MEKANİK VENTİLASYON GEREKSİNİMİNİN SAPTANMASI
Akut Solunum Yetmezliği Tanımı / Nedenleri
Hipoksi ve Hiperkapni: Klinik Bulgular
Mekanik Ventilasyon için Fizyopatolojik Kriterler
-
Akut solunum yetmezliği nedir?
Akut solunum yetmezliği veya akut respiratuar yetmezlik
(ARY) solunum fonksiyonunun veya akciğerde oksijen/ karbondioksid gaz değişiminin
yetersiz olması olarak tanımlanır. Bir diğer anlamda akut solunum yetmezliği
arteriyel kanda parsiyel oksijen (PaO2) ve karbondioksid (PaCO2) basıncı değerlerinin
fizyolojik sınırlarda sürdürülememesidir. Bu durum basitce;
-
Hipoksi: Arteriyel kanda çevre havası ve
hastanın yaşına göre olması gerekenden daha düşük bir PaO2 değerinin
saptanması (PaO2 < 70 mmHg, FiO2:0.21 iken)
-
Hiperkarbi: Arter kanında PaCO2 değerinin
fizyolojik sınırlarının üzerinde olması (PaCO2 > 45 mmHg) ve yükselmeye
devam etmesi,
-
Respiratuar asidoz: Arteriyel kanda pH değerinin
7.25 veya daha düşük değere inmesi; olarak ifade edilebilir.
-
Akut solunum yetmezliği hangi durumlarda gelişir?
Akut solunum yetmezliğine neden olan patolojiler;
-
Ventilasyonda yetersizlik: Akciğer dışı
nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan solunum yetmezlikleri
-
Respirasyonda yetersizlik: Akciğere ait
patolojilerle ortaya çıkan solunum yetmezlikleri olarak iki ana başlık
altında toplanabilir.
-
Ventilasyonu etkileyerek solunum yetmezliğine sebep olan patolojiler
nelerdir?
Burada temel patoloji solunum mekaniğinin
bozulmasıdır. Nitekim primer olarak akciğere ait patoloji olmasa da
ventilasyon fonksiyonunun yetersizliği ile akciğerlerde oksijen/karbondioksid
gaz değişimi bozulmakta ve akut solunum yetmezliği ortaya çıkmaktadır.
Buna göre ventilasyonu etkileyen patolojiler;
-
Santral sinir sistemine ait patolojiler,
-
Nöromusküler fonksiyon bozuklukları
olarak iki başlık altında ele alınabilir.
-
Santral sinir sistemi patolojilerinde akut solunum yetmezliği nasıl
ortaya çıkar?
Santral sinir sistemine bağlı akut solunum
yetmezlliklerinde temel olay yetersiz ventilasyon sonucu oksijen/karbondioksid
gaz değişiminin bozulmasıdır. Santral sinir sistemi patolojilerde direkt
veya kafa içi basıncı artışına bağlı olarak indirekt olarak respiratuar
merkezlerin etkilenmesi ve dakika ventilasyonunun (VE) azalması esas
problemdir. Bu durumda akciğerde anatomik ölü boşluk değişmediğine göre
alveolar ventilasyon azalacak ve “Fizyolojik ölü boşluk / Tidal volüm”
(VD/VT) oranı artacaktır. Sonuçta hipoventilasyon gelişirken PaCO2 artacak,
PaO2 azalacak ve akut solunum yetmezliği tablosu ortaya çıkacaktır.
Hipoventilasyona bağlı olarak gelişen hiperkapni (PaCO2'nin >70
mmHg) de santral sinir sistemi fonksiyonlarını baskılayarak hipoventilasyonu
daha da derinleştirecektir.
Santral sinir sistemi fonksiyonlarının yetersiz
olduğu durumlarda bir diğer önemli problemde hipoksiye duyarlı
periferik kemoreseptörlerin etkinliklerini kaybetmesi ve akut solunum
yetmezliğine gerekli fizyolojik yanıtın oluşturulamamasıdır. Yine santral
patolojilerde koruyucu havayolu reflekslerin baskılanabileceğini de
belirtmek gerekir. Örneğin kafa çiftlerinin tutulduğu patolojilerde
epiglotik refleks baskılanabilir ve bilinç düzeyi yetersiz bir hastada
hipoventilasyonla birlikte aspirasyon riski de artabilir.
-
Akut solunum yetmezliğine sebep olan santral sinir sistemi patolojileri
nelerdir?
Solunum yetmezliğine sebep olan belli başlı
santral patolojiler şu şekilde sıralanabilir:
-
Santral sinir sistemi üzerine depressan ilaçların
kullanımı: Barbitüratlar, trankilizanlar, narkotikler, inhalasyon
anestetikleri gibi.
