YOĞUN BAKIMDA NÖROMUSKULER PATOLOJİLER
(MYASTENİA GRAVİS, GULLİAN BARRE
SENDROMU)
- Prof. Dr. Hasan Akman
- Dr. Taylan Özgür Çetin
Bir Motor birim, ön boynuz
hücresi, efferent akson ve bu akson tarafından innerve edilen kas liflerinden oluşur.
Motor birimi etkileyen hastalıkları,
tutulmuş olan segmente göre sınıflandırırsak. (Tablo 1) bu hastalık grubunun ne
kadar geniş bir yelpazeye oturduğunu görebiliriz.
Bu bağlamda biçim için önem kazanan,
yani Hastalık sürecinin bir döneminde karşımıza solunum yetmezliği (Tablo 2) ile
gelebilecek hastalıklardan bahsetmek uygun olacaktır.
Miyasteniya Gravis
Başlıca kraniyal sinirlerle innerve
edilen kaslarda olmak üzere epizodik kas kuvvetsizliği ile kendini belli eden bir
hastalıktır. Bu kuvvetsizlik, karakteristik olarak kolin esterazi inhibe eden ilaçlarla
düzelir.
Hastalık, sinir-kas kavşağındaki
postsinaptik asetilkolin reseptörlerine karşı bir otoimmun atak nedeniyledir. Bu atak
asetilkolin reseptörlerinin işler bozukluğu veya kaybına neden olarak, normal
nörömuskuler geçişi engeller. Antikor oluşumuna yol açan başlangıç olayı
bilinmemektedir. Kadınlarda daha sık olmak üzere, sıklıkla 20-40 yaşları arasında,
ama her yaşta görülebilir.
Semptom ve Belirtiler
En sık görülen semptomlar, ptoz, diplopi
ve egzersiz sonrası yorgunluktur. Olguların % 40’ında oküler kaslar tutulur, ileri
dönemlerde oküler kas tutumu % 85’e çıkar. Dizartri, disfaji ve proximal extremite
güçsüzlüğü sıktır. Duyu ve derin tendon refleksleri korunmuştur. Saatler veya
günler içinde belirtiler dalgalanma gösterir. Özellikle atak sırasında, ağır
generalize kuadriparezi gelişebilir. Bazı hastalar bulber semptomlar (seste değişme,
nazal regurjitasyon, boğulma, disfaji) gösterir. Yaşamı tehdit eden solunum
kaslarının tutulumu (miyastenik kriz) olguların % 10’unda görülür.
Tanı
MG olasılığı yukarıda tanımlanmış
bulgu ve belirtilerden herhangi biri nedeniyle düşünülmelidir ve antikolinesteraz
ilaçlardan biri ile düzelme tanıyı kesinleştirir. Kısa etki süreli ( < 5 dakika)
edrophonium, MG tanısı ve miyastenik ve kolinerjik krizleri, ayırt etmek için
kullanılır. Test için, 10 mg edrophonium enjektöre çekilir, 2 mg IV olarak verilir,
eğer 30 saniye içinde ters bir reaksiyon oluşmazsa, geri kalan edrophonium enjekte
edilir. MG de, kas işlevlerinde ani, kısa süre devam eden bir düzelme olur. Miyastenik
ve kolinerjik kriz ayrımında, miyastenik krizdeki hastalar düzelme gösterirken,
kolinerjik krizdekiler kötüleşir. Tehlikeli kalp-solunum depresyonu olabilir, test
sırasında yardımcı solunum araçları ve atropine bulunmalıdır.
Elektrofizyolojik testler ve serolojik
anormallikler, tanının tartışmalı olduğu durumlarda yardımcıdır. Olguların %
60’ında, nöromuskuler iletim çalışmaları 2-3 Hz’lik yinelenen sinir uyarımı
ile birleşik kas aksiyon potansiyelinin amplitüdünde dekrement yanıt gösterir. Tek
lif EMG’si, tanı koyma şansını % 95’e kadar çıkarabilir. Generalize MG’li
hastaların % 50’nin serumunda asetilkolin reseptör antikorları bulunur. Antikor titre
seviyesi, hastalığın şiddeti ile bağlantı göstermez. Mediyasten BT’si varsa
timomayı gösterebilir.
Tedavi
Antikolinertezazlar ve plazmaferez
semptomları tedavi ederken kortikosteroidler immunsupresifler ve timektomi, otoimmun
patogenezi etkileyerek hastalığın gidişini değiştirebilir.
Prostigmine oral olarak günde 3-4
kez 60-240 mg veya neostigmine oral olarak günde 3-4 kez 15-60 mg, en sık
kullanılan kolimerjik ilaçlardır. Doz dikkatli bir şekilde hastanın ihtiyacına göre
ayarlanmalıdır ve hafif alevlenmelerde dozu arttırmak gereklidir. Sabahları yutma
güçlüğü olan ağır disfajik hastalarda, yatarken uzun etkili kapsüller verilebilir.
