- Doç. Dr. Anış Arıboğan
- Dr. Murat Seçen
Arteriyel Kanülasyon
Arteriel Kan Basıncı: Kan
basıncı ölçümü, kardiyovaskuler sistemin değerlendirilmesinde en sık kullanılan
yöntemdir. Arteriel kan basıncının büyüklüğü, doğrudan kardiyak out put (CO) ve
sistemik vasküler rezistans (SVR)’a bağlıdır. Bu ilişki Ohm Yasası (Voltaj=akım x
resiztans)ile açıklanabilir.
Burada Voltaj
Kan basıncı
Akım CO
Rezistans SVR
Arteriel kan basıncındaki bir artış
kardiyak output, sistemik vasküler rezistans veya her ikisinde birden oluşan bir
artışı gösterir.
Ortalama arter basıncı organ
perfüzyonunun değerlendirilmesinde önemli bir değişkendir.
OAB=DAB+ (SAB-DAB)
3
Arteryel basınç ideal olarak assendan
aortada ölçülür. Periferden ölçülen basınçlar arteryel sistemde iletilirken
giderek daha çok biçim kaybettiği için çok sık olarak santral aortik basınçtan
farklılık gösterir. Dikrotik çentik gibi yüksek frekanslı komponentler giderek
kaybolur, sistolik pik artar, diyastolik çukur azalır ve transmisyon gecikme oluşur. Bu
durum periferde arteryel kompliyansın, arteryel ağaçta rezonans ve yansımanın
azalmasının bir sonucudur. Bu etki en çok dorsalis pedis arterinde görülür. Bu
arterde sistolik arter basıncı, santral aortaya göre 10-20 mmHg daha yüksek, diastolik
arter basıncı ise 20 mmHg daha düşüktür. Bu tür değişikliklere karşın ortalama
arter basıncı normal şartlarda santral aortik basınca eşittir.
İntravasküler kataterler sistemik
arteryel basınç monitörizasyonunda kısa ince kataterlerden, santral sirkülasyonda
kullanılan çok lümenli uzun kataterlere kadar değişkenlik gösterir. Arteryel
basınç ölçümleri için dinamik yanıt karakterlerinin optimal olması nedeniyle ince
lümenli (20G veya daha ince) kataterler önerilmektedir.
Bağlantı sistemleri genellikle basınç
hatları, üç yollu musluklar, sürekli yıkama sistemleri ve elektromekanik transducer
içerir. Transducerlerin fonksiyonu mekanik kuvvetleri voltaja çevirilmektir. Modern
trasducerler sık tekrarlayan kalibrasyon ve sıfır ayarının neden olduğu zorluklardan
arındırılmıştır. Arteryel kateter heparinize bir solusyon ile (1-3 ml/saat) sürekli
olarak yıkanmalıdır. Bu infüzyon trombus oluşumunu engeller ve kataterden daha uzun
süre yararlanılmasını mümkün kılar.
Kateterin lokalizasyonu: Arteryel
kanülasyonun lokalizasyonunu etkileyen faktörler arasında cerrahinin yeri, hastanın
pozisyonu ve cerrahi manüplasyonlar ile arteryel akımın değişebilecek olması,
ekstremitede geçirilmiş cerrahi öyküsü veya iskemi varlığı sayılabilir. Arteryel
kanülasyonun lokalizasyonunu etkileyen faktörler arasında cerrahinin yeri, hastanın
pozisyonu ve cerrahi manüplasyonlar ile arteryel akımın değişebilecek olması,
ekstremitede geçirilmiş cerrahi öyküsü veya iskemi varlığı sayılabilir.
Radial ve Ulnar Arterler;
Kanülasyonunu kolay olması, cerrahi
sırasında ulaşılabilir olması, kollateral dolaşımın genellikle yeterli olması ve
kontrolünün kolay olması nedeniyle sürekli kan basıncı monitörizasyonu için radial
arter, en sık kullanılan arterdir. Kanülasyonda önce proksimalde bir oklüzyon
olmadığından ve kollateral dolaşımın yeterli olduğundan emin olunması
önerilmektedir. İnsanlarda elin kan akımının %90’ını ulnar arter sağlamaktadır.
Radyal ve ulnar arterler bir palmar kemer oluşturarak radyal arter oklüzyonu
varlığında elin kollateral dolaşımını sağlarlar. Bu kollateral dolaşım yeterli
ise radyal arterin kateterize kaldığı sürece elin kan dolaşımının yeterli
olacağı gösterilmiştir. Pek çok klinisyen, radyal arteri kanüle etmeden önce Allen
testini uygulamaktadır.
Allen testini uygulamak için radyal ve
ulnar artere kompresyon uygulanırken ele, soluklaşıncaya dek eksersiz yaptırılır.
Sonra ulnar arter serbest bırakılır ve elin normal rengine ulaşması için geçen
süre kaydedilir. Normal bir kollateral dolaşım varlığında bu süre 5 sn.
civarındadır. Buna karşılık bu sürenin 15 sn’i aşması durumunda o radyal arterin
kanüle edilip edilmeyeceği ise tartışmalıdır. Allen testi ile elin dolaşımının
radial artere bağlı olduğu kararına varılırsa kanülasyon için başka bir yerde
yoksa ulnar arter seçilebilir.
Brakial arterde eski bir “cutdown” yeri
görülüyorsa o taraftaki radyal arterin kanüle edilmemesi önerilmektedir. Brakiyal
arterde akut tromboz veya residüel stenoz, kan basıncının hatalı olarak düşük
okunmasına yol açacaktır. Arter seçiminde önemi olan diğer farktörler ise elin daha
önceki operasyonları, nondominat elin seçimi, anestezistin tercihinden ibarettir.
