|
Çukurova
Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi,
17, 43-51 (2002).
Dr.
Altan A. ÖZCAN (*), Dr. Yasemin GÜNEŞ (**)
* Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları AD, Yrd.Doç.Dr.
** Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji AD, Yrd.Doç.Dr.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz
Hastalıkları ve Anesteziyoloji Anabilim Dalları- ADANA
OFTALMOLOJİDE LOKAL ANESTEZİ UYGULAMALARI VE
KOMPLİKASYONLARI
ÖZET
Oftalmik cerrahi,
akinezinin, yeterli analjezinin ve minimal kanamanın sağlanması, okülokardiyak
refleks ve intraoküler hipertansiyonun önlenmesini, öksürük ve bulantıdan
kaçınılmasını gerektirir. Yetişkinlerde, çoğu oftalmik cerrahi girişim lokal
veya genel anestezi altında yapılabilir. Lokal anestezi özellikle 2 saat veya
daha az süreli ön segment cerrahilerinde uygulanır. Lokal anestezi seçildiği
zaman (katarakt cerrahisi, trabekülektomi, vitrektomi, şaşılık cerrahisi)
oftalmalog tarafından lokal veya rejyonel blokaj uygulanır.
Anesteziyologlar
oftalmik cerrahi geçiren hastaların kontrolünü sağlamalarının yanısıra, son on
yılda artan oranda rejyonel göz bloklarını yapmaktadırlar. Bu makalede, orbital
anatominin spesifik bilgileri ile rejyonel göz blokları ve teknik özellikleri
ile verilmiştir. Potansiyel oküler ve sistemik komplikasyonlar ve risk
faktörleri tartışılmıştır.
SUMMARY
The
requiretment of opthalmic surgery include akinesia, profound analgesia, minimal
bleeding, avoidance of oculocardiac reflex, prevention of intraocular
hypertension, devoid of vomiting or coughing. Most opthalmic procedures may be
performed in adults under either local or general anesthesia. . Local
anesthesia is especially popular for anterior segment surgery of 2 hours’
duration or less. When local anesthesia is elected, (cataract surgery,
trabeculectomy,vitrectomy and strabismus surgery) the ophtalmologist usually
administers the local or regional blockade.
In the
last decade, anesthesiologists have become increasingly involved in
administering regional eye blocks, while providing care for patients undergoing
ophthalmic surgery. This article describes approaches to regional eye block,
with special consideration given to relevant orbital anatomy and technical
guidelines. Potential complications, ocular and systemic, with their risk
factors, are reviewed.
GİRİŞ
1884’te Kohler’in
kokaini bir lokal anestezik olarak keşfetmesinden itibaren göz operasyonları
sıklıkla lokal anestezi altında yapılmaktadır (1).
Lokal anestezi oftalmolojide ön-arka segment
cerrahilerinde, göz yaşı kesesi hastalıklarında ve kapak cerrahisinde yaygın
olarak uygulanmaktadır. Kataraktı bulunan ileri yaş gurubundaki hastalarda
geçirilmiş miyokard enfarktüsü hikayesi ve koroner arter hastalığı insidansı
yüksektir, bunun yanısıra diabetes mellitus, hipertansiyon ve kardiak
aritmilere de sık rastlanmaktadır (2). Bu gruptaki hastalar, genel
anestezi altında opere edilecek olursa reenfarktüs sıklığı lokal anesteziye göre
daha yüksek olabilir. Bu nedenle hastaların preoperatif, peroperatif ve
postoperatif sıkı takip ve tedaviye gereksinimleri vardır.
Bugün dünyanın birçok yerinde göze
uygulanan rejyonel blokların çoğu, oftalmik cerrahlar tarafından yapılmaktadır.
Ancak, nadiren görülen, hayatı tehdit edici blok komplikasyonlarında ise,
deneyimli anestezistlere gereksinim duyulmaktadır. Günümüzde anestezistler de,
sinir blok teknikleri konusunda eğitilip birçok merkezde oftalmik cerrahide
lokal anestezi uygulamasında yer almaya başlamışlardır.
OFTALMOLOJİDE
KULLANILAN LOKAL ANESTEZİK AJANLAR
Kokain 1884’te Knapp tarafından retrobulber
anestezide kullanılan ilk lokal anesteziktir. Etidokain, mepivakain, lidokain,
bupivakain ve son yıllarda klinik kullanıma giren ropivakain gibi ajanlar tek
başına ya da kombinasyonlar şeklinde okuler anestezide kullanılmaktadır (1).
Lidokain;
Farklı konsantrasyonlarda değişik amaçlı
kullanılabilir. %2-%4 konsantrasyonunda topikal mukozal anestezik, %0.5-%1
dozunda lokal infiltrasyon, %1-%2 konsantrasyonda sinir blokajı için
kullanılır. En önemli iki avantajı: etkinin çabuk başlaması (15dk veya daha
kısa) ve orta derece etki süresidir (epinefrinsiz 0.5-1 saat; epinefrinli 2-4
saat).
