|
















 |
|
ANATOMİ
Lomber vertebraların spinöz çıkıntıları torakal
vertebralara göre çok daha az eğimlidir. Spinöz çıkıntılar
supraspinöz ligament tarafından örtülür ve interspinöz ligamentlerle
birbirine bağlanır (Resim 1). Vertebra laminaları ise güçlü fibröz bantlardan oluşan
ligamentum flavumla bağlanır. Ligamentum flavum ile dura arasında areolar
doku, yağ ve kan damarları içeren bir aralık bulunur. Bu boşluk, epidural
aralık olarak isimlendirilir. Epidural aralık, duranın iç ve dış tabakaları arasında
yer alan boşluktur. Ancak dış tabakanın ince ve ligamentum flavuma yapışık
olması bu tabakanın hissedilmesini önler ve aralığın ligametum flavum ile
dura arasında olduğu izlenimini verir.
Dura ve içerdiği yapılar vertebral kanal içinde
uzanır. Dura yukarıda, foramen magnumda kafatasına yapışır. Aşağıda,
ikinci sakral foramen (S2) seviyesinde sonlanır ancak, medulla spinalis
erişkinde (% 94) birinci (L1) lomber vertebra seviyesinde
sonlanır (1) (Resim 2).
Ancak bazen ikinci (L2), nadiren ve
yenidoğanda üçüncü lomber vertebra (L3) seviyesinde sonlanır. Bu
nedenle spinal blok girişiminin lomber dört ve beşinci vertebralar arasındaki
aralıktan yapılması tercih edilmelidir. İliak krestler arasındaki hat
(Tuffier' line) en sıklıkla dördüncü lomber vertebranın (L4) spinöz
çıkıntısından geçer. Spina iliaka posterior superiorlar arasında çizilen
bir hat ikinci sakral vertebra seviyesinden geçer.
Birinci lomber vertebranın altında ön ve arka kök
lifleri "cauda equina" adı verilen bir sinir demeti şeklinde
kanal içinde uzanırken, medulla spinalis filum terminale interna (2)
olarak adlandırılan ipliksi bir uzantı ile dura (3) ve araknoid ile çevrelenmiş
subaraknoid aralıkta (4) devam eder (Resim 2). Bu uzantı
ikinci sakral vertebra seviyesinde durayı delerek kaudal kanal içine
girer ve son 5 cm'lik kısmı filum terminale eksterna adını alarak
koksikste periosta yapışır. ENDİKASYONLARI
İLAÇLAR
-
Bupivakain: % 0,5 (hiperbarik)
-
Lidokain: % 0, 5 (hiperbarik)
Spinal blokta, öncelikle hiperbarik solüsyonlar tercih
edilmeli, izobarik solüsyonlar, lidokain ve prilokain gibi ajanlar geç fikse
olmaları, yayılımlarının kontrolünün zor olması nedeniyle zorunlu olmadıkça
tercih edilmemelidir.
Karın içi basıncının
yüksek olduğu intestinal obstrüksiyon (ileus), gebelik, obesite vb.
durumlarda, spinal sıvı basıncındaki artma nedeni ile spinal blok seviyesi yükselebilir (yüksek-total spinal blok).
Bu hastalarda lokal anestetiğin
doz ve volümü 1/3 - 1/2 oranında azaltılmalıdır.
TEKNİK
Spinal blok girişimi öncesinde intravenöz sıvı uygulaması tercihen bir
intraket yoluyla başlamış olmalıdır. Bu, spinal blokun en sık görülen
komplikasyonu olan hipotansiyonun önlenmesinde önemli bir yöntemdir. İntravenöz yolun açılmış olması gerektiğinde bir vazokonstriktör ajanın
uygulanmasına da olanak verir. Hasta monitörize edilmeli, kan basıncı, nabız
ve solunum en az her 5 dakikada bir kontrol edilmelidir.
Spinal blokun
stagnant tipte bir hipoksi oluşturduğu unutulmamalı, bu nedenle cerrahi
girişim süresince devamlı olarak maske veya nazal bir katater ile oksijen uygulanmalı ve postoperatif devrede
anestezinin etkisi kaybolana kadar devam edilmelidir.
Lateral dekubitus (yan) pozisyon