Brakiyal ve aksiller arterler;
Brakiyal arter, antekubital fossada,
bicipital tendonunu medyalinde ve medyan sinire çok yakın olarak seyreder. Brakiyal
arterin perkütan kateterizasyonu ile gözlenen komplikasyonlar kardiak kateterizasyon
için bu arterin kateterizasyonu takiben gözlenen komplikasyonlardan çok daha azdır.
Aksiller arter, deltoid ve pektoral
kasların bileşkesinde Seldinger tekniği ile kanüle edilebilir. Bu teknik, yoğun
bakım olgularının uzun süreli kateterizasyonu ve periferik vasküler hastalığı
olanlar için önerilmektedir. 15-20 cm’lik kateterin ucu aortik arkus içinde olacağı
için yıkama sırasında serebral emboli tehlikesini azaltmak amacıyla sol aksiller
arterin kullanılması önerilmektedir.
Femoral Arter; Bu arter genellikle
diğer arterler kanüle veya palpe edilemediği zaman tercih edilir. İskemik komplikasyon
oranının yüksek oluşu, diagnastik, anjiografik ve kardiyak kateterizayon için
uygulanan girişimlerden sonra psödoavrizma oluşumu nedeniyle bu arterin kanülasyonu
önerilmemektedir. Periferik vasküler hastalığı olanlarda arteryel monitörizasyon
için femoralarter iyi bir seçim değildir. Aortik obstüksiyon, femoral arterdeki
basıncı azaltabileceği gibi, femoral arterin kendiside aterom plaklarına sahip
olabilir, budaemboli ve distal iskemi riski oluşturur. Bu arter genellikle
diğer arterler kanüle veya palpe edilemediği zaman tercih edilir. İskemik komplikasyon
oranının yüksek oluşu, diagnastik, anjiografik ve kardiyak kateterizayon için
uygulanan girişimlerden sonra psödoavrizma oluşumu nedeniyle bu arterin kanülasyonu
önerilmemektedir. Periferik vasküler hastalığı olanlarda arteryel monitörizasyon
için femoralarter iyi bir seçim değildir. Aortik obstüksiyon, femoral arterdeki
basıncı azaltabileceği gibi, femoral arterin kendiside aterom plaklarına sahip
olabilir, budaemboli ve distal iskemi riski oluşturur.
Dorsalis pedis arteri; Ayağı
besleyen iki ana arter dorsalis pedis ve posterior tibial arterdir. Bu iki arter elde
olduğu gibi bir arteryel ark oluştururlar. Dorsalis pedis, diğer arterler kanüle
edilemediğinde seçilebilecek nisbeten daha küçük çaplı bir arterdir. Başarısız
kanülasyon insidensi %20 kadardır, tromboz oluşumu oranı ise %8 civarındıdır.
Sistolik arter basıncı radyal arter veya brakiyal arterden 10-20 mmHg yüksek, diastolik
basınç ise 15-20 mmHg daha düşüktür. Ayağı
besleyen iki ana arter dorsalis pedis ve posterior tibial arterdir. Bu iki arter elde
olduğu gibi bir arteryel ark oluştururlar. Dorsalis pedis, diğer arterler kanüle
edilemediğinde seçilebilecek nisbeten daha küçük çaplı bir arterdir. Başarısız
kanülasyon insidensi %20 kadardır, tromboz oluşumu oranı ise %8 civarındıdır.
Sistolik arter basıncı radyal arter veya brakiyal arterden 10-20 mmHg yüksek, diastolik
basınç ise 15-20 mmHg daha düşüktür.
Arteriyel kateterizasyon Endikasyonlar:
1) Büyük sıvı şiftlerinin veya kan
kayıplarının beklendiği major cerrahi girişimler.
2) Kardiyopulmoner bypass gerektiren
cerrahi girişimler.
3) Aorta cerrahisi, aortun klemplenmesini
gerektiren aort cerrahisi uygulanacak hastalar.
4) Sık arteryel kan gazları analizi
gereken pulmoner hastalığı olan olgular.
5) Hipovolemik, kardiyojenik veya septik
şoktaki yada multipl organ yetersizliğindeki olgular.
6) İstemli hipotansiyon ve hipotermi
planlanan cerrahi girişimler.
7) Massif travma olguları.
8) Sağ kalp yertersizliği, KOAH, pulmoner
hipertansiyon veya pulmoner embolisi olan olgular.
9) İnotrop veya ”Intraaortik balon
kontripulsasyonu kullanımı gerekli olan olgular.
10) Massif asiti olan olgular
11) Sık kan örneği alınması gereken
elektrolit veya metabolik bozuklukları olan olgular
12) Arteriyel basıncın noninvaziv olarak
ölçülmesinin mümkün olmadığı olgular (Morbid obesite gibi)
Arteriyel kateterizasyonun
Kontrendikasyonlar:
1) Lokal enfeksiyon
2) Koagülopati
3) Proksimal obstrüksiyon; Torasik outlet
sendromu ve aort arkus damarlarının konjenital anomalileri üst ekstremitelerin kan
akımını, aort koarktasyonu ise alt ekstremitelerin kan akımını azaltabilir.
