|
|
| |
|
 |
| |
| |
| |
TÜRK NÖROŞİRÜRJİ DERGİSİNDE YAYINA KABUL EDİLDİ.
Doç. Dr. Yasemin GÜNEŞ, Y. Doç. Dr. Murat GÜNDÜZ, Doç. Dr. Hayri ÖZBEK
KRANİYOTOMİLERDE ANALJEZİ YÖNETİMİ
ÖZET
Klasik olarak nörocerrahi geçiren olguların minimal
postoperatif ağrı duydukları ve az analjezik gereksimleri olduğu iddia edilir.
Bununla birlikte, olguların %60’dan fazlası nörocerrahiden sonra orta
dereceden ciddiye kadar değişen ağrı duymaktadır ve kraniyotomi sonrasında
görülen postoperatif ağrının tedavisi halen suboptimaldir. Olgularda ortaya
çıkabilecek postoperatif hipertansiyon, huzursuzluk nedeniyle postoperatif
ağrının beyin cerrahları veya anestezistler tarafından mutlaka azaltılması
gerekir. Bu makalede postoperatif kraniyotomi ağrı tedavisinde değişik
ajanların rolü ve sonuçlar tartışılacaktır.
GİRİŞ
Kraniyotomi sonrasında görülen ağrının klasik görüş olarak
az olduğu kabul edilir ve genellikle önemsenmemektedir. Ancak düşünülenin
aksine kraniyotomi sonrasında da orta derecede veya ciddi ağrının oldukça
yaygın olduğu bildirilmektedir ve bu ağrının özellikle kraniyotomiyi takiben ilk
2 saat içerisinde oldukça fazla olduğu gözlenmektedir. Bu amaçla, lokal
anestezik enjeksiyonu, nonsteridal antiinflamatuar ajanlar, ketamin, opiodler,
tramadol vb. ilaçlar uygulanmaktadır. Bununla birlikte kraniyotomilerde ciddi
ağrıdan şikayet eden olgularda ideal bir analjezik ajan ve/veya yaklaşım
arayışı halen sürmektedir. Burada en önemli klavuz hastanın bilinç düzeyidir.
Eğer bilinç açık ve hastanın ağrı algılaması varsa mutlaka postoperatif
analjezi uygulanmalıdır. Bu makalede postoperatif kraniyotomi ağrı tedavisinde
değişik ajanların rolü ve sonuçlar tartışılacaktır.
Kraniyotomi uygulamalarında başın pozisyonunu sağlamak ve
sabitleştirmek amacıyla çivili başlık yerleştirilmesi veya cilt insizyonu
sırasında ağrı ve hemodinamik değişiklikler beklenir (6) . Bu değişiklikler
olgularda beyin ödemine, intrakraniyal basınçta (İKB) artışa, anevrizması
bulunan olgularda ise intrakraniyal hemorajiye neden olabilir. Bu uygulama
öncesinde lokal anestezik enjekte edilmesi veya skalp bloğu uygulanması
arteriyel hipertansiyonu ve taşikardiyi önleyebilir. Bununla birlikte başın
hareketi, çivili başlığın sık sık yer değiştirmesi ve yetersiz miktarda lokal
anestezik kullanılması hemodinamik değişikliklerin engellenmesinde yetersiz
olabilir. Kraniyotomi sırasında istenmeyen bu hemodinamik etkileri ortadan
kaldırmak için literatürde sodyum tiyopental, alfentanil, sufentanil ve esmolol
vb. ajanlar kullanılmıştır ( 6,7,11,25). Lokal anestezik enjeksiyonu ile
postoperatif dönemde ağrı tedavisine de katkıda bulunulur.
Kraniyotomi sonrasında görülen ağrının genel olarak
önemsiz ve /veya az olduğu kabul edilir. Post-kraniyotomi ağrısının lumbar
laminektomi veya fasiyal rekonstrüksiyon vb. operasyonlardan sonra ortaya çıkan
ağrıdan daha az olduğu bildirilmiştir (8). Bununla birlikte, düşünülenin
aksine kraniyotomi sonrasında da orta derecede veya ciddi ağrının oldukça
yaygın olduğu dikkati çekmektedir (2,12,16,17,19,37). Elektif kraniyotomi
uygulanan 52 olguda gerçekleştirilen retrospektif bir çalışmada ilk 24 saatte
gözlenen ağrı değerlendirilmiştir. Operasyon sonrasındaki ilk 2 saat içerisinde
%18 olgu oldukça ızdırap verici , %37 olgu şiddetli , %29 olgu orta dereceli ve
%4 olgu ise hafif ağrıdan şikayetçi olmuştur. Olguların yalnızca %12’si
kraniyotomiyi takiben 24 saat içerisinde ağrı tanımlamamıştır (26).
