SOLUNUM MEKANİĞİNE AİT TEMEL KAVRAMLAR
Ventilasyon
Respirasyon
Akciğer basınçları ve Basınç farkları
Kompliyans ve Rezistans
Spontan solunum yada spontan ventilasyon basitçe, havanın
akciğer içine ve dışına hareketidir. Ventilasyonda temel amaç, oksijenden
zengin havanın akciğerlere alınması ve yüksek oranda karbondioksid içeren
solunum havasının dışarı atılmasıdır.
Respirasyon inhale edilen gazın membrandan geçiş
hareketidir. İkiye ayrılır: Eksternal ve internal respirasyon.
Eksternal respirasyon:
Oksijenin akciğerlerden kan dolaşımına, karbondioksitin
ise dolaşımdan alveollere hareketidir.
İnternal respirasyon
Hücresel düzeyde; oksijenin kandan hücre içine,
karbondioksitin ise hücre dışına ve dolaşımına geçişidir.
Ventilasyon sırasında, akciğerlere hava girişi
inspirasyon olarak adlandırılır. Spontan ventilasyonda, inspirasyon toraks ve
göğüs boşluğunun ekspansiyonu ile sağlanır. Bunun için inspiratuar
kasların özellikle diyafragma ve eksternal interkostal adalelerin kasılmaları
gerekmektedir.
Akciğerlerden hava çıkışı ekspirasyon olarak adlandırılmaktadır
ve normalde pasif bir olaydır.Ekspirasyon sırasında, solunum kasları gevşer,
toraks boşluğunun hacmi azalır ve solunum havası alveol dışına itilir.
-
Akciğerde hava hareketleri nasıl oluşur?
Akciğerde oluşan hava hareketlerinin temeli basınç değişiklikleridir.
Gaz ve sıvıların daima yüksek basınç bölgelerinden, düşük basınç bölgelerine
doğru hareket edeceği düşünülürse ventilasyon sırasındaki hava hareketi
de ağız ve burunla başlayan “iletici havayolları" ile alveoller arasındaki
basınç farkları ile ortaya çıkmaktadır. Nitekim ağız ve alveol arasındaki
basınç farkı ortadan kalktığında hava akımıda durmaktadır.
-
Ventilasyon sırasında oluşan basınç değişiklikleri hangi birim
ile değerlendirilir?
Ventilasyon sırasındaki basınç değişikliklerinin değerlendirilmesinde
birim olarak genellikle "santimetre su (cmH2O)" kullanılır. Ayrıca
her basınç için bir “baseline” yani “sıfır” değerine ihtiyaç
vardır. Bu sıfır referans noktası bir atmosfer basıncına eşittir ve deniz
seviyesinde *760 mmHg = 1034 cmH2O’dur. (*:1cmH2O= 1.36mmHg)
-
Solunum mekaniğinde gaz akımını sağlayan basınçlar nelerdir?
Solunum mekaniğinde başlıca 4 basınç ve bunların
birbirleri ile etkileşimleri önem taşır (Şekil 2-1).
1) Ağız Basıncı (Pm): Genelde "havayolu açılma
basıncı (Pawo = Airway Opening Pressure) veya "havayolu basıncı (Paw =
Airway Pressure)" olarak adlandırılmaktadır. Bu değer üst havayolu
yada proksimal havayollarına ait basınç olarak değerlendirilir ve üst
havayoluna pozitif basınç uygulanmadığı sürece “Pawo” değeri sıfırdır.
2) Vücut yüzeyi basıncı (Pbs = Body Surface
Pressure): Hasta hiperbarik oda gibi basınçlı bir odada bulunmadığı
veya negatif basınçlı ventilasyon uygulanmadığı sürece bu değer de
atmosferik basınca eşittir ve sıfır kabul edilir.
3) Alveoler basınç (PA) : "İntrapulmoner basınç"
olarak da adlandırılır. Alveol yüzeyine yansıyan basınç değerini ifade
eder.
4) İntraplevral basınç (Ppl) : Parietal ve
visseral plevra arasındaki potansiyel boşluğun basıncıdır. Normal Ppl
ekspirasyonun sonunda “-5 cmH2O”dur. Spontan inspirasyon sonunda bu değer
yaklaşık “-10 cmH2O” değerine ulaşır.
Şekil 2 - 1: Solunum mekaniğinde gaz akımını sağlayan basınçlar ve basınç
gradiyentleri.
-
Ventilasyon sırasında basınç kavramlarının önemi nedir?