En fazla tercih edilen pozisyondur, genellikle bir
yardımcı gerektirmez, hasta rahattır ve çok az efor harcar. Bu
pozisyonda, hasta dizlerini karnına çekmiş, baş fleksiyona getirilmiş,
üstteki kolu göğüs üzerinde alttaki kolu başının altında ya da
elleri ile bacaklarını veya boynunu kavramış olarak sağ veya sol yanı
üzerine yatırılır, başının altına bir yastık konur (Şekil 1,
Resim 3). Bu durumda kolumna vertebralis masa ve oda zeminine paralel
bir konumda bulunur. Bu, girişim sırasında iğnenin pozisyonunun
saptanmasında önemlidir. Yan pozisyonda uygulanan spinal girişimde iğne,
masa ve yere paralel olmalıdır.
-
Yan pozisyonda önemli noktalar:
-
Kadın ve erkeklerde kalça yapısındaki farklılıklar
nedeniyle kolumna vertebralisin pozisyonu değişebilir (Şekil 1).
Bu durum girişim sırasında iğnenin yönlendirilmesi ve blok düzeyini
etkiler.
-
Şişman hastalarda, enjeksiyon yeri olarak işaretlenen
cilt noktası cilt altı yağ dokusunun ağırlığı ile orta hattın
2 - 4 cm altına çekilebilir. Girişim sırasında, spinöz çıkıntılar
palpe edilerek intervertebral aralık ve enjeksiyon noktası yeniden
belirlenmelidir.
-
Spinal sıvı basıncı düşükse subaraknoid aralığın
tanımlanması zor olabilir. Spinal sıvı serbestçe drene olmaz, sıvının
gözlenmesi için aspirasyon gerekebilir. Böyle bir durumda girişim
oturur pozisyonda yapılmalıdır.
Oturur pozisyon
Hasta masanın kenarında bacakları aşağıya
sarkık, ayaklarının altına bir tabure konmuş, çenesi sternuma değecek
şekilde baş fleksiyona getirilmiş ve kollar karın üzerinde birbirine
sarılmış olarak oturtulur (Şekil 2). Bir yardımcı hastanın
masadan düşmesini önlemek ve pozisyonunun korunmasını sağlamak üzere
hastanın yanında durmalıdır.
-
Oturur pozisyon önemli noktalar:
-
Spinal sıvı basıncı düşük olan hastalar.
-
Saddle blok (alçak spinal blok) yapılmak
istenen hastalar (transüretral rezeksiyon, vaginal ve anorektal girişimlerde).
-
Şişman hastalar (bu pozisyonda cilt altı yağ
dokusu enjeksiyon noktasının belirlenmesinde bir sorun oluşturmaz).
-
İntertorakanterik kırığı olan bu nedenle
yan yatmakta zorlanan hastalarda tercih edilmelidir.
Yüz üstü (prone) pozisyon
Hasta iliak kemiklerin ortası masanın fleksiyon noktasının
üstüne gelecek şekilde yüz üstü yatırılır (Şekil 3). Masaya
fleksiyon verilerek bacaklar ve baş düşürülür, böylece lomber
vertebraların spinaları arasındaki mesafe açılır. Bu pozisyonda
spinal sıvının saptanması için sıklıkla aspirasyon gerekir. Yüz üstü
pozisyon genellikle yalnızca ortopedik sorunlar, rektal ve sakral girişimlerde
hipobarik solüsyonlarla uygulanır.
-
Enjeksiyon noktasının belirlenmesi
- İliak krestler arasında (iki posterior iliak çıkıntıyı
birleştiren) düz bir hat çizilir. Bu hat dördüncü lomber vertebranın
(L4) spinöz çıkıntısından
veya dört ve beşinci lomber vertebralar arasındaki aralıktan (L4 - L5 arası
dördüncü
lomber aralık) geçer. (Resim 4).
-
Bu aralığın saptanmasından sonra yukarıya
ve aşağıya doğru üçüncü (L3 - L4) ve beşinci (L5 - S1) intervertebral aralıklar kolaylıkla bulunur.
-
Spinal blokta ilk tercih edilmesi gereken girişim
noktası dört ve beşinci lomber vertebralar arasındaki intervertebral
aralık (L4 - L5 aralığı) olmalıdır (en geniş aralıktır). Anatomik bir bozukluk olması