Bupivakain;
Amid gurubu lokal anestezik olup en önemli avantajı uzun süreli etkisidir.(4-12
saat) Dezavantajı ise yavaş etki etmesi (l5dk’dan fazla) ve kardiak toksisitedir
(1).
Kloroprokain;
Bir ester bileşiğidir. Etkinin çabuk başlaması (15 dk’dan az), kısa etki süresi
(30-45 dk) ve hızlı hidrolize bağlı sınırlı toksisite gibi avantajları
mevcuttur.
Ropivakain;
Son yıllarda klinik kullanıma giren bir lokal
anestetiktir(3-5). İntraoküler cerrahi öncesinde hyaluronidazla birlikte
uygulanan %1’lik ropivakain, %0.75’lik bupivakaine göre, intraoküler basıncın
daha düşük seyretmesine neden olmaktadır.
Peribulber anestezide lidokain veya hyalüronidazla kombine uygulanan
ropivakainin (1%), bupivakainden (%0.75) etkili olduğu bildirilmiştir.
Tablo I-
Oftalmolojide kullanılan lokal anestezik ajanların özellikleri (1)

Ajan
Konsantrasyon Maksimum doz Etki başlama
süresi Etki süresi
(%) (mg)
(dk) (dk)

Prokain
1-4 500
6-8 30-45
Mepivakain
1-2 400
3-5 90-120
Lidokain
1-2 400
4-6 30-60
Prilokain
1-2 600
3-5 60-90
Bupivakain
0.25-0.75 175
3-5 4-12 saat
Etidokain
0.5-1 300
3-5 4-6 saat

Lokal Anestezik Seçimi
Lokal anestezik kullanan
klinisyenin, farklı gruptan en az bir lokal anestetiği bilmesi gerekir.
1.
Kısa etki süreli lokal anestezikler
a) Prokain
b) Kloroprokain
2.
Orta etki süreli anestezikler
a) Lidokain
b) Mepivakain
3.
Uzun etki süreli lokal anestezikler
a)Bupivakain
b)Etidokain
Lokal anestezikler
ajanlar aromatik bir halka ile bir tersiyer amin grubunu birleştiren 2-3
karbonlu ara zincirden oluşmaktadır. Alkoller ve aminler olmak üzere iki
gruba ayrılırlar. Alkoller zayıf etkilidir ve klinikte kullanılanlar sadece
tek bir hidroksil grubu içerirler. Amin grubu lokal anestezikler ise, alkollere
oranla daha güçlü, uzun etkili ve toksikdirler. Klinikte kullanılanların tümü
sonuna “kain” eki almaktadır.
Amin grubu lokal
anestezikler, amid ve ester grubu olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Ester grubu
benzoik asit veya orto, meta, paraamino benzoik asit türevleridir. Kokain,
benozokain, prokain, tetrakain bu gruba girer. Amid bağı, daha stabil olup,
sterilizasyon ve pH değişikliklerinden etkilenmemektedir. Lidokain, prilokain,
dibukain, mepivakain ve bupivakain bu gruba girmektedir.
Ameliyat süresine göre etki
süresi en uygun anesteziğin seçilmesi mümkündür. Lokal anesteziğin etkisinin
başlama süresi aşağıdaki faktörlere bağlıdır.
1.
Bloke edilecek
sinire yakınlık
Ulaşım süresi kısalacağından sinire yakın
verilen anesteziğin etkisi de çabuk başlayacaktır.
2.
Vazokonstrüktör
kullanımı
Etkinin başlamasını geciktirir, etki süresini
uzatır.
3.
İlacın yapısı
Amid ve ester yapısına bağlı olarak prokain ve
kloroprokain’in etkisi erken, bupivakaininki geç başlar.
4.
Lokal
anestetiğin konsantrasyonu
5.
Lokal
anestetiğe bikarbonat, hyalüronidaz veya epinefrin eklenmesi
Bikarbonat solüsyonun pH’sını
ayarlamaktadır.
Hyalüronidaz, glukuronik asitle glukozamin
arasındaki C1-C4 bağlarından hidrolize olur, bu da anesteziğin dokunun her
tarafına difüzyonunu artırır. Retrobulber bloklarda, lokal anestetik
solüsyonlara hyalüronidaz eklenmesinin akineziyi artırdığı, cerrahi anestezi
başlangıcını hızlandırdığı ve ek enjeksiyon gereksinimini azalttığı
gösterilmiştir. %2’lik lidokain ve %1’lik ropivakain ile, değişik
konsantrasyonlarda (15 IU ml ve 150 IU ml) hiyalüronidaz uygulanmış, oküler
hareket skorlarının yüksek konsantrasyon (150 IU ml) uygulanlarda hiyalüronidaz
verilmeyenlere oranla daha düşük olduğu gözlenmiştir (6).