Arteriyel kanülasyon Teknikleri:
1. Direkt kanülasyon; bilek altına bir
rulo konulduktan sonra tamamen dorsofleksiyona getirilir. Arteri 2-3 cm boyunca kalemle
çizerek işaretlemek ve rahat bir şekilde oturmak yararlı olabilir. Arter üzerinde
lokal anestezik ile bir infiltrasyon yapıldıktan sonra 18 G bir iğne ile ufak bir cilt
insizyonu yapılır. 20 G'luk kısa bir teflon kateterli iğne ile cilt, 45 derecelik bir
açı verilerek geçilir. İğne arterin trasesi boyunca ilerletilir. Artere girildiğinde
iğne ile cilt arasındaki açı 30 dereceye indirilir ve iğnenin haznesindeki kan
gözlenerek katater, iğnenin üzerinden arterin içine ittirilir. Kataterin
yerleştirilmesinden sonra dorsofleksiyon pozisyonu sonlandırılır, aksi takdirde bu
pozisyonda kalması halinde gerilmeye bağlı median sinir hasar görebilir.
2. Transfiksasyon; bu teknikte arter direkt
intraketle delip geçilir. Daha sonra iğne kataterin içinden tamamen çıkarılır.
Katater yavaşça geri çekilirken pulsatil kan akımının görüldüğü an katater
arterin içindedir ve daha sonra katater, arterin içerisine ilerletilir.
3. Seldinger tekniği; arter bir iğne ile
lokalize edilir. İğnenin içinden bir kılavuz tel geçirildikten sonra iğne
çıkarılır. Kılavuz telin üzerinden katater, arter içerisine ilerletilir.
4. Doppler yardımlı teknik; arter bir
Doppler akım probu ile lokalize edilir. Perkütanöz katater Doppler sinyallerine göre
yönlendirilir. Özellikle ufak çocuklarda ve bebeklerde yararlı olabilir.
5. Cerrahi cutdown
Arteriyel kanülasyonun Komplikasyonlar
1. Enfeksiyon; enfekte cilt bölgesinden
girilmiş olması, girişim sırasında kötü asepsi yöntemleri kullanılmış olması,
kataterden kaynaklanmış sepsis, uzun süreli kateterizasyon nedeniyle cilt florasının
kolonizasyonu yer alır. Katater kalış süresi maksimum 7 günü aşmamalıdır.
2. Hemoraji; intraarteryal katater uzatma
hattının veya kataterin diskonneksiyonu sonucu hemoraji riski taşır.
3. Tromboz ve distal iskemi; konülasyon
süresinin uzunluğu, geniş katater kullanımı, arter çapının küçük olması
insidansı arttırır. Ayrıca generalize arteriosklerozu olan olgularda distal iskemi
insidansı daha fazla görülebilir.
4. Cilt nekrozu
5. Embolizasyon
6. Hematom ve nörolojik hasar; özellikle
koagülopatisi olanlarda olmak üzere hematom oluşabilir. Eğer geniş bir hematom
gelişirse oluşacak basınç arterin kompresyonuna ve distal iskemiye yol açabilir.
Ayrıca hematomun bir siniri komprese etmesi nöropati ile sonuçlanabilir. Arteryel
kateterizasyon girişimi sırasında direkt sinir zedelenmesinin oluşması da
mümkündür. Median sinir brakiyal artere, aksiller arterin de brakiyal pleksusa yakın
seyretmesi bu olasılığı arttırır.
7. Geç vasküler komplikasyonlar; arter
duvarının inkomplet yırtılması, psödoanevrizma formasyonu ile sonuçlanabilir.
Psödoanevrizmanın duvarı fibröz dokudan oluştuğu için genişlemeye devam eder,
eğer bir ven içine rüptüre olursa arterio-venöz fistül gelişebilir.
Santral Venöz Kateterizasyon
Santral venöz basınç, sağ atrium
basıncıdır. Hemoraji, aksidental ve cerrahi travma sonrasında, sepsiste ve kan
vülümünde azalma ile seyreden acil durumlarda sıvı tedavisinin izlenmesinde sık
olarak kullanılan bir ölçüm yöntemidir.Santral venöz basıcın sınırları normalde
–4 ile 15 mmHg arasında değişir. Sağlıklı insanlarda inspirium ve expirium
sırasında CVP'nin normal değerinden -2 ve +4 cmH2O arasında değişebilir. Akut
hastalıklarda genellikle 10-12 cmH2O üst sınır olarak kabul edilir. Bununla
birlikte mekanik vnetilasyon ve PEEP uygulanan kritik olgularda kan basıncının normal
sınırlar arasında tutulabilmesi için sıvı tedavisi sırasında CVP'nin 20-25 cmH2O'ya
kadar yükselmesine izin verilebilir. CVP değeri 15-18 cmH2O'yu aştığında bir
pulmoner arter kateterinin yerleştirilmesi, sıvı tedavisinin takibinde daha güvenilir
bir yöntem olacaktır.(1 mmHg = 1.36 cmH2O)
Basitçe CVP'nin kan volümü ve sağ kalp
fonksiyonundan etkilendiği kabul edilir. Hipovolemik hastalarda büyük miktarlarda
sıvı transfüzyonu CVP'de sadece ufak oynamalara neden olurken overtransfüzyon sonucu
kan volümünün artması CVP'de anlamlı bir yükselmeye neden olacaktır. Yine kardiyak
problemi olanlarda da sıvı tedavisi CVP'de büyük artışlara yol açabilir. Ancak yine
de CVP'ye bakarak kan volümü hakkında fikir yürütmek doğru olmayacaktır. Çünkü
CVP'ı etkileyen başka pekçok faktör bulunmaktadır.Sağ kalp yetersizliği olan
olgularda klasik olarak boyun venlerindeki distansiyon CVP'deki artışın göstergesidir.
