Arşiv
, 11, 70-91 (2002).
Doç. Dr. Yasemin GÜNEŞ, Prof. Dr. Hasan AKMAN
POSTOPERATİF BULANTI-KUSMA VE TEDAVİ YAKLAŞIMLAR
ÖZET
Genel anestezi ile, cerrahi bir girişim
uygulanan olgularda, postoperatif karşılaşılan problemlerden biri olan
postoperatif bulantı ve kusma (POBK), genellikle ilk 2 saatte gözlenmektedir.
Günümüzde yeni anestezik teknikler ve antiemetik ajanlar klinik kullanıma
girmesine rağmen, postoperatif bulantı ve kusma halen ciddi bir problem olmaya
devam etmektedir.
Postoperatif bulantı ve kusmada
birçok faktör rol oynamaktadır. Yaş, cins, eşlik eden diğer hastalıklar,
premedikasyon, cerrahi girişim, anestetik ve analjezik ilaçlar, postoperatif
ağrı bunlar arasında sayılabilir.
Antiemetiklerin proflaktik olarak rutin
kullanımları doğru bir uygulama değildir. Ancak yüksek risk grubuna giren
hastalarda antiemetik proflaksi önerilebilir. Beraberinde yeterli hidrasyonun
sağlanması ve ağrının ortadan kaldırılması gerekir. POBK’yı önlemede hasta
kontrollü anti-emezis, oksijen uygulaması, akupresin yanısıra, antiemetik
ajanlardan sedatifler, anksiyolitikler, antimuskarinikler, kortikosteroidler,
dopamin D2 antagonistleri ve serotonin antagonistleri uygulanabilir.
Antiemetik ajan tek başına yetersiz kalırsa, farklı etki mekanizmasına sahip
ilaçların kombine uygulanması faydalı olabilir.
GİRİŞ
Bulantı, hoş olmayan ve tanımlanması zor
bir histir. Kusma ise, çoğu kompleks fizyolojik refleksleri içeren, otonomik
sinir sistemi ve çizgili kasların (diyafram ve abdominal kaslar) koordineli
aktivasyonu sonucu, gastrik ve hatta intestinal içeriğin atılmasını içerir.
Kusmanın ana fonksiyonu ise, vücuda zararlı veya toksik maddelerin atılmasıdır.
Genel anestezi ile cerrahi bir
girişim uygulanan erişkinlerde, postoperatif karşılaşılan problemlerden biri
olan postoperatif bulantı ve kusma, günümüzde yeni anestezik teknikler ve
antiemetik ajanlar klinik kullanıma girmesine rağmen, halen ciddi bir problem
olmaya devam etmektedir.
Postoperatif bulantı-kusma, şuuru kapalı,
laringeal refleksleri yetersiz hastalarda aspirasyona neden olarak morbidite ve
mortaliteyi artırabilir. POBK, cerrahi komplikasyonlara da neden olabilir.
Bunlar; intraoküler operasyonları takiben vitrenin kaybı, abdominal cerrahilerde
yara yerinin açılması, göz, kulak operasyonlarında ve plastik cerrahide flap
bölgesinde kanama, intrakranyal problemi olan beyin cerrahisi hastalarında, akut
olarak kafa içi basıncında artış (İKB) şeklinde sıralanabilir. Ciddi ve uzun
süreli inatçı kusmalar, çocuklarda ve yaşlılarda elektrolit imbalansı ve
dehidratasyona neden olabilir. Semptomlar orta derecede olsa bile, kusma,
hastanın derlenme odasından gidiş süresini ve hastanede kalış süresini
geciktirerek, hastane giderlerinin artmasına neden olur. Bu özellikle günübirlik
vakalarda önem taşımaktadır (1-4).
Diğer refleksler gibi bulantı ve
kusmanın da afferent yolu, bir santral integratörü ve efferent yolları vardır
(5-6). Kusma merkezi, medullada olivar nukleus seviyesinde lateral retiküler
formasyonun bilateral dorsolateralinde lokalizedir (7).
Bulantı ve kusmaya yol açan
stimulusların değişik afferent (kortikal, visseral, vestibüler ve kemoreseptör
triger zon) yolları vardır (Şekil –1).
a-Kortikal yol
Emosyonel cevaplar, stres, korku ve
depresyon, bulantı-kusma ile sonuçlanabilir. Kan görme, kötü tad, koku da
kusmaya neden olabilir. Organik bozukluklardan ağrı, hipotansiyon, migren,
vasküler baş ağrısı, hipoksi ve artmış intrakranyal basınç kortikal yolla
bulantı-kusma oluşturur (4).
b-Visseral afferentler
-Visserlerin traksiyonu,
-İntestinal obstrüksiyon,
-Akut apandisit vb. akut enflamasyonlar,
-Pankreatit ve kolesistite sekonder
gelişen non-visserlerin akut enflamasyonu,
-Visseral ağrı,
-Aerofaji gibi fonksiyonal
gastrointestinal rahatsızlıklar,
-Gastrik asit, aminofilin ve salisilatlar,
misinli antibiyotikler, endotoksinler vb. maddelerle gastrik mukozanın
irritasyonu,
-Miyokard enfarktüsü ve konjestif kalp
yetmezliği
Yukarıda sayılanların tümünde ana etken,
gastrik distansiyona neden olan, gastrik boşalmanın gecikmesidir. Bu olay
regürjitasyon ve aspirasyonu kolaylaştırır.
Gastrik boşalmanın gecikmesine yol açan
diğer nedenler narkotik analjezikler, intra-abdominal kitleler, artmış
intrakranyal basınç, ağrı ve anksiyetedir (4).
c-Vestibüler yol
Hareket, otitis media, tümörler,
labirint içerisindeki vasküler değişikliklerle gelişen stimuluslar vestibüler
sinir yolu ile serebellum ve kemoreseptör triger zona (KTZ) ulaşır (4).
d-KTZ'dan afferentler
Apomorfin, morfin ve diğer
narkotik analjezikler, kardiyak glikozidler, amfetaminler, ergo deriveleri, ve
nitrojen mustard gibi ilaçlar direkt olarak KTZ'u uyarırlar. Ayrıca,
hipovitaminöz, hipotiroidi, hipoadrenalizm, elektrolit imbalansı, iyonize
radyasyon ve üremi KTZ'u veya yakın hipotalamik ve medullar merkezleri etkiler.
Gastrointestinal veya santral yolun uyarılması kusma merkezinin aktivasyonuna
neden olur. Bu merkez medullada parvosellüler retiküler formasyonda lokalizedir
ve area postremaya yakındır (4).
Efferent impluslar 5.,7.9.10. ve 12.
kraniyal sinirlerle üst gastrointestinal traktusa ulaşır ve spinal sinirler
yoluyla diyafram ve abdominal kaslara ulaşır.
