VENTİLATÖR SEÇİMİ VE
KULLANIMI
Ventilatör seçimi
/ Ventilatör özellikleri
Ventilasyon
modları / Endikasyonları / Mod Ayarlanması
-
Bir ventilatör
nasıl seçilir?
Uygun tip
ventilatör seçiminde öncelikle hastaya uygulayacağımız ventilasyonun türünün
belirlenmesi gerekir. Buna göre:
a. Negatif veya
Pozitif basınçlı ventilasyon
b. Normal veya yüksek
frekanslı ventilasyon kararının verilmesi ve uygun ventilatörün
devreye sokulması gerekmektedir.
-
NEGATİF BASINÇLI
VENTİLATÖRLER’in özelliği nedir ve nezaman kullanılır?
Bu amaçla kullanılan
negatif basınçlı ventilatörler respiratuar kasların fonksiyonlarını
taklit etmekte ve hastanın fizyolojik mekanizmalara göre solunumuna izin
verilmektedirler. Negatif basınçlı ventilatörlerin klasik örneği “Iron
Lung (Demir Akciğer)” dir (Şekil 8-1). Çoğu tank ventilatörler kontrollü
ventilasyon sağlarlar ve hastanın spontan solunum eforuna izin
vermezler. Tidal volüm ancak akciğerlerin kompliyans ve rezistans özelliklerinin
izin verdiği kadarıyla toraks bölgesi üzerine uygulanan negatif basınç
miktarına bağlı olarak saptanabilir.
Negatif basınçlı
ventilatörler nörolojik nedenlerden dolayı, hipoventilasyonu olan normal akciğere
sahip hastalarda, yeterli gaz değişimini sürdürmek için iyi bir seçim
olabilir. KOAH hastalarının gece ventilasyonu içinde son derece faydalı bir
uygulamadır.
Şekil 8-1:
“Iron Lung (Demir Akciğer)” örneği
Avantajları:
Bu ventilatörler
sağlamlık, kullanım kolaylığı ve güvenlik açısından avantajlara
sahiptir. Bu yöntemde hastayı ventile etmek için yapay solunum yollarına da
ihtiyaç duyulmaz. Hastalar konuşabilir, rahatlıkla beslenebilir.
Dezavantajları:
Tank ventilatörlerin
büyük ve hantal oluşu, bronşial drenaj ve intravenöz tedavindeki zorluklar
dezavantajlardır. Bazı hastalarda toraksla birlikte abdominal bölgeye
de negatif basınç uygulanması, karın içi organların kanlanmasında
azalmayla sonuçlanır. Bu durumda kalbe venöz dönüş azalır ve CO düşer.
Bir de aşırı sekresyon veya epiglottik refleksin depresyonu durumunda
havayolu açıklığının korunması zorlaşacaktır.
"Chest
cuirass" tipi ventilatörler bu problemlerin bir kısmını kompanse
edebilirler. “Cuirass” hastanın göğsüne yerleştirilen ve abdomenin üst
kısımlarıyla da temas eden, göğsü kabuk gibi saran sert plastik giysidir.
Bununla göğüs duvarı arasında bir boşluk vardır (Şekil 8-2). Bu dizayn,
negatif basıncın yalnızca torasik bölgede meydana gelmesini sağlar. Bazı
modeller, hastanın burun deliklerindeki akım veya basınca duyarlı olarak
fonksiyon gören asiste modlara da sahiptir. Hastanın inspiratuar eforu sırasında
hava akımındaki küçük değişiklikler ventilatör tarafında saptanır ve
asiste solunum uygulanır.Cuirass tipi ventilatörler akciğerleri normal olan
ancak nörolojik nedenlerden dolayı respiratuar yetmezliği olan hastalarda
hala kullanılmaktadır.
Şekil 8-2:
“Cuirass ventilatör örneği
-
POZİTİF BASINÇLI
VENTİLATÖRLER nasıl seçilir?
Üst solunum
yolunda pozitif basınç oluşturarak inspirasyonu sağlayan ventilatörlerdir.
Bunlar ventilatör seçiminde büyük çoğunluğu oluştururlar ve temelde 2
tiptirler:
1. Volüm ayarlı
ventilatörler. Bunlar genellikle akım jeneratörleriyle çalışırlar.
2. Basınç ayarlı
ventilatörler.