Pekçok durumda sağ kalp yetersizliği, sol kalp yetersizliğine sekonder olarak
gelişir. Eğer pulmoner arter basıncı 40 mmHg'nın altında ise sağ kalp fonksiyonunu
sürdürebilir. Ancak bu sınır aşılırsa sağ ventrikül yetersizliği başlar ve CVP
yükselir. daha seyrek olarak pulmoner hipertansiyon ve pulmoner vasküler rezistansın
arttığı pulmoner emboli ve respiratuvar yetersizlik gibi durumlarda sol kalp
yetersizliği olmadanda sağ kalp yetersizliği gelişebilir.
Sağ atrium dalga formu üç yukarı doğru
defleksiyon (A,C,V dalgaları) ve iki aşağı doğru defleksiyon (X ve Y inişleri)
içerir. A dalgası atrial kontraksiyon tarafından oluşturulur ve EKG'de P dalgasından
sonra ve birinci kalp sesinden hemen önce oluşur. kısa bir süre sonra ardından gelen
C dalgası, triküspit kapakçıkların kapanması ve sağ atrium içine doğru
bombeleşmesi sonucu oluşur. Sağ ventrikülin kontraksiyonu sürerken triküspit
kapakçığı, sağ ventriküle doğru çekilir ve X inişi oluşur. Sistol sonunda
triküspit kapakçık açılmadan hemen önce atriumun hızlı sistolik doluşu ile V
dalgası oluşur. Triküspit kapakçık açıldığında miyokard gevşer, ventrikül
içine kan dolmaya başlar ve Y dalgası oluşur. CVP hastanın kan volümünü, venöz
tonüsünü ve sağ ventrikül performansını yansıtır. Ayrıca santral venöz
obstrüksiyondan ve intratorasik basınç değişikliklerindende (PEEP gibi) etkilenir.
Anlık değerlerden çok seri ölçümleri daha değrelidir. Volüm infüzyonuna CVP'nin
yanıtı sağ ventrikül fonksiyonunun değerlendirilmesinde yararlı bir testtir. CVP sol
kalbin doluş basınçları hakkında doğrudan fikir vermez, ancak sol ventrikül
fonksiyonları iyi olan olgularda sol kalbin doluş basınçlarını değerlendirmek için
kullanılabilir. Koroner arter hastalığı olup da ejeksiyon fraksiyonu 0.4'ten büyük
olan olgularda volüm değişiklikleri sırasında CVP ve sol kalp doluş basınçları
arasında iyi bir korelasyon olduğu gösterilmiştir.
Santral Venöz Kateterizasyon
Endikasyonları:
1. Kardiyak fonksiyonları yeterli olan
olgularda büyük sıvı şiftleri ve kan kaybı beklenen major operatif girişimler
2. İdrar akımının yetersiz olduğu
(renal yetersizlik, ürolojik cerrahi) olgularda intravasküler volümün
değerlendirilmesi
3. Oturur pozisyonda uygulanan
kraniyotomiler gibi yüksek hava embolisi riski taşıyan cerrahi girişimlerde.(
monitorizasyona ilaveten böyle bir katater, intrakardiyak havanın aspire edilmesinde de
kullanılabilir).
4. Sık kan örneği alınmasını
gerektiren arteryel kateterizasyon uygulanmamış olgular
- Vazoaktif veya irritan ilaçların kullanılması için
venöz yol gerekliliği
- Uzun süreli ilaç uygulaması
7. Periferik intravenöz yolların yetersiz
olması
8. İntravenöz sıvıların hızlı
infüzyonu
9. Parenteral alimentasyon
10.Sık terapötik plazmaferizi
11.Transvenöz pacemaker yerleştirmek
Santral venöz kateterizasyon
Yöntemleri:
Santral venöz kateterizasyon için 3 temel
teknik vardır. Bunlar;
a) İğne içinden geçirilen kataterler
(silikon katateri, kanülün ikiye ayrılması, çocuklarda kullanılır.)
b) Kanül içinden geçirilen kataterler
(Cavafix; acil durumlarda veya periferik santral damar girişlerinde kullanılır.)
c) Kılavuz spiral, tel üzerinden
geçirilen kataterler (Seldinger tekniği); çok lümenli katater, tanı ve tedavi
amaçlı kataterlerin tanı ve tedavi amaçlı kataterlerin yerleştirilebilmesi için
giriş yolu
Materyal olarak poliüreten ve silikon
katater kullanılabilir. poliüretan kataterler enfeksiyon tehlikesi nedeniyle 7 günden
fazla kalmamalıdır. Silikon katater ise 40 güne kadar damarda kalabilir,
yerleştirilmesi çoğu zaman zordur, küçük lümen nedeniyle yüksek perfüzyon
basıncı sonucu katater rüptürü tehlikesi vardır. Ayrıca silikon kataterle santral
ven basıncı ölçülemez.