Genellikle postkraniyotomi ağrısında kısa süreli bir
parenteral uygulamayı takiben oral analjezikler kullanılması önerilmektedir.
Hafiften orta dereceye kadar ağrının tedavisi sırasında aşırı sedasyona yol
açarak dakika volümünü düşürecek, PC02 basıncını yükseltebilecek ve
pupiller reflekslerde değişikliğe neden olabilecek ajanlardan kaçınılmalıdır.
Bununla birlikte, kraniyotomilerde ciddi ağrıdan şikayet eden olgularda
respiratuar depresyon, sedasyon, pupiller konstrüksiyon, bulantı ve kusmaya yol
açmayan ideal bir analjezik arayışı halen sürmektedir(12).
Kraniyotominin yeri ve konulan endikasyonun ağrının
derecesinde rol oynadığı bildirilse de supratentoriyal ve infratentoriyal
tümörlerde postoperatif ağrı arasında bir fark olmadığı belirlenmiştir (16,32).
Ayrıca, değişik bölgelere yapılan elektif kraniyotomilerde ağrının şiddeti
ile kullanılan kodein dozu arasında da bir ilişki saptanamamıştır.
Düşük doz narkotik tekniklerinin kullanımının artış göstermesi veya
remifentanil uygulaması kraniyotomi sırasındaki opioid kullanımının yeniden
gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Remifentanil analjezik potansiyeli
fentanile benzeyen, metabolizması öncelikle nonspesifik esterazlar yoluyla olan
yeni bir m (mü) opioid reseptör agonistidir. Hızlı eliminasyona sahiptir ve
yarı ömrü 8-10 dakikadır. Uzun süreli infüzyonlar ve tekrarlayan uygulamalardan
sonra birikiminin olmamasıyla karekterizedir. Bunun yanısıra hızla metabolize
edildiği için postoperatif ağrı tedavisinin önceden planlanması gerekmektedir
(11,13). Nitekim, remifentanil ve fentanilin karşılaştırıldığı prospektif
randomize bir çalışmada, postoperatif dönemde remifentanil grubunda ağrıya bağlı
olarak daha yüksek oranda hipertansiyon gözlendiği bildirilmiştir (13).
İngiltere ve İrlanda’ da Nöroanestezi Derneği’ne ait
üyeler arasında yapılan bir çalışmada nöroanestezistlerin büyük bir çoğunluğu
tarafından halen postoperatif analjezide en yaygın olarak intramuskuler kodein
fosfat veya dihidro kodeinin kullanıldığı bildirilmiştir. Nöroanestezistlerin
yalnızca çok azı ( 110 kişiden 4’ü) postoperatif dönemde opioid
kullanılmasını önermiş, çoğunluğu ise respiratuar depresyon ve sedasyondan
dolayı tercih etmediklerini belirtmişlerdir. Yine bu çalışmada %50’den daha
fazla olguda yetersiz postoperatif analjezi sağlandığı dikkati çekmiştir
(34).
Quiney ve ark. da (26) bu çalışmaya benzer olarak, kodein
fosfat uygulaması ile kraniyotomi sonrası görülen ağrının zayıf oranda tedavi
edildiğini ve ilk 24 saat içerisinde kullanılan kodein dozunun ortalama 123 mg
olduğunu bildirmişlerdir.
Nörocerrahi olgularında hasta kontrollü analjezi (HKA) bir
diğer analjezi yöntemidir. Kraniyotomilerde HKA’de oksikodon ile birlikte
uygulanan parasetamol ve ketoprofen karşılaştırılmıştır. Kullanılan oksikodonun
dozu, ağrı skorları ve oluşan yan etkiler kaydedilmiştir. Ketoprofen uygulanan
olgularda parasetamole göre daha az oksikodon gereksinimi olmuş ve ağrı
skorları bu grupta daha düşük seyretmiştir. HKA’ de oksikodonun hipoventilasyon,
desatürasyon ve aşırı sedasyona yol açmaksızın kraniyotomi sonrasındaki
ağrının kontrolünde faydalı olabileceği bildirilmiştir ( 36).
