Doç. Dr. Okan Balcıoğlu
Yanık ve Anestezi
İnsidans
İngiltere ve İrlanda’da her yıl 12000 kişi yanık
nedeniyle hastaneye yatmakta, bunların 500 kadarı hayatını kaybetmektedir. Amerika
Birleşik Devletleri’nde her yıl 5000’i çocuk olmak üzere ortalama 2 milyon kişi
yanığa maruz kalmakta bunların 12,000’i hayatını kaybetmektedir.
Klinik
Yanık doku hasarının derinliğine bağlı olarak üç
derece ile sınıflandırılır.
Birinci derece yanık güneş yanığı gibidir. Yalnız
epidermisi içerir, eritemli ve ağrılıdır.
İkinci derece yanık epidermisin tamamı ve dermisi içine
alır, 2 - 4 haftada düzelebilir.
Üçüncü derece yanık tüm tabakaları içerir
kahverengi yada karbona bağlı siyahtır. İyileşme yoğun bakıma bağlıdır. Kan
damarlarında trombozlar oluşur. Bu bölge, sinir sonlanmalarının harab olmasından
dolayı ağrısızdır.
Cerrahlar için bu sınıflama ve yanığa maruz kalan doku
derinliği tedavinin programlanmasında önemlidir. Anesteziyologlar için havayolu
sağlanması ve sıvı tedavisindeki zorluklar nedeniyle yanığın yeri ve genişliği,
doku derinliğinden çok daha önemlidir.
Ciddi yanık; erişkinde vücut yüzeyinin % 25’ini,
çocukta % 20’sini kapsayan 2. Derece yanık veya vücut yüzeyinin % 10’unu kapsayan
3. Derece yanıklar olarak tanımlanır. Ancak hasta 5 yaşın altında ve 60 yaşın
üstünde ise yanık el, yüz, veya ayakları kapsıyorsa travmayla veya bir başka
hastalıkla birlikte ise ve elektrik yanığı ise yanık küçük olsa bile ciddi yanık
kabul edilir.
Yanık tedavisinde hastanın yaşı ve yanık yüzeyinin
önemi kadar yapılan cerrahi müdahale ve anestezi uygulamaları da büyük değer
taşır.
Fizyopatoloji
Kardiyovasküler değişiklikler
Büyük yanıklardan sonra kardiyak out-put (KO) erken
dönemde hızla düşer. Kardiak out-puttaki düşüşün temel nedeni sıvı kaybıdır.
Sıvı kaybının başlıca nedeni kapiller membran harabiyetine bağlı olarak yanık
yüzeyinden ekstrasellüler sıvı ve plazma kaybıdır. Vücut yüzeyinin % 30’undan
fazlası yanığa maruz kalanlarda tüm vücut yüzeyinden sıvı kaybı söz konusudur.
Yanık sonucu intravasküler alandan interstisyuma protein kaybı olurken hücre içine
sıvı geçişi intrasellüler ödeme neden olur ve hücre membran permeabilitesi
değişir. İnterstisiel ve intrasellüler sıvı şifti kan volümünde büyük
değişiklikler oluşturur ve intrasellüler ödem KO’ta düşmeye neden olur. Bu sıvı
yer değişimi 8-12 saat arasında en fazladır. 24. Saatte yavaşlar ve ödem formunu
alır. Bu nedenle ilk 12 saat hızla sıvı tedavisi uygulanmalı sonra
yavaşlatılmalıdır.
Diğer bir mekanizma da termal hasara bağlı olarak
endojen toksin salınımı ile ilgilidir. Düşük molekül ağırlıklı bu proteine
miyokardiyal depresan faktör denir. Plazmaferezle bu madde temizlenebilir ve KO’un
düzeltilmesine katkıda bulunulabilir. Eğer sıvı tedavisi yeterli ise KO 36 saatte
düzelir. Ayrıca 5. ve 7. günler arasında KO endojen katekolamin artışına bağlı
olarak 2 - 2,5 kat artar. Sepsis gelişirse KO’da artar.
