Prof. Dr. Geylan Işık
NÖROMÜSKÜLER KAVŞAK
Nöromüsküler kavşak, yapısı ve fonksiyonları bakımından sinir hücreleri
arasında iletimin sağlandığı sinapslara benzer. Buradaki iletim de hümoraldir.
İletimde aracılık eden madde, sinir hücreleri arasındaki iletimde de rol oynayan
asetilkolindir.
Myelinli motor sinir lifi, kas lifine yaklaştığında çok sayıda myelinsiz life
ayrılır. Bunlar sarkolemma içine girerler. Sinir ve kas liflerinin dış zarları
birbirine çok yakındır. İki zar dar bir kavşak aralığı ile ayrılmıştır. Bu
aralık nöromüsküler kavşağı, kavşak öncesi ve sonrası bölgelere ayırır.
Kavşak öncesi bölgedeki myelinsiz motor sinir ucu yassılaşarak sinir son plağı
adını alır. Sinir son plağı, içi asetilkolin molekülleri ile dolu olan binlerce
vezikül içerir. Kavşak sonrası bölgedeki çizgili kas hücre membranı da
farklılaşmıştır. Sinir son plağını kavrayan ve çok sayıda kıvrımlardan oluşan
bir yapı gösterir.
Çizgili kas hücre membranının üzerinde nikotinik özellikte kolinerjik
reseptörler bulunur. Reseptörler kas hücrelerinde sentezlenir. Bir çok protein
içerirler ve tübüler yapıdadırlar. İki tüpten oluşurlar. Bunlar membranın her iki
tarafı arasında bir geçiş yolu oluşturacak şekilde kas hücresi membranına
yapışıktırlar (kavşak aralığı - kas hücresi sitoplazması arasında).
Normalde bu tüpler kapalıdır. Eğer asetilkolin reseptörün ekstrasellüler ucunda
spesifik yerlerle reaksiyona girerse proteinin yapısında bir değişiklik oluşur, tüp
açılır ve katyonların (Na+, Ca++) içeri girmesine izin verir. Kanal açıldığında
Na+ ve Ca++ hücre dışından hücre içine girer, K+ ise hücre içinden hücre
dışına çıkar. Böylece depolarizasyon oluşur ve son plak potansiyeli kas
kontraksiyonunu stimüle eder.
Reseptörlerde asetilkolinin bağlandığı yerler her iki tüpün uç kısmında
bulunan a-protein ünitesidir, kolinerjik agonist (depolarizan) ve antagonist ilaçlar
(nondepolarizan) bu yeri etkiler ve buraya karşı asetilkolin ile yarışmaya girerler.
Kanalın açılabilmesi için (depolarizasyon) her iki a-ünitesinin de agonist
(asetilkolin veya depolarizan ajan) tarafından aynı anda işgal edilmesi gereklidir.
Eğer bir tanesi işgal edilmiş ise kanal kapalı kalır. Antagonistler bu şekilde etki
ederek depolarizasyonu önlerler. Nondepolarizan ajanlar reseptörün ya her iki
a-ünitesine ya da yalnız birine bağlanırlar. Böylece asetilkolinin bağlanmasını ve
kanalın açılmasını önlerler.
Reseptör ve kanallar dinamik yapılardır. Bir çok ilaç bu yapıları etkileyerek
kanalların normalden daha uzun süre açık kalmasını sağlarken (depolarizan kas
gevşeticileri) bir çoğu da normalden daha uzun süre kapalı kalmasına neden olur
(nondepolarizan kas gevşeticileri).
Bir motor sinir aksonu, periferde bir çok dallara ayrılır ve her bir dal bir kas
lifini inerve eder. Bir motor sinir aksonunun inerve ettiği çizgili kas liflerinin
tümü «bir motor üniteyi» oluşturur. Dallanma noktası kas liflerine yakın bir
yerdedir. Bu noktanın altındaki bir uyarı kas liflerinin tek tek kasılmasına yol
açar = Fibrilasyon potansiyeli. Bu noktanın üzerindeki uyarı ise tüm kas liflerinin
aynı anda kasılmasına neden olur = Motor ünite aksiyon potansiyeli.
SİNİR İLETİMİ
Sinir aksonu eşik değerin üzerinde uyarıldığında bu noktadan aksiyon potansiyeli
doğar ve akson boyunca depolarizasyon dalgası (impuls) şeklinde yayılır. Aksiyon
potansiyeli motor sinir ucuna ulaştığında sinir ucu membranı depolarize olur ve
asetilkolin molekülleri kavşak aralığına salıverilir. Depolarizasyon ve salıverilme
olayları arasındaki keneti, depolarizasyon sırasında sinir ucuna giren Ca++ iyonları
sağlar. Ayrıca Ca++ iyonları veziküllerin aksoplazmik membrana yapışmasını da
sağlar. Yapışma yerinde membran erir ve vezikül içeriği eksositoz yoluyla kavşak
aralığına dökülür. Boşalan veziküller tekrar sitoplazmaya dağılırlar ve sentez
edilen asetilkolin molekülleri ile yeniden dolarlar. Kavşağa dökülen asetilkolin
molekülleri 100 - 500 A'luk kavşak aralığını diffüzyonla geçerek kavşak sonrası
membranda bulunan nikotinik reseptörlerle birleşirler.
Asetilkolinin reseptörlerle birleşmesi sonucu iyon kanalları açılarak Na+, K+ ve
Ca++ iyonlarına karşı geçirgenlik artar. Bu da kas son plağında bir depolarizasyon
doğurarak son plak potansiyelinin gelişmesini sağlar. Son plak potansiyeli belirli bir
eşik değerin üzerine ulaştığında, kas aksiyon potansiyelini başlatır. Oluşan
depolarizasyon, kas hücresinin sarkoplazmik retikulumunda bulunan, bağlı haldeki Ca++
iyonlarının salınmasına yol açar. Bu iyonlar aktin-myozin sistemini etkileyerek
çizgili kas hücresinin kasılmasına neden olur (salıverilme - kasılma keneti).
Asetilkolin
Asetilkolin, sinir ucunda kolinasetilaz enziminin aracılığı ile kolinin
asetilasyonu sonucu oluşur (Asetilasyon).