-
Beyin ve beyin sapı lezyonları: ”Stroke”,
kafa ve boyun travmaları, serebral hemoraji / infact, beyin tümörleri,
spinal kord tümörleri ve travması gibi.
-
-
Uygunsuz oksijen tedavisi.
-
Nöromusküler fonksiyon bozukluklarında akut solunum yetmezliği nasıl
gelişir?
Nöromusküler patolojiler; genellikle motor sinir
hasarı, nöromusküler kavşakta impuls iletim bozulkluğu veya kas
disfonksiyonu sonucu yetersiz ventilasyon ile solunum yetmezliğine sebep
olurlar. Bunlar özellikle sinir kas kavşağına etkili ilaçlar, virüsler,
bakteriler, toksinler veya otoimmühastalıklar sonucu ortaya çıkan
patolojilerdir ve başlıcaları şunlardır:
-
Myastenia Gravis
-
Tetanus
-
Gullian-Barre sendromu,
-
Polio
-
Botilismus
-
Musküler distrofi.
-
İlaçlar:Kürar, Süksinil kolin, organofosfatlar başta
olmak üzere insektisitler ve sinir gazı
-
Respirasyonun yetersiz olduğu yani akciğerde gaz değişiminin bozulduğu
durumlarda akut solunum yetmezliği nasıl ortaya çıkar?
Akciğerde gaz değişiminin bozuluduğu durumlarda ortaya
çıkan akut solunum yetmezliklerinde solunum merkezi sağlamdır, periferik
sinir iletimi ve kas fonksiyonlarında da bir anormallik yoktur. Ancak bu
olgularda akciğer patolojisie bağlı olarak solunum işi artar ve alveoler gaz
değişimi bozulur. Böylece solunum işi ve havayolu basıncı önemli derecede
artarken kompliyans azalır. Sonuçta alveoler ventilasyon azalırken, anatomik
ve fizyolojik ölü boşluklar artar, ventilasyon / perfüzyon (V/Q) oranı
bozulur ve hipoksemi/ hiperkarbi ile karekterize akut solunum yetmezliği
tablosu ortaya çıkar.
-
Respirasyonu etkileyerek solunum yetmezliğine sebep olan akciğer
patolojileri nelerdir?
Bu başlık altında ele alınan belli başlı patolojiler
şunlardır:
-
Plevral effüzyon,
-
Pulmoner kontüzyon
-
Hemotoraks/Pnömotoraks
-
Yelken göğüs
-
Kifoskolyoz
-
Göğüs duvarı deformitesi
-
Obezite.
-
İnterstisyel pulmoner fibrotik hastalıklar.
-
Havayolu rezistansında artış: Astım, amfizem,
kronik bronşitis, krup, epiglottitis, akut bronşit
-
Aspirasyon pnömonisi
-
ARDS
-
Kardiyojenik pulmoner ödem
-
Pulmoner emboli
-
Havayolu yabancı cisim.
-
Postoperatif pulmoner komplikasyonlar.
-
Klinik değerlendirmede akut solunum yetmezliği nasıl saptanır?
Klinik değerlendirmede akut solunum yetmezliğini düşündürecek
ilk bulgular hipoksi ve hiperkarbinin sebep olduğu sistemik değişikliklere
bağlıdır
-
Klinik değerlendirmede hipoksi bulguları nelerdir?
Klinik olarak hipoksi düzeyine göre ortaya çıkan başlıca
semptomlar şunlardır:
(Tablo 3 - 1)
| Hipoksi |
Hafif
ve Orta Hipoksi |
Şiddetli Hipoksi
|
| Respiratuar
Bulgular |
- Takipne
- Dispne
|
- Takipne
- Dispne
- Siyanoz
|
| Kardiovasküler
Bulgular |
- Taşikardi
- Hafif Hipertansiyon
- Periferik vazokonstrüksiyon
|
- Bradikardi
- Aritmi
- Hipotansiyon
|
| Nörolojik
Bulgular |
- Hareketsizlik
- Disoryantasyon
- Başağrısı
- Bitkinlik
- Karar verme yeteneğinde azalma
|
- Somnolans
- Konfüzyon
- Bulanık görme
- Koordinasyon kaybı
- Reaksiyon zamanında
yavaşlama
|
-
Klinik değerlendirmede hiperkarbi bulguları nelerdir?