Respiratuar değişiklikler
Yanıklarda; üst havayollarının fazla vasküler olması
ve refleks olarak larenksin kapanması nedeniyle genellikle alt solunum yolları hasarı
azdır. Buna rağmen aşırı sıcak, gaz, hidrokarbonlar ve parlayıcı gazlarla alt
solunum yolu yanıkları oluşabilmektedir. Aldehit, hidroklorik asit, diğer halojenler,
sülfirik asit, sülfür ve nitrojen oksitler solunum yollarında hasar oluştururlar.
Genellikle trakeobronşitle sınırlı kalan hasarlanma adult respiratuar distress
sendromuna (ARSD) ve akciğer ödemine neden olabilir. Resusitasyon fazında fazla sıvı
verilmesi hava yolu ödemi, hipoksi ve ölüme neden olabilir. Solunumsal hasarlanmaya
uğrayan, yüz ve ağız yanıkları olan, karbon atıkları (gaz, duman) soluyan, whezing
veya stridoru olan hastaların en kısa zamanda entübasyonu gereklidir. Geç kalınması
durumunda sınır taşları kaybolur ve normal entübasyon imkansız hale gelebilir.
Erken dönemde trakeostomiden kaçınılmalıdır.
Mortaliteyi artırır, alternatif olarak iğne ile krikotroidotomi tavsiye edilmektedir.
Eğer yanık göğüs duvarını içine alıyor ise toraks kompliansı, akciğer
kompliansı ve fonksiyonel rezidüel kapasite azalır. Üst havayolları ölü mesafesi,
PO2 (A-a) artar, ödem ve kardiyak out-puttaki azalmaya bağlı olarak oluşan hipoksi
solunum işini artırır. Bu nedenle erken trakeal entübasyon, oksijen ve kontrollu
mekanik ventilasyon uygulanmalıdır.
Metabolik etkiler
Yanık olgularında strese bağlı olarak uzun süreli bir
katekolamin artışı vardır. Bu olgularda oluşan insüline rezistans, glikoz
intoleransı ve hepatik glikojenolizis fazla katekolamin atılımına bağlıdır. Serbest
yağ asitleri artmıştır. Glikojen serbestleşir ve glikoneogenezis oluşur. Katabolik
aktivite artışına bağlı olarak negatif azot dengesi gelişir. Beslenme desteği olmaz
ise vücut yüzeyinin % 40’ından fazlası yanığa maruz kalanlarda ilk birkaç haftada
% 30 kilo kaybı oluşmaktadır. Tiroid hormonları azalır. Glikokortikoidlerin diürnal
özellikleri ortadan kalkar. Kortizol seviyesi, metabolik hız yanık sonrası günlere
göre değişkenlik gösterir, ancak yanık yüzey alanı ve ısı üretimiyle bir ilgisi
yoktur.
İmmün cevap
Yanık olgularında en sık görülen ölüm nedeni
enfeksiyondur. Enfeksiyon koruyucu cilt tabakası harabiyetine bağlı olarak oluşur.
Yanık dokusu ve skarlar bakteriler için çok iyi bir vasat oluşturur.. Yanıkta immün
cevap baskılanmıştır fagositlerin fagositik, kemotaktik aktiviteleri ortadan kalkar.
Serum kompleman, IgB hücreleri (spesifik antikor yapar) azalır. Vücut yüzeyinin %
20’sinden daha büyük alanını içeren yanıklarda T lenfosit fonksiyonları da
bozulur.
ANESTEZİ UYGULAMASI
1 - Resussitasyon fazı ((24 - 48 saat)
- Hava yolu açıklığı sağlanması
- Akut sıvı tedavisi
- Kardiyovasküler sistem stabilizasyonu
- Analjezi
2 - Stabilizasyon fazı (90 gün ve üzeri)
- Homeostatik mekanizmaları yavaş yavaş onarılır.
- Yanık yüzeyi kaplanması tamamlanır.
- Katabolizma Anabolizmanın gerisindedir.
3 - Rekonstriktif faz
- Restorasyon, kontraktür açılması işlemlerini içerir.
RESUSİTASYON FAZI
Bu devrede anesteziyoloğun rolü çok büyüktür.