Epinefrin de, operatif ve postoperatif
analjeziyi uzatmak ve anestezik reabsorbsiyonunda gecikme sağlamak için,
anestezik solüsyonlara eklenmektedir.
ORBİTA ANATOMİSİ
Göz cerrahisinde rejyonal bloklar çok
önemli yapıları içeren ve kapalı bir alan olan orbita içine bir enjektör
girişimiyle yapıldığından, orbita anatomisinin bilinmesi çok önemlidir.
Orbita 40-50 mm derinliğindedir. Orbitanın
iç duvarı sagittal plana paraleldir ve lateral duvarda medial duvara 45˚açıyla
uzanır. Orbitanın volümü 30ml, glob volümü ise 7 ml’dir. Orbital kavitenin
tepesinde anterior fossa ve frontal sinüs uzanır. Orbital tabanın altında
maksiller sinüs uzanır. Medial duvar etmoid kemiğin lamina propyracca denilen
kısmı ile etmoid sinüsten ayrılır. Lateral duvar temporal fossanın posterioru
ile sınırlanır. Göz kapakları, fasiyal sinirle innerve olan orbiküler kaslarla
hareket eder. Glob hareketleri 4 rektus ve 2 oblik kas tarafından sağlanır.
Rektus kaslarının orjini orbital apekste superior orbital fissurin medialinde
bulunan fibröz zinn halkasındadır. 4 rektus kası, tepesi orbital apekste tabanı
glob ekvatorunda olan bir koni şeklindedir. Bu koni içinde optik sinir, arter,
ven ve silier ganglion uzanır.
Orbitanın
Sensorial İnnervasyonu
Gözün ve adneksiyal yapıların
duyu siniri, trigeminal sinirin dalı olan nervus oftalmikus’dur. Üç dalı
bulunmaktadır;
1-Nervus frontalis
2-Nervus lakrimalis
3-Nervus nasosiliaris
Nervus frontalisin
supratroklear dalı üst kapaktan, supraorbital dalı konjonktiva ve üst kapak
derisinden duyu taşır. Nervus lakrimalis üst kapak ve konjonktiva temporalinden
lakrimal glandan duyu taşır. Nervus nasosiliaris kornea, iris, silier cisim,
perilimbal bulber konjonktivadan, optik sinir kılıfından duyu taşır. Bu sinirin
infratroklear dalı ise medial kantus, alt kapak konjonktivasından, lakrimal kese
ve lakrimal kanaldan duyu taşır.
OFTALMOLOJİDE REJYONEL
ANESTEZİ TİPLERİ
A-Retrobulber
Blok (RBB)
Retrobulber anestezi ilk olarak 1884’te
Knapp tarafından göz küresinin enüklüasyonunda kullanılmış ve anestezik solüsyon
olarak kokain uygulanmıştır.
Retrobulber tekniğin en önemli avantajı
hızlı analjezi ve akinezi oluşturmasıdır. Tek doz 3-4 ml lokal anestezik madde
ekstraoküler kas konüsü içine verilmektedir. Retrobulber anestezide, 25-27
gauge’luk 38 mm uzunluktaki Atkinsons iğnesiyle, alt orbita kenarında medial
kantüsden 3/2 uzaklıktan, lateraldan transkütanöz olarak girilir. İğne girerken
işaret parmağının ucuyla glob yukarı doğru itilir ve hastanın gözünün primer
pozisyonda olmasına dikkat edilir. İğne orbita tabanına paralel ve globa teğet
olarak 1.5 cm ilerletilir. Bu aşamadan sonra iğne yukarı ve medial olarak 1 cm
daha ilerletilir. Aspirasyondan sonra 4 ml (2ml %0.5 bupivakain, 2 ml %4
lidokain) lokal anestezik yavaşca verilir. Sonrasında orbital kompresyon balonu
ile 30-50 mmHg basıncında 15 dakika beklenir.
Sağlanan anestezi ve
akinezinin etkinliği: glob anestezisi, glob hareketleri, hastanın rahatlığı,
cerrahın rahatlığı, kapak hareketleri ile değerlendirilir.
Retrobulber bloktan 10 dk
sonra hastaların vizyonu değerlendirildiğinde; %10’unda persepsiyon (-),
%8’inde persepsiyon (+), %42’sinde el hareketleri seviyesinde, %40’ında (1-5m)
parmak sayar seviyede bulunmuştur. Görme keskinliği 120-140 dk sonra, oküler
mobilitede 220-290 dk sonra normale döner. Retrobulber blokta korneal ve üveal
anestezi, okulomotor akinezi, orta derecede pitoz görülebilmektedir.