Volum ayarlı
ventilatörler akım jeneratörleri tarafından oluşturulan sabit veya değişken
akım modeleri ile hasta akciğerindeki değişikliklerden bağımsız olarak
sabit tidal volüm sağlayabilme gibi bir avantaja sahiptirler. Bu tip ventilatörler
genellikle volüm yada zaman siklusludurlar. Volüm kontrollü ventilatörlerle
ventilasyon, oksijenasyon ve kompliyans, basınç sikluslu ventilatörlerle karşılaştırıldığında
çok daha iyi sağlanmaktadır. Akım jeneratörlü ventilatörler genelde
elektrik enerjisi ile çalışırlar, son derece kompleks yapıdadırlar ve
kapsamlı alarm sistemlerine sahiptirler. Son zamanlarda kompüterize ventilatörlerin
gelişimiyle bunlar akımla birlikte basınç jeneratörlerini de içerir hale
getirilmişlerdir. Asiste - kontrollü ventilasyon, SIMV, PEEP veya CPAP
yanında PSV, PCV ve MMV gibi birçok ventilasyon modunu da sağlayabilme
yetisine sahiptirler. Sabit akım, sinüs dalgası, assendan ve desendan ramp
gibi değişik akım paternlerini de sağlayabilirler.
Basınç jeneratörler
tarafından oluşturulan basınç sikluslu ventilasyonda her solunumda hastaya
ulaşan volüm miktarı akciğer özelliklerine ve inspiratuar efora bağlıdır.
Bu nedenle hastaya verilen volüm her solukta değişmektedir. Uzun süreli
kullanımlarda bu özelliğin önemle unutulmaması gerekir. Bu ventilatörlere
örnek olarak Mark 7 verilebilir. Bu tip ventilatörlerde PEEP, IMV,SIMV gibi
alternatif modlar yoktur. İnspire edilen oksijen konsantrasyonu ayarlanamaz ve
alarm sistemleri içermez.
Basınç sikluslu
ventilasyon sağlayan basınç jeneratörlerin avantajları küçük ve taşınabilir
olmaları, elektrik enerjisi gerektirmemeleri olarak sıralanabilir. Bu ventilatörler
özellikle ventilasyon desteğine ihtiyaç gösteren hastaların transportunda,
acil durumlarda, anesteziden uyanmanın geç olduğu postoperatif hastaların kısa
süreli ventilasyonunda uygun ventilatörlerdir.
-
YÜKSEK
FREKANSLI VENTİLATÖRLER’in özelliği nelerdir?
Bu tip
ventilasyonun bronkoplevral fistül gibi havayolu bütünlüğü bozulan
hastalarda veya laringoskopi, bronkoskopi gibi işlemler sırasında faydalı
olabildiğini bildirilmektedir. HFV'un erişkinde kullanımı sınırlıdır ve
deneysel çalışmalar devam etmektedir. Bu ventilasyon modu özellikle
infantlarda kullanılmaktadır.
MOD SEÇİMİ VE
VENTİLASYON MODLARI:
Ventilasyon modu
ventilatörlerin nasıl davrandığını tanımlamak için kullanılan bir
terimdir. Tarihsel gelişim içinde inspirasyonun başlamasını sağlayan yöntemler
"mod" olarak tanımlanmışlardır.
-
Pozitif basınçlı
ventilasyon pratik uygulamaya nasıl sokulur amacıyla uygulanan ventilasyon
modları nelerdir?
Ventilasyon modu
seçilirken ilk planlanması gereken total veya parsiyel solunum desteğidir.
Total ventilasyon
desteğinde kullanılan başlıca modlar IPPV (ZEEP, NEEP ve PEEP), IMV veya
SIMV ve PCV’dur. Bu modlar hastada yeterli alveoler ventilasyonu sağlamak üzere
programlanır. Parsiyel ventilasyon desteğinde ise hastanın spontan eforunu
korumak ve desteklemek üzere herhangi bir mod uygulanabilir.
ARY, total
ventilasyon desteği için primer endikasyondur. Bu süre içinde solunum işi
tamamen ventilatör tarafından gerçekleştirilir. Hastanın sistemik bulguları
kontrol altına alındıktan ve oksijenasyon problemi ortadan kalktıktan sonra
parsiyel ventilasyon uygulaması denenmelidir.
-
Pozitif basınçlı
ventilasyon amacıyla uygulanan ventilasyon modları nelerdir?
Burada pozitif
basınçlı ventilasyon sırasında uygulanan belli başlı modları klinik
kullanımları ve karşılaşılan problemler açısından tekrar değerlendirmek
doğru olacaktır:
-
KONTROLLÜ VENTİLASYON
(CMV veya IPPV )
-
ASİSTE VENTİLASYON
veya ASİSTE-KONTROLLÜ VENTİLASYON
-
ARALIKLI ZORUNLU
VENTİLASYON (INTERMITTANT MANDATORY VENTILATION) = IMV
-
Senkronize
aralIklI zorunlu ventilasyon (SyncronIzed INTERMITTANT MANDATORY
VENTILATION ) =SIMV
-
BASINÇ KONTROLLÜ
VENTİLASYON =PCV TERS ORANTILI VENTİLASYON (INVERSE RATIO VENTILATION) = IRV
-
BASINÇ DESTEKLİ
VENTİLASYON (PRESSURE SUPPORT VENTILATION) = PSV
-
ZORUNLU DAKİKA
VOLÜMLÜ VENTİLASYON (MANDATORY MINUTE VENTILATION) = MMV
-
-
PEEP ve CPAP
-
YÜKSEK FREKANSLI
VENTİLASYON (HIGH FREQUENCY VENTILATION (HFPPV)
-
YÜKSEK FREKANSLI
JET VENTİLASYON (HFJV)
-
YÜKSEK FREKANSLI
OSİLASYON (HFO)
-
KONTROLLÜ VENTİLASYON
(CMV) nasıl seçilir?