Pyridostigmine daha az olarak abdominal kramplara ve diyareye neden olabilir. Oral olarak
günde 2 - 3 kez 0,4 - 0,6 mg atropine veya günde 3 - 4 kez 15 mg propantheline,
gastrointestinal yan etkileri için kullanılabilir. Paranteral tedavi gerektiğinde 15 mg
oral doz yerine 0,5 mg IV veya 1,5 mg IM neostigmine verilebilir.
Aşırı neostigmine veya pyridostigmine
verilmesine bağlı kuvvetsizlik, klinik olarak miyasteniadan ayrılamayabilir. Hastalar
ilaca karşı dirençli olabilir. Daha önce iyi olan hasta kötüleşiyorsa nedeni
araştırılmalıdır. IV edrophonium verilmelidir; eğer hastanın kuvvetsizliği
düzelirse, bu idame tedavisinin yetersiz olduğunu gösterir. Eğer hasta
kötüleşiyorsa ya doz fazladır ya da hastalık dirençlidir. İlaçlara yanıt vermeyen
solunum paralizli hastalar, yoğun bakım biriminde, tam solunum desteğine gereksinim
gösterir.
Yarı kronik hastaları tedavi etmek için,
kortikosteroidler yararlıdır. Krizleri tedavi etmede daha az öneme sahiptirler. 60-70
mg alternan doz olarak verilen prednizol genellikle birkaç ay içinde düzelme meydana
getirir ve doz daha sonra minimuma indirilir. Azathioprine 150-200 mg/gün benzer başarı
şansına sahiptir.
Timektomi generalize MG’li hastaların
çoğunda indikedir; % 80 olgu, takiben remisyona girer veya daha az dozda idame
tedavisine gereksinim duyar.
Plazmaferez, dirençli hastaları
timektomiye hazırlamak için kullanılır ve ayrıca solunum krizindeki hastalarda
yararlıdır.
Guillian – Barre Sendromu
(Akut Polinoropati; Akut Poliradikülit;
Infeksiyöz veya Akut Idiyopatik Polinoropati; Landly’nin Asendan Paralizisi; Akut
Segmental Demiyelinizan Polinöroradikulonöropati)
Kas kuvvetsizliği ve hafif distal duyu
kaybı ile kendini belli eden, akut, genellikle hızlı ilerleyen iltihabi
polinöropatidir ve olguların 2/3’ü infeksiyon hastalığını veya cerrahiyi takip
eden 5 gün ile 3 hafta sonra ortaya çıkar. GBS en sık karşılaşılan edinilmiş
demiyelinizan nöropatidir. Otoimmün nedenler düşünülmesine karşın, tam nedeni
bilinmemektedir. Histolojik olarak perivasküler ve endonöral lenfosit ve monosit
infiltrasyonu ile birlikte olan fokal segmental deniyelinizasyon alanları periferik
sinirler, kökler ve kraniyal sinirleri dağınık bir şekilde tutar.
Semptom ve Belirtiler
Paresteziler ile birlikte olan nispeten
simetrik kuvvet kaybı genellikle bacaklarda başlar, daha sonra kollara yayılır.
Kuvvetsizlik, daime duysal belirti ve bulgulardan daha ön plandadır ve proximal tutulum
daha belirgindir. Derin tendon refleksleri kaybolmuştur. Sfinkterler genellikle
korunmuştur. Ağır olguların % 5-10’u, solunum yetmezliği nedeniyle intubasyona
gereksinim duyar. Kan basıncında dalgalanmalar, uygun olmayan ADH salınımı, kalp
aritmileri ve pupilla değişiklikleri gibi otonom işlev bozukluğu yaşamı tehdit edici
olabilir. Solunum işlevlerinin takip ve tedavisindeki gelişmelere karşın hastaların %
5 kadarı kaybedilir. Olguların çoğu 2. haftada olmak üzere, % 90’ı 3 hafta içinde
maximum kuvvet kaybına uğrar.
Tanı
GPS tanısı, klinik sendroma
dayandırılır. Laboratuvar incelemeler arasında BOS’ta hücre artışı olmaksızın
protein artışı olması önemlidir. Elektrofizyolojik anormallikler tanıyı destekler
fakat tipik olgularda pek gerekmeyebilir. Olguların 2/3’ü başlangıçta sinir
iletimlerinde yavaşlama ve segmental demiyelinizasyon bulgusu olarak, F dalgası
latausları uzamış olabilir. Hastalık öncesi mononükleoz veya sitomegalovirüs
infeksiyonları, kabakulak ve kızamıkçık, serolojik testlerle ortaya konabilir, fakat
bunların bulunması prognozu değiştirmez.
Ayırıcı Tanı
Nöromuskuler kavşağı etkileyen
toksinlerle (organik fosfat ve botulizm) ayırıcı tanı gereklidir. Saçlı derideki
kene infertasyonlar, özellikle çocuklarda akut assandan motor nöropatiye neden olurlar.
Derin tendon refleksleri kaybolmuştur, duyu normaldir. Kenenin uzaklaştırılması
bütün semptomlarda düzelmeye neden olur.
Prognoz ve Tedavi
Ağır akut polinöropati yaşamsal
işlevlerin yakından izlenmesini ve desteklenmesini gerektiren tıbbi acil bir durumdur.