Morfin yan etkilere (bulantı, kusma, sedasyon, kaşıntı,
üriner retansiyon vb ) sahip olmakla birlikte kraniyotomi sonrasındaki ağrıda
etkilidir, fakat oluşabilecek postoperatif somnolans morfin kullanımını
sınırlamaktadır. Kraniyomilerde HKA’de morfin sülfat ( 1 mg bolus 10 dk kilitli
kalma süresi) intramusküler kodein fosfat ile karşılaştırılmış ve morfin
kullanılan olgularda oldukça geniş bir doz aralığının olması dikkati çekmiştir
(2-79 mg, ortalama 17 mg). Ağrı skorları, bulantı-kusma, sedasyon ve solunum
sayıları iki grupta benzerlik göstermiştir. Dolayısıyla HKA’de morfinin
intrakraniyal cerrahi geçiren olgularda yararlı olabileceği kabul
edilmiştir(35).
Zayıf bir µ reseptör agonisti olan tramadol serotonin ve
noradrenalin geri alınım inhibitörüdür, santral etkili bir analjezik kabul
edilir(3,21). Respiratuar depresyona yol açmaksızın morfine benzer analjezik
etki göstermesi tramadolun avantajı olarak kabul edilebilir(15,38). Nöropatik
ağrının tedavisinde trisiklik antidepresanlar ve karbamazepin halen ilk sıraları
paylaşmasına rağmen noradrenalin serotonin yollarında modülasyona neden
olmasından dolayı tramadolun de uygulanabileceği bildirilmiştir (3,9). Sıçanlarda
yapılan bir çalışmada intraperitoneal tramadolun doza bağımlı olarak lezyon
bulunan ve bulunmayan sinirlerde antinosiseptif etki oluşturduğu, analjezik
etkinin lezyonlu sinirlerde daha belirgin olduğu, periferik nöropatilerde
tramadolun bazı semptomları azaltabileceği belirtilmiştir. Oluşan bu etkinin
naloksanla parsiyel olarak inhibe edilmesi, tramadolun etki mekanizmasında
nonopioid mekanizmaların da rol oynadığını düşündürmüştür (3). Tramadolun
intradermal enjeksiyonu ile lidokaine benzer bir lokal anestetik etki
oluşturduğu, bunun yanısıra propofol uygulamasına bağlı ağrının tramadol ile
önlendiği de gösterilmiştir. Lokal uygulanan tramadolun analjezik etkinliğinin
kısa süreli olduğu belirtilmektedir (28,29) .
Tramadol 0.75 mg/kg ve 1.0 mg/kg dozlarında
uygulandığında ortalama arter basıncı (OAB), İKB ve serebral perfüzyon
basıncında (SPB) anlamlı bir değişiklik oluşturmamıştır. Analjezi 5 puanlı
skala ile değerlendirilmiş ve 0.75 mg kg-1 tramadol uygulanan grupta
analjezi %50 olguda, mg kg-1 uygulanan grupda ise %88 olguda
sağlanmıştır (9). Propofol- remifentanil anestezisi altında uygulanan
supratentorial kraniyotomi sonrasında analjezik olarak parasetamol (P),
parasetamol-tramadol (PT) ve parasetamol-nalbufin (PN) karşılaştırılmıştır.
Cerrahinin bitiminden bir saat önce tüm olgulara 30 mg kg-1
propasetamol İ.V uygulanmış ve her 6 saatte bir 30 mg kg-1 devam
edilmiştir. PT grubuna cerrahinin bitiminden 1 saat önce 1.5 mg/kg tramadol
verilmiştir. Bu çalışmada tek başına parasetamolun kraniyotomi ağrısında
yetersiz kaldığı, parasetamol ile birlikte tramadol ve nalbufin uygulamalarının
yeterli analjezi sağladığı bildirilmiştir ( 37).
Analjezik etkinin yanısıra tramadol kraniyotomi uygulanan
olgularda bulantı ve kusma riskini arttırabilir, somnolansa neden olabilir.