Kusma refleksi, somatik ve otonomik
komponentler de içerir. Bunlar arasında salivasyon, deride vazokonsrüksiyon,
taşikardi, pupil dilatasyonu, gastrik asit hiposekresyonu, retroperistaltizm ve
duodenal spazm sayılabilir (1).
Bulantı ve kusmada 5-HT reseptörlerinin
rolü
Barsakların dilatasyonu veya cerrahi
manüplasyonlar sırasındaki stimuluslar, vagal afferentler yoluyla emetik
refleksi uyandıran nörotransmitterlerin (5-HT) salınımına neden olur. 5-HT
veya serotonin bitki ve hayvanlarda yoğun oranda bulunur. İnsanlarda da oldukça
yüksek konsantrasyonlarda, gastrointestinal mukozadaki enterokromafin hücrelerde
ve trombositlerde bulunur. Ağrının provakasyonunda , havayolu, gastrointestinal
traktus ve bazı kan damarlarının düz kaslarında kontraksiyon ve relaksasyonunda,
kalpte refleks etkide ve trombosit agregasyonunda rol oynarlar (8).
5-HT reseptörleri nöronal dokuda
santral ve periferik sinir sisteminde bulunmaktadır (9-10). Ayrıca ağrının
provakasyonunda ve bulantı-kusmada rol oynamaktadır. Anestezi ve cerrahiyi
takiben gelişen bulantı ve kusmada ise 5-HT'nin rolü, tam olarak açık değildir.
İnsidans
Daha önceleri %27-82 oranında bildirilen
POBK, anestezi teknikleri ve cerrahi teknikler gelişmesine rağmen, genel
anestezi sonrasında ortalama %25-30 oranında gözlenmektedir (3-4). Camu ve ark.
insidansın %8-92 arasında olduğunu belirtmektedir. Şiddetli ve inatçı
kusmaların oranı ise %0.18 dolayındadır (3).
Predispozan faktörler
Yaş
Çocuklarda ve adelosanlarda yüksek
insidansa sahiptir, 20 yaş civarında POBK insidansı azalır. Çocuklardaki kusmada
cinsle ilişkili değildir, fakat insidans erişkinlerden iki kat fazladır
(1,2,4,11).
Cins
Kadınlarda, erkeklerden 2-4 kat
daha fazla görülür. Bellville ve ark. mensrüel siklusun 1. ve 4. haftasında
olan kadınlarda özellikle insidansın yüksek olduğunu not etmiştir ve bu etkinin
artmış gonadotropin seviyesi ile ilişkili olduğu bildirilmektedir(1,2,4,12,13) .
Alışkanlıklar
POBK’nın insidansı , obez hastalarda
obez olmayanlara göre yüksektir. Muhtemel neden bu kişilerin yağ
kompartımanlarından dolayı anestetik ilaçların atılımında yavaşlama ve uzamadır
(1,2,4).
Kişisel
predispozisyon
POBK’nın insidansı, taşıt tutması
olan veya daha önceki operasyonlarında kusma öyküsü verenlerde 3 kat daha
yüksektir (1,2,4) .
Preanestetik medikasyon
Premedikasyonda kullanılan ilaçlar
POBK'yı etkilerler. Premedikasyonda, opioid ajan verilen hastalarda, bu
ajanların uygulanmadığı hastalara göre POBK oranı 3 kat daha yüksektir (2,4,)
Opioid analjezikler premedikasyonda, peroperatif ve postoperatif dönemde
kullanılırlar. Bu ajanlardan morfin ve papaverinin kuvvetli emetik olduğu
bilenen bir gerçektir (2). Minör jinekolojik operasyonlarda morfinin POBK
insidansını %22'den %67'e çıkardığı gösterilmiştir(14). Benzer etkiler papaverin
ve pethidinle de bildirilmiştir, ancak pethidinde genelde dozla ilişkilidir
(1,13). Alfentanil ve sufentanilin de, özellikle çocuklarda yüksek oranda
POBK'ya neden olduğu belirtilmektedir (15-16).
Tek başına uygulandıklarında
parasempatolitikler, düşük oranda bulantı ve kusmaya neden olurlar. Ayrıca
atropin veya skopolamin gibi antikolinerjikler narkotiklerle birlikte
uygulandığında, narkotiklerin neden oldukları bulantı ve kusmayı azaltırlar.
Benzer olarak barbitüratlar (pentobarbital), antihistaminikler (difenhidramin)
ve özellikle fenotiyazinler (klorpromazin, prometazin) ve butirofenonlar (droperidol)
bulantı ve kusmayı azaltırlar (4)
Anestetik
işlem
Bulantı ve kusma, anestezi
indüksiyonu ve havayolunun kontrolü sırasında provake edilebilir. Bu nedenle
maske ile asiste ventilasyon esnasında, gastrik inflasyondan kaçınılmalı veya
minimalize edilmelidir. Mide içerisindeki hava ve sıvının gastrik tüp yoluyla
dekompresyonu, postoperatif semptomları azaltan basit bir yöntem olabilir (1).
Ancak, gastrik aspirasyonun POBK’yı azaltıcı etkisinin halen tartışmalı
olduğuda bir gerçektir.
İntravenöz anestetiklerden etomidat,
ketamin, propanidid ve methoheksitonun emetik (%14-26), midazolam ve propofolun
daha az emetik etkiye sahip olduğu bildirilmektedir (1,17) . Anestezi sırasında
uygulanan ajanları temelde tek başına değerlendirmek güçtür, çünkü genel
anestezi sırasında ilaçlar değişik kombinasyonlarda kullanılmaktadırlar.
İntravenöz barbitüratlar indüksiyon amacıyla kullanıldıklarında inhalasyon
ajanlarından daha az oranda POBK'ya neden olur. Balans anestezide kullanılan
opioidlerle, standart anestezi tekniklerinden 2-5 kat daha fazla oranda POBK
görülmektedir. İnsidans fentanil, alfentanil ve sufentanil kullanıldığında,
pethidinden daha yüksektir. Alfentanilin de, eşit dozlardaki sufentanil ve
fentanile oranla daha az POBK'ya neden olduğu bildirilmektedir(18).
Tüm inhalasyon ajanları, özellikle
de nitroz oksit POBK’ya neden olmaktadır (19,20). Dietil eter ve siklopropanda
da oran daha yüksek olmasına rağmen, halotan ve enfluranda oran N20'dan
daha düşüktür. Minör jinekolojik cerrahilerde bulantı, izofluran, enfluran ve
halotanda sıra ile %32, %12 ve %8 olarak bildirilmiş, fakat tüm gruplarda kusma
insidansı benzer olarak bulunmuştur (21) . Daha sonraki çalışmalar izofluran (%
27-54) ve enfluranın (%45-48 ) POBK’ya yol açma potansiyellerinin benzediğini
göstermiştir (22).
Lokal (%9) veya rejyonel anestezide
de (spinal anestezide %15-35) POBK görülebilir (23). Bu yöntemler sırasında
hipotansif ataklarla sık karşılaşılır ve gelişen hipoksi bulantı kusmayı
artırır. Bu durumda oksijen uygulaması ile bulantı ve kusma azaltılabilir.