Kontrollü
ventilasyon kullanımı hastanın solunum eforunun olmadığı durumlarda en
uygun seçimdir. Burada hastaya kullanıcı tarafından belirlenen solunum hızı
ve tidal volümde pozitif basınçlı solunum uygulanır (Şekil 8-3).
Şekil
8-3:Kontrollü mekanik ventilasyon
İlaçlara bağlı
(örn.anestezi altında), serebral fonksiyon bozukluğu, spinal kord veya
periferik sinir hasarlanması, veya motor sinir paralizi nedeniyle istemli
olarak ventilasyon yapamayan hastalarda CMV endikedir. Tetanus,status
epileptikus gibi önlenemeyen nöbetlerin veya devamlı kontraksiyonların
meydana geldiği durumlarda da sedasyon ve paralizi sağlanarak CMV uygulaması,
uygun olabilir. Kafa travmalı veya nörocerrahi sonrası intrakranial basıncı
yüksek hastalarda da kontrollü mekanik ventilasyonla hiperventilasyon sağlanarak
ICP azaltılabilir.
Spontan solunumu
olan bir hastada paralizi ve sedasyon sağlanmadıkça CMV uygulaması güçtür.
Aksi takdirde karşımıza “hastanın ventilatörle uyumsuzluğu, savaşması”
gibi hiç istenmeyen bir durum çıkacak ve mekanik solutma yarardan çok
hastaya zarar verecektir.
Spontan eforun
korunması düşünülen durumlarda kontrollü ventilasyon uygulamasının en
emniyetli şekli IMV dir. Burada uygun frekans ve tidal volüm programlanırken
hastanın spontan solumasına da izin verilir.
-
ASİSTE VENTİLASYON (ASV) veya ASİSTE
KONTROLLÜ VENTİLASYON nasıl seçilir?
Eğer hastanın
solunum eforu var fakat yetersiz ise bu mod kullanılabilir. Hastanın soluk
alma gayreti sırasında meydana gelen basınç değişikliği ventilatör tarafından
saptanır. Burada tetikleme mekanizması söz konusudur yani ventilatör belli
bir negatif basınca duyarlı kılınır. Ventilatör basınç değişikliğini
tespit edildiğinde inspiratuar siklusu başlatır (Şekil 8-4). Bu modda tidal
volüm ventilatör tarafından, solunum hızı hasta tarafından belirlenir.
ASV’da ventilatörün hastanın, inspirasyon işinin % 30- 50’sini üstendiği
bilinmektedir. Ancak eğer hastanın spontan ventilasyonu aktif veya ayarlanmış
akım hızı ile hastanın solunumu uyumsuz ise “hızlı makina siklusu” oluşacaktır.
Bu durum ancak makinanın hastanın eforuna daha az duyarlı hale getirilmesi,
yani makinanın vereceği solunumu tetiklemek için gerekli basıncın daha
negatif hale getirilmesiyle düzeltilebilir. Aksi durumda ventilatör hastanın
eforuna duyarsız ise duyarlılık artırılmalıdır.
Pratikte etkin
bir asiste ventilasyon sağlamak zordur, ventilatörün çok iyi ayarlanması ve
dikkatle izlenmesi gerekir.
-
ASİSTE veya ASİSTE - KONTROLLÜ VENTİLASYON
uygulaması nasıldır?
Asiste
ventilasyon uygulanan hastalarda inspirasyon eforu yeterli olmazsa
hipoventilasyon riski artar. Bunu önlemek için uygun solunum hızı ve tidal
volüm ayarlaması ile “minumum dakika ventilasyonu” garanti
edilebilir. Bu mod asiste - kontrollü ventilasyondur. Burada kontrollü solunum
hızı hastanın solunum eforundan daha az tutulmalıdır. Asiste ve asiste
kontrollü ventilasyonda en önemli problem duyarlılıktır. Hastanın solunum
eforuna göre makina düşük değerlere (aşırı hassas) ayarlanırsa
hiperventilasyon riski artacaktır. Bu durumda respiratuar alkaloz ve oto-PEEP
kaçınılmazdır. Söz konusu istenmeyen etkilerin önlenmesinde asiste
modlarda hastanın ventilatörle uyumu ve solunum sayısının sınırlanmasında
sedatif ve narkotik uygulaması son derece etkin bir yoldur.
Şekil
8-4:Asiste-kontrollü ventilasyon
-
ARALIKLI ZORUNLU VENTİLASYON
(INTERMITTANT MANDATORY VENTILATION = IMV) nasıl seçilir?