Seldinger Tekniği: Set iğnesi
(20-22 G) ve dolu enjektör ile ponksiyon yapılır. venöz kan kolay bir şekilde aspire
edildikten sonra, içine hava sızması önlenerek enjektör uzaklaştırılır, kıvrık
yumuşak ucuyla kılavuz tel (Guide-wire) iğnenin içine sokulur, direnç durumunda
spiral tel hafif döndürülür ve perforasyon ve kalp ritim bozukluklarına neden
olmayacak şekilde dikkatle ileri doğru itilir. Spiralin (kılavuz tel) kesin olarak
damar içinde yerleşmesi sağlandıktan sonra iğne tamamen çıkarılır, deri ve cilt
altı dokuları bir buji ile dilate edilir, daha sonra hazırlanmış katater kılavuz tel
üzerinden damara sokulur. Kılavuz tel ortamdan uzaklaştırılır ve uygulama sistemi
ile bağlantı kurulur. En son olarak katater bir dikiş ile fikse edilerek emniyeti
sağlanmalıdır. Santral venöz kanülasyon için en sık tercih edilen santral venler;
İnternal juguler venler, external juguler venler, subklavyan, antekubital ve femoral
venlerdir. Kateterizasyon için en sık Seldinger tekniği uygulanır.
İnternal Juguler ven Kataterizasyonu:
Bu tekniğin avantajları arasında;
1. Anatomik yapılarla arasındaki
ilişkinin sabit olması nedeniyle yüksek başarı oranı,
2. Sağ atriuma kısa ve düz bir yol
oluşturması nedeniyle kataterin ucunun hemen daima ya sağ atriumda ya da vena cava
superior da olduğunun garantilenmesi
3. Ameliyat masasının başından
kolaylıkla ulaşılabilir olması
4. Subklavyan ven kataterizasyonuna
kıyasla daha az komplikasyona neden olması.
Kataterizasyon için hasta 5-15° lik
trandelenburg pozisyona getirilir, bu muhtemel bir hava embolisi riskini azaltmaya
yardımcı olur. Yalnız oda havasını soluyan kardiyak cerrahi olgularında
Trandelenburg pozisyonu sıklıkla hipoksemiye neden olabilir. Trandelenburgdan sonra
hastanın başı karşı yöne çevrilir. Kataterizasyon için üç çeşit yaklaşım
vardır;
Middle Girişim: Sol elin
parmakları sternoklavikulamastoid (SKM) kasının iki demetini ve karotis nabzını palpe
etmek için kullanılır. Bu parmaklar lokal anestezik ile cilt ve ciltaltı dokular
infiltre edilirken cildi ve altındaki yapıları sabit tutar. V. jugularis interna
SCM'nin 2 bölümü tarafından sınırlandırılan boyun üçgeninin üst açısında,
deri yüzeyinin tam altında, a. carotise paralel olarak seyreder. Kanül a. carotisin
yayından paralel olarak 30-45 derecelik bir açıyla arkaya doğru ve o taraftaki meme
başına doğru cilde girilir. 1-2 cm sonra ven ponksiyone edilir. büyük damar çapı
nedeniyle en emin ponksiyon tekniğidir, ancak plevra kubbesi yönünde ponksiyon
yapıldığı için pnömotoraks tehlikesi vardır.
Anterior (High) Girişimi: Laringeal
kartilaj seviyesinde uygulanır. İğne çene açısının 1-2 parmak aşağısında, SKM
kasının medyal sınırından 30-45 derecelik açıyla posteriora ve meme yönüne doğru
karotid arter nabazanının lateralinde yönlendirilir. Burada venin çapı küçüktür.
bu ponksiyon boyun bölgesinin aşağı kısımlarındaki değişikliklerde (guatr)
kullanılır.
Posterior Girişim: Eksternal
juguler ven ile SKM kasın lateral sınırının kesiştiği noktadan cilde girilir.
İğne, SKM kasın posterior duvarı boyunca sternum çukuruna doğru yönlendirilir. Bu
yöntemde karotid arter ponksiyon riski daha fazladır.
Eksternal Juguler Ven Kateterizasyonu:
Bu ven kıvrımlı trasesi nedeniyle başarı oranı düşük bir vendir. Ayrıca bu ven
subklavyen vene boşalmak üzere fasiyayı perfore ettiği seviyede genellikle bir valv
içerdiğinden kataterin santrale ilerlemesi güçleşebilir. Bu tekniğin başlıca
avantajı, boyunda derindeki dokuların içine körlemesine iğne ilerletilmesi
zorunluluğunun olmamasıdır. Bu yaklaşım için supine pozisyonundaki hasta, eksternal
juguler ven distansiyone olana dek Trandelenburg pozisyonuna getirilir. Ven, bir
intravenöz katater ile kanüle ediliri. Ucu körvlü (J wire) bir guide, kanülün
içinden geçirilerek santral dolaşıma ilerletilir. Eksternal juguler ven ile subklavyen
ven arasındaki kıvrımlı bileşke nedeniyle kılavuz telin ucunun körvlü olması
özellikle önemlidir.
Bu ven kıvrımlı trasesi nedeniyle başarı oranı düşük bir vendir. Ayrıca bu ven
subklavyen vene boşalmak üzere fasiyayı perfore ettiği seviyede genellikle bir valv
içerdiğinden kataterin santrale ilerlemesi güçleşebilir. Bu tekniğin başlıca
avantajı, boyunda derindeki dokuların içine körlemesine iğne ilerletilmesi
zorunluluğunun olmamasıdır. Bu yaklaşım için supine pozisyonundaki hasta, eksternal
juguler ven distansiyone olana dek Trandelenburg pozisyonuna getirilir. Ven, bir
intravenöz katater ile kanüle ediliri. Ucu körvlü (J wire) bir guide, kanülün
içinden geçirilerek santral dolaşıma ilerletilir. Eksternal juguler ven ile subklavyen
ven arasındaki kıvrımlı bileşke nedeniyle kılavuz telin ucunun körvlü olması
özellikle önemlidir.