Kolin + Asetil CoA ------Kolinasetilaz-----------Asetilkolin
Asetilkolin moleküleri reseptörlerle birleşip impuls iletimini sağladıktan sonra,
kavşakta bulunan asetilkolin esteraz enzimi tarafından hızla kolin ve asetik asite
parçalanır (Hidroliz).
Asetilkolin -----Asetilkolin Esteraz--------- Kolin + Asetik asit
Asetilkolinin parçalanması sonucu açığa çıkan kolin aktif transportla sinir
ucuna geri alınır ve burada asetilkolin transferaz (kolinasetilaz) enzimi aracılığı
ile asetilkolinin sentezinde kullanılır. Meydana gelen asetilkolin veziküller içinde
toplanır.
NÖROMÜSKÜLER BLOK VE TİPLERİ
Nöromüsküler iletimi bloke eden ilaçlar iki grupta toplanabilir :
I - Asetilkolin sentezini, depolanmasını ve salınımını inhibe edenler Bunlar
zehir ve toksinlerdir, klinikte uygulanmazlar, Non-asetilkolin blok oluştururlar.
II - Salınan asetilkolinin etkisini önleyenler Klinikte nöromüsküler bloke edici
olarak kullanılan ajanlar bu grup ilaçlardır. Etki mekanizmalarına göre ikiye
ayrılırlar : Depolarizan ve nondepolarizan ajanlar.
1 - Depolarizan Blok yapan ajanlar
Bunlar motor son plağında asetilkolin gibi depolarizasyon yaparlar. Ancak
asetilkolinesteraz tarafından parçalanmadıkları için oluşturdukları depolarizasyon
asetilkoline göre daha uzun süreli olur. Bu süre içinde sinir yolu ile gelen uyarıya
kas lifi cevap vermez. Süksinilkolin ve dekametonyum bu şekilde etki eder.
2 - Nondepolarizan (Kompetetif) Blok yapan ajanlar
Bunlar kavşak sonrası membrandaki kolinerjik nikotinik reseptörler için
asetilkolinle yarışmaya girerler. Reseptörlerle reversibl olarak birleşerek
asetilkolinin reseptörlerle birleşmesini önlerler. Böylece asetilkolinin kas son
plağı üzerindeki depolarizan etkisini azaltır veya tamamen engellerler. Bu ilaçlar
reseptörlerle reversibl olarak birleşirler, spontan olarak reseptördeki etki
yerlerinden ayrılır ve tekrar birleşirler. Bu arada reseptörün serbest kaldığı
anda asetilkolin reseptörü etkileyebilir.
Son gelişmeler nondepolarizan ajanların kanal blokörleri gibi (örn. Ca++ kanal
blokörü) etki gösterip, asetilkolinin bazı reseptörle birleşmesi sonucu açılan Na
iyon kanallarını da tıkayarak iyon geçişini bloke ettiğini göstermiştir. Bazı
ilaçlar : Barbitüratlar, bazı lokal anestetikler, Ca++ kanal blokörleri ve
aminoglikozid grubu antibiyotikler bu yolla kanalları inaktive ederek nondepolarizan kas
gevşeticilerinin etkisini artırırlar. İnhalasyon anestetikleri de kanal fonksiyonunu
değiştirebilirler.
Yüksek dozda nondepolarizan ilaç kullanılması ile hem reseptörler hem de iyon
kanalları bloke edilir. Böyle bir durumda neostigmin bloğu geri döndürmekte yetersiz
kalır. Güvenilir ve emniyetli bir blok için kas son plağındaki reseptörlerin %
75'inin bloke edilmesi yeterlidir. Bunun üzerindeki bir blokaj tüm kontraksiyonları yok
eder (ice-berg etkisi). Bu durum ilacın birikmesi ve aynı ilaca karşı hastaların
değişik cevabı olarak ifade edilir.
Nondepolarizan blok antikolinesterazlarla geri döndürülür. Kolinesteraz enzimi
inhibe edildiğinde, asetilkolinin yarı ömrü uzar ve bloke edilmemiş reseptörlerle
birleşme şansı artar ve blok ortadan kalkar. Tübokürarin ve nondepolarizan ilaçlar
reseptöre gevşek bir bağ ile bağlanır bu önemli bir karakteristiktir.
DİĞER BLOK TİPLERİ
3 - Dual Blok = Bifazik Blok = Desensitizasyon Bloğu
Dual blok depolarizan blokla başlayıp nondepolarizan bloğa dönüşen blok tipidir.
Normalde tek bir doz depolarizan ilaç depolarizan blok oluşturur, eğer doz bir kaç kez
tekrarlanırsa blok tipi giderek değişikliğe uğrayarak sonunda nondepolarizan bloğa
dönüşür. Değişiklik daima depolarizandan nondepolarizana doğru olur.
Mekanizma: Eğer depolarizan ajan yüksek konsantrasyonda veya devamlı
uygulanırsa ilaç kavşakta daha uzun süre kalır ve ya reseptör desensitize olur
(duyarsızlaşır) ya da kanal içine girerek kanalı tıkar.
Etyoloji: 1) Yüksek dozda depolarizan ajan kullanılması; a) 500 mg'ın üzerinde, b)
iv drip enfüzyon halinde süksinilkolin uygulanması. 2) Atipik pseudokolinesterazı olan
hastada ufak dozda süksinilkolin verilmesi, bu durumda ilaç kanda hidrolize olmaz ve
devamlı bir enfüzyon veriyormuş gibi saatlerce dolaşımda kalır. 3) Prematüreler ve
Myastenia Gravis.
Tedavi
1 - Ventilasyona devam ederek normal sinir-kas iletiminin geri dönmesini beklemek. En
emin ve akıllıca yoldur.
2 - Periferik sinir stimülatörü yardımı ile solma ve post tetanik potansiyasyon
gözlenmek kaydıyla (tam yerleşmiş bir dual blok) antikolinesteraz bir ilaçla blok
geri döndürülebilir. Eğer dolaşımda hala süksinilkolin varsa antikolinesteraz ilaç
verilmesi hidrolizi yavaşlatır (pseudokolinesteraz inhibe olur) ve bloğu uzatır.