IMV’nun
CMV’dan farkı bu modda spontan solunuma izin verilmesidir. Başlangıçta
spontan ve kontrollü solunumun bir kombinasyonu olarak tanımlanmıştır.
Ventilatöre bağlı olarak spontan soluyan hastaya, spontan solunumlardan bağımsız
olarak belirli aralıklarla önceden ayarlanmış belirli basınç veya volümde
gaz verilerek solunum yaptırılır (Şekil 8-5). Bu kontrollü solunumlar arasında
hasta ventilatör tarafından sağlanan ısıtılmış, nemlendirilmiş ve
O2'den zengin gazı spontan olarak solur.
Spontan eforu
olan hastada IMV hastanın ventilatörle mücadele etmesini önler, sedasyon ve
paralizi gereksinimini azaltır, CPAP/PEEP ile rahatlıkla kombine edilebilir.
Özellikle mekanik ventilasyon sonlandırılmasında tercih edilen bir moddur.
Mekanik solunum sayısı mümkün olduğunca düşük tutulmalıdır. Uygulama sırasında
CMV'a göre hemodinamik etkiler ve barotravma riski daha azdır, Ventialsyon /
Perfüzyon bozuklukları ve respiratuar alkaloz daha az görülür.
Şekil 8-5:Aralıklı zorunlu ventilasyon (IMV) örneği
(Spontan solunum CPAP ile destekleniyor).
-
Senkronize
aralIklI zorunlu ventilasyon (SyncronIzed INTERMITTANT MANDATORY
VENTILATION=SIMV) nasıl kullanılır?
SIMV, spontan ve
asiste ventilasyonun bir kombinasyonudur (Şekil 8-6). Bu modda da hasta
pozitif basınçlı ventilasyonlar arasında spontan solur. Önceden belirlenen
bir zaman aralığı geçtikten sonra makina hastanın inspiratuar eforuna
duyarlı hale gelir (basınç tetiklemeli). Bu intervalde oluşan ve ventilatörün
duyarlı olduğu değerde oluşan ilk inspiratuar efor zorunlu mekanik
solunumunu (basınç veya volüm kontrollü) tetikler. Eğer makinanın duyarlı
olduğu zaman aralığında inspiratuar efor oluşmazsa ventilatör IMV moduna
geçer. Bu mod devamlı akım sistemiyle kullanılmaz çünkü, mekanik solunumu
tetiklemek için gerekli havayolu basınç değişikliği devamlı akım
sistemiyle saptanamaz yada çok güçtür.
SIMV hastanın
solunum işinin arttığı durumlarda endikedir, sıklıkla mekanik
ventilasyonun sonlandırılması periyodunda kullanılır. Bu aşamada zorunlu
solunum frekansı azaltılırken hastanın solunum işinin daha büyük kısmını
üstlenmesine izin verilir.
Şekil 8-6: Senkronize aralıklı zorunlu ventilasyon
-
BASINÇ KONTROLLÜ VENTİLASYON (PCV) nasıl uygulanır?
PCV’da
inspiryum süresince havayollarına sabit bir basınç uygulanır ve genellikle,
kullanıcı tarafından önceden ayarlanan hız ve inspirasyon zamanı nedeniyle
zaman tetiklemeli bir kontrollü moddur (Şekil 8-7). Bu mod hastanın spontan
solunumuna izin verildiğinde ve duyarlılık ayarlandığında asist
ventilasyon da sağlayabilir.
PCV basınç
limitli olduğundan, belirlenen basınç seviyesine göre tidal volümün miktarı,
dağılımı hasta akciğerinin kompliyansı, rezistansı, basınç limiti
(PIP), inspirasyon zamanı ve oto PEEP seviyeleriyle değişir. Bu nedenle PCV sırasında
basınç ve ekshale edilen tidal volümün dikkatle monitörize edilmesi
gerekir.
PCV için primer
endikasyon, konvansiyonel “IPPV + PEEP” uygulamalarının effektif olmadığı,
ARDS'li hastalarda respiratuar destek sağlamaktır. Bu endikasyon
FiO2 : 1.0, PIP
> 50 cmH2O, PEEP >15 cmH2O iken konvansiyonel modlarda düşük PaO2 değerleriyle
seyreden akciğer kompliyansı yetersiz solunum yetmezliği olguları olarak
ifade edilebilir.
Klinik kullanımda
PCV’da yapılacak siklus ayarı (İ/E) normal veya ters orantılı olabilir.
Günümüzde PCV özellikle “I/E ters orantılı” (IRV)biçimde tercih
edilmektedir. Basınç kontrollü ters orantılı ventilasyon” (PCIRV) sırasında
oksijenasyon ve gaz değişiminin iyileştiği, PIP ve PEEP değerlerinin azaldığı,
ortalama havayolu basıncının arttığı ve VE'u azaldığı gösterilmiştir.