Havayolu açıklığının sağlanması, sıvı tedavisi, perkütan venöz ve arteryel
kateterizasyon ve karbonmonoksit entoksikasyonunun tedavisinde yer alır. Bu dönemde
anestezi uygulaması ancak yaşamı tehdit eden, amputasyon, laparatomi, torakotomi veya
kroniotomi gerektiren yanıklarda gerekebilir. Bu dönemde anestezi uygulamasında ketamin
güvenli bir anestetik ajandır. Kas gevşetici olarak depolarizan ve non-depolarizan
ilaç kombinasyonu kullanılabilir. Süksinilkolin ilk beş gün kullanılabilir sonraki
günlerde dikkatli olunmalıdır. Kan gazlarına göre mekanik ventilasyon gerekebilir.
STABİLİZASYON FAZI
Bu dönemde hastanın resüsitasyonu tamamlanmış,
kardiovasküler stabilizasyonu sağlanmış ancak, taşikardi halen devam etmektedir. Isı
artışı da sürdüğünden sıvı uygulamasını fazla tutup idrar çıkışının
yeterliliğini sağlamak gereklidir. Bu dönemdeki cerrahi uygulamalar debridman ve
greftleme şeklindedir. Akciğer parankimine ait hasarlanmaların tedavisi
sürdürülmelidir. Anestezi uygulamaları risk taşımaya devam eder. Sorunlar; kan
kaybı, ısı kaybı, plasma K+ seviyesi, anestezik ilaçların farmakokinetiği ve
beslenmedir.
Preoperatif hazırlık
Bu devredeki bir hastada sıklıkla birçok kez anestezi
uygulanacaktır. Bu nedenle hastayla anestezist arasında iyi bir ilişki kurulmalı,
hastaya herşey anlatılmalıdır. Elektrik çarpmalarında myokard hasarı, kimyasal
yanıklarda karaciğer ve böbrek hasarı olacağı hatırlanmalı, toksik gaz ve duman
yanıklarında solunum fonksiyon değişiklikleri olabileceği bilinmelidir. Tıbbi
geçmişi, allerji, son medikasyonu önceki cerrahi uygulamalar ve anestezi gözden
geçirilmelidir. Ağrı durumu, Hb, Hct değerlendirilmeli, hemoliz araştırılmalı,
cerrahi öncesi kan değerleri mutlaka normal olmalıdır. Anemi varlığında Hb en az 12
g/dl olacak şekilde kan replasmanı yapılmalı, operasyon süresince bu değer
korunmalıdır. Postoperatif sızıntılar olacağı düşünülerek kan isteği
yapılmalıdır. Yanık olgularında eritropoesisin inhibe olduğu unutulmamalıdır.
Olgular operasyon odasına alınmadan önce en son labratuvar değerleri yeniden
incelenmeli, tam kan operasyon odasında hazır bulundurulmalıdır. Üre, elektrolitler,
kan şekeri, normal değerlerde tutulmalı, idrar çıkışı 0,5 ml/kg’ın üzerinde
olmalıdır. Pıhtılaşma faktörleri özellikle yanıktan 2 hafta sonra bozulabilir,
monitorize edilmelidir. EKG kayıtları alınmalı, solunumsal hasarlanmalarda günlük
akciğer grafileri ve kan gazları kaydedilmelidir. Septisemi ve akciğer infeksiyonu
genellikle solunum yetmezliğiyle birliktedir. Bu olgularda mekanik ventilasyon
uygulanmalıdır.
Premedikasyon
Premedikasyonda sedasyon ve analjezi için opioid +
diazepam kombinasyonu veya ağrı, sedasyon ve antiemetik etki için petidin + prometazin
kombinasyonu kullanılabilir. Ayrıca tek başına prometazin de rahatlık sağlamak
amacıyla kullanılabilir. Antisiyalog etki için atropin veya skopolamin de ilave
edilebilir.
Operatif devre
Hasta yatağında uyutulmalı operasyon masasına alırken
ağrı duymaması sağlanmalıdır. Entübasyon zorluğu olasılığına karşı
trakeostomi için cerrah hazır olmalıdır. İyi bir damar yolu mutlaka sağlanmalı, kan
kaybına karşı iki damar yolu açılmalıdır. Yüksek metabolik hız, taşıkardiyi
azaltmak ve oksijen basıncını yükseltmek için preoksijenasyon tavsiye edilmektedir.
