|















 |
|
ANATOMİ
Epidural blok, omurganın servikal, torasik veya lomber bölgesinde
epidural aralık içine lokal anestetik solüsyonun enjeksiyonu ile oluşur. ilacın etki
yeri spinal sinirin intervertebral forameni terk ettiği noktadır. Lokal
anestetik solüsyon bu noktada siniri çevreleyen dokuya penetre olabilecek kadar yüksek konsantrasyon
ve volümde olmalıdır.
Epidural aralık bir tarafta duramater, diğer tarafta
ligamentler ve vertebral kanalı çevreleyen periosteum arasında foramen
magnumdan sakrokoksigeal membrana kadar uzanır. Duranın iki tabakası üstte
foramen magnumda kafatasına yapışarak aralığın beyin ile ilişkisini
keserken altta da ikinci sakral vertebra (S2) seviyesinde sakrokoksigeal
membrana yapışır (Resim 1). Bu durum epidural aralığın vertebral kanal içinde kapalı
bir boşluk olmasını sağlar.
Epidural aralığın içi zayıf bağ dokusu, kan
damarları ve lenfatiklerle doludur. Ancak aralık içine enjekte edilen bir solüsyon
bu anatomik yapılar arasından yukarı ve aşağıya doğru geçebilir.
Arteriyel destek zayıf olmasına karşın çok fazla miktarda venöz pleksus
vardır ve bunlar esas olarak epidural aralığın lateralinde yer alır.
ENDİKASYONLARI
Devamlı epidural blok, epidural blok endikasyonu olan,
ancak tek doz uygulaması ile analjezi süresinin yetersiz kalacağı düşünülen
durumlarda uygulanabilir.
İLAÇLAR
-
Lidokain: % 1 - 1,5 (5 - 20 ml).
-
Bupivakain: % 0,25 - 0,50 (5 - 20 ml).
Devamlı epidural blok ağrı tedavisi amacıyla 36 saat veya
daha uzun süre uygulandığında lokal anestetik ajana karşı taşiflaksi
oluşabilir. Bu nedenle sempatik blok veya ağrı tedavisi amacıyla uygulanan
devamlı epidural blokta başlangıçta lidokain veya bupivakainin en düşük
konsantrasyonları kullanılmalıdır. Taşiflaksi geliştiğinde ya
konsantrasyon artırılmalı ya da başka bir lokal anestetik ajana geçilmelidir.
Kontinü epidural blok uygulamasında taşiflaksi olasılığı en az olan lokal
anestetik bupivakaindir. Bu yöntemde tercih edilmesinin bir nedeni de bu özelliğidir.
TEKNİK
Künt uçlu iğne (Crawford iğnesi) torasik
epidural katater uygulamasında kullanılır (torasik bölgede vertebra spinöz
çıkıntıları orta hattan yaklaşımı zorlaştıracak derecede eğimlidir). Lomber
yaklaşımda eğri ve keskin uçlu Touhy iğnesi tercih edilir.
Yan pozisyon (lateral dekubitus)
En fazla tercih edilen pozisyondur. Hasta için
kolaydır ve bir yardımcı gerektirmez. Hasta sağ veya sol yanına
yatarak dizlerini midesine doğru çeker, baş küçük bir yastığın üstünde
fleksiyonda tutulur, üstteki kol göğüs üzerinde uzanırken altta
kalan kol vücutla dik bir açı yapacak şekilde başın altına konur.
Omurga spinöz çıkıntıları masaya paralel konumda olmalı ve
intervertebral aralıkların açılabilmesi için sırt fleksiyona
getirilmelidir. Eğer hastayı bu pozisyonda tutmak için bir yardımcı
yoksa o zaman, hastadan iki eli ile bacaklarını veya boynunu kavraması
istenerek pozisyonun sabit kalması sağlanır (Şekil 1,
Resim 2).
-
Yan pozisyonda önemli noktalar:
-
Kadın ve erkeklerde kalça yapısındaki farklılıklar
nedeniyle kolumna vertebralisin pozisyonu değişebilir (Şekil 1).
Bu durum girişim sırasında iğnenin yönlendirilmesi ve blok düzeyini
etkiler.
-
Şişman hastalarda, enjeksiyon yeri olarak işaretlenen
cilt noktası cilt altı yağ dokusunun ağırlığı ile orta hattın
2 - 4 cm altına çekilebilir. Girişim sırasında, spinöz çıkıntılar
palpe edilerek intervertebral aralık ve enjeksiyon noktası yeniden
belirlenmelidir.
Oturur pozisyon
Hasta, masanın kenarında bacaklar masadan aşağı