Elektif intrakraniyal cerrahi sonrasında kodein (60 mg) ve tramadolun iki
farklı dozu ( 50 mg ve 75 mg) karşılaştırılmıştır. Operasyonu takiben, ilk 48
saatte kodein uygulanan grupta tramadole oranla daha düşük ağrı skorları elde
edilmiştir. Buna karşın yüksek doz tramadol (75 mg) verilen olgularda
sedasyon ve bulantı-kusma daha fazla oranda gözlenmiştir (17).
Karbamezapin kullanan olgularda da karbamezapinin hepatik
enzim indüksiyonuna neden olarak tramadolun etkisini azaltabileceği akılda
tutulmalıdır (12).
-
NONSTEROİDAL ANTİ-İNFLAMATUAR İLAÇLAR
Genel anlamda platelet fonksiyonlarını etkiledikleri için
nörocerrahi olgularında kontraendike olarak kabul edilirler. Ancak,
nonsteroidal anti-inflamatuar ilaçlardan (NSAİİ) diklofenak’ın SAK sonrasında
vazospazmı önlediği gösterilmiştir (5). Hayvan çalışmalarında da diklofenak’ın
serebral kan akımını azalttığı gösterilmiştir (27). Bununla birlikte insanlarda
supratentorial patolojilerde diklofenak uygulamasının ( 75 mg i.v) TCD ile
değerlendirilen serebral kan akım hızında önemli bir değişikliğe neden olmadığı
saptanmıştır(18).
İndometasin potent bir serebral vazokonstrüktör olup, serebral
kan akımını anlamlı olarak azalttığı (%40) buna karşın serebral metabolik oranı
değiştirmediği bilinmektedir (4,20,22). İndometasinin neden olduğu serebral
vazokonsrüksiyonun nedeni tam olarak belli değildir, prostaglandin
inhibisyonundan çok başka mekanizmaların sorumlu olduğu düşünülmektedir(4).
Parasetamol kraniyotomi sonrasındaki ağrının tedavisinde
tek başına yeterli değildir, tramadol veya nalbufin ile kombine uygulanması
önerilir(37).
Ketamin subanestetik dozlarda (0.25-0.5 mg kg -1
) NMDA reseptör kanal blokajı yaparak analjezi oluşturur, pik etkiye 1 dk
içerisinde ulaşır ve analjezik etkisi 10-15 dk sürer. Kraniyotomilerde
subanestetik dozlarda ketamin kullanılarak çivili başlık uygulamasında ortaya
çıkan hemodinamik yanıta etkisi araştırılmıştır. Ketaminin tek başına
hemodinamik yanıtı engellemediği, ancak lidokainle birlikte uygulandığında bu
yanıtı baskıladığı gösterilmiştir. Yine ketamin-lidokain grubunda tek başına
lidokain veya intravenöz ketamine oranla kalp atım hızında daha az artışa neden
olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla çivili başlık uygulamasında lokal lidokain ve
i.v ketamin kombinasyonunun hemodinamik yanıtı baskılamada oldukça etkin bir
yöntem olarak uygulanabileceği belirtilmiştir (1).
Kraniyotomilerde çivili başlığın yol açtığı hemodinamik
değişikliklerin giderilmesine yönelik çeşitli faramakolojik ajanların kullnımı
ile ilgili bilimsel yayınlar son zamanlarda artmıştır. Çivili başlık
uygulamasında ortaya çıkan hemodinamik yanıta (OAB’daki yükselme) lokal
anesteziklerin etkisi araştırılmıştır (1, 6, 25) . Lidokain, subanestetik dozda
ketamin ve lidokain-ketaminin karşılaştırıldığı bir çalışmada, MAB’daki artışı
engellemede primer faktörün lidokain olduğu gösterilmiştir (1). Benzer
olarak, Colley ve ark. %0.5’lik lidokain uygulamasında OAB’da önemli
artışların olmadığını gözlemişlerdir (6).
Hartley ve ark.( 14) ise pediyatrik olgularda
lidokainden daha uzun etki süresine sahip bupivakain infiltrasyonunun skalp
insizyonu sonrasında hemodinamik yanıtı baskıladığını bildirmişlerdir Yine
Pinosky ve ark. ( 30) %0.5 bupivakain ile yapılan skalp bloğunun çivili başlığa
sekonder gelişen hemodinamik değişiklikleri azalttığını göstermiştir. Bununla
birlikte skalp bloğu zor bir teknik olup, zaman alıcıdır ve yüksek volümde
lokal anestezik kullanımını gerektirir (adult hastada 28 ml), dolayısıyla
olgularda lokal anestetik toksisitesi riskini artırır. Her ne kadar
bupivakain ile infiltrasyon postoperatif ağrıyı azaltsa da etkisi cerrahi
sonrası ilk birkaç saatle sınırlıdır.