veya girişim sırasında spinal iğneden kan gelmesi halinde bir veya iki
üst aralıktan (L3 - L4 veya L2 - L3) uygulama yapılabilir.
- Bölge aseptik olarak temizlenir ve örtülür
(Resim
5).
Anesteziyolog girişim sırasında, uygun bir yüksekliğe ayarlanmış
olan bir tabureye oturur ve uygulamayı bu pozisyonda yapar. Seçilen intervertebral aralıkta, enjeksiyon noktasında cit, cilt altı
ve interspinöz
ligament içine kadar olan alanda 3 - 5 ml lokal anestetikle lokal
anestezi sağlanır (Resim 6).
-
Spinal iğnenin içinden geçebileceği çapta bir yol gösterici
iğne (klavuz-intraducer) üstteki spinöz çıkıntının hemen altından cilt,
cilt altı geçilerek interspinöz ligament içine yerleştirilir. Yol gösterici
veya spinal iğne, spinöz çıkıntının kaudal köşesinin hemen altından ve
başa doğru hafif bir meyille girilerek ilerletilmelidir : Bu pozisyon spinal iğnenin
interspinöz aralığın en geniş yerinden geçmesini sağlar.
Yol gösterici,
bir cilt tıkacının iğnenin ucunu tıkamasını ve ciltten subaraknoid aralığa
bakteri taşınmasını önler, iğneyi cilt ve subkütan dokulardan geçerken kırılmaktan
veya kıvrılmaktan korur. Bu nedenle mutlaka kullanılmalıdır.
-
Spinal iğne (22 - 26 numara), baş kısmında başparmak
mandrene hafif bir bası yapacak ve gövdesi işaret parmağı ile orta parmak
arasında olacak şekilde tutularak yol göstericinin içinden itilir (Resim
7). İğnenin
ilerletilmesi ve kademelerin geçilmesi sırasında istem dışı ani bir
ilerlemeyi önlemek amacı ile yüzük parmağı ve küçük parmak hastanın sırtına
temas ettirilerek iğnenin kontrol edilmesi kolaylaştırılır.
-
İğne yavaş yavaş ilerletilirken her kademenin geçildiği
hissedilmeye çalışılmalıdır. İğne ilk büyük dirençle ligamentum
flavumu geçerken karşılaşır, ligament geçildikten sonra direncin yok olması
iğnenin epidural aralıkta olduğunu gösterir. Bundan sonra iğnenin
ilerletilmesi ile ikinci ve çok daha büyük bir dirençle karşılaşılır ki
bu, duranın oluşturduğu dirençtir. Durayı geçerek spinal aralığa girildiğine
emin olununca mandren çekilir ve spinal sıvının serbestçe gelmesi gözlenir (Resim 8).
Eğer 26 numara spinal iğne kullanılıyor ise iğne lümeninin çok dar olması
nedeniyle sıvı geç drene olabilir.
Eğer spinal sıvı gelmez ise iğne, mandreni çekilmiş
olarak 180 derece döndürülmelidir. Dura veya spinal sinir kökleri iğne lümenini
bloke etmiş olabilir. Yine spinal sıvı gelmezse, iğne yavaş yavaş
ilerletilmelidir. İğne ucu epidural aralıkta kalmış olabilir. Eğer iğne
çok hızlı ilerletilirse durayı geçerek vertebra gövdesi veya nukleus
pulposusa temas eder ve spinal sıvı gözlenmez. Böyle bir durumda iğne yavaş
yavaş 0,5 cm kadar geri çekilerek spinal sıvının serbestçe gelip gelmediği
gözlenmelidir. Bir aralıkta spinal ponksiyon yapılamazsa, başka bir
aralık denenmelidir. Spinal girişimin bir aralıkta başarısız olması
halinde uygulama başka bir aralıktan tekrarlanabilir.
Spinal sıvının kanlı gelmesi lokal anestetik
enjeksiyonu için bir kontrendikasyondur. Sıklıkla ponksiyonu takiben ilk bir kaç damla kan içerebilir, beş altı
damladan sonra kan görünmez olur ve spinal sıvı berraklaşır. Bu durumda
blok rahatlıkla uygulanabilir. Ancak, on - onbeş damladan sonra spinal sıvı
hala kan içeriyor ise girişim başka bir aralıktan tekrarlanmalıdır. Bu