İndüksiyonda her türlü anestezik ilaç kullanılabilir, ancak düşük dozlarda ve
yavaş uygulanmalıdır. İntravenöz yol yoksa gaz anestezikle indüksiyon denenebilir.
Anestezi uygulamasında azotprotoksit, oksijen ve halotan
tavsiye edilir. Kısa ve kanamanın olmayacağı düşünülen operasyonlarda maskeyle
anestezi sağlanabilir. Uzun girişimlerde entübasyon yapılmalı ve yeterli anestezi
derinliği sağlanmalıdır. Ani K+ yüksekliği oluşturabileceğinden süksinilkolinden
kaçınılmalıdır. Diazepam ve MgSO4 verilmesi K+ artışını engeller ancak klasik
olarak 5 gün - 4 ay arasındaki girişimlerde süksinilkolinden kaçınılmalıdır.
Nondepolarizan ajanlar rahatlıkla kullanılabilir. Entübasyon anatominin değişmesi ve
mukoza ödeminden dolayı kolay olmayabilir. Yanık olgularında normal olgulardan daha
fazla nöromuskuler blokere gereksinim vardır. Bu, proteine bağlanma ve reseptör
duyarlığındaki değişikliklerden dolayıdır. Kısa etkili nondepolarizan ajanlar
(atrakuryum) bolus yada infüzyon şeklinde uygulanabilir. Kısa ve uzun etkili ajanların
kombinasyonu (d-tübokürarin ve pankuronyum) nöromuskuler ihtiyacını azaltır. N2O' in
analjezik etkisi fentanil ile artırılabilir. Kısa etkili alfentanil erken mobilizasyon
ve beslenme için tercih edilebilir. Volatil anestezik eklenmesi ise opioid gereksinimin
azaltır. Halotan ve diğer inhalasyon anestetikleri yanık olgularında rahatlıkla
uygulanabilirler.
Monitörizasyon
Uygun olan herhangi bir kol veya bacağa basınç manşonu
bağlanır, gerekirse operasyon sırasında yeri değiştirebilir. Eğer mümkün ise
arteriyel kateterizasyon yapılmalıdır. EKG elektrodları perkütan konabilir yada
benzen ile silindikten sonra uygulanır. Transözefajial elektrod varsa tercih edilir,
ancak pahalı olduğu unutulmamalıdır. Nabız elle veya monitördende takip edilebilir.
Periferik oksijen satürasyonunu ölçmek için uygun yer varsa oksimetre
kullanılmalıdır. Arteryel ve santral ven kateteri enfeksiyon kaynağı olup septisemiye
neden olabileceği hatırda tutulmalıdır. Hiperkoagülasyon olabileceğinden venler sık
sık takip edilmelidir. Preoperatif yerleştirilen Swan Ganz arter kateterleri en kısa
zamanda çıkartılmalıdır. Özefajial steteskop kullanılabilir. Kapiller dolaşım ve
hastanın rengi not edilmelidir.
Hastanın ısısıda kontrol edilmelidir. Cildin
homeostatik dengesi bozulduğundan hastaların ateşi biraz yüksektir. Hastalar iyi izole
edilmezlerse operasyon masasında hızla hipotermik olabilirler. Evaporasyonla ısı
kaybı çok fazladır. Hipotermi büyük bir problemdir. Bu nedenle operasyon odaları 25
oC'ye kadar ısıtılmalıdır. 31-33 oC arası nemlendirilmelidir. Opere edilmeyecek
bölgeler mutlaka sarılmalı, özellikle çocuk ve neonatlar için blanketler
kullanılmalıdır. İdrar sondası uygulaması infeksiyon odağı oluşmasına yol
açabileceğinden kullanımı tartışmalıdır. Fakat sterilizasyona uyularak
uygulanabilir.