Bupivakaine kimyasal yapı ve etki süresi açısından
benzeyen, ancak daha az yan etki profiline sahip ropivakain de skalp bloğunda
kullanılmış ve postoperatif ağrıyı azalttığı not edilmiştir. Supratentorial
kraniyotomide cilt kapama öncesinde %0.75 ropivakain, salin ile
karşılaştırılmış, VAS skorlarının salin grubunda ropivakain grubuna oranla
(3.7 – 2) daha yüksek olduğu gözlenmiştir (24).
PEDİYATRİK OLGULARDA KRANİYOTOMİ AĞRISININ TEDAVİSİ
Pediyatrik olgularda çoğu hekim intramusküler enjeksiyondan
kaçınmaktadır (23). Kodeininin aralıklı intramusküler enjeksiyonları ile
birlikte, rektal veya oral parasetamol uygulaması gerekebilir. Major
operasyonlarda; perioperatif intravenöz morfin veya fentanil, operasyon odasında
rektal parasetamol (yükleme dozu 40 mg kg--1) ardından düzenli
olarak oral veya rektal (15 mg kg-1 ) parasetamol önerilir. Bununla
birlikte yoğun bakımda takip edilecek olgularda sürekli morfin infüzyonu
uygulanabilir. Minör operasyonlarda; perioperatif intravenöz fentanil,
operasyon odasında rektal parasetamol (yükleme dozu 40 mg kg) ardından düzenli
olarak oral veya rektal (15 mg kg-1 ) parasetamol ile birlikte
gastrointestinal kanama yoksa oral veya rektal diklofenak ile ibubrufen önerilir
(31) .
Suboksipital kraniyotomi uygulanan çocuklarda kraniyotomi
sonrasında ve hastanede kaldığı süre içerisinde her iki saatte bir minör
analjezik tedavinin (parasetamol 10 mg kg-1 veya ibubrufen 10 mg kg-1)
postoperatif ağrı skorlarını ve hastanede kalma süresini azalttığı
gösterilmiştir. Bu rejim ile opioid ve antiemetik gereksimi de azalmaktadır
(33).
KALICI POSTKRANİYOTOMİ BAŞAĞRISI
Kraniyotomi sonrasında kalıcı başağrısı da tanımlanmıştır
(10, 20,32). Patogenezi henüz tam olarak açık değildir. Posterior fossa
ameliyatlarına göre daha düşük insidansa sahip olmasına rağmen supratentorial
girişimler sonrasında görülen başağrısı önemsiz kabul edilmemelidir. Yapılan
bir araştırmada, suptatentorial cerrahi uygulanan 126 olgudan 22 olguda kalıcı
başağrısı gelişmiştir. Bu olgulardan 7’si (%5.6) 2 aydan uzun ancak 1 yıldan
kısa süreli başağrısı çekmiş olup, 15 olguda (%11.9) başağrısı cerrahiden
sonra 1 yıl sürmüştür. Kraniyotomi sonrasında görülen bu ağrı %3.2 olguda
medikal olarak düzenli ilaç kullanımı gerekmiştir. Bu ağrının klinik özelliği
gerilim tipi başağrısı ile hasara (injury) bağlı ağrının kombinasyonu
şeklindedir (20).
Beyin tümörlerini ve epilepsi cerrahisini takiben gelişen
başağrılarının zamanla tedrici olarak rezolüsyon gösterdiği ve başağrısının
tedavisi için major medikal tedavi gerekmediği bildirilmiştir. Bununla birlikte
bu olgularda kalıcı başağrısı nedenlerinin irdelenmesi gerekmektedir.