sarkıtılmış, ayaklarının altına bir tabure konmuş, çene sternuma
değecek şekilde baş fleksiyona getirilmiş ve kollar üst karın bölgesinde
birbirine sarılmış olarak oturtulur (Şekil 2). Bir yardımcı
hastanın masadan düşmesini önlemek ve pozisyonunun korunmasını sağlamak
üzere hastanın yanında durmalıdır.
Oturur pozisyon intertorakanterik kırığı olan
bu nedenle yan yatmakta zorlanan hastalarda tercih edilmelidir.
-
Enjeksiyon noktasının belirlenmesi
-
Öncelikle iki iliak kresti birleştiren düz bir hat
çizilir. Bu hat, dördüncü lomber vertebranın (L4) spinöz çıkıntısından
veya dört ve beşinci lomber vertebralar arasındaki aralıktan (L4 - L5 arası
dördüncü
lomber aralık) geçer (Resim 3). Bu noktadan itibaren başa doğru sayılarak istenilen
intervertebral aralık kolaylıkla saptanabilir. Anatomik olarak epidural aralığın en geniş olduğu bölge
ikinci lomber aralık seviyesidir (L2 - 3).
-
Epidural blokta T12 - L5 arasındaki aralıklar
tercih edilmelidir. Çünkü lomber vertebraların spinöz
çıkıntıları daha geniş bir açı oluşturur.
- Bölge aseptik olarak temizlenir ve örtülür
(Resim
4).
Anesteziyolog girişim sırasında, uygun bir yüksekliğe ayarlanmış
olan bir tabureye oturur ve uygulamayı bu pozisyonda yapar. Ayakta ve eğilerek
yapılan girişimde iğneye hakim olmak ve lokalizasyonu ayarlamak zordur.
Seçilen intervertebral aralıkta enjeksiyon noktasında cit, cilt altı
ve interspinöz
ligament içine kadar olan alanda 3 - 5 ml lokal anestetikle lokal
anestezi sağlanır (Resim 5).
- Epidural iğnenin (16 - 18) kolayca geçebileceği
bir yol açmak amacıyla tercihen ucu kapalı, yol gösterici kalın bir iğne
(18 no) ile girilerek bir yol oluşturulur. Bu uygulama bir cilt plağı veya cilt bakterilerinin spinal iğne
tarafından subaraknoid aralığa taşınmasını önler.
- Epidural iğne baş kısmında başparmak
mandrene hafif bir bası yapacak ve iğne gövdesi işaret parmağı ile orta
parmak arasında olacak şekilde tutularak yol göstericinin açtığı yoldan
interspinöz ligamente kadar 3 - 4 cm) ilerletilir (Resim 6). İğnenin ilerletilmesi ve kademelerin geçilmesi sırasında
istem dışı ani bir ilerlemeyi önlemek amacı ile yüzük parmağı ve küçük
parmak hastanın sırtına temas ettirilerek iğnenin kontrol edilmesi sağlanır.
-
İğnenin epidural aralığa girdiği iki temel yöntemden
biri kullanılarak saptanır. Bu yöntemler:
-
Epidural aralıktaki negatif
basıncın saptanmasına dayanan negatif basınç yöntemi,
-
İğnenin
ligamentum flavumu geçip epidural aralığa girmesi ile ortaya çıkan direnç
kaybının saptanması (direnç kaybı yöntemi). Moore, direnç kaybı yöntemini
tercih eder.
Negatif basınç yöntemi
-
Bu yöntemde, interspinöz
ligamente kadar ilerletilen iğnenin mandreni çıkarılarak baş
kısmına bir damla lokal anestetik solüsyon yerleştirilir. Bu teknik «asılı
damla tekniği» olarak da bilinir. Bundan sonra iğne
ligamentum flavum hissedilene kadar yavaş yavaş ilerletilir. Ligamentin geçilmesinden
sonra iğnenin baş kısmındaki sıvı damlasının epidural aralıktaki
negatif basıncın etkisiyle emildiği görülür.
Direnç kaybı yöntemi
- Bu yöntemde interspinöz
ligamente kadar ilerletilen iğnenin mandreni çıkarılır ve 3-5 ml serum
fizyolojik çekilmiş olan bir enjektör iğneye tesbit edilir. Sol elin baş ve işaret
parmakları ile iğne baş kısmından tutulurken diğer parmaklar ve el sırtı
hastanın sırtına dayanır. Sağ elin baş parmağı ile enjektör pistonuna
hafif ancak kesintisiz bir basınç uygulanarak sol elin yardımı ile iğne
ilerletilir (Resim 7). İğne ligamentum flavuma ulaştığında enjektörde hissedilen direnç
