|















 |
|
Blok sırasında görülen komplikasyonlar
-
Sistemik
toksik reaksiyon (intravasküler enjeksiyon):
-
Yüksek veya total spinal blok:
Hipotansiyon, bulantı, kusma, solunum arresti ve tedavi edilmezse kardiak
arrestle sonuçlanan bir tablo izler. Ölümü önlemek için bu komplikasyonların
erken tanı ve tedavisi şarttır. Tedavi amacı ile subaraknoid aralığın
lavajı ve spinal sıvı aspirasyonu gibi uygulamalar hasta için çok önemli
olan zamanın kaybedilmesine neden olur. Solunum arresti olan hastada
endotrakeal entübasyon veya maske yolu ile %100 oksijenle kontrollü solunum
uygulanmalı, hipotansiyon bir vazokonstriktör ajan ve sıvı enfüzyonu ile düzeltilmelidir.
Eğer tabloya kardiak arrest de eklenirse, resusitasyon (eksternal kalp masajı
+ adrenalin + bikarbonat vb. uygulanması) gereklidir. Burada önemli olan
komplikasyonun erken tanınması ve girişimlerin vakit geçirilmeden başlatılmasıdır.
Yüksek veya total spinal blok sonucu oluşan klinik tablo, lokal anestetiğin
etki süresinin sona ermesi ile kendiliğinden ortadan kalkar, önemli olan bu sürede
resusitasyonun sağlanmasıdır.
-
Hipotansiyon:
Genellikle
subaraknoid enjeksiyondan sonraki on dakika içinde ortaya çıkar. Kardiak
outputtaki azalma, sistolik kan basıncı ve nabız basıncının düşmesine
neden olur. Diastolik basınç çok az düşer. Bradikardi oluşabilir.
-
Etyoloji: Blok bölgesinde vasküler ve musküler
sistemde oluşan ani gevşeme (sempatik blok) ve kalbe dönen kan akımının
azalması sonucu oluşur. Bu iki nedenden sonra interkostal kas
fonksiyonunun azalması ile kanın kalbe dönüşünü artıran solunumsal
pompa fonksiyonunun bozulması olası nedenlerdir.
-
Tedavi:
İlk yapılacak iş bir maske yolu ile
% 100 oksijen verilmesidir. Kan basıncında ufak çaptaki düşmeler yalnız
oksijen verilmesi ile düzeltilebilir. Spinal anestezi uygulamasını
takiben oluşan hipotansiyonun tedavisinde ilk basamak, oksijen uygulaması
olmalıdır.
-
Kan basıncını yükseltmek için bacaklar yukarı
kaldırılabilir. Spinal blok bacakların kas ve kan damarlarında derin
bir gevşeme oluşturur. Bu gevşeme, alt ekstremitelerde büyük bir
miktarda kanın göllenmesine neden olur. Alt ekstremitelerde göllenen
kan, inatçı bir hipotansiyonunun düzeltilmesinde yararlı olabilir. Eğer
bacaklar vücut seviyesinin üstüne yükseltilecek olursa burada göllenmiş
olan kan effektif kan dolaşımına katılır ve hipotansiyonu düzeltir.
Bu yöntem hipotansiyonun tedavisinde ancak geçici bir etki sağlar,
inatçı hipotansiyonun tedavisinde altta yatan neden mutlaka bulunmalı
ve düzeltilmelidir.
-
İntravenöz sıvı enfüzyonu hızlandırılmalıdır
(500 - 1000 ml). Normalde bu miktardaki sıvı spinal blokun neden olduğu
vasküler dilatasyon sonucu oluşan rölatif hipovolemiyi düzeltmek için
yeterlidir. Eğer rutin uygulamada spinal enjeksiyon öncesinde
intravenöz mayi enfüzyonuna başlanmış ve yeterli bir volüm (500 -
1000 ml) verilmiş ise ciddi veya inatçı hipotansiyon kolaylıkla
tedavi edilebilir. Vazokonstriktör bir ajanın enjeksiyonundan önce
kan basıncı mutlaka kontrol edilmelidir. % 100 oksijen inhalasyonu
veya kompansatuar mekanizma kan basıncındaki geçici bir düşmeyi düzeltebilir.
-
Eğer hipotansiyon düzelmez ise vazokonstriktör
bir ajan, öncelikle efedrin sülfat (10 - 25 mg) veya fenilefrin (1 - 2
mg) intravenöz olarak uygulanmalıdır. Bu ajanlara geçici bir yanıt
alınması ve hipotansiyonun sürmesi halinde, %1 (1ml) 10 mg fenilefrin
500 - 1000 ml mayi içine konularak kan basıncı anestezi öncesi değerine
ulaşıncaya kadar drip enfüzyon şeklinde uygulanır.
-
Bulantı ve Kusma:
-
Solunum arresti:
Hasta
solunum güçlüğü tanımlar, huzursuzlaşır ve solunum durur. Tabloyu
hipoksi bulguları: taşikardi, geç dönemde bradikardi, huzursuzluk, hava
açlığı, syanoz ve konvülsiyonlar izler.
-
Etyoloji:
-
Frenik ve interkostal sinirlerin paralizisi ile
birlikteki yüksek spinal blok,
-
Hipotansiyonun neden olduğu serebral hipoksi
nedeniyle gelişen santral depresyon
-
Total spinal blok.