uygulamada da spinal sıvının kanlı gelmesi halinde, başka bir anestetik
yaklaşım seçilmelidir.
-
Spinal sıvının serbestçe damladığının gözlenmesinden
sonra lokal anestetik solüsyonun bulunduğu enjektör iğneye tesbit
edilir. Enjektörün iğneye tesbiti sırasında sol (veya sağ) elin başparmak ve işaret
parmağı ile iğne baş kısmından tutulurken el sırtı hastanın sırtına
dayanmış olmalı, enjektör diğer elle iğneye tesbit edilmelidir
(Resim 9). Böylece
iğnenin hareket etmesi ve tesbit sırasında lokalizasyonunu kaybetme
riski önlenmiş olur. Subaraknoid enjeksiyon 1 saniyede 1 ml gidecek şekilde
yapılır. Eğer, enjektör içine serbest bir spinal sıvı akımı gözlenmezse
iğne düzeltilmeli veya yeniden girilmelidir. Aksi takdirde, yetersiz
analjezi beklenebilir.
-
İğne ve yol gösterici çekilir, girişim yeri bir
bandajla kapatılır ve hasta hemen, istenilen analjezi seviyesini sağlamak için
gerekli olan uygun pozisyona getirilir.
-
Bundan sonra kan basıncı ve anestezi seviyesi hemen ve
kısa aralıklarla kontrol edilmelidir. Kan basıncının, lokal anestetiğin
yayılım yönü ve seviyesinin bir göstergesi olduğu unutulmamalıdır.
Analjezi seviyesi hasta ile kooperasyon kurularak cildin bir klemple tutulması veya iğne testi ile kolaylıkla belirlenebilir. Subaraknoid
aralığa verilen lokal anestetik ön ve arka kök liflerini bloke eder. İlk
olarak duyu lifleri, sırası ile ısı, ağrı, dokunma ve basınç duyusu,
daha sonra preganglionik otonom lifler (sempatik blok - vazodilatasyon) bloke
edilir. En son bloke olan lifler motor sinir lifleridir. Özet olarak spinal
blokajda blok sırası: 1- Sensoryal blok, 2- Otonom blok, 3- Motor blok şeklinde
sıralanır. En dirençli duyu pozisyon duyusudur. Düşük konsantrasyon ve
dozda lokal anestezik ile motor blok oluşmaksızın yalnız duyu bloku elde
edilebilir. Bu tip bir blokaja differansiyel veya selektif blok adı verilir ve
özellikle kronik geçirilemeyen ağrıların tedavisinde uygulanır.
-
Spinal blokun tam yerleşmesi için en az 15 dakika, etkinliğinin değerlendirilmesi
için ise 30 dakika beklenmelidir. Bu süre sonunda spinal blok yetersiz, hasta huzursuz ise veya
cerrah bir klinisyen ile hasta hakkında tartışmak istiyor ise genel
anesteziye geçilmelidir.
ANALJEZİ
Anestezinin seviyesi uygulanan teknik, lokal anestetik
solüsyonun doz, volüm ve yoğunluğu ile hastanın pozisyonuna bağlıdır.
Spinal anestezinin seviyesini etkileyen faktörler
-
Solüsyonun volümü:
Uygulanan volüm arttıkça analjezi seviyesi yükselir.
-
Lokal anestetiğin dozu:
Konsantrasyon arttıkça anestezi seviyesi yükselir.
-
Enjeksiyon hızı: Hızlı
enjeksiyon seviyenin yükselmesine neden olur.
-
Lomber ponksiyonun yeri:
Sırtüstü yatan bir hastada omurganın lomber kaviste en yüksek noktasını
genellikle dördüncü lomber vertebra (L4) oluşturur. Bu nedenle eğer
solüsyon hiperbarik ise dördüncü intervertebral aralıktan (L4 - L5 aralığı)
uygulanan solüsyon kaudale doğru yayılma eğilimi gösterirken, iki (L2
- L3) veya üçüncü (L3 - L4) aralıktan uygulanan solüsyon başa doğru
bir yayılma eğilimi gösterir (Şekil 5). Enjeksiyon noktası yükseldikçe anestezi
seviyesi de yükselir.
-
Solüsyonun yoğunluğu:
Spinal sıvının özgül ağırlığı 1,003 - 1,009 arasındadır.
-
Anestetik solüsyonun yoğunluğu 1,003` ten daha