Retrobulber tekniğin
dezavantajları retrobulber hemoraji, optik sinir hasarı, sklera perforasyonu,
okülokardiyak refleks stümülasyonu ve anestezik maddenin optik sinir kılıfı
yoluyla santral sinir sistemine geçerek şuur kaybı, apne ve kardiyak arrest
oluşturmasıdır (7-13).
Hamilton tarafından yapılan
bir çalışmada (14), 5235 hastaya retrobulber lokal anestezi uygulanmış,
görülen komplikasyonlar ve oranları aşağıda gösterilmiştir;
1-
Peribulber
ekimoz 33/1
2-
Vazovagal
yanıt 200/1
3-
Titreme 400/1
4-
Beyin sapı
anestezisi 650/1
5-
Diğer SSS
komplikasyonları 875/1
6-
Retrobulber
hemoraji 1050/1
7-
Skleral
perforasyon 5235/1
8-
Optik atrofi
5235/1
9- Kemosis
%80
l0- Postoperatif pitozis
%5.8
B-
Peribulber blok (PBB)
Peribulber blok
ilk kez Davis ve Mandel tarafından 1986’da rapor edilmiştir.
Peribulber blok anestezisi için kullanılan
iğneler, ucu künt ve 25-27 gauge 22 mm uzunluğunda iğnelerdir. Bu iğne ile, yine
RBB’nin yapıldığı yerden girilir. Girişten sonra RBB’a göre daha fazla laterale
ve daha az yukarı yönde iğne ilerletilir. Bu şekilde iğne ilerletilirse, iğne
ucu lateral duvarla orbita tabanı arasına ve inter muskuler semptumun dışında,
inferior ve lateral kasın yakınındadır.
Aspirasyondan sonra 7-8 ml’lik
lokal anestezik yavaşca verilir. Daha sonra orbital kompresyon balonu 10-20 dk
süre ile uygulanır. Bu balonun basıncı 30-50 mm Hg’dır. Böylece lokal anestezik
daha iyi difüze olur. 10 dk sonra üst kapak fonksiyonu kontrol edilir. PBB ile,
ağrısız, güvenli, efektif anestezi sağlanır.
Peribulber yaklaşımın
avantajları; retrobulber hemoraji, skleral perferasyon, optik sinir hasarı ve
beyin sapı anestezisi riskinin düşük olmasıdır (15-19). Peribulber girişimde
iğne ucu kas konusu dışında olduğu için hem kapak duyusu hem de orbiküler
adelenin preseptal bölümü bloke olur. Pitozis blok sonrası birinci günde %74
oranında görülmüştür. 6 haftadan fazla süren pitozis nadirdir.
Dezavantajları ise;
anestezinin yavaş başlaması (ortalama 15dk) ve daha fazla volümde lokal
anesteziye ihtiyaç duyulmasıdır. Peribulber blokta, kapak ödemi ve kemozis
gelişme riski daha yüksektir; bu iki faktör de cerrahi alanı kısıtlamaktadır.
C-Fasiyal Sinir ve Kapak Bloğu
Orbiküler kasın akinezisinin sağlanması,
hem intraokuler basıncı azalmakta, hem de teknik zorlukları ortadan kaldırarak
intraoküler cerrahi girişimin güvenliğini artırmaktadır (20). Orbiküler akinezi
için fasiyal sinirin terminal dalları (Van Lint Blok), superior dalları (Atkinson
Blok), ya da proksimal trunkus (O’Brien Blok) bloke edilmektedir (21).
Van Lint tekniğinde zigomatik kemik,
arkusu ve lateral kontus işaretlenir. İğne ile zigomatik arkus üzerinden,
lateral kantusun 2-3 cm altına girilir. Zigomatik kemiğe dokununca 2-3 cc lokal
anestetik verilir.İğne laterale kantusun 1 cm arkasından geçerek laterale ve
yukarıya doğru yöneltilir. Geri çekilirken 2-3 cc lokal anestetik enjekte
edilir. Cilt altında iğne orbitanın alt kenarı boyunca yönlendirilir ve
çekilirken 2-3 cc daha uygulanır (1).
O’Brien yönteminde mandibula kondili,kulak
çentiği ve zigomatik arkus işaret noktalarıdır. İğne tragusun hemen önünden
mandibula kondili hizasından dik olarak ilerletilir. Kondile temas edince
hafifçe geri çekilerek 2-4 cc lokal anestezik verilir. Bu uygulama ile yeterli
anestezi sağlanabilir. İğne bu bölgeden önce dik olarak, sonra zigomatik arkusun
ön ve ortasına doğru yönlendirilerek 2-4 cc lokal anetezik uygulanırsa, başarı
oranı artabilir (1).