Yanık olgularında kateter uygulamaları üriner
enfeksiyon sıklığını artırmaktadır. Ciddi yanık veya fazla kan uygulanacaklarda
noninvaziv kateterler seçilmelidir. İdrar miktarı; CO, nabız basıncı ve hidrasyon
hakkında bilgi verecektir. Kan kayıplarını tahmin etmek çok zordur ve bu iş
genellikle anestezistin tahminine bağlıdır. Hemostaz amacıyla pnömatik turnike
kullanımı kan kaybını en aza indirecektir.
Hipotansif anestezi uygulaması da diğer bir yoldur.
Trimetafan, Na nitroprussid yada nitrogliserin kullanılabilir. Subkutan fenilefrin
kullanımı da kan kaybını azaltacaktır. Anestezi yöntemi olarak iyi ayarlanmış
balans anestezi tekniği tercih edilecek yöntemdir.
Sık anestezi uygulamalarında kişinin beslenmesine özen
gösterilmelidir. Enteral beslenme desteğine operasyondan bir iki saat öncesine kadar
devam edilmelidir. TPN uygulanıyorsa, sürekli uygulanması önerilir. Enteral beslenme
operasyon nedeniyle kesildiğinde, kan şekeri değişiklikleri olabileceği hatırlanarak
kan şekeri operasyon süresince saat başı ölçülerek kontrol altında tutulmalıdır.
Çocuklarda per ve postoperatif dönemlerde kan şekeri normal sınırlarda tutulacak
şekilde glikoz infüzyon hızı ayarlanmalıdır.
Hasta pozisyonu da anestezi idamesini etkileyebilir. Bazen
operasyon sırasında hastanın pozisyon değiştirmesi gerekebilir. Bu sırada tüp
tespiti iyi yapılmalı, korneanın kuruması engellenmeli, göz kapanmıyorsa tarsorafiye
öncelik verilmelidir. Debridman uygulanan olgular gözlem odasına alınmalı, ağız,
burun ve orofarinks aspire edilmelidir.
Hastalarda solunum fonksiyonu tam düzeldikten sonra
ekstübe edilmelidir. Opioid metabolizmasının hızlı olması ve opioidlere toleranslı
olmaları nedeniyle opioid antagonistlerinin kullanımı gerekmeyebilir.
POSTOPERATİF BAKIM
Postoperatif hipoksi ve pulmoner şantı önlemek için
maske ile O2 verilmelidir. Analjezi için opioid dozu ayarlanmalıdır. Erken beslenme
önemlidir. Operasyon sonunda 25 mgr droperidol postoperatif bulantı-kusmayı
engelleyecektir. Takibinde; kan kaybı hemodinamik değişiklikle izlenmeli, ısı,
havadaki nem, O2 uygulaması (sıcak-nemli) devam edilmelidir. Hasta stabil ise i.v. hat
teke indirilmelidir. İzotonik 1.5 ml/kg saat uygulanmalı, elektrolit ve kan değerleri
takip edilmelidir. Kan değerleri ve idrara göre i.v. sıvı ayarlanır. Banyo
uygulamaları ve debridmanlarda N2O-O2 % 50-50 karışımları enfloran ile kombine
edilerek, veya ketamin 1-2 mg/kg i.v. hava yolu sorunu yaratmayacağı için
kullanılabilir. Midazolam 0.05 mg/kg i.v. ya da propofol kullanılabilir.
REKONSTRÜKSİYON FAZI
Cilt bütünlüğü sağlanmış, yanık kapatılmıştır.
Nabız, termoregülasyon ve beslenme stabildir. Kontraktür açılması ve deri grefti ile
defektlerin kapatılması yapılmalıdır. Major problemler hava yolu ve iv. hat
sağlanmasıdır. Konraktür nedeniyle ağız ve boyun hareketleri sınırlı olabilir.
Direkt laringoskopi ile larinks değerlendirilmelidir. Postoperatif bulantı-kusma ve
öksürük engellenmelidir. Bu amaçla peroperatif droperidol 25-50 mgr/kg veya
klorpromazin 0.05 mg/kg dozda im olarak verilebilir. Tüpe lokal anestezik krem
sürülmesi postoperatif öksürüğü engelleyebilir. Ekstübasyondan 2 dakika önce 1
mg/kg iv. lidokain iyi bir seçenek olabilir.
|