Ancak bu mod hasta için son derece rahatsız edicidir, sedasyon ve paralizi ile
kontrollü ventilasyon önerilmektedir.
PCV sırasında
başlıca yan etkiler venöz dönüşte ve kardiyak debide azalma ile barotravma
riskidir. PCV sırasında bir problemde özellikle PCIRV sırasında intrensik
(oto) PEEP gelişme riskidir. Bu durumda alveolar basıncın artacağı
unutulmamalıdır. “Oto- PEEP” ventilatörde yükselmiş “baseline
basıncı” olarak saptanamaz, ölçüm için spesifik yöntemler kullanılmalıdır
ve yeteri kadar önem verilmezse ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
Şekil
8-7:Basınç kontrollü ventilasyon
-
TERS ORANTILI VENTİLASYON (INVERSE RATIO
VENTILATION
( IRV) nasıl uygulanır?
Bu teknikte
inspiryum / ekspiryum (İ / E) oranı fizyolojik 1 / 2 oranından daha büyük
oranlara artırılabilir (2/1 - 4/1 gibi). Amaç; daha iyi alveolar ventilasyon
ile daha iyi oksijenasyon sağlarken “Pik havayolu basıncı”nı da düşürebilmektir.
Bir önemli nokta da IRV eğer volüm kontrollü olarak kullanılacaksa akım hızı
düşürülerek yada inspirasyon sonunda bir duraklama periyodu eklenerek
inspirasyon zamanının uzatılabileceğidir
Şekil 8-8:Ters
orantılı ventilasyon
-
BASINÇ DESTEKLİ
VENTİLASYON (PRESSURE SUPPORT VENTILATION = PSV) ne demektir?
PSV daima hastanın
inspiratuar eforuyla basınç tetiklemeli olarak çalışan bir asiste
ventilasyon modudur. PSV’da inspiryum süresince havayollarına sabit bir basınç
uygulanır. Bu modda kullanıcı inspirasyon için istenilen basınç limitini
ayarlar (Şekil 8-7). Hastaya ulaşan tidal volüm ;kompliyans, rezistans, PIP
ve hasta eforunun derecesiyle değişir. PSV kullanımı sırasında önemli bir
nokta bu modun aslında akım sikluslu olduğudur yani inspiryum belirli akım hızına
ulaşıldığında sonlanmaktadır.
Yeni bir
ventilasyon modu olan PSV’nin kullanım endikasyonları şu şekilde sıralanabilir:
1) Endotrakeal tüple
spontan soluyan yada CPAP uygulanan hastada, istemli valv sisteminin yaratacağı
işi hafifletmek veya endotrakeal tüp yada ventilatörün rezistansını yenmek
için kullanılabilir.
2) IMV ve SIMV
ile birlikte, spontan solunum sırasında ventilatöre ait rezistansı yenmek için
kullanılabilir.
3) Özellikle
mekanik ventilasyonu sonlandırma aşamasında hastanın her solunumunu
desteklemek için asiste mod olarak kullanılabilir. Bu endikasyonda hastanın
solunum ritminden ve akciğer koşullarından emin olmak gerekir.
Buna göre
endotrakeal tüple spontan soluyan veya IMV, SIMV, CPAP uygulanan bir hastada
PSV kullanıldığı zaman respiratuar kasların iş yükünü azaltmak için
uygun basınç desteğinin (PSVmax) ayarlanması gerekir. Bu değer genelde
10-12 ml/kg VT sağlamak için gerekli basınç seviyesidir. Bazen PSVmax için
40 cmH2O gibi yüksek bir seviyeye de ulaşabilir. PSV sırasında yan etkiler
basınç uygulamasına bağlı olarak PCV’na benzemektedir.
Şekil 8-9:basınç destekli ventilasyon
-
ZORUNLU DAKİKA
VOLÜMLÜ VENTİLASYON (MANDATORY MINUTE VENTILATION = MMV) nasıl uygulanır?
Bu modda kullanıcı
ventilatörde dakika ventilasyonunu ayarlar. Hastanın VE'unu tamamlayamadığı
durumda ventilatör devreye girerek, hastaya önceden saptanmış dakika
ventilasyonunu sağlar. Bu destek ventilatörün özelliğine bağlı olarak basınç
yada volüm kontrollü solunum şeklinde sağlanır. MMV genellikle mekanik
ventilasyonun sonlandırılması periyodunda kullanılır.
-
AIRWAY RELEASE VENTILATION (APRV) nasıl uygulanır?
APRV, halen yalnız
“IRISA” ventilatörler de mevcuttur. PCIRV’ye benzer dalga formu oluşturur.
APRV, PCIRV'dan daha düşük PIP gerektirir fakat daha yüksek “ortalama
havayolu basıncı” oluşturur. Arteriyel kan gazı sonuçları ve hemodinamik
veriler açısından iki mod arasında önemli fark yoktur. APRV henüz rutin
klinik uygulama değildir.