Antikolinesteraz uygulamadan önce şu noktalara dikkate edilmelidir : 1) Son
süksinilkolin enjeksiyonundan sonra en az 30 dakika geçmiş olması, 2) Tamamen
yerleşmiş bir dual blok olması, 3) El kaslarının en az 1/3'inde iletimin geri
dönmüş olması, şartıyla antikolinesteraz ilaçla sinir - kas iletimi eski haline
döner.
4 - Miks Blok
Hem depolarizan hem de nondepolarizan tipte ilaç verildiğinde oluşur. Kas son
plaklarından bazıları bir ilacın bazıları da diğer ilacın etkisi altında
kalmıştır. Pratikte kas gevşeticileri nadiren karıştırılır. Bundan kaçınmak en
iyi yoldur. Her şeye karşın böyle bir karıştırma gerekirse, ikinci ilaç verilmeden
önce solunum kaslarının birinci ilacın etkisinden tamamen kurtulmuş olması
şarttır. Aksi takdirde mikst blok oluşur.
5 - Non - Asetilkolin Blok
Asetilkolin salınımının bozulması (Ca++ eksikliği, K+ ve Mg++ fazlalığı) veya
sentezinin bozulması (Bungarotoksin, Myastenia Gravis?, Hemikolinyum, Botilinus) halinde
oluşan blok tipidir.
6 - Antikolinesteraz Blok
Antikolinesteraz ilaçlar (Neostigmin, fizostigmin, edrofonyum) 1) Asetilkolin
birikimine neden olarak 2) Kendi başlarına depolarizasyona neden olarak depolarizan
tipte bir blok oluştururlar.
7 - Non - Kompetetif Blok
Effektör reseptörün ! blokajı ile oluşan blok tipidir. Yalnız prestonal
(Diokzahekzadekan) ile oluşur.
NÖROMÜSKÜLER BLOKUN İZLENMESİ
Nöromüsküler fonksiyonun izlenmesinde tek güvenilir yöntem periferik sinir
stimülatörü ile bir periferik sinirin uyarılması ve kasta oluşan cevabın
gözlenmesi veya ölçülmesidir. Uyarılan kas liflerinin aktivasyonu ya mekanik olarak
(gerilim cevabı) ya da elektriksel olarak (EMG) ölçülebilir. İdeal olarak 0,2
milisaniyeyi geçmeyen süreli bir dikdörtgen veya kare vurum (pulse) kullanılmalıdır.
Kas liflerinde tam bir aktivasyon sağlamak için supramaksimal uyarı gereklidir.
NÖROMÜSKÜLER BLOKUN AYIRT EDİLMESİ
Nöromüsküler blok 4 kriterle ayırt edilir: 1 - Fasikülasyonların varlığı veya
yokluğu 2 - Tetanik ve yavaş sinir stimülüslara karşı cevap 3 - Post-tetanik
potansiyasyonun varlığı veya yokluğu 4 - Antikolinesteraz ilaca karşı oluşan cevap
| |
Depolarizan blok |
Nondepolarizan blok |
| Fasikülasyon |
+ |
- |
| Tetanik ve yavaş uyarılara cevap |
(+) Kuvvetli |
(-) Zayıf ve solma |
| Post-tetanik potansiyasyon |
- |
+ |
| Antikolinesteraz ilaç |
Ya bloğu etkilemez, ya da artırır |
Bloğu geri çevirir |
Tetanik uyarılara karşı cevap: Depolarizan blokta tetanik uyarılar ve yavaş
stimülüslara karşı cevap kuvvetlidir, elde karakteristik pençe eli oluşur.
Nondepolarizan blokta tekrarlanan uyarılar süresince asetilkolin salgılanmasında
azalma olması sonucu alınan cevaplar sürdürülemez, zayıflar ve giderek solar.
Post-tetanik potansiyasyon: Tetanik uyarıdan sonraki cevabın iki misli yükseklikte
olmasıdır. Bu fenomen tetanik uyarıyı izleyen 1-2 sn içinde oluşur, 10 sn içinde
giderek azalır.
Periferik sinir stimülasyonu
- Nondepolarizan ilaç dozunun hesaplanması,
- Nondepolarizan blokta antikolinesteraz uygulanmasından sonra bloğun ortadan
kalktığının gösterilmesi,
- Depolarizan gevşeticileri izleyen faz II blokun (dual blok) tanısı ve izlenmesi
amacıyla pratikte kullanılır.
NÖROMUSKÜLER BLOKE EDİCİ AJANLAR
KİMYASAL YAPI
Adale gevşeticileri quarterner amonyum bileşikleridir, yani tek bir N atomuna 4
karbon atomu bağlanmış durumdadır. Bu ilaçların reseptörlere bağlanabilmesi için
en az iki quarterner amonyum grubu olmalı ve bunlar birbirinden 15 Angstrom uzaklıkta
bulunmalıdır. Kas gevşeticilerin tümü quarterner amonyum grubundan dolayı
asetilkoline benzer. Eğer her bir ilaç bir anahtara, kas son plak reseptörü de bir
kilide benzetilirse, anahtarda en az iki amonyum grubu varsa ve bunlar birbirinden gerekli
uzaklıkta ise o zaman kapı istenildiğinde açılır ve kapatılır.
Bu ilaçlar kolinerjik reseptörleri etkilerler. Bu reseptörler yalnızca
nöromüsküler kavşakta bulunmaz, gangliyonlarda (nikotinik reseptörler) ve otonom
sinir sisteminde (muskarinik reseptörler) asetilkolinin etkili olduğu diğer yerlerde de
bulunur.
Kas gevşeticiler genellikle karaciğer tarafından aktif olarak metabolize edilmezler,
çünkü; tüm kas gevşeticiler yüksek derecede suda eriyebilirlik özelliğine
sahiptir. Bu nedenle hepatosit içine alınamazlar, karaciğerdeki sitokrom P-450
oksidatif enzimleri lipofilik maddeleri metabolize eder.
Suda eriyebilirlikleri nedeniyle ; 1 - Kolaylıkla idrarla atılırlar, böbrekten geri
emilime uğramazlar. 2 - Kan - beyin ve plasenta gibi lipid membran bariyerleri
geçemezler. 3 - Renal tübüler hücreler, hepatositler, sinir ve adale hücrelerinin
lipid membranlarını geçemezler.