Klinik değerlendirmede hiperkapniye başlıca sistemik
bulgular şunlardır:
(Tablo 3 - 2)
| Hiperkapni |
Hafif
ve Orta Hipoksi |
Şiddetli Hipoksi
|
| Respiratuar
Bulgular |
- Takipne
- Dispne
|
- Bradipne
- Apne
|
| Kardiovasküler
Bulgular |
- Taşikardi
- Hipertansiyon
|
- Taşikardi
- Hipotansiyon
- Vazodilatasyon
|
| Nörolojik
Bulgular |
- Başağrısı
- Uykuya eğilim
- Konvülsiyonlar
|
- Halusinasyon
- Hipomani
- Koma
|
| Diğer
bulgular |
- Terleme
|
- Cilt renginin kırmızılaşması
|
-
Mekanik ventilasyon endikasyonu için gerekli fizyolojik değerlendirmeler
nelerdir?
Akut solunum yetmezliği düşünülen bir hastada, mekanik
ventilasyon endikasyonu koyabilmek için birtakım fizyolojik ölçümler kullanılır.
Bunlar 3 kategoride incelenir (Tablo 3-3):
-
Solunum mekaniğine ait parametreler
-
Ventilasyona ait parametreler
-
Oksijenasyona ait parametreler
Tablo 3 - 3: Akut solunum yetmezliği tanısında fizyolojik
tanı kriterleri:
|
Akut solunum yetmezliği |
Normal Sınırlar
|
Kritik değerler
|
|
1. Solunum mekaniğine ait |
|
|
|
Maksimum inspiratuar Basınç (MIP: cmH2O) |
- 50, - 100 |
< - 20 |
| Pik ekspiratuar Basınç
(PEP : cmH2O) |
+100 |
< + 40 |
| VC (ml/kg) |
65 - 75
|
< 15 |
| VT (ml/kg) |
5 - 8 |
< 5 |
| Solunum frekansı
(Solunum Sayısı/dak) |
12 - 20 |
> 35 |
| FEV1 (ml/kg) |
50 - 60 |
< 10 |
|
2. Ventilasyona ait |
|
|
| PH |
7,35 - 7,45 |
< 7,25 |
| PaCO2 (mmHg) |
35- 45 |
> 55 |
| VD/VT |
0,3 - 0,4 |
> 0,6 |
|
3. Oksijenasyona ait |
|
|
| PaO2 (mmHg)
(FiO2:0.21 iken) |
80 - 100 |
< 70 |
| P(A-a)O2 (mmHg) |
25 - 65 |
>450
(FiO2:1.0) |
| (Arteriel/Alveolar) PO2 |
0,75 |
< 0,15 |
-
Akut solunum yetmezliğinin tanısında solunum mekaniğine ait
parametreler nelerdir?
Maksimum inspiratuar basınç (MIP veya PImax): İnspiratuar
kuvvet (IF) veya Negatif inspiratuar kuvvet (NIF) olarak da bilinmektedir. MIP
ventilasyon sırasında havanın akciğer içine veya dışına hareketi ve öksürme
için hastanın mekanik yeterliliğinin değerlendirilmesinde önemli bir göstergedir.
MIP genellikle “Bourdan Basınç manometresi” ile ölçülür.
Bu amaçla söz konusu alet bir maske veya endotrakeal tüple hastanın
havayoluna bağlanır. Alet üzerinde oda havasına ekshalasyonu sağlayan tek yönlü
bir valv sistemi mevcuttur. MIP en negatif değere ulaştığında ölçüm
durdurulur. Hastanın hata yapmadığından emin olunmalıdır. Normal değeri“-50,-100
cmH2O”dur. “0 ile-20cmH2O” arasındaki değerlerde öksürme için gerekli
tidal volüm oluşturulamadığını gösterir.
Pik ekspiratuar akım hızı (PEP): Solunum mekaniğinde
direkt olarak yer almasa da havayolu açıklığının saptanmasında mükemmel
bir metoddur. “Peak flowmetre” ile değerlendirilir. Kabul edilebilir değerler
500-600 L/dak'dır. PEP değerinin azalmaya başlaması havayolu rezistansının
arttığını işaret eder hatta 75-100 L/dak'dan daha az değerler şiddetli
havayolu obstrüksiyonunun önemli bir göstergesidir. Effektif bir öksürme
için PEP’ değerinin “ 40 cmH2O” dan büyük olması gerekir.
MIP'in ölçülebildiği klinik uygulamalarda PEP yaygın olarak kullanılmamaktadır.
Vital kapasite (VC): Zorlu bir inspirasyonu takiben
zorlu bir ekspiryum sonunda okunan volüm değeridir. VC’nin normal değeri 65
- 75 ml/kg'dır. 15 ml/kg'ın altındaki değerler normal ventilasyon ve öksürük
mekanizmalarını sürdürmek için yetersizdir. Vital kapasite ölçümü için
basit bir respirometre yeterli olabilir. Ancak ölçüm sırasında hastanın
koopere olması şarttır.