Akciğer volümlerinin oluşması basınç farkları
sonunda oluşan gaz akımları ile mümkündür yani ventilasyonun gerçekleşmesi
basınç farklarına(gradientlerine) bağlıdır. Buna göre solunum mekaniğinden
başlıca 4 temel basınç farkı sorumludur (Şekil 2-1):
1)Transtorasik basınç (Pw) : Pw = PA - Pbs.
Alveolar boşluk ve vücut yüzeyi arasındaki
basınç farkıdır. Bu değer akciğerler ve göğüs duvarının ayni anda
ekspanse olması için gerekli basıncı gösterir.
2)Transhavayolu basıncı (PTA) : PTA = Paw - PA.
Havayolu ve alveoller arasındaki basınç
farkıdır. Bu formülde Paw genellikle havayolu açıkken ölçülen değerdir.
”PTA” havanın havayollarında iletiminden sorumludur ve havayollarında akıma
karşı oluşan dirence bağlıdır.
3)Transrespiratuar basınç (PTR): Pawo - Pbs.
Havayolu açılma basıncı ve yüzey
basıncı arasındaki basınç farkıdır. Bu değer özellikle pozitif basınçlı
ventilasyonda inflasyon için gerekli basınç değerini gösterir. Buna göre
"Pbs" atmosferik basınçdır ve genellikle sıfır kabul edilir.
"Paw" ise mekanik ventilasyon sırasında ventilatör göstergesinde
okunan basınç değeridir.
Transrespiratuar basınç iki komponenti içermektedir:
Pw ; elastansı yenmek için gerekli basınç yani
transtorasik basınç gradienti.
PTA ; havayolu rezistansını yenmek için gereken kuvvet
ayni transhavayolu basıncı .Buna göre;
PTR = Pw + PTA = (Pawo - Pbs) = (PA - Pbs) + (Paw - PA)
olarak formüle edilebilir.
4) Transpulmoner basınç (PL) : Akciğer içi ve dışı
arasındaki basınç gradiyentidir. Bir başka deyişle alveol (PA) ve plevra boşluğu
(Ppl) arasındaki basınç farkı olarak tanımlanabilir. PTP olarak da kısaltılmaktadır.
“PTP=PL= PA- Ppl” olarak formüle edilebilir. PL alveolar insuflasyonu sürdürmekten
sorumludur ve “alveolar distansiyon basıncı” olarak da adlandırılır.
-
Basınç gradiyentleri ile spontan solunum arasındaki etkileşim nasıldır?
Spontan solunum sırasında oluşan hava hareketi şu şekilde
özetlenebilir (Şekil 2-2).
Spontan inspirasyon sırasında, *torasik volüm
artarken, intraplevral basınç atmosferik basınca göre daha negatif hale
gelmektedir. Yani negatif intraplevral basınç ekspiryum sonunda “-5 cm
H2O” iken inspirasyon sonunda “-10 cmH2O”' ya yaklaşır. Bu basınç
alveolar boşluğa yansır ve intraalveolar basınç (PA) atmosferik basınca göre
daha negatif hale geçer*. Bu durumda transpulmoner basınç farkı (PL) artar
oysa ağız veya vücut yüzeyindeki basınçlar hala atmosferiktir. Böylece ağız
ve alveol arasında bir basınç gradiyenti oluşur{PTA = 0-(-10) =+ 10 cmH2O}
ve ağızdan alveole doğru hava akımı başlar. Alveollerin hava ile dolması
sonucu intraalveoler basınç negatif değerden yine “0” değerine ”
ulaşır. Bu esnada alveol basıncı atmosferik basınca eşittir ve akciğere
daha fazla akım oluşturulamaz. Bu durum inspiryum sonunu işaret eder.
Ekshalasyon süresince solunum kasları gevşer, torasik
volüm azalır ve intraplevral basınç istirahat değeri olan ”( -5 cmH2O) değerine
geri döner. Alveol basıncıda elastik akciğer dokusunun büzüşmesi,
diyafragma ve kostaların normal pozisyona gelmesi ile artar ve hafifçe pozitif
hale geçer. Bu anda ağız basıncı intraalveol basınçtan daha düşüktür.
Oluşan "transhavayolu basınç farkı" havanın akciğer dışına
hareketini sağlar. Alveol ve ağız basınçları sıfıra eşitlendiği anda
ekshalasyon son bulur.
Şekil 2 - 2: Spontan ventilasyon mekaniği
-
Mekanik ventilasyon sırasında basınç gradiyentleri kullanılır mı?