az ise (hipobarik), spinal kanal içinde en yüksek noktaya doğru yükselme
eğilimi gösterir (Şekil 4). Örneğin, eğer hastanın kalçası
başından daha yüksekte ise solüsyon kalçaya doğru yayılır.
-
Eğer solüsyonun yoğunluğu 1,009'dan daha yüksek
ise (hiperbarik), spinal kanal içinde en alttaki noktaya doğru yayılma
eğilimi gösterir (Şekil 5). Örneğin, eğer hastanın kalçası
başından daha yüksekte ise solüsyon başa doğru yayılır.
-
Eğer solüsyonun yoğunluğu 1,003 - 1,009 arasında
ise (izobarik) yayılımı önceden bilebilmek mümkün değildir.
|
 |
 |
|
Şekil 4. hipobarik solüsyon, spinal kanal içinde
en yüksek noktaya doğru yükselme eğilimi gösterir. |
Şekil 5. Hiperbarik solüsyon spinal kanal içinde
en alttaki noktaya doğru yayılma eğilimi gösterir. |
-
Hastanın pozisyonu:
Anestetik
solüsyon özgül ağırlığına bağlı olarak hastaya verilen pozisyona göre
yukarı veya aşağıya doğru yayılır. Hipobarik solüsyonla spinal blok
uygulamasında total veya yüksek spinal bloktan korunmak için hastaya
Trendelenburg pozisyonu verilmeli baş yüksekte olmamalıdır (Şekil 4).
Hiperbarik bir solüsyonla spinal blok uygulamasında ise hastaya Fowler`s
pozisyonu verilmeli veya baş yükseltilmelidir (Şekil 5). Spinal blok 20 dakika içinde fikse olur. Lokal anestetik
olarak
tetrakain, bupivakain, ropivakain, nuperkain ve prokainin uygulandığı
spinal blokta anestezi seviyesi genellikle 15 - 20 dakikadan sonra değişmez.
Blok seviyesi ancak, anestezi tam olarak yerleşmeden önce yapılan pozisyon değişikliğinde
değişebilir. Lokal anestetik olarak
lidokain veya mepivakainin uygulandığı
spinal blokta ise anestezi seviyesi genellikle bu süre içinde fikse olmaz.
Spinal blok etkisi altındaki bir hasta hızla bir pozisyondan başka bir pozisyona getirilmemelidir. Bir pozisyondan başka
bir pozisyona dönüş son derece dikkatli, yavaş ve kademe kademe olmalıdır.
Aksi halde kanın hızlı şantı tolere edilemez ve ölüme
neden olunabilir. Bu kural tüm anestezi uygulamaları ve özellikle de spinal
anestezi için son derece önemlidir.
KOMPLİKASYONLAR
Lokal anestetik ajanın subaraknoid aralığa
enjeksiyonundan sonraki ilk 20 dakika içinde hastalar kesinlikle yalnız bırakılmamalı,
konuşarak yakın bir ilişki kurulmalıdır. Spinal blok komplikasyonlarının
bir çoğu enjeksiyonu takibeden ilk 20 dakika içinde ortaya çıkar.
Komplikasyonların erken belirtileri hasta tarafından hissedilir. Bu, erken tanı
ve tedavide önemlidir.
KONTRENDİKASYONLAR
-
Mutlak kontrendikasyonlar:
-
Sistemik veya lokal (enjeksiyon yerinde)
enfeksiyon
-
Ciddi kanama, hemorajik kan hastalıkları
(hemofili vb.) veya antikoagülan tedavi alan hastalar.
-
Rölatif kontrendikasyonlar:
-
Kardiyovasküler sistem hastalıkları:
Koroner
arter hastalıkları, aritmiler, dekompanse kalp yetmezliği,
hipertansiyon ve hipotansiyon.
-
Nörolojik hastalıklar: Sinir
yaralanmaları sonucu oluşan paralizi, polio, multiple skleroz,
amyotrofik lateral skleroz, pernisiyöz anemi vb. Bu hastalarda,
adrenalinli solüsyonlardan özellikle kaçınılmalıdır. Adrenalinli
lokal anestetik solüsyonlar dura ve medulla spinalis damarlarında
vazokonstriksiyon oluşturarak omurilikte anoksi ve hasara neden
olabilir.
-
Hematolojik hastalıklar:
Anemi vb.
-
Psikotik hastalar: Bu hastalar doğru
premedike edilir, anestezik girişimden önce ve cerrahi süresince,