Hava yolu açık tutulmalı, vital kapasite sık sık ölçülmeli ve gerekirse yardımcı
solunum uygulamalıdır. Sıvı alımı günlük idrar miktarı 1-1,5 lt düzeyinde
tutacak şekilde ayarlanmalıdır; su intoxikasyonunu önlemek için serum elektrolitleri
izlenmelidir. Extremiteler, travma ve yatak yarasından korunmalıdır. Isı, ağrının
hafiflemesine ve fizik tedavinin erken başlamasına yardımcıdır. Hareketsizlikten
kaçınılmalıdır, ankiloza neden olabilir. Pasif extremite hareketlerine hemen
başlanmalı, fakat aktif hareketlere akut belirtileri azalmasını takiben başlanabilir.
Günde 2 defa subkutan 5000 Ü heparin, hastanın yatağa bağımlı olduğu dönemde
yaralı olabilir.
Kortikosteroidler, GBS’de prognozu
kötüleştireceğinden kullanılmamalıdır. Plazmaferezin hastalığın erken
dönemlerinde kullanılacağından yararlı olduğu gösterilmiştir ve akut hastalarda en
önde gelen tedavi yöntemidir. Hastalığın süresini, hastanede kalma süresini
kısaltan, mortalite ve kalıcı paralizi oranlarını azaltan nispeten güvenli bir
yöntemdir.
Birkaç ay içinde düzelme sık görülen
bir bulgudur; olguların % 30’u, 3.yılda sekel kuvvetsizlik gösterir ve bu oran
çocuklarda daha yüksektir. Bu sekeller ortopedik destekler ve operasyon gerektirebilir.
Hastaların yaklaşık % 10’u başlangıçtaki düzelmeden sonra yeniden
kötüleşebilir ve kronik bulgular akut olgulardakine benzer, fakat kuvvetsizlik
asimetrik olabilir ve daha yavaş ilerler. Sinirler, segmental demiyelinizasyon ve
remiyelinizasyon atakları nedeniyle sonunda palpabl duruma gelir. Kronik tabloda,
kostikosteroidler kuvvetsizliği düzeltir, bazen uzun süreli tedavi gerekebilir.
Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar (azothioprine) ve plazmaferez, bazı
hastalarda yararlı olur.
Botulizm
Clastridium botulinum toksininden ileri
gelen nöromuskuler zehirlenmedir. Bu sporlu, anaerop, gram-pozitif basil tarafından
üretilen tip A,B,E veya nadiren F toksini insanları etkiler. Nörotoksinin emiliminden
sonra periferik sinir uçlarında asetilkolin salınmasına engel olur.
Semptomlar ve Belirtiler
Besin kaynakları botulizmde başlangıç
anidir ve genellikle toksinin alımından 18-36 saat sonra olup bu dönem 4 saatten 8
güne kadar değişebilir. Nörolojik semptomlar karakteristik olarak bilateral ve
simetriktir, kafa çiftlerinden başlar ve ayağı doğru inen zayıflık veya paralizi
ile izlenir. Sık görülen başlangıç belirtisi ve bulguları ağız kuruluğu,
diplopi, blefaroptoz, akomodasyon kaybı ve pupillanın ışık refleksinin azalma veya
tamamen kaybolmasıdır. Bulantı, kusma, abdominal kramplar ve diyare sıklıkla
nörolojik semptomlara öncelik eder. Bulber parazi semptomları (dizartri, disfaji, nazal
regurjitasyon) gelişir. Disfaji aspirasyon pnömonisine yol açabilir. Extremite ve
gövde kasları ve solunum kasları aşağı doğru bir inişle giderek daha zayıflamaya
başlar. Duyu bozukluğu yoktur ve bilinç ölümden kısa bir süre önceye kadar
genellikle açıktır. Major komplikasyonları akciğer infeksiyonları ve diyafragma
paralizisine bağlı solunum yetmezliğidir.
Botulizm tanısı konulduktan sonra derhal
antitoksin verilmelidir. Semptomların başlangıcından itibaren 72 saatten fazla zaman
geçmişse antitoksinin yararlı olma olasılığı azdır.
Eaton-Lambert Sendromu
(Miyastenik sendrom)
Genellikle oküler ve bulber kasları
tutmayan, extremiteleri etkileyen kuvvetsizlikle birlikte olan miyasteni benzeri
sendromdur.
Sinir uçlarından bozulmuş asetilkolin
salınımından kaynaklanan, presinaptik bir bozukluktur. ELS daha çok intratorasik
tümörlü erkeklerde görülür.
Hastalar yorgunluk, kuvvetsizlik, bazen
proximal extremite kaslarında kuvvetsizlik periferik parestezi, ağız kuruluğu,
impotans ve ptozdan yakınırlar. Derin tendon refleksleri azalmış veya kaybolmuştur.
Tanı elektromiyografideki özel
yanıtlarla konur.
Tedavide ilk olarak altta yatan habis
tümöre yönlendirilir. Asetilkolin salınımını kolaylaştırmak guanidine
kullanılır. Bazı hastalar kostikosteroid ve plazmaferezden yarar görür.
|