NONDEPOLARİZAN KAS GEVŞETİCİLER
d-Tübokürarin (kürar), pankuronyum, metakürin (dimetiltübokürarin), gallamin,
vekuronyum, atrakuryum ve son yıllarda kullanıma giren mivakuryum, rokuronyum ve
doksakuryum bu gün klinikte kullanılan nondepolarizan ajanlardır.
| İlaç |
Etki gücü |
Entübasyon dozu (mg/kg) |
| Pankuronyum |
1 |
0,006 - 0,008 (ort 0,1) |
| d-Tübokürarin |
7 |
0,5 - 0,6 |
| Gallamin |
40 |
3 - 4 |
| Vekuronyum |
0,9 |
0,07 - 0,1 |
| Atrakuryum |
4 |
0,4 - 0,5 |
Etki gücü: Diğer gevşeticilerin pankuronyumun 1 mg' ının etki gücüne eşit
etki oluşturan dozlarını göstermektedir. Buna göre pankuronyum diğer ilaçlardan 7,
40, 0,9 ve 4 kat daha potenttir.
Başlangıç dozu : Kas gevşeticilerinin başlangıç dozlarının büyük
olması bir avantaj sağlar. Böylece çok iyi bir cerrahi ortam ve kolay geri dönüş
sağlanır.
NONDEPOLARİZAN BLOĞU ETKİLEYEN NEDENLER
1 - Böbrek yetmezliği
Böbrek yetmezliği kas gevşeticilerinin etkilerini değiştirebilir. Atılımı
tamamen böbrekler yolu ile olan gallaminin etkisi böbrek yetmezliği durumunda uzar.
Pankuronyumun % 60-80'i, d-tübokürarinin % 40-60 'ı idrar yolu ile atılır, her
ikisinin de etkisi böbrek yetmezliğinde uzar. Böbrek yetmezliği olan hastalarda tercih
edilmesi gereken kas gevşeticiler vekuronyum ve atrakuryumdur. Vekuronyumun ancak %
10-20'si, atrakuryumun ise % 5'ı idrarla atılır. Bu ajanlarla blok ya hiç etkilenmez
ya da çok az uzayabilir.
| İlaç |
Böbrekten atılan miktar (%) |
| Dekametonyum |
100 |
| Gallamin |
100 |
| Pankuronyum |
60 -80 |
| d-Tübokürarin |
40 -60 |
| Vekuronyum |
10 -20 |
| Atrakuryum |
5 |
| Süksinilkolin |
0 |
2 - Karaciğer veya safra yolları hastalığı
Karaciğer ve safra yolları hastalıklarında kas gevşeticilerine gereksinim artar ve
çoğunun etkisi uzar. Önemli oranda karaciğerden safra yolları ile (barsaklara)
atılan pankuronyum, d-tübokürarin ve veküronyumun (% 80-90) etkisi ekstrahepatik
biliyer obstrüksiyon ve sirozda uzar. Karaciğer hastalığı olan bir hastada tercih
edilmesi gereken kas gevşetici atrakuryumdur. Bu hastalarda atrakuryumun oluşturduğu
blok etkilenmez.
3 - Anestezi
İnhalasyon anestetikleri nondepolarizan kas gevşeticilerinin etkilerini uzatır ve
artırır. Bu ajanlar şu sıra ile bu etkiyi oluştururlar: İsofluran ve Enfluran >
Halothan > N2O - Narkotik anestezi. Mekanizmasında bir çok faktör söz konusudur: 1)
Kas kan akımının artması nedeniyle (vazodilatasyon) kavşağa daha fazla oranda ilaç
ulaşır. 2) İnhalasyon anestetikleri, santral sinir sistemi (SSS) depresyonu nedeniyle
santral yolla kas gevşemesi oluştururlar. 3) İnhalasyon anestetikleri son plak
membranının asetilkoline duyarlılığını azaltırlar.
4 - Metabolizma
Nondepolarizan kas gevşeticilerinden pankuronyum, vekuronyum ve atrakuryum önemli
oranda metabolize edilirler. Pankuronyumun % 15-40'ı, vekuronyumun % 30-40'ı
karaciğerde metabolize edilir (deasetilasyon). Atrakuryum iki yolla parçalanır: 1)
Non-enzimatik yol (Hoffmann eliminasyonu): Fizyolojik pH ve ısıda, pH'daki bir düşme
(asidik şartlarda) ve özellikle ısıdaki bir düşme halinde oluşur. Atrakuryum
pH=7.4'de ve 4C'de stabildir, kan akımı içine enjekte edildiğinde stabilitesi bozulur.
2) Ester hidroliz yolu: Bu yolla ana metaboliti olan laudanosine parçalanır. Laudonosine
karaciğerde metabolize edilir. Karaciğer hastalığı olanlarda tekrarlanan atrakuryum
dozları ile kan seviyesi yükselir.
5 - Hipotermi
Hipotermide hem anestetiklere hem de kas gevşeticilerine gereksinim azalır
(metabolizma hızı yavaşlamıştır). Hipotermi nondepolarizan kas gevşeticilerinin
etkilerini uzatır.
6 - Yaş
Yenidoğanda nöromüsküler kavşak tam olarak gelişmemiştir. Normal nöromüsküler
iletimin matürasyonu ilk 2 ay içinde tamamlanır. Yenidoğanlar ve infantlar,
nondepolarizan ajanlara karşı hassastırlar. Buna karşın bu ajanlar plazmada çok
fazla dağılıma uğradıkları için ilacın etkili olması uygun dozla sağlanır. Bu
hastalarda doz erişkin hastalardan farklı tutulmaz. Yaşlı hastalarda atılımları
esas olarak böbrek yolu ile olan nondepolarizan kas gevşeticilerinin (pankuronyum)
plazmadan temizlenmesi azalır ve etki süreleri uzar. Tersine esas atılım yolu
böbrekler olmayan nondepolarizan ajanların (vekuronyum ve atrakuryum) etkileri
değişmez.
7 - Proteinlere bağlanma
Nondepolarizan ajanlar belli oranlarda proteinlere bağlanırlar, proteine
bağlanmanın klinik önemi açık değildir. Teorik olarak bağlanmanın artması ile
dağılan volüm artarken etki yerinde serbest ilaç miktarı azalır. Bağlanmanın
artması böbreklerden atılımı azaltır, çünkü yalnız bağlı olmayan-serbest
ilaç- glomerülde filtre edilir. Hasta renal veya karaciğer hastası olsa bile proteine
bağlanmanın klinik önemi yoktur.