1987 yıllında
Dr.Christine Stock ve John B. Down tarafından geliştirilmiştir. Temelde
"sürekli pozitif havayolu basıncı" (Continue Positive Airway
pressure = CPAP) ile spontan solunum uygulamasından uyarlanmıştır. APRV sırasında
havayollarına uygulanan pozitif basınç periyodik olarak daha düşük
bir basınca serbestleştirilmekte ve bu noktada akciğerin pasif olarak
deflasyonuna izin verilmektedir. Gevşeme (Release) zamanı 1 - 2 saniyeden daha
uzun değildir. APRV daha düşük havayolu basınçlarında oksijenasyonu iyileştirmeye
yardım etmek için alternatif bir mod olabilir (Şekil 8-10).
Şekil 8-10: APRV örneği
-
PEEP VE CPAP endikasyonları nelerdir?
Günümüzde
mekanik ventilasyon sırasında veya spontan soluyan hastalarda oksijenasyonun
iyileştirilmesinde PEEP ve CPAP kullanımı rutin bir yöntemdir. PEEP ve CPAP
uygulamasında temel amaç, normal pH’da, kardiyak fonksiyonlar korunurken
inspire edilen O2'ni % 40’ın altına düşürerek PaO2için > 60 mmHg değerini
sağlamak ve doku oksijenasyonunu iyileştirmek olarak özetlenebilir.
Günümüzde özellikle
postoperatif atelektazinin önlenmesinde ve ARDS'nin erken dönemlerinde CPAP
uygulaması ilk tercih edilen solunum desteğidir. Maske ile uygulanan CPAP sürekli
veya periyodik olarak yapılabilir. Ancak sürekli pozitif basınç uygulamasının
rahatsızlık hissine, mide distansiyonu ve regürjitasyona sebep olabileceği
unutulmamalıdır.
Modern anlamda
PEEP uygulaması ARDS konusundaki araştırmalarla ağırlık kazanmıştır.
Bugün refrakter hipoksemi, artmış intrapulmoner şant, azalmış fonksiyonel
rezidüel kapasite ve kompliyansa sahip ciddi solunum yetmezliği olgularında
PEEP ile oksijenasyonun iyileştiği bir gerçektir.
PEEP ve CPAP
uygulaması çeşitli terimlerle ifade edilmektedir: Örneğin; spontan solunum
sırasında inspirasyon ve ekspirasyonda pozitif havayolu basıncı kullanılmasına
“sürekli pozitif basınçlı solunum (continue positive pressure
breating=CPPB)” veya “CPAP” denilmektedir. Bu terimler inspirasyon ve
ekspirasyon sonunda havayolunda pozitif basınç olduğunu ifade eder. Spontan
solunum sırasında, atmosferik veya subatmosferik spontan pik inspiratuar basınçdan
sonra PEEP uygulanmasına spontan PEEP (sPEEP) ve ekspiratuar pozitif havayolu
basıncı (expiratory positive airway pressure=EPAP) adı verilir. Spontan
solunum modları ile mekanik ventilasyon modları kombine edilecek olursa
“IMV/CPAP, IMV/sPEEP” gibi ifade edilmektedir. Mekanik ventilasyon sırasında
örneğin asiste veya kontrollü mod ile PEEP kullanılması halinde, PEEP'li
intermittent pozitif basınçlı ventilasyon (IPPV/PEEP) veya sürekli pozitif
basınçlı ventilasyon (CPPV) terimleri de kullanılabilir (Şekil
30-A-B-C).
Özellikle akut
diffüz akciğer patolojisi olan hastalarda uygulanan PEEP akciğer kompliyansını
düzeltmek, FRC'yi arttırmak, gaz dağılımının eşit olmasını sağlamak,
atelektazileri açmak, alveol ve kapillerler arasındaki O2 gradyentini yükseltmek,
arteriyel oksijenasyonu düzenlemek ve alveolar - interstisyel sıvıyı
perialveolar kapillere çekmek gibi önemli avantajlara sahiptir.
Mekanik
ventilasyon sırasında PEEP endikasyonları şu şekilde özetlenebilir:
-
FiO2> 0.80
olduğu halde PaO2<60 mmHg olması
-
FiO2 :1.0 iken
P(A-a)O2>300 olması
-
Refraktör
hipoksemi mevcudiyeti (FiO2'nin %20 artırılmasına rağmen PaO2'deki artış
< 10 mmHg)
-
Qs/Qt>% 30
-
Düşük FRC
ile tekrarlayan atelektazi.
-
Azalmış akciğer
kompliyansı.
CPAP ve PEEP için
spesifik klinik endikasyonlar da şu şekilde sıralanabilir:
-
ARDS
-
Hiyalen
membran hastalığı.
-
Çocuk ve erişkinde
kardiyojenik pulmoner ödem.