Serebral kan akımının azalması, pregangliyonik sempatik blokajdan dolayı
gastrointaestinal peristaltizmin artması, lokal veya rejyonal anestezideki
bulantı ve kusmanın nedenleri arasında sayılabilir.
Operasyonun
tipi
Operasyonun tipi, direkt olarak
POBK’yı etkilemektedir (1,4). Travma, servikal dilatasyon, ve prostoglandin
kullanımı, ekstra-oküler oftalmik cerrahi (%37) , burun ve orta kulak cerrahisi
(%38), oral veya baş veya boyun cerrahisi (%21-63) ve intraabdominal cerrahi
(%70)de yüksek oranda karşılaşılır (1). Laparoskopik cerrahide abdominal
insüflasyon nedeniyle oran %92' lere yükselmektedir (Bodner).
Medikal
koşullar
Acil koşullarda uygulanmak zorunda
kalınan anestezi uygulaması ve cerrahi girişimler sırasında kişilerin tok
olması veya dolu mide nedeniyle kusma oranı yüksektir. Diyabet, obesite,
gebelik, gastro-ösofagiyal reflü, ağrı, anksiyete ve taşıt tutması öyküsü
olanlarda sık görülür (1,2,4).
Diğer faktörler
Anestezi uygulama süresi uzadıkça POBK
insidansı da artar (4,5). Postoperatif ağrı, hipotansiyon ve hareket, sıvı
alımı, POBK 'yı predispoze edebilir (1,2). Etkin bir ağrı tedavisi, ağrıya bağlı
bulantı ve kusmayı %80 oranında azaltır. Erken mobilizasyon, özellikle
günübirlik vakalarda POBK'yı artıran nedenlerdendir. Eğer vestibüler sistem
opioid kullanımı ile sensitize edilmişse, hızlı mobilizasyon sıklıkla emezise
neden olur (2).
Postoperatif bulantının değerlendirilmesi
POBK’nın şiddetinin
değerlendirilmesi, subjektif ve rahatsız edici bir duyu olduğu için oldukça
zordur. Bu amaçla Verbal Deskriptif Skala (VDS) ve Vizuel Analog Skala (VAS=0-10
cm)) kullanılabilir. (25-26).Verilen antiemetiğin etkinliğinin
değerlendirilebilmesi için VAS 'nın daha kullanılabilir olduğu
bildirilmektedir.
VDS
VAS
0= Bulantı
yok 0-1 = Bulantı yok
1=
Hafif 1+/-4 = Hafif
2= Orta derecede
4+/-7 = Orta derecede
3= Şiddetli
7+/-10= Şiddetli
Tedavi ve önleme
Genel
tedbirler
Gastrik boşalmanın geciktiği
durumlarda ve mide dilatasyonunda nazogastrik tüp uygulaması POBK’nın
azaltılmasında faydalı olabilir. Özellikle genel anestezi sırasında midenin
dilate edilmesinden kaçınılmalıdır. Ağrı, POBK'yı provake edebileceği için
tedavisinin yapılması gerekir. Hipotansiyon, hiperkarbi ve hipoksi gibi
faktörler tedavi edilmelidir ve hastanın hidrasyonu sağlanmalıdır. Sıkı oksijen
maskelerinden kaçınılmalıdır, çünkü bu grup hastalarda klostrofobiye yol
açabilir. Bu hastalara yavaş ve derin soluması önerilmelidir, bu yaklaşım
bulantının sensasyonunu azaltır (2-4).
Bulantı-kusma spinal veya epidural
anestezi uygulamasına sekonder gelişmişse, 0.5-1 mg atropin, 10-25 mg efedrin
(eğer hipotansiyon belirginse), oksijen uygulaması, sedasyon ve moral desteği
ile tedavi edilebilir (4).
Akupres
Spinal anestezi uygulaması sonrası
gelişen bulantı ve kusmanın önlenmesinde, P6 noktasına uygulanan akupress ile
operasyon sırasındaki bulantı ve kusma insidansının %53'den %23'e, POBK'nın ise
%66'dan %36'a indiği saptanmıştır (27). Buna karşılık ürolojik endoskopik
cerrahide anestezi indüksiyonundan 30 dakika önce P6 noktalarına yerleştirilen
akupres bantlarının POBK'ı azaltmadığı bildirilmiştir ( 28).
Hasta-kontrollü anti-emezis
Propofolun subanestetik dozlarda
uygulanmasıyla, antiemetik etki geliştiği bilinmektedir, ancak bu etki halen
tartışmalıdır (29-30). Hasta-kontrollü propofol 20 mg ve propofol 40 mg
dozlarda, plasebo ile karşılaştırılmış ve tedavinin ilk 15. dakikasında bulantı
skoru, kusma insidansı ve antiemetik gereksinimi her iki doz propofol ile
plaseboya oranla daha az gözlenmiştir. Sedasyon skorları tüm gruplarda benzer
iken, derlenme odasında (PACU) kalma süresi plasebo grubunda daha uzun olarak
saptanmıştır. 40 mg grubunda 2 hastada derin sedasyon gözlenmiştir. O nedenle
PACU'da gözlenen POBK'da 20 mg propofol önerilmektedir (31).
Oksijen
tedavisi
Nitroz oksitin postoperatif bulantı
ve kusmaya neden olduğu kabul edilmektedir. Son zamanlarda inspire edilen
oksijen konsantrasyonu artırıldığında, nitroz oksitin bu etkisinin
zayıflatıldığı ve yüksek konsantrasyondaki oksijenin antiemetik olabileceği
düşünülmüştür (32). İntraoperatif dönemde %80 oksijen verilen olgularda, %30
oksijen verilenlere kıyasla daha az bulantı ve kusma ile karşılaşıldığı
bildirilmiştir (33).
Antiemetik tedavi
POBK'nın primer olarak tedavisi antiemetik
ilaçların kullanılması şeklindedir. Antiemetiklerin proflaktik kullanımları
tartışmalıdır. Çünkü hastaların ancak %30'u etkilenmektedir, çoğu zaman hafif ve
geçicidir. Antiemetikler efektif olamayabilir ve antiemetik ilaçlar
uygulandıklarında yan etkileri semptomlardan daha şiddetli olabilir (4). Keats
ve ark. proflaktik antiemetiğin %80-90 hastada gereksiz olduğunu, çünkü
hastaların %70'nde gelişmeyeceğini ve ilaç uygulansa bile, %10-20'nde kusma ile
karşılaşılacağını bildirmektedirler (34) Bununla birlikte taşıt tutması olan
hastalar, intraoküler cerrahi, tonsillektomi, laparoskopik cerrahi gibi POBK'ın
sık gözlendiği operasyonlarda ve özellikle kusmanın tehlikeli sonuçlara
varabileceği Mallory -Weiss Sendromu ve mediastinit gibi durumlarda faydalı
olabilir (4).
