- Doç. Dr. Anış Arıboğan
- Dr. Handan Birbiçer
Travma normal homeostatik mekanizmaların
kaybına fizyolojik gereksinimlerin artmasına ve anormalleşmesine neden olan bir
multisistem hastalığıdır.
Kırk yaşın altındaki erkeklerde birinci ölüm sebebi
travmadır. Yaklaşık olarak her ülkede hastaneye yatırılan hastaların %15’inin
yaralanmış kişiler olduğu bilinmektedir. Ülkemizde tüm kazalara ait geniş
istatistik bilgi olmamasına rağmen sağlık bakanlığının 1981 istatistiklerine göre
senede ortalama 164.816 kişi kaza sonucu hastanemize yatırılmaktadır. Ülkelere göre
genellikle yaralananların 1/6-1/10’u hastaneye yatırıldığına göre, Türkiye’de
senede 987.896 – 1.643.160 kişinin yaralandığı söylenebilir. Yaralananların
1/10’unun öldüğü kabul edilirse senede en az 100.000 kişi kazalar neden ile
kaybedilmektedir.
Yaralanmanın Mekanizması:
Delici Yaralar: Ateşli silah ile
yaralanmalarda oluşacak harabiyet dokuda meydana gelen kinetik enerji ile doğru
orantılıdır. Yüksek hızdaki kurşunun patlayıcı gücü bölgedeki yumuşak doku ve
damarlarda büyük harabiyet yapmakla kalmayıp, oluşturduğu boşluklara giysi, kirli
cisimler ve çevre artıkları da doku derinliklerine çeker. Böylece büyük bir
enfeksiyon kaynağından oluşturur. Bunun tersine düşük hızdaki kurşunlar, daha az
doku yaralanmasına ve kontaminasyona neden olurlar.
Delici toraks yaralanmalarında büyük
kanamalar, hemotoraks pnömotoraks, veya perikard tamponadı meydana gelir.
Karın bölgesinde büyük arter ve ven
yaralanmalarında süratle hipovolemi ve şok gelişebilir.
Künt travmalar; Künt travmada doku
ezilmeleri, kırıklar, kırık uçlarına bağlı çevre doku yaralanmaları olabildiği
gibi hareketli organların öne doğru ani hareketi ve zorlanması yırtılma ve kopmalara
neden olabilir.
Otomobil kazalarında olan künt gögüs
travmalarından en sık görülen “ yelken göğüs”tür. (direksiyon yarası).
Emniyet kemeri motorlu araç kazalarında mortaliteyi önemli oranda azaltmakta ise de
vertebralarda makaslama mekanizması ile kırıklara ve mezenterik zorlama ve
yırtılmalara neden olduğu bilinmektedir. Künt travma karın üzerine doğrudan
geldiği zaman bu şiddetli enerji karın içi organlarda yüklenerek ani ezilmeye neden
olur. Sıklıkla da dalak ve karaciğerin kapsülleri yırtılır, ve organlar
parçalanır.
Vücuda olan her travmanın üç özelliği
vardır.
Bunlar:
- travmanın niteliği
- travmaya organizmanın verdiği karşılık
- travma sonrası meydana gelen komplikasyon ve şekellerdir.
Travmayı takiben olgular şu dört gruptan
birine girerler:
- Acil resusitasyon gerektiren olgular
- Acil resusitasyon gerektirmeyen ancak hastaneye
yatırılması gereken olgular.
- Ayaktan tedavisi gerekenler.
- Ölüm veya kurtarılmayacak durumda olanlar.
Travmaya metabolik yanıt;
Travma vucudun metabolik yanıtlarını
değiştirir.
- İnflamatuar yanıtlar;
Travmayı takibeden dakikalar ve
saatler içinde hasta travmaya maruz kalan yumuşak dokular ve akciğerde olmak üzere
lokal inflamasyon başlamaktadır. Bunun ardında zedelenen ajanla birlikte diğer
organlarıda içerin jeneralize bir enflamatuar yanıt gelişir. Bu yanıt intravasküler
kompleman aktivasyonuda dahil olmak üzere bazı enflamatuar kaskatların sistemik
aktivasyonundan kaynaklanmaktadır.
