|
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ANESTEZİYOLOJİ ANABİLİM DALI - REJYONAL BLOK |
||||
|
|
Vazokonstriktör ilaçlar |
|||
|
Rejyonal blok uygulamasında vazokonstriktör ilaçlar primer olarak iki amaçla kullanılır.
REJYONAL BLOKTA HİPOTANSİYON TEDAVİSİRejyonal blok uygulamasında oluşan akut ve inatçı bir hipotansiyonun tedavisinde vazokonstriktör ajanlar kullanılır. Bu ajanlar kan ve sıvı kaybına değil blok uygulamasına bağlı hipotansiyonun tedavisinde önemlidir. Vazokonstriktör ilaçların tümü aynı yolla etki göstermez. Uygun vazokonstriktör ajan seçilmelidir.
Bir rejyonal blok girişiminden sonra kalp hızındaki değişiklikler (taşikardi veya bradikardi) ilacın seçiminde önemlidir.
Periferik vazodilatasyon kadar myokard depresyonunu da yansıtır. Bu nedenle, hem periferik vazokonstriktör etki hem de kalp üzerinde direkt stimülan etkiye sahip olan efedrin sülfat gibi bir ilaç endikedir.
Periferik vazodilatasyonla birlikte kardiak aktivitedeki artışın göstergesidir. Bu durumda periferik vazokonstriksiyon oluştururken kalp hızını da düşüren fenilefrin gibi bir vazokonstriktör uygulanmalıdır.
Rejyonal blok uygulamalarında proflaktik olarak vazokonstriktör ajan kullanımı doğru değildir. Çünkü:
En doğru yöntem, hastanın dikkatli monitörizasyonu ve hipotansiyon oluştuğunda hemen bir vazokonstriktör ajanın (tercihen fenilefrin) kan basıncı normal değerine yükselene kadar intravenöz (bolus veya drip) olarak uygulanmasıdır. VAZOKONSTRİKTÖR İLAÇLAR
Kan basıncı blok öncesi değerine ulaşıncaya kadar 2 - 5 dakika aralarla, 10 - 25 mg dozda intravenöz olarak uygulanır. Etki mekanizması: Hem alfa hem de betamimetik etkiye sahiptir. Alfamimetik etki ile arteriollerde vazokonstriksiyon oluştururken beta mimetik etki ile (+ inotrop ve + kronotrop etki) miyokard stimülasyonu sonucu kardiak out-put`ta artma oluşturur.
İntermitant olarak intravenöz 1 - 2 mg dozda uygulanır. Ancak, fenilefrin çok güçlü bir ilaçtır ve Moore, en iyi uygulama yolunun damla enfüzyon (drip) yöntemi olduğu düşüncesindedir. Drip solüsyon 1 ml, %1 (1 ml = 10 mg) fenilefrin, 500 - 1000 ml serum fizyolojik veya % 5 dekstroz solüsyonu içine konarak hazırlanır. Başlangıçta hızlı (100 - 180 damla/dakika) daha sonra, kan basıncının blok öncesi değere ulaşmasını takiben stabilizasyon sağlanana kadar idame dozunda (20 - 40 damla/dakika) enfüze edilir. Hipotansiyonun düzeltilmesinde bu yöntem Moore' un tercih ettiği uygulamadır. Drip enfüzyon tekniği ile postoperatif devrede blok geri dönene kadar güvenle devam etme ve dakika dakika kontrol olanağı vardır. Etki mekanizması: Pür alfamimetik bir ajandır. Fenilefrin periferik arterioler vazokonstriksiyon oluşturur. Miyokard üzerinde direkt bir etkisi yoktur. Vazokonstriksiyona sekonder olarak gelişen kardiyak dilatasyon ve atım hacmindeki artma, kompansatuar refleksler veya sino - atrial düğümde depresyona neden olarak bradikardi oluşturur.
İntravenöz olarak 2 - 3 mg dozda uygulanır. İntravenöz tek dozun etkisi 30 - 60 dakikadır. Etki mekanizması: Pür alfamimetik bir ajandır. İntramusküler uygulandığında etkisi iki saat veya daha uzun sürer. Kan basıncını direkt periferik vazokonstriksiyon yoluyla yükseltir. Metoksaminin de fenilefrin gibi miyokard üzerinde direkt bir etkisi yoktur. Hipertansiyona sekonder olarak oluşan bradikardi, karotid sinus ve arkus aortadaki basınç reseptörlerinden doğan refleks inhibisyona bağlanır. Atropin vagus üzerinden bu etkiyi bloke eder. Metoksamin, efedrin sülfat ve fenilefrinin aksine santral stimülasyona neden olmaz, bu ilaçlarla görülen baş ağrısı tremor, huzursuzluk, bulantı ve kusma gibi santral etkiler görülmez. Ancak santral venöz basıncı yükseltir. Moore`un tecrübelerine göre metoksamin spinal ve epidural bloku takiben oluşan hipotansiyonun düzeltilmesinde değerli bir ilaç olarak yerini kanıtlamıştır.