Subklavyen Ven Kataterizasyonu:
Supraklavikuler veya infraklavikuler yaklaşımla kanülasyon edilebilir. Başarı oranı
ekstrenal juguler venden yüksek, internal juguler venden düşüktür. İnternal juguler
vene göre subklavyen ven kanülasyonu daha fazla komplikasyona neden olur. Ayrıca
subklavyen ven parenteral nütrisyon veya uzun süreli CVP kanülasyonu gerekli olduğunda
hasta tarafından daha iyi tolere edilebildiği için tercih edilebilir.
Supraklavikuler veya infraklavikuler yaklaşımla kanülasyon edilebilir. Başarı oranı
ekstrenal juguler venden yüksek, internal juguler venden düşüktür. İnternal juguler
vene göre subklavyen ven kanülasyonu daha fazla komplikasyona neden olur. Ayrıca
subklavyen ven parenteral nütrisyon veya uzun süreli CVP kanülasyonu gerekli olduğunda
hasta tarafından daha iyi tolere edilebildiği için tercih edilebilir.
İnfraklavikuler yaklaşım: Hasta
Trandelenburg pozisyonunda iken klavikula ve birinci kot arasındaki açıklığın
artması amacıyla skapulaları arasına bir yastık konulur. Baş aksi yöne çevrilir.
İnce duvarlı bir iğne ya da intravenöz katater ile klavikulanın ortasının 1 cm
aşağısından girilir ve suprasternal çukura doğru, klavikulanın posterior yüzeyi
sıyrılarak ilerletilir. Serbest bir kan akımı sağlandığında bir kılavuz tel iğne
içinden geçirilerek subklavyen ven içine ilerletilir ve daha sonra telin üzerinden CVP
katateri yerleştirilir.
Supraklavikuler yaklaşım:
Trandelenburg pozisyonundaki hastanın başı konülasyon yapılacak tarafa çevrilidir.
Bu yaklaşımda torasik duktusun yaralanmasından kaçınmak için sağ taraf
seçilmelidir. Bulucu iğne SKM kasın lateral demetinin klavikulaya yapıştığı
noktaya doğru kas demetinin lateral sınırından cilde sokulur. İğne, SKM kası ile
klavikulanın oluşturduğu açı ortalanarak ve 15-20 derece posteriora doğru
yönlendirilir. Damar oldukça yüzeyeldir (1-2 cm) ve plevra ile innominate artere
oldukça yakındır.
Antekubital Venlerin kataterizasyonu:
Antekubital venler v. basilica ve v. sefalica'dır. girişim öncesi üst kola turnike
konur. Brakial arter palpe edilir. Giriş yeri olarak antekubital fossanın mediyali
basilik ven, laterali sefalik ven içindir. Girişim için genelde Basilik ven öncelikli
seçilir. Sefalik ven kullanıldığı zaman katater çoğu kez ileri itilmede problem
yaratır. Çünkü sefalik ven dik açısıyla aksiller venle birleşir.
Antekubital venler v. basilica ve v. sefalica'dır. girişim öncesi üst kola turnike
konur. Brakial arter palpe edilir. Giriş yeri olarak antekubital fossanın mediyali
basilik ven, laterali sefalik ven içindir. Girişim için genelde Basilik ven öncelikli
seçilir. Sefalik ven kullanıldığı zaman katater çoğu kez ileri itilmede problem
yaratır. Çünkü sefalik ven dik açısıyla aksiller venle birleşir.
Başarılı girişimden sonra turnike
gevşetilir. Kolun abduksiyon ve external pozisyona getirilmeleri kataterin ilerletilmesi
sırasında karşılaşılabilecek obstrüksiyonları yenebilir. Komplikasyon olarak
brakiyal arter yaralanması görülebilir.
Femoral ven Kataterizasyonu:
Girişim yapılacak taraftaki kalça hafifçe kaldırılır, bacağa hafif abduksiyon ve
dışa doğru rotasyon yaptırılır. İnguinal ligamentin altında femoral arter palpe
edilir, giriş yeri femoral arterin 1 cm medialidir. İğne yönü hafif mediale, göbek
çukuruna doğrudur. Femoral vene 2-4 cm derinlikte ulaşılır. Komplikasyon olarak
yüksek tromboz riski ve hatalı yöne bağlı arter ve sinir hasarları görülebilir
(ven, arter ve femoral sinirin iç yandan dış yana doğru sırasıyla takip ettiğine
dikkat etmek gerekir).
Girişim yapılacak taraftaki kalça hafifçe kaldırılır, bacağa hafif abduksiyon ve
dışa doğru rotasyon yaptırılır. İnguinal ligamentin altında femoral arter palpe
edilir, giriş yeri femoral arterin 1 cm medialidir. İğne yönü hafif mediale, göbek
çukuruna doğrudur. Femoral vene 2-4 cm derinlikte ulaşılır. Komplikasyon olarak
yüksek tromboz riski ve hatalı yöne bağlı arter ve sinir hasarları görülebilir
(ven, arter ve femoral sinirin iç yandan dış yana doğru sırasıyla takip ettiğine
dikkat etmek gerekir).