-
Postoperatif
atelektazilerin tedavisi.
-
Bilateral diffüz
pnömoni.
Bugün PEEP veya
CPAP kullanılması ile FiO2'nin azaltılması sağlanırken yüksek O2 düzeylerine
bağlı komplikasyonlarında önlendiği bir gerçektir. Ancak pnömotoraks
olgularında PEEP ve CPAP kesin kontrendikedir. Yine bronkoplevral fistül veya
diğer tip barotravmalı hastalarda PEEP ve CPAP dikkatle kullanılmalıdır. İntrakranial
basıncı yüksek hastalarda PEEP ve CPAP intrakranial basıncı arttıracakları
için kullanımları tartışmalıdır. Ancak özellikle şiddetli
hipoksemik hastalarda PEEP kullanımını kaçınılmazdır. Bu durumda
intrakranial basınç monitörize edilerek PEEP uygulanabilir. Kompliyansın
veya FRC’nin arttığı amfizem gibi hipoksemik hastalarda da PEEP tedavisi
uygun değildir. Hipovolemi de PEEP ve CPAP için rölatif kontrendikasyon oluşturur.
Hipovolemi başta olmak üzere tüm şok olgularında PEEP uygulaması
kardiyak debideki düşüşü arttırır. Bu durumda PEEP uygulaması volüm
genişleticiler ve inotropik ajanlarla desteklenmelidir.Tek taraflı taraflı
akciğer hastalıklarının da PEEP ve CPAP için rölatif kontrendikasyon oluşturduğu
unutulmamalıdır.
-
PEEP uygulaması
tehlikeli midir? Organizma üzerine yan etkileri var mıdır?
Organizmada PEEP
kullanımına ilişkin başlıca yan etkiler kısaca şöyle sıralanabilir:
1) Kardiyovasküler
depresyona sebep olur: Kardiyak debi düşer. Doku oksijen sunumu azalır. Çünkü
PEEP intratorasik basıncı arttırarak veya sürekli yüksek tutarak;
-
Transmural basıncı
etkiler
-
Sağ ventrikül
fonksiyonunu etkiler
-
Sağdan sola
interventriküler septum şifti oluşur.
-
Sol ventriküler
fonksiyonunu etkiler
-
Endokardiyal kan
akımı azalır.
-
Kalp üzerine
etkili nöral ve humoral etkiler belirginleşir.
2) Akciğer
hasarlanması, barotravmaya sebep olur: PEEP basınç etkisi ile;
-
Alveolar
hasarlanma yapar,
-
Subkutanöz
amfizeme sebep olur,
-
Pnömotoraks, pnömomediastinum,
pnömoperikardiuma neden olabilir.
3) Renal
fonksiyonları deprese eder: Çünkü özellikle kardiyak debideki azalma ile
-
İdrar üretimini
azalır,
-
Renal perfüzyon
azalır daha önemlisi renal kan dağılımı değişir,
-
Atrial natriüretik
peptid düzeyi düşer.
4) İntraplevral
basınç artışı ve kalbe dönen kan volümünün azalması ile serebral perfüzyon
basıncı düşer ve intrakranial basınçartışına sebep olur.
-
Optimal PEEP ne
demektir?
Doku oksijen
sunumunun, fonksiyonel rezidüel kapasitenin ve kompliyans arttığı, şantın
azaldığı ancak venöz dönüş, kardiyak debi azalması ve barotravma gibi
yan etkilerin minimum olduğu maksimum PEEP düzeyidir. Optimum PEEP'i
saptamak için birtakım kriterler mevcuttur fakat en önemli kriter PaO2'dir.
Ortalama PEEP değeri 5-10 cmH2O ve maksimun PEEP değeri >20 cmH20 olarak
kabul edilirken optimal PEEP genellikle “10-15 cmH2O” basınç değerine eşittir.
Optimum değerin üzerindeki basınç değerleri alveollerin aşırı
distansiyonuna, ölü mesafenin artmasına ve kompliyansın azalmasına öncülük
eder.
-
YÜKSEK FREKANSLI VENTİLASYON (HIGH FREQUENCY
VENTILATION)= HFV nasıl uygulanır?
Bu yöntemin
temel özelliği, mekanik ventilasyon sırasında yeterli ventilasyon ve
oksijenasyonu sağlanırken hemodinami üzerine olabilecek olumsuz etkileri önlemektir.
HFV sırasında düşük tidal volümlerin (<2-4 ml/kg) kullanılmasıyla
toraks içi basınç değişiklikleri minimum olacak ve hemodinamik etkileşim
IPPV uygulamalarına aza indirilecektir. Yine barotravma etkisinin görülmemesi,
spontan solunumla kombine edilebilmesi, sedatif ve kas gevşetici gerekmemesi,
bu yöntemin avantajlarıdır. Burada FRC'nin artışıyla PEEP etkisi de oluşturulabilmektedir.