İntravenöz 5 - 10 mg`lık dozu takiben 15 - 20 mg intramusküler olarak uygulanır. Etki mekanizması: Santral sinir sistemini stimüle ederek periferik vazokonstriksiyon ve kardiak output' ta artmaya neden olur. İntramusküler uygulamayı takiben etki süresi ortalama iki saattir.
Levarterenol 1000 ml % 5 dekstroz içinde 4 - 8 mg dozda intravenöz drip enfüzyon tekniği ile uygulanır. Etki mekanizması: En potent periferik vazokonstriktör ajanlardan biridir, myokard üzerinde etkisi yoktur veya çok azdır. Arteriyel, kapiller ve venöz vazokonstriksiyon oluşturarak total periferik vasküler rezistansı artırır. Levarterenol rejyonal blokta hipotansiyon tedavisinde ancak diğer vazokonstriktörlerin yetersiz kalması halinde uygulanır.
Metaraminol 500 ml serum fizyolojik veya % 5 dekstroz içinde 15 - 100 mg dozda intravenöz enfüzyon yoluyla uygulanır. Etki mekanizması: Metaraminolün etkisi levarterenole benzer ancak biraz daha daha zayıftır.
Adrenalin, özellikle myokard hipoksisi sonucu ventriküler fibrilasyona neden olabildiği için hipotansiyon tedavisinde kullanılmaz. Ancak diğer vazokonstriktör ajanlara cevap alınamayan acil durumlarda intravenöz enfüzyon tekniği ile uygulanabilir. Bu amaçla 1 / 250.000' lik solüsyonu kullanılmalıdır (500 ml serum fizyolojik içine 1/1000' lik 2 ml adrenalin konarak hazırlanır). Rejyonal blok girişimlerinde en iyi sonuçlar 1/200.000 konsantrasyondaki adrenalin solüsyonları ile elde edilir. Bunun için lokal anestetik solüsyonun her 20 ml`si için 1/1000` lik adrenalinden 0,1 ml eklenir. Bir enjeksiyonda 0,25 ml` den (1/1000) daha yüksek dozda adrenalin verilmesi halinde uygun bir premedikasyon alan hastalarda bile reaksiyon olasılığı artar. LOKAL ANESTETİK SOLÜSYONA VAZOKONSTRİKTÖR EKLENMESİVazokonstriktör ilaçlar 3 amaçla lokal anestetik solüsyonlara eklenir:
Lokal anestetik solüsyonlarla birleştirmek için en uygun vazokonstriktör ilaç adrenalindir. Adrenalinli solüsyonlar lokal enfiltrasyon, field blok, periferik sinir bloku, epidural blok, kaudal blok ve spinal blok için kullanılır. Fenilefrin, Moore tarafından yalnızca spinal blok süresini uzatmak için kullanılır. Uzun etkili vazokonstriktörler; metoksamin ve levarterenol bu amaçla kullanılmamalıdır.
Aşağıdaki durumlarda vazokonstriktör içeren solüsyonlar kontrendikedir.
Aşağıdaki durumlarda vazokonstriktör içeren solüsyonların kullanımından kaçınılmalıdır.
Vazokonstriktör ajanın yüksek dozu toksisiteye neden olur. Bu tip reaksiyon nadir değildir ve lokal anestetik ajanın oluşturduğu sistemik toksik reaksiyonun başlangıç veya stimülasyon devresine benzer. Ancak, vazokonstriktör ajanın oluşturduğu sistemik toksik reaksiyonda kan basıncı ve kalp hızı artarak devamlı yüksek kalırken, lokal anestetik ajanın oluşturduğu toksik reaksiyonda kan basıncı ve kalp hızında başlangıçtaki artışı hipotansiyon ve bradikardi takip eder. Bu nedenle rejyonal girişimlerde hastanın kan basıncı ve kalp hızının sık aralarla kontrol edilmesi reaksiyonun nedeninin tanımlanması açısından önemlidir. Semptomlar: Solukluk, terleme, çarpıntı, endişe, taşikardi, aritmi, dispne, hiperpne ve hipertansiyondur. Tedavi:
|
||||
|
|