Santral Venöz Kanülasyon için
Kontrendikasyonlar:
a) Katater yerinin operasyon alanında
kalması
b) Sağ atriumda tümör
c) Triküspit kapak vegetasyonu
d) Diğer tarafta karotid endoterektomi
uygulanmış olması
e) Vena cava superior sendromu
f) Girişim yerinde lokal enfeksiyon
(rölatif kontrendikasyon)
g) Koagülopati (rölatif kontrendikasyon)
Komplikasyonlar
a) Arteryel ponksiyon; eğer arteryel
zedelenme büyükse veya koagülopati mevcut ise direk bası yetersiz olacak ve masif bir
hematom gelişecektir. Boyunda böyle bir hematom oluşumu, endotrakeal intübasyon
gerektirecek kadar ciddi bir havayolu obstrüksiyonuna neden olabilir. Ayrıca
arteriovenöz fistül oluşumu da kataterizasyon sırasında görülebilir.
b) Karotid arter yaralanması ile
hemiparezi
c) Sinir zedelenmesi; brakiyal pleksus,
stellate ganglion ve frenik sinir internal juguler vene komşuluk gösterir. Ayrıca bu
kanülasyon sırasında Horner sendromu da gelişebilir. Parestezi ve motor defisitlerin
başlıca nedeni iğnenin oluşturduğu direk travmadır.
d) Pnömotorax, hemotorax, şilotorax
e) Disritmiler
f) Enfeksiyon ve hava embolisi (engellemek
için kanülün arkasını kapalı tutmak ve venöz basıncı yükseltmek için
başaşağı pozisyon gereklidir)
g) Kardiyak perforasyon; bunun sonucunda
perikardiyal efüzyon ve perikardiyal tamponad gelişebilir.
h) Hematom
ı) Yakın arter ve ven trombozu
Pulmoner Arter Kataterizasyonu
Balonlu, akımla yönlenen pulmoner arter
kataterleri, sol ventrikülün doluş basınçların değerlendirmek amacıyla pulmoner
arter basınçları ve wedge basıncı ölçmek amacıyla sık olarak kullanılır. Bu
özellikle akut kalp yetersizliğini sıvı volümü ile ilgili problemlerden ayırt etmek
gerektiğinde yararlı olur.
Endikasyonları
1) Kardiyak hastalıklar
- Geçirilmiş myokard enfarktüsü veya
sol ventrikül disfonksiyonu
Ejeksiyon fraksiyonu < 0.4
Kardiyak indeks < 2L/dk/m²
Örneğin; akut myokard enfarktüsünde
beklenen hemodinamik patern; hipotansiyon, düşük kardiyak output, artmış
intravasküler doluş basıncı (örneğin; PCWP), genellikle azalmış ventriküler
kontraktilite ve komplianstır. Pulmoner arter basıncı ve PCWP'nın izlenmesi bu gibi
durumlarda hastalığın progresi ve uygulanan tedaviye alınan yanıtın
değerlendirilmesinde oldukça yararlı olacaktır.
- Kapak hastalığı
- Kalp yetmezliği
2) Pulmoner hastalıklar
- ARDS (adult respiratuvar distres
sendromu)
- Ciddi KOAH (kronik obstrüktif akciğer
hastalığı)
3) Kompleks sıvı tedavisi
- Şok
- Sepsis
- Akut renal yetmezlik
- Yanıkların akut döneminde
- Hemorajik pankreatitler
4) Koroner arter cerrahisi, kapak
replasmanı vs.
5) İlaçların hemodinamik yanıtlarını
gözlemek için (inotroplar, vazodilatatörler vs.)
6) Yüksek riskli gebelik
- Ciddi toksemi
- Plasental abrupsiyon
Kontrendikasyonlar
- Sol dal bloğu (komplet)
- Wolf Parkinson White sendromu
Ebstein's malformasyonu
Pulmoner Arter Kataterizasyonunun
Ölçüm Parametreleri
- Santral venöz basınç
- Sağ ventrikül basıncı
- Pulmoner arter basıncı (PAP)
- PCWP, PCWP=Sol atrial basınç=Sol
ventrikül end diastolik basıncı
- Kardiyak index
- Miks venöz oksijen basınçları
- Sistemik vasküler rezistans (SVR)
pulmoner vasküler rezistans (PVR)
Table. Hemodynamic variables derived
from pulmonary artery catheterization data.
Variable |
Formula |
Normal |
Unitis |
Cardiac
index |
Cardiac output-(L/min)
Body surface area (m2) |
2.8-4.2 |
L/min/m2 |
Total
peripheral resistance |
MAP (mm Hg)- CVP(mm Hg) x80
Cardiac output (L/min) |
1200-1500 |
Dynes-s-cm-5 |
Pulmonary
vascular resistance |
PA-PCWP x80
Cardiac otput (L/min) |
100-300 |
Dynes-s-cm-5 |
Stroke
volume |
Cardiac output (Lmin) x1000
Heart rate (beats/min) |
60-90 |
ML/beat |
Stroke
index (SI) |
Stroke
volume (mL/beat)
Body surface area |
30-65 |
ML/beat/m2 |
Right
ventricular stroke-work index |
0.0136
(PA-CVP) x SI |
5-10 |
g-m/beat/m2 |
Left ventricular stroke-work index |
0.0136
(MAP-PCWP) xSI |
45-60 |
g-m/beat/m2 |
Normal İntrakardiyak Basınçlar
(mmHg) Ortalama Sınırlar
Sağ atriyum basıncı
5
1-10
Sağ ventrikül ensistolik basıncı
25 15-30
Sağ ventrikül endiastolik basıncı
5
0-8
Pulmoner arter sistolik basıncı
23
15-30
Pulmoner arter diastolik basıncı
9
5-15
Pulmoner arter ortalama basıncı
15
10-20
PCWP
10
5-15
Sol atrium basıncı
8
4-12
Sol ventrikül end-diastolik basıncı
8
4-12
Sol ventrikül sistolik basıncı
130
90-140
-------------------------------------------------------------------------------------
Yöntem
Girişim Seldinger tekniği ile santral ven
kataterinin yerleştirilmesinde olduğu gibidir. Swan-Ganz katateri kullanılır.