HFV için 3 Mod
vardır :
-
HFPPV:
60-100 soluk/dakikalık frekanslar kullanılır. Yüksek frekans uygulayabilen
klasik pozitif basınçlı ventilatörlerle de uygulanabilir.
-
HFJV : 100-600
soluk/dakikalık frekanslar uygulanır. O2 veya O2+hava karışımı krikotiroid
seviyeden, trakeaya sokulan dar kanülle veya endotrakeal tüpün ucuna bağlanarak
direk trakeaya verilir.
-
HFO : Havayolu
içiresinde gazın ileri geri hareketini sağlayan bir alet yardımıyla uygulanır.
1400-4000soluk/dakikalık titreşimler verilerek ekpansiyonun ve gaz değişiminin
sağlandığı bildirilmektedir.
HFV; düşük
havayolu basıncı gerektiren durumlarda, direkt laringoskopi bronkoskopi sırasında
solunumu sağlamak için veya hastanın hareket etmemesi gereken durumlarda (örneğin
şok dalgası ile litotripsi uygulaması esnasında) kullanılabilir. Yine HFJV
bronkoplevral fistül gibi gaz kaçağının olduğu, barotravma riskinin
bulunduğu olgularda da güvenle kullanılmaktadır. Trakeobronşial
aspirasyonda hipoksiyi önlemek için de önerilmektedir
Ancak özellikle
çocuklarda HFV sırasında solunum gazları ısıtılmadan verilirse hipotermi
geliştiği bildirilmektedir. Yine nemlendirme yetersiz ise havayolu travmaları
meydana gelebilmektedir. HFV’da dakika ventilasyonu fazla ise hipotansiyon da
gelişebilir. Havayolu darlığı olanda ekshalasyonun iyi olmaması yüksek
seviyede PEEP ile sonuçlanabilir. Yine perkütan kateterin yanlış yerleştirilirmesi
halinde pnömonediastinum ve pnömotoraks gelişebilme ihtimali de vardır.
Kaynaklar:
Shapiro BA, cane
RD: The IMV-AMV controversy:A plea for clarification and redirection Crit Care
Med 12:472,1984.
Perruzi WT: Full
and partial ventilatory support: The significance of ventilator mode
(editorial).Respir Care 35:174,1990.
Collins
VJ:Principles of Anesthesiology 3rd Ed,Lea&Febiger,USA1993,p618.
Hunter AR:The
classification of respirators.Anaesthesia 16:231,1961.
Holtakers TR,
Loosborck LM, Gracey DR: The use of the chest cuirass in respiratory failure of
neurologic orgin. Resp Care 27:271,1982.
MacIntyre NR,
leatherman NE: Ventilatory muscle loads and the frequency-tidal volume pattern
during inspiratory perssure-assited(pressure supported)ventilation.Am Rev Resp
Dis 141:327,1990.Man GCW, Jones RL, McDonald GF,et al: Primary alveoler
hypoventilation managed by negative-pressure ventilators.Chest 76:219,1979.
Sperman
CB:Appropriate ventialtor selection:In Kacmarek RM, Stoller JK:Current
Respiratory Care. BC Decker Inc, Philadelphia,1988,p123.
Downs JB, et al:
Intermittent mandatory ventilation :A new approach to weaning patients from
mechanical ventilation. Chest 64:331,1973.
Hodgkin JE,
Bowser MA, Burton GG: Respiratory weaning Crit Care Med 2:96,1974.
Suter PM, Fairley
HB, Isenberg MD: Effect of tidal volume and positive end expiratory pressure on
compliance during mechanical ventilation. Chest 73:158,1978.
Rossi a,
Gottfried SB, Zocchi L, et al:Measurement of static compliance of the total
respiratory system in patients with acute respiratory failure during mechanical
ventilation. The effect of intrinsic positive end-expiratory pressure. Am Rev
Resp Dis 131:672,1985.
Rau JJ, Shelledy
DC:The effect of varing inspiratory flow waveforms on peak and mean airway
pressure with time-cycled volume ventilator:A bench of study. Resp Care
36:347,1991.
Primiamo FP,
Chatburn RL, Lough MD:Mean airway pressure:Theoretical considerations.crit Care
Med 10:378,1982.
Kacmareck
RM:Pints of view:presure support Respir Care 34:136,1989.
Marini JJ, capps
JS, Culver BH:the inspiratory work of breathing during assited mechanical
ventilation.Chest 87:612,1985.
Tokioka H, Saito
S, Kosaka F: Effect of pressure support ventilation on breathing patterns and
respiratory work.Intensive Care Med 15:491,1989.
Shapiro BA, Cane
RD, Harrison RA,et al: Changes in intrapulmonary shunting with administration of
100 percent oxygen.Chest 77:138,1980.
Perel A, Stock
MC:Handbook of mechanical ventilatory support 1st Ed Williams and Wilkins
Philadelphia,1992,p.81.
|