KARDİYOVASKÜLER VE OTONOMİK ETKİLERİ
Nondepolarizan kas gevşeticileri içinde kardiyovasküler etkisi olmayan tek ajan
vekuronyumdur. Diğerleri: d-tübokürarin ve atrakuryum hipotansiyon, pankuronyum ve
gallamin ise taşikardi ve hipertansiyon oluşturur.
Genel otonomik etkileri
1) Kas gevşeticileri otonom fonksiyonu etkileyerek kardiyovasküler yan etkiler
oluşturur. Asetilkolinin etkili olduğu kolinerjik (nikotinik veya muskarinik)
reseptörleri etkileyerek otonom sinir sistemini stimüle veya deprese ederler. Tüm kas
gevşeticileri yüksek dozlarda bu kolinerjik reseptörlerle etkileşir. Klinik pratikte
bu yan etkiler azdır. Depolarizan kas gevşeticileri (süksinilkolin) kolinerjik
reseptörleri stimüle ederken nondepolarizan ajanlar bu reseptörleri bloke eder.
2) Kardiyovasküler etkilerin oluşmasında ikinci bir etken ise histamin
salınımıdır. Histamin salınımına bağlı olarak hızlı enjeksiyonlarda
hipotansiyon, hafif taşikardi, yüz ve boyunda eritem görülebilir. Bronkospazm nadiren
oluşur. Bu yan etkiler kısa sürer (1-5 dk) ve klinik olarak önemsizdir. Yan etkilerin
oluşumu enjeksiyonun yavaş yapılması ile önlenebilir. Proflaktik olarak H1 ve H2
blokörleri verilebilir. Anaflaktik reaksiyonlar çok nadirdir.
Spesifik etkileri
1 - Otonom gangliyonların stimülasyonu: Süksinilkolin otonom gangliyonik
nikotinik reseptörleri stimüle ederek kalp hızını ve kan basıncını artırabilir.
Bu etki hem sempatik hem de parasempatik otonom gangliyonların (vagus) stimülasyonu
nedeniyle oluşur. Premedikasyonda atropin verilen hastalarda parasempatik (vagal)
stimülasyonun inhibe edilmesiyle kalp hızı ve kan basıncı yükselir. Antikolinerjik
verilmeyen hastalarda ise hastanın otonomik durumuna bağlı olarak ya bradikardi +
hipotansiyon (anksietesi olanlar, ß-blokör alanlar) ya da taşikardi + hipertansiyon
görülür.
2 - Otonom gangliyonların blokajı: (d-tübokürarin) hipotansiyon +
taşikardiye neden olur.
3 - Muskarinik blokaj = Vagal Blok: Taşikardiye neden olur. Vagolitik etkili
ajanlar (pankuronyum, gallamin ve fazadinyum) kalbin sinüs düğümündeki muskarinik
reseptörleri bloke ederek taşikardi oluştururlar. Kas gevşeticilerinin vagolitik
etkileri, sinüs düğümündeki reseptörlerle sınırlıdır. Muskarinik reseptörlerin
bulunduğu diğer yerlerde; parasempatik sinir sisteminde (mide, safra kesesi, bronşlar
ve pupillerde) etkileri yoktur.
4 - Katekolamin geri alınımının inhibisyonu: Pankuronyum noradrenalinin
adrenerjik nöronlar tarafından geri alınımını inhibe eder. Bu da pankuronyumun
kardiyovasküler etkilerinin artmasına yardım eder.
|
Otonom ganglionlar |
Kalp |
Histamin salınımı |
İlaç |
(nikotinik reseptörler) |
(muskarinik reseptörler) |
|
| Süksinilkolin |
Stimülasyon |
Stimülasyon |
Hafif |
| Dekametonyum |
- |
- |
- |
| d-Tübokürarin |
Blok |
- |
Orta |
| Gallamin |
- |
Kuvvetli blok |
- |
| Pankuronyum |
- |
Zayıf blok |
- |
| Atrakuryum |
- |
- |
Hafif |
| Vekuronyum |
- |
- |
- |
Spesifik klinik kardiyovasküler bulgular
1 - Hipotansiyon
d-Tübokürarin: 1) Yüksek dozlarda histamin salınımı ve 2) Otonom gangliyon
blokajı nedeniyle hipotansiyon oluşturur. Atrakuryum: 0,4 mg / kg'ın üzerindeki
dozlarda histamin salınımı nedeniyle hipotansiyon oluşturur.
2 - Taşikardi
Pankuronyum: 1) Vagolitik etki ve 2) Adrenerjik sinir ucundan nor adrenalinin geri
alınımını inhibe ederek taşikardi oluşturur. Gallamin: Vagolitik etkisi ile
taşikardiye neden olur.
3 - Aritmi
Süksinilkolin ve Gallamin adrenalinin indüklediği aritmiyi önler. Trisiklik
antidepresan alanlarda pankuronyum + halothan ciddi ventriküler aritmiye neden olur. Bu
nedenle bu hastalarda halothanla birlikte pankuronyum kullanılmamalıdır.
NONDEPOLARİZAN BLOKUN GERİ ÇEVRİLMESİ
Nondepolarizan blok antikolinesteraz ajanlar; neostigmin ve pridostigmin ile antagonize
edilir. Bu ajanlar kolinesterazı inhibe ederek kavşakta asetilkolinin parçalanmasını
önler ve motor sinir ucundan asetilkolin salınımını artırır. Böylece kavşakta
asetilkolinin birikimine neden olurlar.
Nondepolarizan bloğun geri döndürülmesi için seçilmesi gereken antikolinesteraz
ilaç neostigmindir. Çünkü uzun etkilidir. Bu nedenle rekürarizasyon tehlikesini de
ortadan kaldırır. Antikolinesterazlar etki süreleri bakımından Neostigmin >
Piridostigmin > Edrofonyum şeklinde sıralanır. Neostigminin uygun dozu 50 mikrog /
kg dır. Total 5 mg'ın üzerine çıkılmamalıdır. Neostigminin muskarinik etkileri
atropin veya glikopirolat ile bloke edilmelidir. Bu amaçla 2,5 mg neostigmin + 1 mg
atropinle birlikte kullanılır. Atropinin vagolitik etkisi neostigminin kardiyak
muskarinik etkisinden daha önce başlar. Bu nedenle atropinin neostigminden daha önce
yapılmasına gerek yoktur en iyi uygulama ikisinin bir arada verilmesidir.