D –Subtenon Anestezi
Direkt subtenon yaklaşım son
günlerde oftalmik cerrahi literatüründe dikkati çekmektedir(22,23). Subtenon
anestezi yalnızca oftalmik cerrahlar tarafından uygulanmaktadır. Klasik
retrobulber enjeksiyona göre, riski olmayan hızlı analjezi ve akinezi sağlayan
bir metoddur. Subtenon anestezi kullanılarak katarakt, glokom, keratoplasti
ve vitrektomi operasyonları yapılabilmektedir. Bu teknikle anestezik madde
silikon Greenbaum kanülü ile veya Visitec-5176 numaralı subtenon anestezi kanülü
ile verilmektedir.
Teknik: steril şartlarda alt fornikse
ikişer dakika ara ile üç kez birer damla proparakain damlatılır. Hasta yukarı ve
dışa baktırılarak alt nazalde limbustan 3 mm geriden konjonktiva ve tenon
forsebsle tutulur. Konjonktiva ve tenona 1 mm kesi yapılır. Bu insizyon yerinden
uygun kanül tenon ile sklera arasında yaklaşık 30 mm ilerletilerek 1.5 ml %2 lik
lidokain, %0.5 lik bupivakain karışımından 1.5 ml verilir.Yetersiz olursa 1.5 ml
daha verilir. Meydana gelen kemozis sponj yardımı ile azaltılmaya çalışılır.
Anestezi, enjeksiyondan hemen sonra oluşurken, akinezi için 5 dk beklemek
gerekmektedir.
Subtenon anestezide retrobulber hemoraji,
glob perforasyonu, optik sinir hasarı ve spinal anestezi görülmez. Subtenon
anestezide glob anestezisi %100 sağlanırken, akinezi %56 oranında
sağlanabilmektedir (22).
Subtenon anestezide vorteks ven hasarı
riski vardır (23). Alt nazal kadranda vorteks venleri sklerayı daha geriden
terkettiği için, alt nazal kadrandan yapılırsa vorteks ven hasarı riski daha
azdır (22).
E-Subkonjonktival
Anestezi
Subkonjonktival blok gözün ön segment
intraoküler cerrahisi için retrobulber ve peribulber bloğa alternatif olarak
geliştirilmiştir. Subkonjonktival anestezi pterjium eksizyonunda, konjonktival
tümörlerin eksizyonunda, konjonktivadan eksizyonel biyopsi yapılmasında,
glokom ve katarakt cerrahisinde uygulanır. Glokom cerrahisinde, 0.5 ml lidokain
27 gauge’luk iğneyle süperior konjonktivada limbustan 5mm posteriordan 0.5 ml
lidokain yapılır. İlave olarak anestezi topikal anestezi ile desteklenir.
Subkonjonktival anestezi altında glokom
operasyonun bir takım avantajları vardır. Düşük volümde anestezik
kullanıldığından göz içi basınç artışına neden olmaz. Retrobulber ve peribulber
enjeksiyondaki gibi ciddi komplikasyonlar görülmez (24).
Katarakt operasyonunda limbal
konjonktivaya yapılır.
Dezavantajları ise; yetersiz iris
anestezisi ve akinezisidir.
F-Topikal Anestezi
Oftalmolojide topikal
anestezi glokom cerrahisinde, küçük kesili katarakt cerrahisinde, korneal
refraktif cerrahide, tonometride, goniyoskopide, korneal yabancı cisim
çıkarılmasında, retinanın kontakt lensle muayenesinde, kornea konjonktivayı
ilgilendiren küçük cerrahi girişimlerde uygulanır. Bu amaçla oksibuprokain %0.4
(benoksinat,novesin) proparakain (alkain), tetrakain, kokain ve lidokain
kullanılır. Oksibuprokain benzoik asit esteridir. Uygulandıktan 60 sn sonra
etkisi başlar; 20-30 dk içinde derinliği azalır ve bir saat içinde tamamen
kaybolur.
PABA türevi anesteziklere
karşı hassiyeti olan hastaların bir kısmında oksibuprakaine karşı çapraz
reaksiyon oluşabilir. Anestezili göz, toz ve bakteriyel kontaminasyondan
korunmalıdır. Topikal anesteziklerin kontrolsüz kullanımı düşük dozlarda dahi,
kısa sürede kornea epiteline zarar verir. Uygulandıktan sonra oluşan batma ve
yanma hissi kısa sürede kaybolur. Korneda travmatik penetrasyon mevcutsa,
topikal anesteziğin içindeki prezervan maddeye bağlı olarak (benzalkonium)
endotelde toksitite oluşur. Sıklıkla allerji ve idiosenkrazi oluşabilir
(özellikle proparakaine karşı). Kokainle sistemik etki sonucu, letal toksisite
oluşabilir. Direkt korneal etkiye bağlı olarak, göz yaşı filmi stabilitesini ve
lakrimasyonu olumsuz yönde değiştirir. Katarakt ve glokom cerrahisinde prezervan
madde içermeyen %4’lük lidokain sponja emdirilerek operasyondan 20 dakika önce
fornikse yerleştirilir (25) . Ön kamarada, prezervan madde içermeyen %1’lik
lidokain hazırlanmalıdır.