- Hormonlar;
Travmayı takiben hemen dolaşan
katekoleminler artar ve periferik vazokonstriksiyon, taşikardi ve anksiyeteye neden
olurlar. Kortizol ve glukagon konsantrasyonlarıda artarak glukoneogenezis ve
glukojenolizisi tetikler. İnsulin miktarında artış, olursa da etkileri (gluloz
kullanımı, protein anabolizmasi) anti insulin hormonlar tarafından
sınırlandırılır.
- Metabolik yanıt:
Travmayı takiben normal metabolik
aktiyede önemli değişiklikler oluşur. Metabolizmanın artması ile enerji gereksinimi
1.5-2 kat artar. Enerji gereksinimin %30‘u protein’lerden, %40 glukozdan ve %30’u da
yağlardan karşılanmaya başlar.
Travmaya nöroendokrin cevap
Artmış Salınım Azalmış
Değişme yok
Epinefrin Beta endorfin Insulin
Norepinefrin GH Östrojen
Dopamin Prolaktin Testosteron
Glukagon Somotostatin Tiroksin
Renin Eikosanoidler T3
Anjiotensin Histamin TSH
Vazopresin Seratonin PSH
ACTH İnterleukin I LH
Kortizol TNF IGF
Aldosteron
TRAVMANIN ANATOMİK DAĞILIMI
KAFA TRAVMALARI
- GİRİŞ
Kafa travması her 15 sn’de bir
olduğundan ve her 12 dk’da bir KT’dan bir hasta öldüğünden, travma ile ilgilenen
bir doktor hemen hergün kafa yaralanması olan bir hasta ile karşılaşır. Travma
ölümlerinin yaklaşık %50’si kafa travması ile ilgilidir ve taşıt travmasına
bağlı ölümlerin %60’tan fazlası kafa travmasına bağlıdır. Kafa travması çok
önemli olduğundan, kafa yaralanmalarında uzman olmayan acil müdahale hekimleri bu
hastaların ilk bakımı hakkında pratik bilgilerini geliştirmelidirler. SSS
yaralanması olan hastanın ilk görüldüğünde bir beyin cerrahi olmayabilir. Bu
nedenler böyle bir hastayı ilk değerlendiren hekimin en önemli sorumluluklarından
birisi ventilasyon ve hipovolemiyi düzelterek potansiyel sekonder beyin zararlanmasını
önlemektir. Bu nedenle, böyle bir hastanın yönetiminde fikirler önemli olan beyin
cerrahi ile konsültasyonu sağlayan bir sistem gereklidir. Uygun hastaların erken
transfer morbidite ve mortaliteyi azaltır.
Kafa travmalı bir hastanın beyin cerrahi
ile konsültasyonunda hekim aşağıdaki bilgileri vermelidir:
- Hasta yaşı ve yaralanmanın mekanizması
- Respiratuvar ve kardiyovasküler durum
- Nörolojik muayene sonuçları, özellikle bilinç düzeyi,
pupiller ve lateralize ekstremite zayıflığı varlığı
- Serebral olmayan yaralanmanın varlığı ve tipi
- Diagnostik çalışmaların tipi
CT scan veya kafa röntgeni gibi tanısal
çalışmalar nedeniyle beyin cerrahisi konsültasyonu ve hasta transferi
geciktirilmemelidir.
KAFA TRAVMALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
- ÖYKÜ
Doğru yönetim için belirli tip
travmalardan hangisinin hangi tip kafa travması ile sonuçlanacağının bilinmesi
yardımcıdır. Neden çoğunlukla belirlidir. Ancak hasta nörolojik olarak iyi bir
durumda olsa da yaralanma risk faktörlerinin mekanizması, hastanın nasıl ve nerede
tedavi edileceğinin kararını vermek için değerlendirilmelidir. Örneğin; düşmede,
taşıt kazasına göre daha fazla intrakranial hematom görülür.