Glikopirolatın etkisi ise hem atropine hem de neostigminin kardiyak muskarinik etkisine
göre daha geç başlar. Etki süresi de neostigmin ve pridostigminden uzundur. Bu nedenle
neostigminle birlikte kullanıldığında kalp hızında minimal bir etki oluşturur.
Glikopirolat atropinin tersine kan-beyin bariyerini geçemez. Doz: her 0,1 mg neostigmin
için 0,2 mg glikopirolat verilmelidir.
Antagonizmayı etkileyen faktörler
1 - Bloğun derecesi: Nondepolarizan blok hangi ajan kullanılırsa
kullanılsın geri çevrilmelidir. Unutulmamalıdır ki normal bir blokajda kavşaktaki
reseptörlerin % 70'i bloke edilir. Güvenilirliğin artırılması için atrakuryum ve
vekuronyumun oluşturduğu blok dahil neostigmin ile rutin olarak antagonize edilmelidir.
2 - Asit-Baz dengesi: Respiratuar asidoz, nondepolarizan bloğu uzatır, ancak
daha önemlisi antagonize edilmesini kısıtlar ve önler. Başka bir deyimle önemli bir
respiratuar asidoz varlığında (PaCO2 > 50 mmHg, CO retansiyonu) nondepolarizan
bloğun antagonize edilmesi imkansızdır. Metabolik asidoz da bloğun etkisini uzatır.
Alkoloz ise, nondepolarizan bloğun etkisini azaltır ve antagonize eder.
3 - Elektrolit imbalansı
Hipokalemi: Son plak transmembran potansiyelini artırır. Bu durumda, ekstrasellüler
ortamdaki K+ büyük oranda hücre içine girer. Böylece ekstrasellüler K+'un düşmesi
hiperpolarizasyona neden olur ve depolarizasyona direnç artar. Bu nedenle Hipokalemi,
nondepolarizan bloğun etkisini artırır ve neostigmine cevabı azaltır.
Hipocalsemi: Ca++ motor sinir ucundan asetilkolinin salınımını artırır ve kasda
eksitasyon - kontraksiyon kenetini sağlar. Aynı zamanda kas son plak membranını da
stabilize eder. Hipokalsemi de asetilkolin salınımı inhibe olur ve nondepolarizan
bloğun etkisi artar ve uzar.
Hipermagnezemi: Kavşakta, Ca++ ile Mg'un etkileri birbirine zıttır ve birbirini
antagonize eder. Mg fazlalığında asetilkolinin salınımı inhibe olur ve bloğun
etkisi uzar.
NONDEPOLARİZAN BLOĞU ETKİLEYEN İLAÇLAR
1 - Antibiyotikler
Bir çok antibiyotik, özellikle aminoglikozit grubu antibiyotikler Mg benzeri, sinir
ucundan asetilkolin salınımını inhibe ederek, bazı antibiyotikler ise kas son
plağına etki ederek nondepolarizan tipte bir blok oluşturur. bu ilaçlar nondepolarizan
bloğun etkisini uzatırlar. Tedavide neostigmin verilebilir. Ancak, maksimum doz = 5 mg /
kg geçmemelidir, yüksek doz bloğu artırır. Eğer blok geri dönmez ise o zaman blok
spontan olarak sonlanıncaya kadar kontrollü ventilasyona devam edilmelidir. Ca++
uygulaması tavsiye edilmez, çünkü, Ca++ genellikle yeterli bir geri dönüş sağlamaz
ve antibiyotiklerin antibakteriyel etkilerini antagonize eder.
2 - Ca++ ve Mg
Uzamış nondepolarizan blokta Ca++ uygulaması bloğun geri çevrilmesinde etkili
olur.
3 - Lokal anestetikler ve antiaritmik ajanlar
Lokal anestetiklerin çoğu yüksek dozlarda nöromüsküler iletimi bloke eder. Daha
küçük dozlarda ise hem depolarizan hem de nondepolarizan bloğu uzatırlar. Kas son
plak membranını stabilize ederek adale kontraksiyonlarını bloke ederler. Kinidin
asetilkolinin salınımını inhibe ederek hem depolarizan hem de nondepolarizan bloğu
uzatır.
4 - Hipotansif ajanlar
Hekzametonyum ve trimetafan kendileri blok oluşturduğu gibi nondepolarizan bloğu da
uzatırlar. Nitrogliserin selektif olarak pankuronyumun oluşturduğu bloğu uzatır.
Nedeni?
5 - Diüretikler
Furosemid asetilkolin salınımını inhibe eder ve nondepolarizan bloğu uzatır. Bu,
böbrek transplantasyonu yapılacak hastalarda son derece önemlidir.
6 - Dantrolen
Maliğn hipertermi tedavisinde kullanılan bir ajandır. İskelet kaslarını direkt
olarak deprese eder (direkt etkili bir kas gevşeticisidir). Nöromusküler iletimi bloke
etmemesine karşın mekanik cevabı deprese eder. Nondepolarizan bloğu uzatır.
NONDEPOLARİZAN KAS GEVŞETİCİLERİNİN KOMPLİKASYONLARI
I - Postoperatif uzamış solunum depresyonu
- Myastenia Gravis
- Myastenik sendrom ve karsinamatöz nöropati
- Antibiyotikler
- Sıvı, Elektrolit ve Asit-baz dengesi bozuklukları
- Dehidratasyon: Renal kan akımı, GFR ve atılım azalır, blok uzar.
- Hipokalemi, Hipokalsemi, Hipermagnezemi
- Asidoz: Nondepolarizan bloğun etkisi artar ve uzar.
- Alkoloz: Nondepolarizan bloğun etkisi azalır.