Pulmoner arter kataterinin damar
intraduserinin içinde pulmoner artere ilerletilmesi, kataterin distal ucundan alınan
basınç dalgasının gözlenmesi veya fluoroskopik yönlendirme ile mümkün olabilir.
Perioperatif pulmoner arter kataterinin yerleştirilmesinde en sık kullanılan yöntem
basınç dalgasının monitorizasyonudur.
Kataterizasyon için sağ atrium ile
arasındaki düz trase nedeniyle sağ internal juguler ven en kolay yaklaşım yoludur.
Pulmoner arter kataterinin çeşitleri olmakla birlikte en çok tercih edileni 7 F'lik,
dört lümenli, 110 cm uzunluğunda ve polyvinylchloride yapısındadır. Bu dört
lümenden oluşan parçalar:
1) Ucundaki thermistor vasıtasıyla
termodilüsyon yöntemiyle kardiyak outputun ölçülmesine olanak veren thermistor
parçası,
2) Kataterin ucunda yeralan balonu
şişirmek için gerekli olan parça,
- Kardiyak outputun ölçülmesine olanak veren soğuk mayinin
(serum fizyolojik) sağ atriuma enjekte edildiği ve ayrıca sağ atrium basıncının
ölçülmesine olanak veren parça; kardiyak output ölçümü için bu parçadan sağ
atriuma soğuk mayi enjekte edilir, katater içindeki thermistordan saptanan ısı ile
farkından (thermodilüsyon) bir computer vasıtasıyla kardiyak output hesaplanır.
- Distal parça ise pulmoner arter basıncı ve venöz kan
örneklenmesi için kan alınması amacıyla kullanılır.
Pulmoner arter kataterinde kılavuz tel
üzerinden yol alacak olan kılıflı girişim seti ve dilatör vardır. Dilatörle
genişletme yaptıktan sonra girişim seti kılavuz tel üzerinden ileriye kaydırılır.
Pulmoner arter katateri yaklaşık olarak 15 cm de sağ atriuma girmiştir. Burada
basınç dalgasının monitorizasyonu ile santral venöz trase gözlenir. Daha sonra
kataterin kan akımı ile ilerletilmesini kolaylaştırmak amacıyla ucundaki balon
havayla şişirilir (genellikle 1.5 mL). Katater ilerletilirken balonun şişmiş olması
ventrikül endokardinin korunmasına yardımcı olur, ayrıca sağ ventrikülün kardiyak
outputunun ölçülmesi de bu noktada mümkün olur. Balonun sağ ventriküle irritasyonu
ile aritmiler gözlenebilir, bu durumda nadiren i.v. lidocaine gerekir.
Kataterin sağ ventrikül lokalizasyonunda
sistolik basınç aniden yükselir, pulmoner artere de 35-45 cm de ulaşır, buradada
aniden diastolik basınç yükselir (monitorizasyon ile gözlemlenir). Beklenmeyen
basınç değişiklikleri gözlendiği zaman kataterin büküldüğü düşünülmeli,
balon indirilmeli ve katater geri çekilmelidir. kataterin zol ilerletildiği vakalarda
(düşük kardiyak output, pulmoner hipertansiyon, konjenital kalp anomalileri) hastanın
solunumunun derinliği arttırılmalı ve hasta sağ lateral pozisyona getirilmeli veya
proksimal lümen vasıtasıyla düşük doz inotropik ajan uygulanmalıdır.
Katater pulmoner arter pozisyonundakyen
minimal ilerletildiği zaman pulmoner kapiller wedge dalga formu gözlenir (ortalama 45-50
cm). burada balonun havası alındıktan sonra tekrar pulmoner arter basınç eğrisi
ortaya çıkar. PCWP'nın okunmasının sıklığı minimalize edilmelidir, çünkü
balonun aşırı şişirilmesi pulmoner arter rüptürü tehlikesini taşır, bu da %50-70
oranında mortalite teşkil eder. Kataterin doğru pozisyonu mutlaka lateral göğüs
filmiyle kontrol edilmelidir.
Komplikasyonlar
1) venöz kanülasyona ilişkin olanlar
Bunlara daha önce santral venöz
kataterizasyonunda değinildi.
2) Kataterin yerleştirilmesi ve
çıkarılmasına ilişkin komplikasyonlar
- Aritmiler
- Düğümlenme
- Papiller kas etrafında düğümlenme
- Pnömoperitoneum
- Dal blokları
3) Yerleştirilmiş katatere ilişkin
komplikasyonlar
- Balon rüptürü, sağ-sol şant yoksa
küçük miktarda hava zararsızdır.
- Kardiyak outut ölçümüne sekonder
bradikardi
- Kardiyak valv hasarı
- Derin ven trombozu
- Endobronşiyal hemoraji
- Balon 1-1.5 mL'den fazla hava ile
doldurulduğunda damar rüptürü (klinik belirtisi: Hemoptizi)
- Katater migrasyonu
- Pulmoner arter perforasyonu
- Sepsis
- Trombositopeni
- Tromboz
- Vertebral A-V fistül
- Psödoanevrizma
- Kataterin sol kalbe geçmesi
- Hematüri
|