Hastane öncesindeki personel kaza sonrası
hasta durumunu görenleri iyice sorgulamalıdır. Ambulans personelince alınan bilgi
hasta acil departmanına götürüldüğünde verilmek üzere yazı ile belgelenmelidir.
- İLK DEĞERLENDİRME
Hasta yönetiminde daha sonraki kazalarda
kritik rol oynadığından ilk değerlendirme önemle uygulanır.
Nörolojik değerlendirme birçok
faktörden etkilendiğinde kardiyovasküler durumun dökümantasyonu nörolojik muayeneye
eşlik etmelidir. Havayolu solunum ve sirkülatuar kontrol ilk sırada yer almalıdır.
Sistolik KB’i 60 mmHg’nin altında ve sistemik hipoksemi var ise kafa travmasındaki
hastanın mental durumuna dikkat edilmelidir.
Benzer olarak, alkol ve diğer sinir
sistemi depresan kullanımı incelenmeli, böylece kafa travması değerlendirmesini
etkileyecek toksik faktörler hesaba katılmalıdır.
- VİTAL BELİRTİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Beyin yaralanması vital belirtileri
değiştirebilmesine rağmen vital belirtilerdeki değişikliklerin başka faktörlere
değil kafa travmasına bağlı olduğundan emin olmak çok zordur. Bazı yararlı klinik
kurallar;
- Hiçbir zaman beyin yaralanmasının hipotansiyonun nedeni
olduğunu farzetmeyin. Skalp laserasyonlarında kanama hemorajik şoka neden olabilse de
(özellikle küçük çocuklarda) intrakranial kanama tek başına kan kaybından şok
oluşturmayacaktır. Beyin travmasında meduller merkez yetmezliğine bağlı hipotansiyon
terminal bir olaydır.
- Bradikardi ve azalmış solunum hızı ile ilgili progressif
hipertansiyon (Cushing cevabı) akut ve potansiyel öldürücü intrakranial P artışına
spesifik bir cevaptır. Kafa yaralanmalarında, böyle bir lezyonla genellikle acil
operatif müdahaleye gidilir.
- Tek başına veya hipertemi ile birlikte olan hipertansiyon,
belirli tip beyin yaralanmalarından kaynaklanan santral otonomik disfonksiyon ile kendini
gösterir.
- AVPU+MİNİ NÖROLOJİK MUAYENE
AVPU özellikle acil cerrahi gerektiren
büyük nörolojik değişikliklerin varlığını ve ciddiyetini tespit eden
mininörolojik muayene yöntemidir. İlk muayenede tamamlanan AVPU metodu, hastanın
bilinç düzeyini tanımlar.
Mininörolojik muayene kafa travmalı her
hasta için tekrarlanmalıdır. Muayene şunları değerlendirmektedir;
- Bilinç düzeyi
- Pupiller fonksiyon
- Lateralize ekstremite güçsüzlüğü
- Bilinç Düzeyi
- Glasgow Kama Skalası
Hastanın bilinç düzeyini belirler. GKS 3
değerlendirme skorunun toplamıdır. Hepsi ayrı ayrı değerlendirilir.
- Göç-açma yanıtı (E skoru)
- Spontan açık –4 puan
- Sözlü uyarılara açık- 3 puan
- Ağrılı uyaranlar açık-2 puan
- Hiçbiri – 1 puan
- Sözlü yanıt
- Oryante 5 puan
- Konfüze 4 puan
- Uygunsuz kelimeler 3
- Anlamsız sesler 2
- Hiçbiri 1
- En iyi motor yanıt
- Emirlere uyar – 6 puan
- Lokalize eder – 5 puan
- Ağrı uyaranla çeker – 4 puan
- Anormal fleksiyon 3 puan
- Ekstansör yanıt 2
- Hareket yok 1
- Hasta Kategorizasyonu
- Koma: Göz açma olmaması (E=1), emirlere uymama (M=1 ile
5), sözlü cevap
vermeme (V=1-2) olarak tanımlanır.