- Hipotermi
- Anestetik ajanlar
II - Nonrespiratuar komplikasyonlar
- Hipotansiyon : d-Tübokürarin ve Atrakuryum
- Taşikardi : Pankuronyum ve Gallamin
- Aritmi : Gallamin
III - Neostigmine rezistans kürarizasyon
- Yüksek doz nondepolarizan ajan kullanılması
- Sıvı, elektrolit, asit - baz dengesi bozukluğu: Hipokalemi, hipermagnezemi,
hipokalsemi, dehidratasyon, asidoz, özellikle ileus vakalarında.
DEPOLARİZAN KAS GEVŞETİCİLER
Dekametonyum ve süksinilkolin bu gruba girer, dekametonyum klinikte uygulanmaz. Bu
nedenle burada süksinilkolin anlatılacaktır.
FARMAKODİNAMİ
Süksinilkolinin etkisi kısa sürelidir. Bunun nedeni pseudokolinesteraz enzimi
tarafından hızla hidrolize edilmesidir. Pseudokolinesteraz plazma ve karaciğerde
bulunur. Yıkımı iki devrede olur, ilk metaboliti süksinilmonokolindir (bu zayıf bir
nöromüsküler blokördür). Bu ikinci kez hidrolize edilerek süksinik asit ve koline
parçalanır. Süksinilkolinin oluşturduğu depolarizan blok normal enzimin miktarında
azalma veya atipik pseudokolinesteraz varlığında uzar.
Pseudokolinesteraz seviyesinin azalmasına neden olan faktörler: 1) Karaciğer
hastalığı, 2) Gebelik, 3) Kanser, 4) Antikolinesteraz ilaçlar; ekotiyofat göz
damlası, sitotoksik ajanlar. 5) Tetrahidroaminacrine, 6) Hekzaflorenyum
Pseudokolinesteraz = Plazma kolinesterazı
İnsanda iki tip pseudokolinesteraz enzimi vardır, 1) Normal, 2) Atipik. Normal
pseudokolinesteraz enzimi olan hastalar süksinilkolini çabucak hidrolize eder, atipik
enzimi olan bunu yapamaz.
Atipik enzim: Otozomal dominant olarak geçen anormal bir gen nedeniyle oluşur.
Genetik bir bozukluktur. Klinikte 1/3200 hastada görülür. İnsanların büyük
çoğunluğu (% 96,2) normaldir (homozigot). Bu hastalar süksinilkolini çok çabuk
yıkarlar. İnsanların küçük bir azınlığı (% 3,8 - 1 / 480) her iki enzimi de
taşırlar (heterozigot), bu hastalar süksinilkolini daha uzun sürede (5 - 10 dk)
yıkarlar. 1/3200 oranında ise yalnız atipik enzim taşırlar (anormal homozigot), bu
hastalar süksinilkolini yıkamazlar. Eğer pseudokolinesteraz seviyesi düşük
bulunursa, bunun iki nedeni vardır; 1) Akkiz 2) Genetik (atipik enzim). Her iki enzimi
birden taşıyan hastalarda enzim seviyesi düşük bulunur. Atipik enzimi olan
hastaların dibukaine cevapları normal enzimi olan hastalardan farklıdır. Dibukain,
normal enzimi (% 80 oranında inhibe eder), atipik enzimden (% 20 oranınında inhibe
eder) çok daha büyük oranda inhibe eder. Bu dibukain sayısının ortaya çıkmasını
sağlar. Normal homozigot hastada enzim seviyesi normal, dibukain sayısı: 80 dir.
Heterozigot hastada enzim seviyesi düşük ve dibukain sayısı da 50 dir. Anormal
homozigot hastada hem enzim seviyesi hem de dibukain sayısı düşüktür 20 dir.
KARDİYOVASKÜLER ETKİLERİ
Süksinilkolin, otonom sinir sistemindeki tüm kolinerjik reseptörleri stimüle eder
(sempatik ve parasempatik gangliyonlardaki nikotinik reseptörler - vagus stimülasyonu -
ile kalbin sinüs düğümündeki muskarinik reseptörler). Sinüs düğümündeki
muskarinik reseptörlerin stimülasyonu ve vagal stimülasyon bradikardiye neden olur.
Düşük dozlarda hem negatif inotropik hem de negatif kronotropik cevap oluşturur, bu
cevap atropinle önlenebilir. Yüksek dozlarda bu etkileri daha belirgin olur ve otonomik
stimülasyon nedeniyle aritmiler oluşur. Bu aritmiler sinus bradikardisi, nodal ritm ve
ventriküler aritmiler; ventriküler ekstrasistollerden fibrilasyona kadar değişebilir.
Süksinilkolin aritmisi: 1) Yanıklı hastalar, 2) Paraplejik hastalar ve 3) Ciddi
travmalı hastalarda sık görülür. Çünkü bu hastalarda; uzun süre yatmaları
sonucu, büyük sıvı kayıpları ve doku hasarı oluşur ve serum K+ seviyesi
yüksektir. Süksinilkolin uygulaması ile oluşan depolarizasyon sonucu K+ salınımı
çok artar, hiperkalemi ve buna bağlı olarak aritmiler, kardiyak arrest oluşur.
Süksinilkolinin hiperkalemiye neden olduğu diğer durumlar : 1) Kafa travmaları, 2)
Karın içi enfeksiyonlar (ciddi abdominal enfeksiyonlar) ve 3) Böbrek yetmezliğidir. Bu
hastalarda süksinilkolin çok dikkatle ve yavaş uygulanmalıdır.
KOMPLİKASYONLARI
1 - Adale ağrıları
Özellikle kadınlarda ve yatan hastalardan çok hareket eden hastalarda oluşur. Adale
ağrılarının fasikülasyonlar sonucu kas liflerinde oluşan hasar nedeniyle ortaya
çıktığı kabul edilir. Fasikülasyonlar; süksinilkolinden önce ufak dozda (1-2 mg)
bir nondepolarizan ajan verilerek önlenebilir, böylece adale ağrısı riski ortadan
kaldırılır. Süksinilkolinden önce ufak bir doz nondepolarizan ajan verilmesi ile
postoperatif adale ağrılarının yanında, intraoküler basınç ve intragastrik
basınçtaki artma da azaltılır veya önlenir. Aynı zamanda kas hasarı sonucu oluşan
serum kreatinin fosfokinaz seviyesindeki artış ve myoglobinüri de önlenebilir.
2 - Aritmiler ve kardiyak arrest
Hiperkalemi ve otonom reseptörlerin stimülasyonuna bağlı olarak.