Antiemetikler, bulantı ve kusmanın
önlenmesinde premedikasyonda, indüksiyon sırasında veya postoperatif olarak
kusmanın tedavisinde uygulanırlar. Proflaksi için uygulanacak ajanın kabul
edilebilmesi için etkili ve etki süresinin uzun olması ve kayda değer yan
etkilerinin olmaması gerekir.
Bu amaçla, antikolinerjikler,
antihistaminikler, fenotiyazinler, butirofenonlar, benzamidler kullanılmıştır
(1-4,35). Droperidol, metoklopramid ve proklorperazin sıklıkla antiemetik olarak
kullanılmışlardır, fakat her zaman POBK'da etkin oldukları gösterilememiştir.
Alizapride ve cisaprid’in (periferik etkili gastrokinetik ajan) droperidole
üstünlüğü gösterilememiştir (1,36). Son yıllarda POBK’nın önlenmesinde ve
tedavisinde, 5- HT3 antagonistleri sıklıkla kullanılmaktadır (20).
Sedatifler,
antimuskarinikler ve anksiyolitikler
Transdermal hyosin yaklaşık 2 saat
içerisinde etkin olur, bu nedenle akut tedavide kullanılmaz.(37) Antimuskarinik
ilaçlar, periferik parasempatolitik blokaj ve gastro-ösofagial bariyer basıncını
azaltarak etki gösterir.
Benzodiazepinlerin direkt antiemetik
etkileri yoktur, fakat anksiyetenin kontrolünü sağlarlar. Midazolam da dahil
benzodiazepinlerin kemoterapiye bağlı bulantı ve kusmada etkili olduğu
bildirilmiştir. Postoperatif dönemde standart antiemetik rejimlere (metoklopramid,
proklorperazin veya droperidol) dirençli olan kusmalarda 1 mg/saat dozda
midazolamın plaseboya göre etkili olduğu belirtilmiştir. Midazolam verilen
hastalarda, kümülatif bulantı skorlarının, emezis epizodlarının daha düşük
olduğu ve antiemetik gereksinimi olmadığı belirtilmiştir. Sedasyon skoru ve
oksijen satürasyonu arasında gruplar arasında farklılık saptanmamıştır (38).
Dopamin D2
reseptör antagonistleri
Fenotiyazinler, butirofenonlar ve
metoklopramid POBK’nın tedavisinde orta derecede etkilidirler, nadiren
antiemetik etkilerinden daha uzun sürebilen ekstrapiramidal ve disforik
reaksiyonlara neden olabilirler. Bu tür reaksiyonlar daha sıklıkla kadınlarda ve
çocuklarda görülür, opioid ajanlar verildiğinde daha az karşılaşılır.
Fenotiazinler arasında prometazin oldukça sedatiftir, proklorperazin ve
perfenazin kusmayı engeller ancak, ekstrapiramidal semptomlar ve hareketliliğe
neden olabilir. Bu ilaçlar öncelikle antidopaminerjik ajanlardır, orta derecede
antihistaminerjik ve antikolinerjik aktiviteye sahiptir (35).
Metoklopramid'in etki mekanizması
5-HT3 reseptörlerinin antagonizmasından çok, Dopamin D2
reseptörlerinin antagoze edilmesi şeklindedir. Metoklopramid aşağı ösofagial
sfinkter tonüsünü artırır ve gastrik boşalımı kolaylaştırır (1,39).
Alizaprid antidopaminerjik
etkilidir, fakat gastrokinetik etkisi yoktur. Alizapridin antiemetik etkisi doz
bağımlıdır ve droperidolden daha az potentttir. 100 mg alizaprid, bulantı
kusmayı azaltır ve etki süresi 4 saattir. Postural hipotansiyon, taşikardi ve
ekstrapiramidal yan etkilere neden olur(36).
Butirofenonlar
Droperidol ve haloperidol iki
antiemetik etkili antidopaminerjik nöroleptiktir. Her ikisi de hızla etki eder,
fakat etki süreleri farklıdır. (haloperidol 3 saat, droperidol 24 saat).
Sedasyon ve ekstrapiramidal reaksiyonlar gibi yan etkiler, genelde
yüksek dozlarda gözlenir. Droperidol, POBK'nın önlenmesi ve tedavisinde
düşük dozlarda önerilir ( 1.25mg veya 10-20mg/kg) (1). Son zamanlarda,
laparoskopik girişimlerde 10mg/kg ve 20 mg/kg dozlarda uygulanan droperidol’ün
POBK’daki etkinliği araştırılmış ve her iki dozda POBK ve yan etki açısından bir
farklılık saptanmamıştır (40).
Kortikosteroidler
Steroidlerin etki mekanizmaları tam açık
olmamakla birlikte, POBK'nın tedavisinde kullanılmaktadırlar. Deksametazonun,
beyinde 5-HT turnoverini azaltarak metoklopramidin etkisini artırdığı
bildirilmiştir (1). Son yıllarda deksametazon tek başına veya diğer
antiemetiklerle kombine edilerek değişik cerrahi girişimlerde kullanılmaktadır.
Uygulama zamanı tartışmalıdır, ancak anestezi indüksiyonu öncesinde
uygulandığında, operasyon sonunda uygulanmasından daha etkin olduğu
bildirilmiştir (41). Çalışmalarda yetişkinlerde 8-10 mg, çocuklarda 100-150 mg/kg
dozlarda kullanılmaktadır (42). Rejyonal anestezide de granisetron ve 8 mg
deksametazon uygulanmış ve daha az POBK gözlenmiştir (43).
Tonsillektomilerde 5-11 yaş arasında 10 mg,
11 yaşın üzerinde 0.5 mg/kg uygulanan oral prednizolonun da postoperatif
4-7.günlerde bulantı ve kusmayı azalttığı bildirilmiştir(44).
Serotonin
Antagonistleri
Önemli yan etkileri olmaksızın,
serotonin antogonistlerinin kemoterapi sırasındaki emeziste etkili olduğu 10
yıldan daha uzun süreden bu yana bilinmektedir. Ondansetron, POBK'da
kullanılan ilk serotonin antagonistidir. Bu sınıf ilaçlara daha sonra
granisetron, tropisetron, dolasetron ve ramosetron ve azasetron eklenmiştir(20).
Ondansetron
Ondansetron spesifik ve potent bir
5-HT3 antagonistidir (8,26). Bu nedenle 5-HT3
reseptörlerinin neden olduğu bulantı ve kusmayı area postrema, Nukleus Traktus
Solitaryus (NTS) ve/veya intestinal sistemde bloke eder.
POBK’nın önlenmesinde oral ve intravenöz
yol kullanılırken, tedavide intravenöz yol kullanılmaktadır (26). Bununla
birlikte, son yıllarda radyoterapi ve kemoterapiye bağlı emezisde dil üzerine
uygulanan oral disintegrated tabletlerin de etkinliği araştırılmaktadır (45).