Mekanik ventilasyon sırasında da hava hareketi akciğer
basınç gradiyentlerinin etkilenmesi ile oluşturulur. Bu konu şu şekilde
özetlenebilir :
Bütün ventilatör modları ya intraplevral basıncı azaltarak yada
havayolu açılma veya intraalveoler basıncı artırarak transpulmoner basınç
değerini yükseltirler. Örneğin negatif basınçlı ventilasyonda, vücut yüzey
basıncı negatiftir. Bu değer plevral boşluğa yansır ve transpulmoner basınç
artar. Pozitif basınçlı ventilasyonda ise vücut yüzey basıncı (Pbs)
atmosferik değerde iken havayolu açılma (Pawo) ve havayolları (Pwa) basınçları
pozitiftir. Böylece alveoler basınç (PA)** pozitif hale gelir ve yine
“PL” artar.
-
Spontan ventilasyon sırasında kompliyans ve rezistans nedir?
Ventilasyon sırasında akım ve basınç etkisi ile oluşturulan
akciğer volümleri “komplians ve rezistans” olarak bilinen iki kavrama bağlıdır.
Kompliyans herhangi bir yapının basınç karşısında
genişleyebilme bir diğer anlamda distansiyon haline geçebilme yeteneğidir.
Örneğin kolaylıkla şişebilen bir balon çok kompliyanttır. Genişlemeye
dirençli maddeler ise non-kompliyant kabul edilir. Elastans (e) ise kompliansın
zıttıdır. Bu durum formüle edilirse C = 1/e veya e = 1/C'dir. Elastans bir
yapının gerildikten sonra orjinal şekline dönme eğilimidir. Örneğin golf
topu, tenis topundan daha elastiktir. Çünkü orjinal şeklinde kalma eğilimindedir.
Tenis topu ise daha kompliyanttır.
-
Pulmoner fizyolojide kompliyansın rolü nedir?
Kompliyans bir anlamda basınç değişikliklerine uygun
volüm değişikliği olarak ifade edilebilir (C = DV/DP), (Şekil 2 -
3). Solunum işlemi sırasında da basınç etkisiyle akciğerlerin
genişlemesini etkileyen/engelleyen 2 önemli kuvvet vardır:
-
Elastik güçler : Akciğer ve toraksın elastik
özeliklerini içerir.
-
Sürtünme kuvveti: İki faktöre bağlıdır:
-
Solunum sırasında hareket eden veya yer değiştiren
doku ve organların oluşturdukları direnç,
-
Havayollarında gaz akımına karşı oluşan direnç.
İşte pulmoner fizyolojide akciğerin insuflasyonuna yani
basınç değişiklikleri karşısında genişlemesine engel olan elastik
güçleri tanımlamak ve ölçmek için kompliyans kullanılmaktadır. Akciğerlerin
normal kompliyansı, akciğer dokusu ve onu çevreleyen toraks dokularının
kompliyansları toplamıdır. Spontan solunum sırasında total kompliyans yaklaşık
“0,1 L/cmH2O”dur. Ancak kompliyans değeri kişinin postürü, pozisyonu ve
bilinç durumuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu nedenle normal değeri
“0,02 - 0,17 L/cmH2O (20 - 170 ml/ cmH2O)” gibi geniş bir sınır içerisinde
kabul edilir.
Şekil 2 - 3: Normal akciğerde bir volum- basıç eğrisi (İşaretli
bölge inspiryum sırasında elastik güçleri yenen solunum işini gösterir)
-
Mekanik ventilasyon sırasında kompliyansın rolü nedir?
Genel olarak akciğer dokusu ve toraks yapıda oluşan değişiklikler
kompliyansı etkileyeceğinden mekanik ventilasyon süresince kompliyansın
monitorizasyonu hastadaki değişiklikleri izlemek için değerli bir yöntemdir.
Mekanik ventilasyon sırasında kompliyans ölçümü gaz akımının olmadığı
anda yapılır ve "statik kompliyans (CS)" veya "efektif
kompliyans" olarak tanımlanır. Pozitif basınçlı mekanik ventilasyon
uygulanan entübe ve primer akciğer patolojisi olmayan hastalarda bu değer;
erkeklerde ortalama 40 - 50 ml/cmH2O, kadınlarda 35 - 45 ml/cmH2O'dur ve
her iki cinsiyette 100 ml/cmH2O'ya kadar yükselebilir. Kompliansın azaldığı
durumlarda aynı volümü verebilmek için uygulanan basıncın arttırılması
gerekir.