OFTALMİK REJYONEL
ANESTEZİDE KOMPLİKASYONLAR
Blok iğneleri
Göz bloklarında komplikasyon gelişmesinde
kullanılan iğne tipinin etkisi olmaktadır. Çok ince iğne hasta için daha az
ağrıya neden olarak konfor sağlar, ancak dokuları geçerken rezistans değişikliği
hissedilmeyebilir ve glob ya da optik sinir penetrasyonuna neden olabilir. Künt
iğne ile rezistans artışı hissedilebileceğinden bu tip komplikasyonların daha az
gelişebileceği düşünülebilir. Ancak künt iğne ile sivri iğne kullanımı arasında
glob penetrasyonu ve optik sinir yaralanmasına neden olması açısından istatiksel
fark bulunamamıştır.
Blok iğnesinin uzunluğu da önemlidir.
Optik sinir penetrasyonu ve beyin sapı anestezisi genellikle 35mm ve daha uzun
iğne kullanımıyla ilişkilidir.
Retrobulber hemoraji
Retrobulber injeksiyon sonrasında hemoraji
insidansı %1 civarında tahmin edilmektedir. Hemoraji venöz veya arteryal
olabilir.Venöz hemoraji yavaş yayılır ve uzun süre visuel problemlere neden
olmayabilir. Bir çok retrobulber hemoraji minör seviyededir. Ciddi arteryal
hemoraji hızla orbital şişliğe glob immobilitesiyle belirgin proptozise ve göz
kapaklarında renk değişikliğine neden olur. Ayrıca artmış intraorbital basınca
bağlı olarak santral retinal arterde kapanma, geç optik atrofi ve visuel kayıp
ortaya çıkabilir (26).
Retrobulber hemoraji meydana gelirse optik
sinir ya da retina zararlanması açısından oftalmoskopik muayene yapılmalıdır.
Göz içi basıncının (GİB) ölçülmesi hemorajinin şiddetinin ve göz
sirkülasyonunun değerlendirilmesi açısından önemlidir. GİB yüksek ya da optik
sinir soluk ise orbital basıncı azaltmak için lateral kantotomi yapılmalıdır.
Ozmotik diüretik verilebilir ve dekompresyon yapılır. Erken dönemde tedavi
edilmezse, vasospazma, retinal, koroidal kan akımında azalmaya ve optik sinir
basısına bağlı olarak kalıcı körlüğe yol açabilir. Masif kanama anında
farkedilir ve tedavi edilirse, kalıcı görme kaybı önlenir.
Antikoagülan tedavi alan hastalarda
hemorajik komplikasyon riski artabilir. Antikoagülan tedavi alan hastalara
uygulanacak prosedür hakkında yeterli bilgi yoktur. Yüksek tromboembolik
komplikasyon riski olan hastalarda antikoagülan tedavi bırakılmamalıdır. Lokal
anestezi planlanıyorsa, peribulber blok retrobulber bloğa tercih edilmelidir.
Glob penetrasyonu-perforasyonu
Retrobulber ve peribulber injeksiyonun her
ikisinde de komplikasyon olarak karşımıza çıkabilir. Ayrıca oküler infllamasyon
tedavisi için perioküler steroid injeksiyonu, üst göz kapağına anestezik
injeksiyonu ve subkonjonktival blok sırasında da meydana gelebilir. Özellikle
yüksek miyopik hastalarda perforasyon riski yüksektir (15,16).
Oküler anestezik bloğa sekonder glob
penetrasyonu insidansı %0,1’ den düşüktür. Glob penetrasyon riski yüksek miyopik
gözlerde, retrobulber bloklarda, multiple injeksiyonlarda ve uzun sivri iğne
kullanımı ile artmaktadır. Perforasyonda ani görme kaybı ve şiddetli ağrı
oluşur. Klinik olarak hipotoni, vitreus hemorajisi gözlenir.
Vizüel komplikasyonlar
Lokal anestezik ajanlarla geçici vizüel
blokaj, görme keskinliğinde ciddi bozulma ve körlük gibi vizüel komplikasyonlar
da gelişebilir. Bu komplikasyonlar genellikle glob penetrasyonu, optik sinir ya
da santral retinal arter travmasına bağlı olarak gelişir. Ayrıca, injekte edilen
solüsyonun bası etkisiyle santral retinal arterde oklüzyon ve vizüel kayıp
gelişebilir. Bu komplikasyonlar genellikle retrobulber injeksiyon sonrası
ortaya çıksa da peribulber injeksiyonlar da ciddi komplikasyonlara neden
olabilir. Blokaj sonrası oluşan vizüel kayıp genellikle 45-75 dk içinde geri
döner (26).