-
Tedavi:
-
Eğer neden yüksek spinal blok ise anestezinin
etkisi kaybolana kadar maske ve balon yoluyla yapay ventilasyon
uygulanmalıdır. Hava yolu açıklığının sağlanması ve korunması
önemlidir. Gerekirse bir oral airway veya endotrakeal entübasyondan kaçınılmamalıdır.
Bulantı ve kusmuk aspirasyonuna karşı hasta izlenmelidir.
-
Eğer neden santral depresyon ise maske ve balon
yoluyla oksijen uygulanmalı ve intravenöz olarak vazokonstriktör
ajanlar verilmelidir.
-
Kardiak arrest:
Nadir görülen
bir komplikasyondur.
-
Etyoloji: Nedeni tam olarak bilinmemekle
birlikte sempatik liflerin bloke edilmesi halinde artan vagal aktivite
nedeniyle oluşabilir. Bu durum T5 veya daha üst seviyeye çıkan spinal
blokta ortaya çıkabilir. Duyusal analjezi yalnızca T5 seviyesinde kalsa
bile bu seviyenin üzerindeki küçük sempatik lifler duyusal blok oluşturmaya
yeterli olmayacak kadar küçük miktardaki lokal anestetiğin daha yükseğe
migrasyonu sonucu bloke edilebilir. Spinal anestezinin neden olduğu
stagnant tipteki hipoksi de provoke edici bir rol oynayabilir.
-
Tedavi:
bkz.
Sistemik
toksik reaksiyon
Blok sonrasında görülen komplikasyonlar
-
Baş ağrısı:
Baş ağrısı
% 2 - 9 oranında görülür, genellikle spinal ponksiyondan 24 saat sonra
ortaya çıkar. Sırt üstü yatar pozisyonda genellikle görülmez, ancak ayağa
kalkıldığında şiddetli ağrı hissedilir. Ağrı genellikle oksipital bölgede
duyulur, zonklayıcı bir karakter gösterir ve birkaç günden birkaç haftaya
kadar devam edebilir.
-
Spinal ponksiyon yerinde ağrı:
-
Etyoloji:
-
Vertebra periosteumunun travması (direkt veya
hematom).
-
Normal lomber kavsin düzleşmesi. Bu,
sakrospinal kasların gevşediği her tip anestezi altında oluşabilir.
-
Enfeksiyon sonucu oluşur. Spinal anesteziden
sonra oluşan bel ağrıları, genellikle anestezi tekniğindeki hataya
değil, hatalı pozisyona bağlıdır.
-
Tedavi:
-
Hastanın hareketlendirilmesi,
-
Sıcak tatbiki ve fizik tedavi,
-
Psikoterapi,
-
Antibiyotik tedavisi ile sağlanır.
-
Menenjit veya Menenjismus:
Hafif
ense sertliği ve baş ağrısından tipik menenjit tablosuna kadar giden bir
klinik gösterir.
-
Etyoloji:
-
Hatalı ve yetersiz aseptik teknik,
-
Lokal anestetik ajanın irritasyonu,
-
Kanlı -travmatik- girişim ve yama,
-
Septisemi veya lokal enfeksiyon varlığında
spinal ponksiyon yapılması sonucu oluşur.
-
Tedavi:
-
Nörolojik sekeller:
Palsi ve paraliziler postoperatif olarak oluşur ve
genellikle periferik tiptedir. Bazen kranial sinir felçleri de oluşabilir. En
sıklıkla 6. kranial sinir (n. abducens) tutulur.
-
Etyoloji:
-
Spinal sıvı basıncının düşmesi,
kontaminasyon (alet, deterjan), soğuk sterilizasyon, bilinmeyen
nedenler,
-
Önceden bir santral sinir sistemi hastalığı
olması; pernisyöz anemi, amiyotrofik lateral skleroz vb,
-
Hemorajik bir hastalığı olan veya antikoagülan
tedavi alan hastada spinal girişimi takiben oluşan kanama,
-
Çok yüksek konsantrasyonda uygulanan lokal
anestetik ajan veya spinal sıvı pH` sında fazla alkaliye kayma
-
İkinci lomber aralıktan daha üst seviyeden
uygulanan spinal girişim sonucu omuriliğin yaralanması nedeniyle oluşur.
Tedavi:
Thiamine (vit B1), psikoterapi,
fizik tedavi, nörolojik tedavi,
-
İdrar retansiyonu:
Mesane
distansiyonu oluşur, işeme arzusu olmasına karşın hasta idrar yapamaz.
Hasta idrar yapana kadar veya kataterize edilene kadar şiddetli ağrıdan yakınır.
-
Etyoloji: Spinal anestezi sonrası idrar
retansiyonu, genellikle önceden de var olan bir işeme güçlüğü
(prostat hipertrofisi) veya üriner enfeksiyon nedeniyle oluşur. Ayrıca
anestezi, sırt üstü pozisyon, ağrı, cerrahi girişim ve opioidler gibi
ajanlar da idrar retansiyonuna neden olur. İdrar retansiyonunda primer
etken, cerrahi girişim veya doğum sırasındaki mesane travmasıdır.
-
Tedavi: Eğer cerrahi girişim sırasında
mesane travmatize edilmemiş ise kateter uygulanmalıdır. Spontan idrar atılımı,
perineye sıcak tatbiki veya hastanın hareketi ile artırılabilir. Eğer
mesane travmatize edilmiş ise ilk olarak mesane ek bir travmadan korunmalı
ve rezidüel idrar önlenmelidir. Bu amaçla 4 - 6 gün süreyle kalıcı
bir kateter konulmalıdır.
LİNKLER
|
|
|