POBK’nın önlenmesinde ondansetronun uygulama zamanı ve dozu halen tartışmalıdır.
Yetişkinlerde POBK'yı önlemede, 4-8 mg ondansetronun plaseboya göre etkin olduğu
saptanmıştır. Postoperatif bulantı-kusma, daha önce öyküsünde POBK olanlarda
%67.7 iken, olmayanlarda %46.4 oranında gözlenmiştir (46). Radikal mastektomide
4 mg proflaktik ondansetronla ilk 24 saatte %33.3 oranında POBK bildirilirken,
plasebo grubunda bu oranın %81.5 olduğu ve ondansetronun postoperatif ilk 6
saatte etkili olduğu vurgulanmıştır (47).
Ondansetron diğer standart
antiemetik rejimlerle de karşılaştırılmıştır. Laparoskopik kolesistektomilerde 4
mg ondansetron, 1.25 mg droperidol ve 10 mg metoklopramid karşılaştırılmıştır.
Ondansetron verilen grupta POBK oranının 1-4. saatler arasında diğer iki gruba
göre daha az olduğu gözlenmiştir (48). Çocuklarda da ondansetronun droperidolden
daha etkin olduğu bildirilmiştir (49).
Tropisetron
Kadınlarda laparoskopik
kolesistektomilerde 5 mg tropisetron ve 1.25 mg droperidol karşılaştırılmış ve
bulantı açısından fark olmamasına rağmen, kusma tropisetron grubunda az ( %20-
52) gözlenmiştir. Ortalama sedasyon skoru da droperidol grubunda yüksek
saptanmıştır(50). Jinekolojik laparoskopik girişimlerde 5 mg tropisetron ve 4
mg ondansetron uygulandığında, POBK insidansı her iki grupta da plaseboya göre
daha az bulunmuştur. Tropisetron verilenlerde ondansetrona göre postoperatif
8. ve 16. saatler arasında daha az bulantı ile, ilk 8 saatte daha az oranda
kusma bildirilmiştir (51).
Granisetron
Tonsillektomilerde 40 mg/kg
granisetron şurup ile 70 mg/kg perfenazin karşılaştırılmış ve granisetron
grubunda %86 hastada bulantı-kusma gözlenmemiştir (52). Yine tonsillektomi ve
şaşılık cerrahisinde granisetronun optimal dozu araştırılmış, 20mg/kg ile başka
bir antiemetik ajana gereksinim duyulduğu, 40 mg/kg ve 80 mg/kg dozlarda benzer
oranda antiemetik etki gösterdiği saptanmıştır (53). Laparoskopik
kolesistektomilerde 40 mg/kg granisetron, 20mg/kg droperidol ve 0.2 mg/kg
metoklopramid uygulandığında granisetronun droperidol ve metoklopramide üstün
olduğu vurgulanmıştır (54).
Dolasetron
Abdominal histerektomilerde,
proflaktik oral 100 mg ve 200 mg dolasetronun POBK’yı engellediği
bildirilmiştir (55). İntravenöz tek doz 12.5 mg, 25 mg, 50 mg ve 100 mg
dolasetron uygulamalarında emetik atakların gözlenmediği ve antiemetik
gereksinimin olmadığı hasta sayısı, sırasıyla %54, %67 ve 50mg- 100 mg için %59
olarak saptanmıştır (56). Zarate ve ark. otolaringolojik cerrahilerde 4 -8 mg
ondansetron ve 12.5 - 25 mg dolasetronu cerrahinin bitiminden 30 dakika önce
i.v uygulamışlardır. Uygulanan dozlarda POBK ve antiemetik gereksinimi
açısından bir farklılık saptanmamış, 12.5 mg dolasetronun maliyetinin en az
olduğu vurgulanmıştır(57).
Eberthart ve ark .ekstrakapsüler
katarakt cerrahisinde 10 mg/kg droperidol ve 12.5 mg dolasetron tek başına veya
kombine olarak uygulamışlardır. Düşük doz droperidol ve dolasetronun antiemetik
etkilerinin benzer olduğunu ve kombine uygulamalarının aditif etki yaratmadığını
göstermişlerdir(58).
Ramosetron
Ramosetron yeni bir serotonin
antagonistidir. Bu gruptaki diğer ilaçlardan, etki süresi ve potansiyeli
açısından daha üstündür. Laparoskopik kolesistektomilerde, 3 mg granisetron ve
0.3 mg ramosetron karşılaştırılmış ve her iki ajanın da postoperatif 24 saatte
etkilerinin benzer olduğu, 24-48. saatler arasında ramosetron verilenlerde
POBK’nın daha az oranda (%90 - %63) geliştiği gözlenmiştir (59).
Jinekolojik cerrahi sonrası 0.3 mg
ramosetron ve 2.5 mg granisetron karşılaştırıldığında, ramosetronun granisetrona
üstün olduğu bildirilmiştir ve etkin dozun 0.3 mg olduğu vurgulanmıştır (60).
Orta kulak cerrahisinde, uzun süreli POBK'nın önlenmesinde ramosetronun
granisetrondan daha etkin olduğu bildirilmiştir (61).
Azasetron
Henüz postoperatif bulantı kusmada
kullanıldığına dair bir rapor yoktur. Ancak, kemoterapi sırasında etkinliği
bildirilmektedir.Cisplatin’e bağlı bulantı ve kusmada tek ajan olarak veya
deksametazonla kombine olarak uygulanmış ve kombine uygulamanın daha etkin
olduğu bildirilmiştir (62).
Kombine
tedaviler
Antiemetik tedavide, çeşitli ilaç
kombinasyonlarının tek başına uygulamalarına göre, benzer etki gösterdiği veya
daha üstün olduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. Burada alınan sonuçlar farklı
ajanların kombinasyonlarına ve uygulama dozlarına göre değişiklik
göstermektedir.
-
Droperidol-ondansetron kombinasyonu :
Diğer kombinasyonlara göre daha sık çalışılmıştır. Riley ve ark.
droperidol-ondansetronun POBK'nın önlenmesinde tek başına droperidole göre
emetik epizodlara daha az yol açtığını vurgulamıştır (63). Koivuranta ve ark,
emezis öyküsü bulanan kadınlarda düşük doz droperidolü(0.75 mg), ondansetron(8
mg) veya tropisetronla(5 mg) kombine uygulamışlardır. Her iki grup arasında
anlamlı bir farklılık saptanmamasının yanısıra, ondansetronla cerrahinin erken
dönemlerinde daha iyi sonuçlar bildirilmiştir (64). Steinbrook ve ark.,
laparoskopik kolesistektomilerde droperidol-ondansetron (0.625 mg+4 mg) ve
droperidol-metoklopramid (0.625 mg+10 mg) kombinasyonlarını, perfenazinle (5
mg) karşılaştırmışlar ve her üç uygulamanın etkinliğinin benzer olduğununu
belirtmişlerdir(65). Çocuklarda da droperidol 75mg/kg + ondansetron 0.1 mg/kg
kombinasyonunun sadece droperidole üstünlüğü olmadığı bildirilmiştir (66)
-
Droperidol-metoklopramid
kombinasyonu: Laparoskopik
cerrahide droperidol+metoklopramidin (0.625mg+10 mg), POBK’yı önlemede 4 mg
ondansetrona üstün olduğu belirtilmiştir (67).