Musküler komplikasyonlar
Lokal anestezi uygulaması sonrasında iğne
girişimine bağlı ya da anestezik solüsyonlara bağlı olarak pitozis, entropion,
diplopi gibi musküler komplikasyonlar gelişebilir. Bu tür problemler daha çok
inferior rektusun etkilenmesine bağlıdır. Hasta yukarı içe bakarken iğneyle
kolayca kas konüsü içine girilebilir; bu esnada optik sinirin hasarlanma oranı
yüksektir. Primer bakış pozisyonunda lokal anestezik yapılırsa, bu risk azalır
(26).
Beyin sapı anestezisi
Beyin sapı anestezisi retrobulber bloğun
hayatı tehdit eden bir komplikasyonudur. Tahmin edilen insidansı 350-500 hastada
birdir(10-13). Peribulber blok sırasında da görülebilir (19).
Ajitasyon, konfüzyon, bilinçsizlik,
solunum güçlüğü, apne, siyanoz, yutma güçlüğü, disfaji, işitme kaybı,
hipotansiyon, bradikardi, kontralateral amorozis ve şiddetli titreme gibi
çeşitli semptomlarla birliktedir. Çoğu vakada semptomlar 2 dakika içinde ortaya
çıkmakla beraber bazen daha geç olabilir. Temelde destekleyici tedavi uygulanır
ve çoğu vakada başka problem yoksa cerrahi genellikle devam ettirilir. Zamanında
farkına varılmamışsa ve uygun şekilde müdahale edilmemişse çeşitli sekellerle
sonuçlanabilir.
Respiratuar arrest, retrobulber blok
komplikasyonu olan beyin sapı anestezisinde sıklıkla ortaya çıkabilir. Çoğu
vakada, anestezik madde enjekte edilmesi sırasında, serebrospinal sıvı ya da
kan absorbe edilmemesine rağmen, beyin sapı anestezisi geliştiğini iddia
edilmiştir. Bilinçsizlik, sıklıkla apneye eşlik eder. Kalp hızı ve kan basıncı
değişken olabilir. Apne genellikle kendi kendini sınırlar ve birkaç dakika
sürer. Yeterli spontan solunumu geri gelmeyen hastalarda ventilasyon desteği
esastır.
Lokal anestezik ajanın beyne toksik
konsantrasyonda geçişiyle ilgili iki mekanizma ileri sürülmüştür.
a-Yanlışlıkla yapılan intraarteryal
enjeksiyon oftalmik artere doğru bir retrograd akım ve internal karotid artere
doğru antegrad akımla talamusa ve diğer orta beyin yapılarına doğru anestezik
madde geçişine neden olur. Bu yolla lokal anestezik ajanlar, çok yüksek
seviyelerde beyne ulaşarak solunum arrestini de içeren santral semptomlara neden
olurlar.
b-Çoğu vakada, subaraknoid aralığa direkt
injeksiyonla beyne geçiş olur. Beyin sapı anestezisi rapor edilen injeksiyondan
2 dk ya da daha fazla sürede solunum arresti gelişen vakalarda bu durum lokal
anesteziğin beyin sapı alanına BOS yoluyla geçişine bağlı bulunmuştur. Oküler
bloklar uygulanırken bu amaçla ventilasyon desteği konusunda eğitilmiş
personelin hazır bulunması önem taşımaktadır.
Okülokardiyak refleks (OKR)
Okülokardiyak refleks genellikle genel anestezi
altında göz cerrahisi yapılırken oluşan bir komplikasyondur. Göz cerrahisi
sırasında, okülokardiyak reflekse bağlı kardiak aritmi insidansı %58-%82’dir.
Çocuklarda strabismus cerrahisinde bu komplikasyon insidansı daha yükselir.
Lokal anesteziklerle afferent yol bloke edildiğinden, genel anestezi sırasında
okülokardiyak refleksi önlemek için, retrobulber ve peribulber blok
kullanılmıştır. Ancak, nadir de olsa rejyonal anestezi altında yapılan göz
cerrahisinde de okülokardiyak refleks görülebileceği unutulmamalıdır. Genel
anestezi sırasında OKR insidansı %63.3 iken, lokal anestezi sırasında %14.4
oranında gözlenmiştir. Disritmi insidansı, genel anestezide %20 iken, lokal
anestezide bu oran % 6.67 olarak saptanmıştır (27). Lokal anestezikler,
enjeksiyonu takiben orbital içerikleri sıkıştırarak okülokardiak arkı stimüle
edebilir. Diğer bir olası neden, vazovagal aktivitenin (hastalar blok için
hazırlanırken, sıklıkla iv kateter girişimi ya da iğnenin görülmesi sırasında)
yanlışlıkla okülokardiyak refleks olarak nitelendirilmesidir.
KAYNAKLAR
1- Erdine S. Sinir
blokları. Periferik sinir fizyolojisi ve lokal anestetik ajanlar.