Bu GKS’ı 8 ve altında olanların komada
olduğunu gösterir.
- Kafa travmasının ciddiyeti:
- GKS’ı 8 veya altında ise kafa travması ciddidir.
- GKS 9 ve 12 ise orta kafa travması vardır.
- GKS 13-15 ise minör kafa travması vardır.
- Pupiller fonksiyonun değerlendirilmesi: Pupiller eşitlik
ve parlak ışığa yanıtlarına göre değerlendirilirler. Pupil çaplar arasında 1
mm’den daha fazla fark anormaldir.
- Lateralize ekstremite güçsüzlüğü: Spontan hareketler
eşitlik için söylenir. Spontan hareket minimal ise yanıt ağrılı stimulusla
değerlendirilir. Harekette gecikme, daha az hareket veya bir tarafa daha fazla stimulus
gecikmesi belirgindir. Sıklıkla GKS’nin motor komponenti en iyi ve en kötü
ekstremite hareketini belirlemek için kullanılır. Açık bir lateralize güçsüzlük
intrakranial yer kaplayan lezyona işaret eder.
- Nörolojik muayenenin amaçları: Beyin travma ciddiyetini
ve nörolojik bozukluğu belirlemektir. GKS yaralanmaları hafif, orta ve ciddi olarak
kategorize edebilir. GKS’den bağımsız olarak aşağıdakilerden birinin varlığı
ciddi kafa travmasını gösterir.
- Eşit olmayan pupiller
- Eşit olmayan motor muayene
- BOS’un aktığı veya beyin dokusunun görüldüğü
açık yaralar
- Nörolojik bozukluk
- Çökme kırığı
GKS skorunda 2 veya daha fazla puanın
düşmesi hasta durumunun bozulduğunu gösterir. 3 veya fazla düşme acil tedaviyi
gerektirir.
Özel durumlardaki nörolojik bozukluklar:
- Başağrısında aşırı artma veya sıradışı
başağrısı
- Bir pupil büyüklüğünde artma
- Bir tarafta güçsüzlük gelişmesi
ÖZEL DEĞERLENDİRME
- Kafa tası röntgenogramı: Penetral yaralanmalar dışında
kafa travmalarında erken müdahale için çok değerli değildir.
- Kompüterize tomografi: CT scan, kafa travmalı hastanın
diagnozunda bir devrimdir. Mükemmel olmasa da, yer kaplayan lezyonların tam yeri ve
büyüklüğünü gösterir. Spesifik tanı cerrahiyi de içeren tedavi planını
belirler. Minör yaralanmalar dışındaki tüm kafa travmalı hastalarda CT
çekilmelidir.
- Diğer: LP, EEG ve İzotop scannign’in kafa travmasının
akut müdahalesinde hiçbir rolü yoktur.
KAFA TRAVMASININ SPESİFİK TİPLERİ
Kafa travmalı hastanın acil
müdahalesinde ilk değerlendirme ve resüsitasyonda ilk hedeflenenler:
- Yaralanmanın spesifik anatomik tanısını yapmak
- Beynin metabolik gereksinimini garanti etmek
- Tedavi edilebilir nedenlere bağlı intrakranial basınca
sekonder beyin zararlanmasını önlemek.
- KAFA TASI FRAKTÜRLERİ
Kafa tası fraktürleri sıktır. Ancak
ciddi beyin yaralanması ile beraber olmayabilir. Bunun gibi, birçok beyin yaralanması
da kırıklarla birlikte değildir. Kafatası kırığında yüksek olasılıkla
intrakranial hematom vardır veya gelişecektir. Bu nedenle bu tip hastalar gözlenmek
üzere hastaneye alınmalıdır ve beyin cerrahisi konsültasyonu yapılmalıdır.
- Lineer (çökmemiş) kırıklar: Röntgende sıklıkla
lusent çizgi olarak görülür. Spesifik tedavi gerektirmez ve müdahale alttaki beyin
yaralanmasına yönlendirilir. