MEKANİK VENTİLASYON UYGULAMASI
Mekanik ventilasyona ait temel kavramlar
Mekanik ventilasyon parametreleri
Mekanik ventilasyon tipleri
Mekanik ventilasyon solunum fonksiyonunun yapay olarak bir
cihaz yardımı ile sürdürülmesi işlemidir. Bu amaçla kullanılan cihazlara
“ventilatör” adı verilmektedir.
-
Mekanik ventilasyon temelde kaç şekilde uygulanır?
Solunum fonksiyonunun yapay olarak sürdürülmesi işlemi
olan mekanik ventilasyon sırasında hastaya başlıca total veya parsiyel
solunum desteği sağlanır. Burada;
Total Solunum desteği (Total ventilatory support :TVS):
Hasta için gerekli alveoler ventilasyonun tamamının ventilatör ile sağlanması
ve PaCO2 değerinin fizyolojik sınırlarda (PaCO2 < 45 mmHg) tutulmasıdır.
Bu pratikte erişkinn bir hasta için ventilatörde ayarlanacak solunum hızının
> 8 soluk/dakika ve tidal volümün 12 - 15 ml/kg olması anlamına gelir.
Parsiyel ventilasyon desteği (Partial ventilatory
support : PVS): Hastanın mevcut solunum eforunun ventilatör ile
desteklenmesidir. Burada da PaCO2’yi fizyolojik sınırlarda tutmak esastır.
Total veya parsiyel ventilasyon desteği için uygulanan
ventilasyon tipleri kontrollü veya asiste ventilasyon şeklinde olacaktır.
Kontrollü mekanik ventilasyon: Hastanın
ventilasyonuna ait tüm parametrelerin kullanıcı tarafından düzenlendiği
bir uygulamadır. Hasta pasiftir. Solunum işlemi tamamen solunum cihazına
verilen parametrelere göre düzenlenir (Şekil 4-1).
Şekil 4 - 1: Kontrollü mekanik ventilasyon
Asiste ventilasyon : Bu ventilasyon tipinde hastanın
spontan eforu korunur. Ancak kullanıcı tarafından solunum cihazında
ayarlanan parametrelerle hastanın solunum eforu algılanır ve güçlendirilir (Şekil
4-2).
Şekil 4- 2: Asiste ventilasyon
-
Mekanik ventilasyon uygulaması başlıca hangi değişkenleri içerir?
Mekanik ventilasyon sırasında basınç, volüm, zaman ve
akım değişkenleri kullanılır.
Basınç: Spontan solunumda olduğu gibi mekanik
ventilasyon sırasında da gaz hareketi basınç farkları ile gerçekleşmektedir.
Mekanik ventilasyon sırasında bilinçli olarak oluşturulan basınç farkları
hastanın akciğer kompliansı ve havayolları rezistansına bağlı olarak gaz
değişimi için gerekli volümü alveollere ulaştırmaktadır.
Volüm: Mekanik ventilasyonda da temel amaç spontan
solunumda olduğu gibi uygun dakika ventilasyonu için gerekli tidal volümü sağlamaktır.
Mekanik ventialsyon sırasında tidal volüm akım hızı ve zamana bağlıdır.
Akım hızını belirleyen kuvvet ise basınçtır.
Zaman: Kullanılan tüm mekanik ventilasyon
tekniklerinde bir solunum hızı (frekans) ve respiratuar siklus süresi vardır.
Burada;
Solunum hızı (frekans); bir dakikada oluşan solunum
siklusu sayısını gösterir.
Respiratuar siklus ise bir solunumun başlangıcından
sonlandırılmasına kadar geçen süredir. “dakika / frekans” oranı ile
hesaplanır.
Akım: Akım ventilasyon sırasında belirli bir
zaman diliminde gaz kitlesinin hareketini ifade eder. Akımın hız ve model
olmak üzere iki komponenti vardır. Gaz kitlesinin hareketi için basınç şarttır.
Bu solunum işini temsil eder.
Akım modeli akciğer kompliyansı ve havayolu rezistansına
karşı hava akımını sağlayan basıncın net etkisidir. Mekanik ventilasyon
sırasında en düşük *ortalama havayolu basıncı (mean airway pressure) ile
gaz hareketini gerçekleştirilen akım modelini bulmak çok önemlidir.
*:Ortalama havayolu basıncının en yüksek ve düşük
basınçların ortalaması olarak değil de respiratuar siklus boyunca
kaydedilen tüm basınçların ortalama değeridir.
Mekanik ventilasyon amacıyla kaç yöntem geliştirilmiştir?
Mekanik ventilasyon amacıyla başlıca üç teknik geliştirilmiştir:
-
Negatif basınçlı ventilasyon
-
Pozitif basınçlı ventilasyon
-
Yüksek frekanslı ventilasyon.
1 - NEGATİF BASINÇLI VENTİLASYON:
Negatif basınçlı ventilasyon uygulamasında solunum
kaslarının fonksiyonları taklit edilmekte ve hastanın fizyolojik
mekanizmalara göre ventilasyonuna izin verilmektedir. Tank ventilatörler veya
demir akciğer (Iron lung) bu tip ventilatörlere örnektir. Bu uygulamada
hastanın toraks bölgesi yada tüm vücudu negatif yani atmosferik basınçdan
daha düşük basınç oluşturulmak üzere hava geçirmez bir kabin ile kapatılır.
Toraks çevresinde ventilatör tarafından negatif basınç oluşturulduğunda
bu basınç göğüs duvarını geçer, intraplevral ve alveolar boşluğa yansır.
Sonuçta intrapulmoner ve intraalveolar boşluk ağız basıncına göre daha
negatif hale gelir ve solunum havası akciğerlere ulaşır. Göğüs duvarı
etrafındaki negatif basınç kaldırılınca bu kez ekspirasyon meydana gelir
ve akciğerlerin normal elastik büzüşmesi ile havanın dışarı doğru akımı
sağlanır (Şekil 4 - 3).
Şekil 4 - 3: Negatif basınçlı ventilasyon örneği
2 - POZİTİF BASINÇLI VENTİLASYON (PPV):
Bu tür ventilasyon endotrakeal entübasyon veya
trakeostomi ile sağlanan bir yapay havayolu aracılığıyla akciğerlere
belirli bir basınçta gaz akımı sağlanması prensibine dayanmaktadır.
Pozitif basınçlı ventilatörler hastanın akciğerlerine hava yollanmaya başladığında
basınç değeri ağızda pozitif, alveolde ise sıfırdır. Böylece oluşan
bir basınç gradiyenti ile solunum havası alveollere ulaştırılır. Bu amaçla
üst havayollarında oluşturulan insuflasyon basıncı, akciğer ve göğüs
duvarının elastik büzüşmesi ve havayolu direncini yenmek için gerekli basınçların
toplamına eşittir. Böylece alveollerde progressiv olarak pozitif bir basınç
meydana gelmektedir. Bu sırada oluşan pozitif alveoler basınç visseral
plevraya da yansımakta ve inspirasyon sonunda intraplevral boşluk basıncı da
pozitif olmaktadır. Pozitif basınçlı ventilasyonda inspirasyon sonunda
ventilatörün pozitif basınç uygulaması durur. Bu durumda "ağız basıncı"
sıfıra düşer, alveoller basınç ise hala pozitiftir. Böylece ağız ve
alveol arasında yine bir basınç gradiyenti meydana gelir ve hava dışarı çıkar.
Ekshalasyon pasiftir ve alveoler basıncın sıfıra dönmesi ile ekspirasyon
son bulur. Günümüzde klinik uygulamada rutin olan mekanik ventilasyon tekniği
pozitif basınçlı ventilasyondur (Şekil 4 - 4).

Şekil 4- 4: Pozitif basınçlı ventilasyon örneği
3 - YÜKSEK FREKANSLI VENTİLASYON
(High Frequency Ventilation = HFV):
Yüksek frekanslı ventilasyon aslında pozitif basınçlı
ventilasyon esaslarına göre çalışan bir uygulamadır. Yalnız burada hastanın
ventilasyonu için gerekli solunum dakika volümü düşük ventilasyon volümleri
ve yüksek ventilasyon hızları kullanılarak sağlanmaktadır. Bu amaçla düzenlenmiş
3 temel model vardır:
1-Yüksek frekanslı pozitif basınçlı ventilasyon
(High frequency Pozitive Pressure Ventilation = HFPPV): Bu tür
ventilasyonda solunum sayısı 60 - 100/dakikadır.
2 - Yüksek frekanslı jet ventilasyon (High frequency
jet ventilation: HFJV) : Burada solunum sayısı 100 - 600/dakika'dır.
3 - Yüksek frekanslı ossilasyon (High frequency
ossilation: HFO): Frekans dakikada 1000'in üzerinde yaklaşık
4000/dakika'dır.
Bu ventilasyon modları genelde özel hasta grupları için önerilmektedir.
Zaten başlangıçta respiratuar distresli infantlar ve bronkoplevral fistül
gibi hava kaçağı olan hastalarda kullanılmak üzere planlanmışlardır.
Kaynaklar:
1.Kirby RR,Banner MJ, Downs JB:Ventilatory support. 1st Ed.
Churchill Livingstone Inc, New York,1990,p 63.
2.Miller RD: Anesthesia. 2nd Ed.Churchill Livingstone,New
York ,1986,p 2177
3.Pillbeam SP:Mechanical ventilation: Physiological and
Clinical Application 2nd Ed St Louis, Mosby-Year book,Inc;1992, p 95.
3.Collins VJ:Principles of Anesthesiology 3rd
Ed,Lea&Febiger,USA1993,p 618.
|