artar, enjeksiyon çok zorlaşır. İğne,
epidural aralığa girdiği anda enjektör içeriği hızla boşalır. Bu
durumda pistona uygulanan basınca son verilir ve iğnenin ileri
doğru ilerletilmesi durdurulur.
-
Epidural aralığa girildikten sonra
dikkatli bir aspirasyon testi yapılır. Eğer spinal sıvı veya kan gözlenmiyorsa
uygulamaya devam edilir. Eğer kan saptanırsa, girişim bir üst veya bir alt
aralıktan tekrarlanabilir. Yine kan gözlenirse bu durumda ya iğne
subaraknoid aralığa ilerletilir tek doz veya devamlı spinal blok uygulanır
ya da genel anesteziye geçilir.
-
Eğer spinal sıvı saptanırsa, anesteziyolog spinal
blok uygulayabilir, girişimi tekrarlayabilir veya genel anesteziye geçebilir.
Böyle bir durumda girişimin aynı aralık veya başka bir aralıktan
tekrarlanması halinde lokal anestetik solüsyon durada oluşan delikten
subaraknoid aralığa geçerek total veya yüksek spinal blok oluşturabilir.
-
Ne kan ne de spinal sıvı gelmediği saptandıktan
sonra rebound testi uygulanır. Bu testte, 3 ml`lik bir enjektör içine 1
- 1,5 ml hava aspire edilir. Daha sonra enjektör iğneye tesbit edilerek hava hızla
epidural aralığa verilir ve piston serbest bırakılır. Bu durumda: Eğer iğne
epidural aralıkta ise enjektörde bir geri dolma gözlenmez. Eğer iğne epidural aralıkta değil bir ligament içinde
ise 0,5 - 1 ml`lik bir geri doluş gözlenir.
-
İğne ucunun epidural aralıkta olduğu saptandıktan
sonra uç açıklığının hastanın başına doğru olduğundan emin olmak için
iğne kontrol edilir.
-
Steril şartlarda açılan katater kontrol edilir. Mandreni çıkarılmış
olan Tuohy iğnesi baş kısmından sol el baş ve işaret parmağı ile
tutulurken elin dış yüzü hastanın sırtına dayanmış olarak sabit
tutulur. Bundan sonra sağ elin baş ve işaret parmakları ile tutulan
katater iğne içerisinden geçirilerek itilir (Resim 8).
Katater iğne ucuna geldiğinde bir direnç hissedilir ve katater
durur. Direnç Tuohy iğnesinin uç kısmındaki eğim nedeniyle oluşur.
Katater uygun bir basınçla itilerek iğne ucundan 1,5 cm daha içeri
ilerletilir. Kataterin iğne ucunu geçmesi için orta derecede bir
basınç uygulamak gerekebilir. Katater bir kez iğne ucunu geçtikten sonra geri çekilmemelidir.
Geri çekilen katateri iğne ucu yırtabilir veya kesebilir. Eğer yeniden yerleştirmek
gerekli ise iğne ve katater çıkarılarak girişim bu noktadan tekrarlanır.
-
Bu gün kullanılan kataterlerde
her 1 cm`lik mesafede bir çizgi, her 10 cm`de ise iki veya artan sayıda (üç,
dört çizgi gibi) bu uzunluğu belirten işaretler vardır. Bu tip
bir katater kullanıldığında, ortalama 15 cm`lik uzunluğu
gösteren işaret iğnenin baş kısmına gelinceye kadar katater
epidural aralık içine itilir. Katater epidural aralık içinde
maksimum 5 cm ilerletilir. Bu durumda büyük olasılıkla girişimin uygulandığı
aralık veya bir üstündeki aralık seviyesinde kalır (Şekil 3). Kataterin epidural aralıkta
5 cm'den daha fazla ilerletilmesi halinde ise kendi etrafında veya geriye doğru
kıvrılabilir. Bu nedenle kataterin aralık içinde 5 cm`den daha fazla
ilerletilmesi doğru değildir.
-
Bundan sonraki aşama Tuohy iğnesinin kataterin üzerinden çıkarılması aşamasıdır. Bu
kritik bir manevrayı gerektirir. Bunun için iğne baş kısmından
yine sol el baş ve işaret parmağı ile tutulurken dışarıda
kalan katater iğnenin 2,5 cm distalinde sağ el baş ve işaret
parmağı ile tutulur. Bundan sonra sağ el kataterin işaretlenen noktasında sabit tutulurken iğne, sol el
ile sağ elin baş ve işaret parmağına temas edinceye