SONUÇ
Kraniyotomi sırasında skalp insizyonu veya çivili başlık
yerleştirilmesi sırasında gözlenen ağrı ve buna sekonder hemodinamik
değişiklikleri engellemek amacıyla çok farklı metodlar uygulanmaktadır, birinin
diğerine üstünlüğü ise tartışmalıdır. Kraniyotomi sonrasında gözlenen ağrının
tedavisinde ise yetersiz kalındığı bir gerçektir, bu amaçla aşırı sedasyon ve
pC02‘da artışa yol açmayacak, İKB’yi etkilemeyecek ajanlar tercih
edilmelidir. Lokal anestezik infiltrasyonu, NSAİ bir ajan ve beraberinde PCA
morfin veya tramadol kombinasyonunun uygulandığı bir multimodal yaklaşım bu
ağrıyı kontrol edebilir veya minimale indirebilir.
KAYNAKLAR
- Agarwal A, Sinha PK, Pandey CM, Gaur A, Pandey CK,
Kaushik S. Effect of a subanesthetic dose of intravenous ketamine and/or local
anesthetic infiltration on hemodynamic responses to skull-pin placement: a
prospective, placebo-controlled, randomized, double-blind study. J Neurosurg
Anesthesiol. 13:189-194, 2001.
- Agency for Health Care Policy and Research. Acute pain
Management: Operative or medical Procedures and trauma part 2. Clinical
Pharmacy 11: 391-414, 1992.
- Apaydin S, Uyar M, Karabay NU, Erhan E, Yegül I,
Tuglular I.: The antinociceptive effect of tramadol on a model of neuropathic
pain in rats. Life Sci. 66: 1627-1637, 2000.
- Bundgaard H, Jensen K, Cold GE, Bergholt B, Frederiksen
R, Pless S. Effects of perioperative indomethacin on intracranial pressure,
cerebral blood flow, and cerebral metabolism in patients subjected to
craniotomy for cerebral tumors. J Neurosurg Anaesth 8: 273-279,1996.
- Chyatte D. Prevention of chronic cerebral vasospasm in
dogs with ibuprofen and high dose methylprednisolone. Stroke 20: 1021-1026,
1989.
- Colley PS, Artru AA. Blood pressure response to skull-pin
head holder (Abstract). J Neurosurg Anesth 1994;6:313.
- Doblar DD, Lim YC, Baykan N, et al. Preventing the
hypertensive response to skull pin insertion: A comparison of four methods (Abstract).
J Neurosurg Anesth 1994;6(4):314.
- Dunbar P, Visco E, Lam A. Craniotomy procedures are
associated with less analgesic requirements than other surgical procedures.
Anesth Analg 1999; 88:335-340.
- Ferber J, Juniewicz H, Glogowska E, et al. Tramadol for
postoperative analgesia in intracranial surgery: its effect on ICP and CPP.
Neurol Neurochir Pol 2000; 34:70-79.
- Gee JR, Ishaq Y, Vijayan N. Postcraniotomy headache.
Headache. 43:276-278, 2003.
- Gesztesi Z, Mootz BL, White PF. The use of
remifentanil infusion for hemodynamic control during intracranial surgery.
Anesth Analg 89:1282-1287, 1999.
- Graham AC, Reid MM, Andrews PJD. Perception of pain
experienced and adequacy of analgesia following elective craniotomy (
Correspondence) Anaesthesia, 54: 814- 15, 1999.
- 13. Guy J, Hindman BJ, Baker KZ, Borel CO, Maktabi M, Ostapkovich N,
Kirchner J, Todd MM, Fogarty- Mack P, Yancy V, Sokoll MD, Mc Allister A,
Roland C, Warner DS. Comparison of remifentanil and fentanyl in patients
undergoing craniotomy for supratentorial space-occupying lesions.
Anesthesiology 86: 514-524, 1997.
- Hartley EJ, Bissonnette B, St-Louis P, Rybczynski J,
McLeod ME. Scalp infiltration with bupivacaine in pediatric brain surgery.
Anesth Analg.73:29-32, 1991.
- Houmes MR, Vocts MA, Verkaaik A, Erchnann W, Lachmann
B. Efficacy and safety of tramadol versus morphine for moderate and severe
post-operative pain with special regard to respiratory depression. Anesth Analg
74: 510–514, 1992.
- Irefin SA, Schubert A, Bloomfield EL, DeBoer GE, Mascha
EJ, Ebrahim ZY. The effect of craniotomy location on postoperative pain and
nausea. J Anesth. 17: 227-31, 2003.
- Jeffrey HM, Charlton P, Mellor DJ, Moss E, Vucevic
M.Analgesia after intracranial surgery: a double-blind, prospective comparison
of codeine and tramadol. Br J Anaesth. 83:245-249, 1999.