tiyopental ile yüzeyel bir anestezi sağlanırsa, hiç bir zorluk oluşturmaz.
-
Allerjik hastalar: Lokal anestetiklere karşı
allerjik cevap unutulmamalıdır.
-
Artrit veya spondilit: Bu hastalarda girişim
zor veya olanaksız olabilir.
Proflaktik olarak vazokonstriktör ajan uygulaması:
Bazı anestetistler vazokonstriktör
ilacın yalnızca kan basıncı düştüğünde intravenöz olarak uygulanması
gerektiği kanısındadır (Moore da bu fikirdedir). Bazıları ise Diğerleri
lomber ponksiyondan önce proflaktik amaçla intramusküler olarak uygulanan
bir vazokonstritör ilaçla kan basıncındaki
ciddi bir düşüşün önlenebileceğine inanırlar.
Bir oksitosik ilacın verilmiş olabileceği sezaryen,
vaginal doğum veya herhangi bir cerrahi girişim sırasında hipotansiyonun önlenmesi
veya düzeltilmesi amacıyla uzun etkili bir vazokonstriktör ajandan (örn.
metoksamin) kaçınılmalıdır. Bu iki grup ilaçtan birinin uygulanmasından
sonra 3 - 6 saat geçmeden diğerinin uygulanması halinde ciddi, inatçı,
tehlikeli ve hatta bir beyin damarının rüptürü sonucu beyin hasarı ve
hemiplejiye neden olan bir hipertansiyon gelişebilir.
Spinal - Epidural - Kaudal blok arasındaki farklar:
Epidural veya kaudal blokta spinal blokun baş ağrısı
gibi minör komplikasyonları genellikle görülmez. Ancak, sistemik toksik
reaksiyon, total spinal blok, hipotansiyon ve nörolojik komplikasyonlar gibi
majör komplikasyonların görülme sıklığı spinal bloka göre çok
daha yüksektir.
Bunun nedenleri:
-
Epidural veya kaudal blokta spinal bloka göre çok
daha yüksek volüm ve konsantrasyonda lokal anestetik solüsyon uygulanması,
-
Girişimin sıklıkla ikinci lomber aralığın daha
üst seviyesinden yapılması,
-
Epidural aralıkta olması gereken iğnenin
dikkatsizce subaraknoid aralığı yerleştirilmiş olması,
-
Devamlı epidural veya kaudal blok uygulamasında
ilave bir dozdan sonra kateterin durayı delerek subaraknoid aralığa açılması
nedeniyle total spinal blok gelişmesidir.
Subdural aralık ve Subdural enjeksiyon (tutmayan blok):
Duramater ve araknoid arasındaki
potansiyel boşluk subdural aralık olarak isimlendirilir. Dura ve araknoid, karşılıklı
yüzeylerini ıslak tutan çok ufak bir miktardaki sıvı ile ayrılmaları dışında
gerçekte bu membranlar birbiri ile bitişik durumdadır. Eğer dura ve araknoid
bir iğne ile delinecek olursa oluşan delik yoluyla subaraknoid aralıktan
subdural aralığa önemli miktarda spinal sıvı sızması oluşur.
Böyle bir durum en sıklıkla tanı amacıyla yapılan
spinal girişimlerde (örn. myelogram) oluşur. Bu hastada ertesi gün spinal
anestezi ile bir cerrahi girişim uygulanması halinde eğer myelogram sonrası
önemli bir miktarda spinal sıvı subdural aralığa sızmış ise
anesteziyolog iğneyi subdural aralığa yerleştirip serbest spinal sıvı
drenajı gözleyebilir. Bundan dolayı iğnenin subaraknoid aralıkta olduğunu
düşünüp, lokal anestetik solüsyonu enjekte eder ve hiç anestezi oluşmadığını
veya hafif bir etki oluştuğunu saptar. Bu durum yetersiz (tutmayan) bir spinal
blok olarak açıklanabilir. Subdural enjeksiyon travmatik veya tekrarlanan
ponksiyon girişimleri sonucu da oluşabilir.
LİNKLER
|
|

Resim 1.
Resim 2.

Resim 3.

Şekil 1.

Şekil 2.

Şekil 3.

Resim 4.

Resim 5.

Resim 6.

Resim 7.

Resim 8.

Resim 9.
|