilmiş eski bir ven
trombozu hikayesi olmasıdır. Bunun dışında venöz staza neden olan faktörler ; Anestezinin
etkisi, cerrahi girişim, pozisyonlar ve postoperatif devrede uzun süreli
hareketsizliktir.
Derin ven Trombozu : Ya ameliyat sırasında ya da postoperatif 24 - 48.
saatte oluşmaya başlar.
TANI
En güvenilir belirtisi ayak bileği ödemidir. En sık rastlanan
belirti ise baldırın hassaslaşması + ateştir. Kesin tanı flebografiyle konur.
TEDAVİ
- Antikoagülasyon. Heparin :12000 Ünite bolus + 4 saatte bir 10000
ünite. Heparinin başlangıç dozundan sonra 6 ay süreyle antikoagülasyona devam
edilir.
- Ya da önce cerrahi (trombektomi) sonra antikoagülasyon uygulanır.
- Streptokinaz uygulaması.
|