Oftalmolojide rejyonel anestezi. Emre Matbaacılık 1993;49-80, 309-12.
2- Fisher SJ, Cunningham RD. The medical profile
of cataract patients. Geriatr Clin Nort Am. 1985; 1: 339-44.
3-
Gioia L, Prandi E,
Codenotti M, et al..Peribulbar anesthesia with either 0.75% ropivacaine or a 2%
lidocaine and 0.5% bupivacaine mixture for vitreoretinal surgery: a double-blinded
study. Anesth Analg 1999 Sep;89(3):739-42 .
4-Nicholson G, Sutton B,
Hall GM. Comparison of 1% ropivacaine with 0.75% bupivacaine and 2% lidocaine
for peribulbar anaesthesia. Br J Anaesth 2000; 84: 89-91.
5-Nicholson G, Sutton B, Hall GM. Ropivacaine
for peribulbar anesthesia. Reg Anesth Pain Med 1999 24:337-40.
6- Mantovani C, Bryant AE, Nicholson G. Efficacy
of varying concentrations of hyaluronidase in peribulbar anaesthesia.Br J
Anaesth 2001; 86: 876-8.
7- Klein ML, Jampol LM, Condon PI, Rice TA,
Serjeant GR. Central retinal artery oclusion following retrobulbar hemorrhage
after retrobulbar anesthesia. Am J Ophthalmol 1982; 93: 573-577.
8- Sullivan KL, Brown GC, Forman AR, et al.
Retrobulbar anesthetic and retinal vaskular obstruction. Ophthalmology 1978; 90:
373-377.
9– Antoszyk AN, Buckley EU. Contralateral
decreased visual acuity and extraocular muscle palsies following retrobulbar
anesthesia. Ophthalmology 1986; 93: 462-465.
10 – Meyers EF. Brain-stem anesthesia after
retrobulbar block. Arch Ophthalmol 1985; 103: 1278-1279.
11 – Ahn JC, Stanley JA. Subarachnoid injection
as a complication of retrobulbar anesthesia Am J Ophthalmol 1987; 103: 225-230.
12- Wittpen JR, Rapoza P, Sterbberg P Jr, et al.
Respiratory arrest following retrobulbar anesthesia. Ophthalmol 1986; 93:
867-870.
13 – Rosenblatt RM, May DR, Barsoumian K.
Cardiopulmonary arrest following retrobulbar block. Am J Ophthalmol 1980; 90:
425-427.
14 – Hamilton RC, Gimbel HV, Strunin L. Regional
anesthesia for 12000 cataract extraction and intraocular lens implantation
procedures. Can J Anesth 1988; 35: 615-623.
15 – Kimble JA, Morris RE, Witherspoon CD, et
al. Globe perforation from peribulbar injection. Arch Ophthalmol 1987; 105: 749.
16- Duke JS, Belmond JB, Benson WE, et al.
Inadverent globe perforation during retrobulbar and peribulbar anesthesia.
Ophthalmol 1991; 98:519.
17 – Davis DB II, Mandel MR. Posterior
peribulbar anesthesia: an alternative to retrobulbar anesthesia. J Cataract
Refract Surg 1986; 12: 182-185.
18 – Bloombert LB. Administration of periocular
anesthesia. J Cataract Refract Surg 1986; 12: 677-679.
19- Gomez RS, Andrade LOF, Rezende Costa JR.
Brainstem anaesthesia after peribulbar anaesthesia. Can J Anaesth 1997; 44:
732-34.
20 – Atkinson WS. Akinesia of the orbicularis.
Am J Ophthalmol 1953; 36: 1255.
21-Hamilton RC. Tecniques of orbital regional
anaesthesia. Br J Anaesth1995; 75:88-92.
22- Şencan S, Velioğlu H, Ayrancıoğlu N, Pekel
H, Seylan MA, Öncü F. Subtenon anestezinin diğer lokal anestezikler arasındaki
yeri. T Oft Gaz 1999; 29: 23-27.
23- Stevens JD. A new lokal anesthesia technique
for cataract extraction by one quadron subtenon’s infiltration. Br J Ophthalmol
1992; 76: 670-674.
24 – Peterson WC, Yanoff M. Subconjunctival
anesthesia: an alternative to retrobulbar and peribulbar technique. Ophthalmic
Surg 1991;22: 199-201.
25– Erakgün T, Kaşkaloğlu M. Topikal anestezi
ile fako emülsifikasyon: ilk sonuçlarımız. MN Oftalmoloji 2000; 4: 327-329.
26- Rubin AP. Complications of local anesthesia
for ophthalmic surgery. Br J Anaesth 1995;75: 93-96.
27-Grover
VK, Bhardwaj N, Shobana N, Grewal SP. Oculocardiac reflex during retinal surgery
using peribulbar block and nitrous narcotic anesthesia. Ophthalmic Surg Lasers
1998;29:207-12.
|