-
Deksametazon-granisetron kombinasyonu:
Deksametazon(5mg) +Granisetron(1mg) uygulamasında emetik epizodların 1.25 mg
droperidole göre daha az gözlendiği belirtilmektedir. Kusma insidansının ilk
24 saatte %22 ile %42 olduğu belirtilmektedir (68). Fuji ve ark. deksamatezon
(150mg/kg)+granisetron kombinasyonunun (40mg/kg) tek başına deksametazon ve
granisetrona göre daha üstün olduğunu ve kombine grupta %98 oranında
antiemetiklere gereksinim olmadığını bildirmişlerdir(69).
-
Droperidol-granisetron kombinasyonu:
Orta kulak cerrahisinde 40mg/kg granisetron ve 20 mg/kg droperidol tek başına
ve kombine olarak uygulanmış ve kombine tedavide POBK'nın daha az olduğu
saptanmıştır (70). Pediatrik vakalarda strabismus cerrahisinde droperidol(50mg/kg)
+ granisetron(40mg/kg) uygulamasının, tek başına verilmesinden POBK'yı
önlemede daha etkin olduğu bildirilmektedir (71).
-
Hasta kontrollü analjezi ve antiemetik
kombinasyonu: Postoperatif
uygulanan hasta kontrollu analjezi sırasında, kullanılan narkotiklere sekonder
gelişen bulantı ve kusmada antiemetiklerin etkinliği araştırılmıştır. Sharma
ve ark. morfin +droperidol grubunda sadece morfin uygulanan gruba oranla daha
az hastada antiemetik gereksinimi olduğunu bildirmişlerdir (72). Ng ve ark.
tek başına tramadole göre, tramodol-droperidol kombinasyonu ile sedasyon
gözlenmeksizin, eşit oranda analjezik etki ve daha az bulantı - kusma
saptamışlardır(73).
Substans P (Nörokinin-1)
antagonistleri
CP-122,721 yeni bir nörokinin-1
antagonistidir. Operasyondan 60-90 dakika önce uygulanan 200 mg oral CP-122,721
ile ilk 8 saat içerisinde plaseboya göre, daha az oranda POBK
gözlenmiştir(%10-%50). 200 mg oral CP-122,721 ile %6 oranında POBK saptanırken,
bu oran 4 mg ondansetron uygulananlarda %17, kombine grupta ise %2 oranında
gözlenmiştir. Ayrıca hastaların %75'nde bulantı ve kusmasız geçirilen süre
ondansetronda 82 dakika., CP-122,721 'de 75 dakika , kombine grupta ise 362
dakika olarak saptanmıştır(74).
Sonuç
Günümüzde POBK, halen önemli bir problem
olmaya devam etmektedir. POBK’yı önlemede uygulanacak ajanların etkin, iyi
tolere edilebilir ve yan etki profilinin düşük olması gerekmektedir. Bu amaçla
kombine farklı antiemetik tedavilerin uygulanması (farklı nöroreseptör
bölgelerine etki eden ikili veya üçlü kombinasyonlar), daha az oranda bulantı ve
kusmaya yol açan anestezi tekniklerinin seçilmesi , yeterli hidrasyonun ve ağrı
kontrolünün sağlanması ile POBK ‘nın azaltılabileceği kanısındayız.
Tablo I- POBK'da sık kullanılan antiemetikler

Sınıf
Örnek Dozaj Yan etkiler

Antikolinerjikler Hyosin/
1.5 mg(TD) Sedasyon, ağız kurulugu
Skolpolamin
görme bozukluğu,
Hareketsizlik
Antihistaminikler Cyclizine
50 mg Sedasyon, hareketsizlik
Ağız kuruluğu,
konfüzyon
Fenitiyazinler Proklorperazin
12.5 mg Sedasyon, hipotansiyon
ekstrapiramidal
bulgular
Butirofenonlar Droperidol
0.25-5 mg Sedasyon, hipotansiyon
ekstrapiramidal
bulgular
Benzamidler Metoklopramid
10 mg Sedasyon,
ekstrapiramidal
bulgular
Alizaprid
100-200 mg Sedasyon, kardiyovasküler bozukluk,
Distonik reaksiyonlar
Kortikosteroidler Deksametazon
8-10 mg

Tablo II- Serotonin antagonistleri ve dozajları
5-HT3 antagonistleri
Dozaj

Ondansetron
0.1 mg/kg ( 4-8 mg)
Granisetron
40-80 mg/kg (2.5-3 mg)
Tropisetron
2-5 mg
Dolasetron
12.5-25 mg
Ramosetron
0.3 mg

KAYNAKLAR
1-Camu F, Lauwers MH, Verbessem D. Incidence and
aetiology of postoperative nausea and vomiting.Eur J Anaesth 1992(suppl 6):
25-31.
2- Rosen M. Incidence and aetiology of
postoperative nausea and vomiting. Zofran Satellite Symposium. Abtract Book
1992. p=24-28 .Netherlans Congress Center,The Hauge.
3-Kovac AL Prevention and treatment of
postoperative nausea and vomiting. Drugs 2000 Feb;59(2):213-43
4-Swenson EJ,Orwin FK. Postoperative nausea and
vomiting. In Orwin FK, Cooperman LH. Complications in Anesthesiology.
Pennsylvania. Lippincott Company.1983 (Chapter 31): 429-436.
5- Bellville JW. Postanesthetic nausea and
vomiting. Anesthesiology 1961.22: 773
6- Brown HG. The applied anatomy of vomiting. Br
J Anaesth 1963.35: 136.
7- Borison Hl, Wang SC. Physiology and
pharmacology of vomiting. Pharmacol Rev 1953; 5: 193-230.
8- Najlor RJ. The role of 5- HT 3
receptors in the pathophysiology of emezis. Zofran Satellite Symposium. Abtract
Book 1992. p=9-14 .Netherlans Congress Center,The Hauge.
9-Killpatrich GJ, Jones BJ, Tyers MB. The
distrubition of spesific binding of 5- HT 3 receptor ligand 3.GR65630 in rat
brain in using quantitative autoradiology. Neurosci Lett 1988; 94: 156-160.
10- Ireland SJ, Tyers MB. Pharmological
charecterisation of 5-hydroxytryptamine-induced depolarisation of the rat
isolated vagus nerve. Br J Pharmacol 1987;90:229-238.
11- Palozzo MGA,Strunin L,. Anaesthesia and
emezis. I: ethiology. Can J Anaesth Soc J.1984;31:178-187
12- Beattie WS, Buckley DN, Forrest JB. The
incidence of postoperative nausea and vomiting in women undergoing laparoscopy
in influenced by the day of the mensrual cycle. Can J Anaesth 1991; 38:298-302.