Solunum frekansı: Bir dakika içerisinde yapılan
solunum sayısıdır. Normal değeri erişkinler için 12 - 15 soluk/dak'dır.
35 soluk/dak'nın üzerindeki değerler hipoksemi veya yetersiz dakika
ventilasyonunu işaret eder .
Tidal volüm (VT): Bir soluk sırasında akciğerlere
giren ve çıkan hava volümünü gösterir. Normal değeri 5 - 8 ml/kg’dır.
5ml/kg’dan düşük değerler mekanik ventilasyon için endikasyon oluşturur.Respirometre
ile kolayca ölçülebilir.
Alveoler ventilasyon (VE): Bir dakika içerisinde
akciğerlere giren ve çıkan hava volümünü gösterir. Tidal volüm ve
frekansla direkt ilişkilidir (VE = VT X f). Normal VE değeri 5 – 6 L/dak'dır.
Stabil bir PaCO2 için en önemli parametredir.
1.saniye zorlu ekspirasyon volümü (FEV1): Zorlu
bir ekspiryum ile ilk bir saniye içerisinde ekspire edilen volümü gösterir.
Normal değeri VC'nin % 83’ü veya ideal vücut ağırlığında 50 - 60
ml/kg'dır. FEV1<10 ml/kg kritik değerdir.
-
Akut solunum yetmezliğinin tanısında ventilasyona ait parametreler
nelerdir?
ARY'in en önemli ikinci göstergesi ventilasyondur.
Ventilasyonun en iyi denetleyicisi arteriyel parsiyel karbondioksid (PaCO2) değeridir
ve normalde 35 - 45 mmHg'dır.
Normalde fizyolojik ölü boşluğun tidal volüme oranı
(VD/VT) 0.3 - 0.4'dür ve 0,6’dan büyük olması fizyolojik ölü boşluğun
artığını gösterir. Bu değer perfüzyona katılmayan ventilasyon volümünü
göstermektedir. VD/VT'nin ölçülebilmesi için ekspire edilen gazların
toplanması ve PaCO2 ile birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Bu son derece
zaman alan ve ARY'li hasta tarafından tolere edilmeyen bir işlemdir. Bu yüzden
VD/VT, mekanik ventilasyon desteği gerektiren hastaların değerlendirilmesinde
pek kullanılmaz. Yalnız VE deki artışa rağmen PaCO2'nin değişmemesi yada
hafifçe artırması VD/VT oranında veya CO2 üretiminde artış olarak
yorumlanabilir.
-
Akut solunum yetmezliğinin tanısında oksijenasyona ait parametreler
nelerdir?
Arteriyel parsiyel oksijen (PaO2) değeri doku
oksijenasyonunun bir göstergesidir. Normalde FiO2 : 0.21 iken PaO2: 80 - 100
mmHg değerleri arasındadır. PaO2 değerinin azalması oksijenasyon yetersizliğini
gösterir. PaO2'deki düşüş hipoventilasyon, diffüzyon defekti, V/Q
uygunsuzluğu veya şantla ilişkilendirilebilir.
Oksijenasyonun değerlendirilmesinde genellikle
"Alveolar ve arteriyel O2 basıncı farkı [P(A-a) O2] kullanılmaktadır.
“P(A-a) O2”nin oda havasında normal değeri 2 - 30 mmHg'dir. Oksijen
tedavisi sırasında bu farkın 450 mmHg küçük olması kritik değeri gösterir.
PaO2 ‘nin düşük ve P(A-a)O2’nin yüksek olduğu bir akut solunum yetmezliği
durumunda diffüzyon defekti,ventilasyon/ perfüzyon uygunsuzluğu veya
arteriovenöz şant artışı gibi üç önemli neden düşünülmelidir.
Oksijenasyonu değerlendirmede bir diğer parametre
"arteriyel ve alveolar parsiyel oksijen basınç oranları (PaO2/PAO2)” dır.
Bu değer normalde 0.75 - 0.95 arasındadır. Bu parametre alveolde kullanılabilen
oksijen miktarını gösterir. Yani normalde alveoldeki oksijenin % 75 - 95'i
arteriyel dolaşıma geçer. PaO2/PAO2 için kritik değer 0.15’dir. Bu
alveoldeki oksijen miktarının sadece %15'i (0.15) arteriyel dolaşıma geçebilmektedir
anlamına gelir.
Kaynaklar:
1.Demling DH: Adult Respiratory distress Sydrome:Current
Concepts. New Horizons 1:388,1993
2.Demling DH:Respiratory failure after cerebral injury. New
Horizons 1:440,1993
.Pillbeam SP: Mechanical ventilation: Physiological and
Clinical Application. 2nd Ed. St Louis,Mosby-Year book, Inc;1992,p 75.
|