3 - İntrooküler basınç ve İntragastrik basıncın artması
4 - Uzayan apne
a) Pseudokolinesteraz enzim eksikliği veya atipik enzim varlığı a) Karaciğer
hastalığı, b) Gebeliğin son trimesteri, c) Kanser
b) Yüksek doz süksinil kolin uygulaması ile dual blok gelişmesi
c) Antikolinesteraz ilaç kullanılması: a) Ekotiyofat göz damlası, b) Sitotoksik
ajanlar
5 - Myoglubinüri
Fasikülasyonlar sonucu kas hasarına bağlı olarak kreatin fosfokinaz seviyesi artar
ve myoglobinüri oluşur.
NÖROMÜSKÜLER BLOĞU ETKİLEYEN HASTALIKLAR
MYASTENİA GRAVİS
Myastenia Gravisli hastalar, nondepolarizan ajanlara karşı çok hassas, depolarizan
ajanlara karşı ise dirençlidirler. Bu hastalarda tek başına bir inhalasyon
anestetiği entübasyonu da sağlayabilecek derecede tatmin edici bir gevşeme
oluşturabilir. Bir kas gevşeticisi uygulanmadan önce derin bir nöromüsküler blokaj
olmadığından emin olunmalı ve kas gevşemesine gereksinim iyi değerlendirilmelidir.
Nöromüsküler blok bir periferik sinir stimülatörü ile değerlendirilmelidir.
İnhalasyon anestetiğine ek olarak bir kas gevşeticisinin kullanılması bloğun
şiddetini artırır ve antagonize edilmesini güçleştirir. Eğer ek bir kas
gevşeticisi kullanmak gerekirse, ilk planda anestezinin derinleştirilmesi tercih
edilmelidir. Yine de kullanmak gerekirse o zaman küçük dozda süksinilkolin (1 - 20 mg
/ 70kg) veya pankuronyum (0,5 - 1 mg / 70kg) verilebilir. Bir görüşe göre; kas
gevşeticisinin kullanılması tavsiye edilir, çünkü böylece postoperatif devrede
büyük dozlarda antikolinesteraz vermek yerine hastanın elektif olarak güvenilir
ventilasyonu sağlanabilir. Bu hastalarda hem ameliyat öncesi hem de postoperatif
antikolinesteraz dozu en ufak miktarda oral yolla verilmelidir. Buna karşı olan diğer
bir görüşe göre ise (Miller); anestezi ve cerrahi genellikle Myastenia Gravisin
derecesini tamamen değiştirir. Postoperatif devrede hasta çok iyi kontrol edilse bile
antikolinesteraz gereksinimi değişir. Bu nedenle tüm antikolinesteraz tedavi
preoperatif olarak 12-14 saat önce kesilmelidir. Postoperatif devrede antikolinesteraz ve
steroid tedavisine son tedbir olarak başlanılmalıdır, çünkü bu ilaçlara karşı
hastanın sensitivitesi değişmiştir. Myastenia gravisli hastalarda birinci derecede
rejyonal anestezi tercih edilmeli, eğer genel anestezi gerekli ise kontrollü solunum +
İnhalasyon anestetikleri tercih edilmelidir.
MYASTENİK SENDROM (EATON-LAMBERT SENDROMU)
Myastenik sendrom, bir kanser (özellikle bronş -oat cell- kanseri) ve motor nöropati
ile birlikte görülen, Myastenia Gravise benzeyen klinik bir tablodur. Bu hastalar hem
depolarizan hem de nondepolarizan ajanlara karşı aşırı duyarlıdırlar. Tüm kas
gevşeticileri kontraendikedir. Bronkoskopi yapılacak akciğer kanserli hastalarda her
zaman düşünülmelidir.
MYOTONİ
Myotonik sendrom: myotonia konjenita, myotonia distrofika ve paramyotonia konjenita
olmak üzere 3 grup myotoniyi içerir. Sonuncusu ancak soğuğa maruz kalınca ortaya
çıkar. Bu üçü arasında en sık görüleni myotonik distrofidir (atrofika). Otozomal
dominant geçer. Genellikle miyokard yetmezliği ve iletim defekti vardır. Respiratuar
sistem iskelet adalelerinin zayıflığına bağlı olarak genellikle tutulmuştur.
Anestezi ve cerrahi mortalitesi bir çok nedenle yüksektir. En sık görülen
komplikasyon postoperatif solunum yetmezliğidir. Cerrahi sırasında kardiyak iletim
bozuklukları hemodinamik dengeyi bozar. Bazı hastalarda süksinilkolini takiben
jeneralize myotoni oluşabilir. Bu hastalarda nondepolarizan ajanlara cevap normaldir.
Depolarizan ajanların kullanılması tehlikelidir, çünkü jeneralize kontraktürler
gelişerek hava yolu açıklığının devamlılığını ve solunumu engeller. Aynıca
antikolinesterazların kullanılması da myotoniyi alevlendirir. Myotoni, lokal
anestetiklerle de oluşabilir. Anestezik yöntem: Küçük doz tiyopental ve inhalasyon
anestetikleri tatmin edici bir anestezi sağlar. Postoperatif devrede hasta entübe olarak
tutulur ve ventile edilir. Rejyonal anestezi de çok dikkatle uygulanabilir.
FAMİLYAL PERYODİK PARALİZİ
Hiperkalemi, hipokalemi veya normokalemi ile birlikte, intermitant iskelet kası
zayıflığı ve flaks tip kas paralizisi ile karakterizedir. Hipokalemik tipte; Tüm kas
gevşeticilerinden sakınmalıdır. Bu hastalarda iv sıvılarla büyük miktarda glukoz
ve tuz yüklenmesinden kaçınılmalıdır, nöbetleri başlatabilir. Hiperkalemik tipte;
Diğerinin tersine iv olarak glukoz (dekstrozlu mayi) verilmelidir. Kas gevşeticilerden
özellikle süksinilkolinden kaçınmalıdır, çünkü myotoniye neden olur.
YUKARI VE AŞAĞI MOTOR NÖRON HASTALIĞI
Depolarizan ajanlar kontraendikedir. Nondepolarizanlar ise mutlaka bir periferik sinir
stimülatörü yardımı ile kullanılmalıdır.
|