13- Belville JW, Bross IDI, Howlasd WS.
Postoperative nausea and vomiting. IV. Factors related to postoperative nausea
and vomiting. Anesthesiology 1960; 21: 186-190.
14- Riding JE. Postoperative vomiting. Proc. R
Soc Med 1960; 53: 671-677.
15- Davis PJ, Chopyk J-B, Nazif M,et al.
Continious alfentanil infusion in padiatric patients undergoing general
anesthesia for complete oral restoration. J Clin Anaesth 1991; 3(2):125-130.
16- Williams D,Weis FR, Adragna MG.Sufentanil
as a component of outpatient anesthesia. Am Anesth Nurse Soc Soc J 1987; 55:
45-48.
17- Watcha MF, Simeon RM, White PF, et al.
Effect of propofol on the incidence of postoperative vomiting after strabismus
surgery in pediatric outpatients. Anesthesiology 1991; 75: 204-209.
18- Langevin S, Lessard MR, Trepanier CA, et al.
JP.Alfentanil causes less postoperative nausea and vomiting than equipotent
doses of fentanyl or sufentanil in outpatients. Anesthesiology 1999 Dec;91(6):1666-73
19-Felts JA, Poler SM, Spitznagel EL. Nitrous
oxide nausea and vomiting after outpatient gynecologic surgery. J Clin Anesth
1990; 2: 168-171.
20-Harter RL.Postoperative nausea and vomiting :Prevention
and therapy. Current Opinion in Anaesthesiology. 200; 13:469-473.
21-Tracey JA, Holand AJC, Unger L. Morbidity in
minor gynaecological surgery: a comparison of halothane, enflurane and
isoflurane. Br J Anaesth 1982; 54: 1213-1215.
22- Hovorka J, Korttia K, Erkola O. Nausea and
vomiting after general anaeshesia with isoflurane, enflurane or fentanyl in
combination with nitrous oxide and oxygen Eur J Anaesthesiol 1988; 5:177-182.
23- Spelina KR, Gerber HR, Pagels IL. Nausea and
vomiting during spinal anaesthesia. Effect of metoclopramide and domperidone : a
double blind trial. Anaesthesia 1984; 39: 132-137.
24-Bodner M, White PF. Antiemetic efficacy of
ondansetron after outpatient laparoscopy. Anesth Analg 1991; 73: 25-254.
25- Boogaerts JG, Vanacker E, Seidel L, et al.
Assesment of postoperative nausea using a visual analogous scale. Acta
Anaesthesiol Scand 2000; 470-474.
26- Isal JP, Haigh CG, Hellstern FC, Inall FC,
et al. The clinical development of ondansetron for use in the prevention and
treatment of postoperative nausea and vomiting. Eur J Anaesth 1992; 9 (suppl
6):33-36.
27- Harmon D, Ryan M, Kelly A, et al.
Acupressure and prevention of nausea and vomiting during and after spinal
anaesthesia for caesarean section.Br J Anaesth 2000 84:463-7.
28-Agarwal A, Pathak A, Gaur A. Acupressure
wristbands do not prevent postoperative nausea and vomiting after urological
endoscopic surgery. Can J Anaesth 2000;47: 319-24.
29- Zestos MM, Carr AS, McAuliffe G, et al.
Subhypnotic doses of propofol does not treat postoperative vomiting in children
after adenotonsillectomy. Can J Anaesth 1997; 44: 401-404.
30-Montgemery JE, Sutherland CJ, Kestin IG, et
al. Infusion of subhypnotic doses of propofol for the prevention of
postoperative nausea and vomiting. Anaesthesia 1996; 51: 554-557.
31-Gan TJ, El- Molem, Ray J, Glass PSA. Patient-controlled
antiemesis. Anesthesiolgy 1999; 90: 1564-1570.
32-Overdyk Fj, Roy RC. If nitrous oxide induces
emesis, may be 100 %oxygen is an antiemetic(letter). Anesth Analg 1997; 84: 231.
33-Greif R, Lacincy S, Rapt B, et al.
Supplemental oxygen reduces the incidence of postoperative nausea and vomiting.
Anesthesiology 1999; 91: 1246-1252.
34- Keats AS. Preoperative use of antiemetics (editorial).Anesthesiology.
1960; 21: 213.
35- Palozzo MGA, Strunin L,. Anaesthesia and
emezis. II. Prevention and management. Can Anaesth Soc J
1984; 31: 407-415.
36-Booji L, Rachmat S, Bulder E. Alizapride in
prevention of postoperative nausea and vomiting. Neth J Surg 1988; 40: 6-9.
37-Tigerstedt I, Salmela L, Aromaa U. Double
blind comparison of transdermal scopolamine, droperidol and plasebo against
postoperative nausea and vomiting. Acta Anaesth Scand 1988; 32: 454-457.
38- Di Florio T, Goucke CR.The effect of
midazolam on persistent postoperative nausea and vomiting.
Anaesth Intensive Care
1999 Feb;27(1):38-40
39- Akman H, Eriş FO, Şen Ö, et al.
Kolesistektomi yapılan hastalarda metoclopramid(metpamid) ve dehidrobenzperidol(DHB)
ile postoperatif bulantı veya kusma proflaksisi. Çukurova Üniversitesi Tıp
Fakültesi Dergisi 1989;14:503-11.
40- Lim BSL,Pavy TJG, Lumsden G. The antiemetic
and dysphoric effects of droperidol in the day surgery patient. Anaesth
Intensive Care 1999; 27: 371-74.
41- Wang JJ, Ho ST, Tzeng JI, et al..The effect
of timing of dexamethasone administration on its efficacy as a prophylactic
antiemetic for postoperative nausea and vomiting. Anesth Analg 2000
Jul;91(1):136-9
42-Henzi I, Walder B, Tramer MR. Dexamethasone
for the prevention of postoperative nausea and vomiting: a quantitative
systematic review. Anesth Analg 2000 Jan;90(1):186-94
43-Fujii Y, Saitoh Y, Tanaka H, et al.
Granisetron/dexamethasone combination for reducing nausea and vomiting during
and after spinal anesthesia for cesarean section. Anesth Analg 1999 Jun;88(6):1346-50.
44-Palme CE, Tomasevic P, Pohl BV. Evaluating the effect
of oral prednisolon on recovery after tonsillectomy: a prospective double-blinded
randomised trial. Laryngoscope 2000.11:2000-4.
45- LeBourgeois JP, McKenna CJ,Boster B, Feyer
P, et al. Efficacy of an ondansetron orally disintegrating tablet : a novel oral
formulation of this 5-HT 3 receptor antagonist in the treatment of
fractioned radiotherapy-induced nausea and emesis.Clinical Oncology 1999;11:
340-347.
