|















 |
|
ANATOMİ
Çölyak pleksus birinci lomber vertebranın
üst kısmı hizasında bulunur ve sinir liflerinin oluşturduğu sık bir ağ
örgüsü ile birbirine bağlanan iki (sağ ve sol) çölyak gangliondan oluşur.
Pleksus, superior mezenterik arterin kaidesi ile çölyak arterin etrafını
sarar. Çölyak pleksus, periton, mide ve bursa omentalisin arkasında,
diafragma krurası ve abdominal aorta başlangıcının önünde ve surrenal
bezler arasındaki areolar dokuda uzanır. Pleksus ve ganglionlar her iki tarafın
büyük ve küçük splanknik sinirlerini ve sağ vagustan gelen bazı lifleri
alır. Çölyak pleksus diafragma, karaciğer, dalak, mide, surrenal bez, böbrek,
spermatik kord, abdominal aorta ve mezentere ikinci bir pleksus verir.
ENDİKASYONLARI
İLAÇLAR
TEKNİK
Hasta yüzüstü (prone) pozisyonda yatırılır,
kolları ile masayı kavraması istenir ve karnın altına kostalar ile iliak çıkıntılar
arasına bir yastık yerleştirilir. Bacaklar topukdan kalçaya kadar bandajlanmalıdır.
-
Enjeksiyon noktalarının
belirlenmesi
-
İliak krestler arasında (iki posterior iliak çıkıntıyı
birleştiren) düz bir hat çizilir. Bu hat dördüncü lomber vertebranın (L4)
spinöz çıkıntısından veya dört ve beşinci lomber vertebralar arasındaki
aralıktan (L4 - L5 arası dördüncü lomber aralık) geçer.
-
Bu aralıktan itibaren onikinci torasik ve birinci lomber vertebranın spinöz çıkıntıları
belirlenir. Çölyak pleksus birinci lomber vertebra spinasının üst
kenarı hizasında prevertebral aralıkta uzanır.
-
Onikinci torasik ve birinci lomber
vertebranın spinöz çıkıntıları işaretlenir.
Her
iki tarafta spinöz çıkıntılardan 6 - 8 cm uzakta birbirine ve orta
hatta paralel iki hat çizilir (interkostal blok uygulamasında da aynı
hatlar çizilir). Bu hatların her iki tarafta 12. kostanın alt kenarı ile
kesiştiği noktalar işaretlenir.
-
Bu noktalar ile birinci lomber
vertebra spinöz çıkıntısının üst kenarı bir hat ile birleştirilir. Böylece bir
üçgen oluşturulur. Üçgenin kenarları çölyak pleksus blokajında iğnenin
takip edeceği yolu gösterir.
-
Hastanın sırtı aseptik olarak hazırlanır ve örtülür.
Anesteziyolog blok uygulanacak olan
tarafta ayakta durur.
-
10 - 12,5 cm uzunluğunda,
20 numara iğne ile onikinci kostanın alt köşesinde
işaretlenmiş olan noktadan ciltle 45 derecelik bir açı yapacak şekilde
girilir ve çizilmiş olan üçgenin yan kenarı yönünde birinci
lomber vertebra gövdesinin üst kısmına temas edinceye kadar yavaş yavaş
ilerletilir. İğnenin derinliği not edilir.
-
İğne geri çekilerek iğne gövdesi
ile cilt arasındaki açı hafifçe artırılır, (60 - 70 derece gibi) ve
yeniden kemiğe değinceye kadar ilerletilir. Bu manevra iğnenin vertebra
korpusunu yalayarak geçtiği hissedilene kadar her seferinde açı biraz
daha artırılarak tekrarlanır. İğnenin korpusu yalayarak geçtiği
hissedildikten sonra iğne 1,5 cm ilerletilir. İğne artık çölyak
pleksusun içinde bulunduğu prevertebral areolar doku içinde uzanmaktadır.
Normal hastalarda ciltten çölyak pleksusa kadar olan mesafe genellikle 9 -
10 cm arasındadır.
-
İğnenin baş kısmı serbest elin baş
ve işaret parmakları ile tutulurken enjektör iğneye tesbit edilir ve aspirasyon testini takiben 25 ml
lokal anestetik solüsyon enjekte edilir. İğne doğru yerleştirildiğinde
lokal anestetiğin enjeksiyonuna karşı bir direnç oluşmaz.
-
Diğer tarafta aynı yolla bloke
edilir (çölyak pleksus blokunda yalnızca tek bir iğnenin yerleştirilmesi
genellikle yeterlidir. Bunun için uygun bir volüm
- 50 - 60 ml - enjekte edilmelidir. Etkinin çabuk
başlaması ve tam bir blok için çölyak pleksus bilateral yaklaşımla
bloke edilir).
Çölyak pleksus bloku sırasında iğnenin böbrek
veya diğer visseral yapıları delip delmediği sıklıkla sorulur. Ancak, bu
organların delinmesi ile oluşan komplikasyonlar minimaldir veya tanımlanamaz.
Moore, çölyak pleksus blokundan dolayı ne kendi uygulamasında ne de literatürde
kanlı idrar, peritonit veya hemoperitoneum görmediğini bildirir.
ANALJEZİ
Pelvik visseral yapılar dışındaki
(sigmoid kolon, rektum, mesane ve genital organlar) abdominal visseral yapılarda
anestezi oluşur.
KOMPLİKASYONLAR
-
Sistemik
toksik reaksiyon (intravasküler enjeksiyon)
-
Pnömotoraks
-
Subaraknoid enjeksiyon: İğnenin
yanlış yerleştirilmesi ile subaraknoid aralığa girilebilir. Bu durumda
iğne geri çekilir ve prevertebral bölgeye yerleştirilir.
-
Hipotansiyon: Blokun
tamamlanmasının ardından genellikle kan basıncı önemli derecede düşer.
Sistolik basınçtaki düşüş diastolik basınçtan daha fazladır. Bu düşüş
hastaların % 80' ninde görülür ve tedavi edilmezse endişeye neden olur.
Hipotansiyon vazokonstriktör ajanlarla kolaylıkla tedavi edilebilir. En
tatmin edici yöntem drip fenilefrin uygulamasıdır.
KONTRENDİKASYONLAR
Oluşturduğu hipotansiyon nedeni ile;
LİNKLER
|
|




|