Ventilasyon sırasında rezistans veya
"ventilasyonla ilişkili sürtünme kuvveti" gaz akımına karşı gösterilen
direnci ifade eder. Solunum sırasında hava akımına karşı oluşturulan
direnç başlıca iletici havayollarının anatomik yapısına, akciğer
parankim dokusuna ve diyafragma, göğüs kafesi, karın içi organları gibi
komşu organ/ dokuların hareket edebilme yeteneklerine bağlıdır. Rezistansın
arttığı durumlarda alveoler düzeyde yeterli tidal volumü oluşturabilmek çin
daha güçlü bir akım veya basınç gerekmektedir.
-
“Havayolu rezistans eşitliği” nedir?
Akciğerdeki gaz akımları üzerine en önemli direnç
iletici havayollarına ait anatomik yapılar tarafından oluşturulmaktadır.
İşte akciğerde havayollarındaki gaz akımı, basınç ve rezistans arasındaki
etkileşimi tanımlayan kavrama "havayolu rezistans eşitliği
(Raw)" denilmek ve “Transairway pressure = PTA” basınç gradiyentinin
akıma bölünmesi ile hesaplanmaktadır (Raw = PTA /Akım = cm H2OL/san).
Bu eşitliğin pratik açıklaması sabit akım hızında
havayolu direncinin arttığı durumlarda uygulanan basıncın çoğunun
havayollarında kaybedileceği ve alveollere ulaşamayacağıdır. Doğal olarak
bu durum alveollerde daha düşük basınç ve gaz değişimi için daha az volüm
demektir. Diğer bir yorum da obstrükte havayollarını aşabilmek için daha yüksek
gaz akımınına gereksinim duyulacağı yani solunum eforunun artacağıdır.
Örneğin 0,5 L/san’lik gaz akımı sırasında akciğer patolojisi olmayan kişilerde
rezistans değeri yaklaşık 0,6 - 2,4 cmH2O/L/san iken amfizem veya astım
gibi havayolu patolojileri olan hastadalarda bu değer 13-18 cmH2O/L/san’ye
kadar yükselebilmekte ve alveoler ventilasyon önemli derecede azalmaktadır.
-
Mekanik ventilasyon sırasında rezistansın rolü nedir?
Mekanik ventilasyon sırasında havayolu rezistansı sıklıkla
değerlendirilen bir parametredir. Çünkü mekanik ventilasyon sırasında
havayollarındaki gaz akışı başlıca gazın viskositesine/ yoğunluğuna,
iletici havayollarının çapına,ventilatör sistemindeki tüplerin çaplarına,
uzunluklarına ve tüplerden geçen gazın akımının hızına bağlıdır.
Ancak genelde mekanik ventilasyon sırasında gazın viskosite ve
dansitesi sabittir, tüp çapı ve havayolu uzunlukları da değişmemekte fakat
anatomik havayollarının lümen çaplarında oluşacak değişiklikler
ventilatörden gelen gaz akımını dolayısıyla hastaya ulaşacak volümü önemli
derecede etkileyecektir. Buna göre mekanik ventilasyon sırasında havayolu
rezistans eşitliğini dikkatle izlemek gerekir. Ayrıca küçük çapta
endotrakeal tüp kullanımı, mukozal ödem, bronkospazm ve aşırı
sekresyon da havayolu rezistansının önemli derecede artacağını,
pozisyonla da hastanın havayolu direncinin değişebileceğini unutmamak
gerekir.Bu durumlarda yeterli tidal volümü hastaya ulaştırabilmek için daha
yüksek akım veya basınç uygulaması şarttır.
*:Boyle yasası; sabit sıcaklıkta volüm arttıkça
basınç azalır.
**: Gerçekte pozitif basınçlı ventilasyon uygulamasında
“Paw” ve “PA” arasında çok fazla fark yoktur. Bu nedenle “PL”,
havayolu basıncı (Paw) ve azalan plevral basınç (Ppl) arasındaki fark
olarak da kabul edilebilir (PL = Paw - Ppl).
Kaynaklar:
1.Pillbeam SP: Mechanical ventilation: Physiological and
Clinical Applicationed 2nd.St Louis,Mosby-Year book,Inc;1992.
2.Rossi a, Gottfried SB, Zocchi L, et al: Measurement of
static compliance of the total respiratory system in patients with acute
respiratory failure during mechanical ventilation. The effect of intrinsic
positive end-expiratory pressure. Am Rev Resp Dis 131: 672,1985
3.Perel A, Stock MC: Handbook of mechanical ventilatory
support. 1st Ed. Williams and Wilkins, Philadelphia,1992,p 7.
4.Kirby RR,Banner MJ, Downs JB (eds): Ventilatory support.
1st Ed Churchill Livingstone Inc, New York,1990,p 63.
|