kadar geri çekilir. Bu manevra iğne tamamen dışarı
çıkarılıncaya kadar iki veya üç kez tekrarlanır.
-
Tuohy iğnesinin çıkarılmasını
takiben katater sol el baş ve
işaret parmakları ile fikse edilir. Kataterin içeride
kalan kısmının uzunluğu kontrol edilerek iğnenin geri
çekilmesi sırasında kataterin epidural aralıktan çıkıp
çıkmadığı değerlendirilir.
-
Kataterden kan veya spinal sıvı gelip gelmediği
aspirasyon testi ile araştırılır. Kataterden spinal sıvı veya kan geldiği
saptanırsa katater geri çekilir ya bir üst veya alt aralıktan girişim
tekrarlanır ya da genel anesteziye geçilir.
-
Aspirasyon sonunda ne kan ne de spinal sıvı saptanmaz
ise test dozu olarak 2 ml lokal anestetik solüsyon enjekte edilir ve kataterin
ucu kapatılır (Resim 9). Beş dakikalık bir sürenin geçmesi
beklenir. Bu arada kan basıncı, kalp hızı, solunum ve bilinç bir sistemik
toksik reaksiyon olasılığına karşı dikkatle izlenir. Bu tip bir reaksiyon
gözlenirse katater çekilerek yeniden girilir veya rejyonal teknikten vaz geçilerek
genel anestezi uygulanır.
-
Normalde epidural aralığa uygulanan 2 ml`lik test dozu
ile hiç bir bölgede analjezi oluşmaz. Ancak girişimin yapıldığı aralıktaki
sinire yayılan çok küçük bir alanda hipoestezi veya anestezi görülebilir.
Kan basıncı, nabız ve duyusal fonksiyon etkilenmez. Bu dozla yaygın bir
anestezi, kan basıncı ve nabızda değişiklik, duyusal ve motor fonksiyonda
etkilenme saptanır ise duranın delindiği, lokal anestetik solüsyonun
subaraknoid aralığa geçerek spinal blok oluşturduğu anlaşılır. Bu
durumda spinal blok veya genel anestezi uygulamasına geçilir.
-
Kataterin epidural aralıkta olduğu belirlenince çıktığı
noktada steril gaz veya op - site ile tesbit edilir ve kalan kısım ise spinöz
çıkıntıların sağ veya sol tarafında kalacak şekilde omuza kadar uzun bir
flaster ya da op - site ile cilde tesbit edilir (Resim 10).
-
Hastadan sırtüstü dönmesi istenir. Bu dönüş sırasında anesteziyolog elini kataterin ciltten çıktığı noktaya koyarak katateri
korur. Masa optimal pozisyona getirilir.
-
Bundan sonra başlangıç dozu olarak 5 - 15 ml lokal
anestetik solüsyon 1 ml/sn hızda enjekte edilir. Lokal anestetik solüsyonun
uygulanmasından sonra enjektör çıkarılarak kataterin ucu kapatılır. Anestezi seviyesi bir klemp veya iğne testi ile sık
aralarla değerlendirilir.
Kontinü epidural blokta lokal anestetik solüsyonun 5 -
15 ml dozlarda tekrarlanması genellikle yeterlidir. Tekrarlanan dozlar, başlangıç
volümüne (ml) yakın veya aynı olmalıdır. İstenen dermatomlarda analjezi
oluşturmak ve epidural aralığı doldurmak için tatmin edici bir volüm
zorunludur. Tekrarlanan dozun hasta ciddi ağrı hissetmeden önce uygulanması
en doğrusudur. Aksi halde yeterli bir analjezinin yeniden sağlanması zor
olabilir.
Cerrahi girişimin bitmesinden sonra katater ağrısı
tedavisi veya alt ekstremitelerde sempatik blok sağlamak amacıyla postoperatif
olarak 1 - 3 gün süreyle yerinde bırakılabilir. Sterilizasyona dikkat
edilerek yerleştirilmiş olan kataterin epidural aralıkta bırakılması önemli
bir komplikasyona neden olmaz.
ANALJEZİ
Aynı tek doz uygulamasındaki gibidir.
KOMPLİKASYONLAR
Epidural blok komplikasyonları esas olarak spinal blokta
görülenlerin aynıdır (bkz. spinal - epidural blok komplikasyonları). Ancak bu uygulamada
tekrarlanan dozlardan sonra total spinal blok oluşabilir.
LİNKLER
|
|
Resim 1.

Resim 2.

Şekil 1.

Şekil 2.

Resim 3.

Resim 4.

Resim 5.

Resim 6.

Resim 7.

Resim 8.

Şekil 3.

Resim 9.

Resim 8.
Resim 8.
|