46- Figueredo E, Canosa L. Prophylactic
ondansetron for postoperative emesis. Meta analysis of its effectiveness in
patients with previous history postoperative nausea and vomiting. Acta Anaesth
Scand 1999; 43: 637-644.
47-Sadhasivam S, Saxena A, Kathirvel S, et al.
The safety and efficacy of prophylactic ondansetron in patients undergoing
modified radical mastectomy. Anesth Analg 1999; 89: 1340-45.
48-Helmy SA. Prophylactic anti-emetic efficacy
of ondansetron in laparoscopic cholecystectomy under total intravenous
anaesthesia. A randomised, double-blind comparison with droperidol,
metoclopramide and placebo. Anaesthesia 1999 Mar;54(3):266-71
49-Splinter WM, Rhine EJ, Roberts DW, et al.
Ondansetron is a better antiemetic than droperidol for tonsillectomy in children.
Can J Aneseth 1995; 42:848-51.
50-Jokela R, Koivuranta M. Tropisetron or
droperidol in the prevention of postoperative nausea and vomiting. Acta Anaesth
Scand 1999; 43: 645-650.
51- Tsui SL, Ng KFJ, Wong LC, et al. Prevention
of postoperative nausea and vomiting in gynaecological laparotomies:a comparison
of tropisetron and ondansetron. Anaesth Intensive Care 1999; 27: 471-76.
52- Fujii Y, Saitoh Y, Tanaka H, et al.
Preoperative oral antimetics for reducing postoperative vomiting after
tonsillectomy in children:granisetron and perphenazine. Anest Analg 1999; 88:
1298-1301.
53- Fujii Y, Toyooka H, Tanaka H .Effective dose
of granisetron for preventing postoperative emesis in children. Can J Anaesth
1996 Jul;43(7):660-4
54-Fujii Y, Tanaka H, Kawasaki T. Randomized
clinical trial of granisetron, droperidol and metoclopramide for the treatment
of nausea and vomiting after laparoscopic cholecystectomy. Br J Surg 2000
Mar;87(3):285-288.
55- Warriner CB, Knox D, Belo S, et al.
Prophylactic oral dolasetron mesylate reduces nausea and vomiting after
abdominal hysterectomy. The Canadian Dolasetron Study Group. Can J Anaesth 1997
Nov;44(11):1167-73
56- Philip BK, Pearman MH, Kovac AL, et al.
Dolasetron for the prevention of postoperative nausea and vomiting following
outpatient surgery with general anaesthesia: a randomized, placebo-controlled
study. The Dolasetron PONV Prevention Study Group. Eur J Anaesthesiol 2000 Jan;17(1):23-32
57-Zarate E, Watcha MF, White PF, et al. A
comparison of the costs and efficacy of ondansetron versus dolasetron for
antiemetic porphylaxis.Anesth Analg 2000;90:1352-8.
58- Eberhart LH, Lindenthal M, Seeling W, et al.
Dolasetron, droperidol and a combination of both in prevention of postoperative
nausea and vomiting after extracapsular cataract extraction under general
anesthesia. Anasthesiol Intensivmed Notfallmed Schmerzther 1999 Jun;34(6):345-9
59- Fujii Y, Saitoh Y, Tanaka H, et al.
Ramosetron vs granisetron for the prevention of postoperative nausea and
vomiting after laparoscopic cholecystectomy. Can J Anaesth 1999 Oct;46(10):991-3
60- Fujii Y, Saitoh Y, Tanaka H, et al .Comparison
of ramosetron and granisetron for preventing postoperative nausea and vomiting
after gynecologic surgery. - Anesth Analg 1999 Aug;89(2):476-9
61- Fujii Y, Tanaka H, Kobayashi N.Prevention of
nausea and vomiting after middle ear surgery: granisetron versus ramosetron..Laryngoscope
1999 Dec;109(12):1988-90
62- Fujii M, Kanke M, Arai Y, et al. A
randomized crossover comparison of azasetron alone and azasetron plus
dexamethasone for the prevention of nausea and vomiting by chemotherapy
including cisplatin]. Gan To Kagaku Ryoho 2000 Sep;27(10):1557-63
63-Riley TJ, McKenzie R, Trantisira BR, et al.
Droperidol-ondansetron combination versus droperidol alone for postoperative
control of emesis after total abdominal hysterectomy. J Clin Anesth 1998 Feb;10(1):6-12
64-Koivuranta M, Ala-Kokko TI, Jokela R, et al.
Comparison of ondansetron and tropisetron combined with droperidol for the
prevention of emesis in women with a history of post-operative nausea and
vomiting. Eur J Anaesthesiol 1999 Jun;16(6):390-5
65-Steinbrook RA, Gosnell JL, Freiberger D.
Prophylactic antiemetics for laparoscopic cholecystectomy: a comparison of
perphenazine, droperidol plus ondansetron, and droperidol plus metoclopramide. J
Clin Anesth 1998 Sep;10(6):494-8
66- Klockgether-Radke A, Neumann S, Neumann P,
et al. Ondansetron, droperidol and their combination for the prevention of post-operative
vomiting in children. Eur J Anaesthesiol 1997 Jul;14(4):362-7
67-Steinbrook RA, Freiberger D, Gosnell JL, et
al. Prophylactic antiemetics for laparoscopic cholecystectomy: ondansetron
versus droperidol plus metoclopramide. Anesth Analg 1996 Nov;83(5):1081-3.
68- Janknegt R, Pinckaers JW, Rohof MH, et al.
Double-blind comparative study of droperidol, granisetron and granisetron plus
dexamethasone as prophylactic anti-emetic therapy in patients undergoing
abdominal, gynaecological, breast or otolaryngological surgery. Anaesthesia 1999
Nov;54(11):1059-68
69- Fujii Y, Saitoh Y, Tanaka H, et al.
Prophylactic therapy with combined granisetron and dexamethasone for the
prevention of post-operative vomiting in children. Eur J Anaesthesiol 1999 Jun;16(6):376-9
70-Fujii Y, Saitoh Y, Tanaka H, et al.
Combination of granisetron and droperidol in the prevention of nausea and
vomiting after middle ear surgery. J Clin Anesth 1999; 11: 108-112.
71- Fujii Y, Saitoh Y, Tanaka H, et al.
Combination of granisetron and droperidol for the prevention of vomiting after
paediatric strabismus surgery. Paediatr Anaesth 1999;9(4):329-33.
72-Sharma SK, Davies MW. Patient-controlled
analgesia with a mixture of morphine and droperidol. Br J Anaesth 1993 Sep;71(3):435-6.
73- Ng KF, Tsui SL, Yang JC, Ho ET.Comparison of
tramadol and tramadol-droperidol mixture for patient-controlled analgesia. Can J
Anaesth 1997; 44: 810-5.
74-Gesztesi Z, Scuderi PE, White PF, et al.
Substance P (Neurokinin-1) antagonist prevents postoperative vomiting after
abdominal hysterectomy procedures. Anesthesiology 2000 Oct; 93 (4): 931-7.
|