- Jones SJ, Dinsmore J. Effect of diclofenac on
cerebral blood flow velocity in patients with supratentorial tumours Br J
Anaesth 89 : 762-764, 2002.
- Kane DM. Practical points in the post-operative
management of a craniotomy patient. Journal of Post Anaesthetic Nursing 6:
121–124, 1991.
- Kaur A, Selwa L, Fromes G, Ross DA. Persistent headache
after supratentorial craniotomy. Neurosurgery. 47:633-636, 2000.
- Lee RC, McTavish D, Sorkin EM. Tramadol. A preliminary
review of its pharmacodynamic and pharmacokinetic properties and therapeutic
potential in acute and chronic pain states. Drugs 46: 313–340, 1993.
- Markus HS, Vallance P, Martin M, Brown M. Differential
effect of three cyclooxygenase inhibitors on human cerebral blood flow
velocity and carbondioxide reactivity. Stroke 25: 1760-1764, 1994.
- Morton NS. Prevention and control of pain in children.
Br J Anaesthesia 83: 118-29, 1999.
- Nguyen A, Girard F, Boudreault D, Fugere F, Ruel M,
Moumdjian R, Bouthilier A, Caron JL, Bojanowski MW, Girard DC. Scalp nerve
blocks decrease the severity of pain after craniotomy. Anesth Analg.
93:1272-1276, 2001.
- Ozkose Z, Yardim S, Yurtlu S, Dogulu F, Kaymaz M,
Pasaoglu A.The effects of intravenous fentanyl and lidocaine infiltration on
the hemodynamic response to skull pin placement. Neurosurg Rev. 24:35-37,
2001.
- Quiney N, Cooper R, Stoneham M, Walters F. Pain after
craniotomy. A time for reappraisal? Br J Neurosurg. 10 :295-299, 1996.
- Quintana A, Raczka E, Quintana MA. Effects of
indomethacin and diclofenac on cerebral blood fow in hypercapnic conscious
rats.Eur J Pharmacol 1988; 149: 385-8
- Pang WW, Mok MS, Chang DP, Yang TF, Lin CH, Huang MH.:
Intradermal injection of tramadol has local anesthetic effect: a comparison
with lidocaine. Acta Anaesthesiol Sin. 36:133-136, 1998.
- Pang WW, Huang PY, Chang DP, Huang MH.: The peripheral
analgesic effect of tramadol in reducing propofol injection pain :a comparison
with lidocaine. Reg Anesth Pain Med. 24; 246-249, 1999.
- Pinosky ML, Fishman RL, Reeves ST, Harvey SC, Patel S,
Palesch Y, Dorman BH.The effect of bupivacaine skull block on the hemodynamic
response to craniotomy. Anesth Analg 83:1256-1261, 1996.
- Pollock JS. Pain relief in children after
neurosurgery. Anaesthesia 55: 410, 2000.
- Shirley P. Pain relief post craniotomy: a balanced
approach? Anaesthesia, 55: 409-410, 2000.
- Smyth MD, Banks JT, Tubbs RS, Wellons JC 3rd, Oakes WJ.
Efficacy of scheduled nonnarcotic analgesic medications in children after
suboccipital craniectomy. J Neurosurg Spine. 100:183-186, 2004.
- Stoneham MD, Walters FJ. Post-operative analgesia for
craniotomy patients: current attitudes among neuroanaesthetists. Eur J
Anaesthesiol. 12:571-575, 1995.
- Stoneham MD, Cooper R, Quiney NF, Walters FJ. Pain
following craniotomy: a preliminary study comparing PCA morphine with
intramuscular codeine phosphate. Anaesthesia. 51:1176-8, 1996.
- Tanskanen P, Kytta J, Randell T. Patient-controlled
analgesia with oxycodone in the treatment of postcraniotomy pain. Acta
Anaesthesiol Scand.43: 42-45, 1999.
- Verchere E, Grenier B, Mesli A, Siao D, Sesay M,
Maurette P. Postoperative pain management after supratentorial craniotomy.
Neurosurg Anesthesiol 14: 96-101,2002.
- Vickers MD, O’Flaherty D, SzekelySM, Read M, Yoshizumi
IJ.Tramadol: pain relief by an opioid without depression of respiration.
Anaesthesia 47: 291–6, 1992.
|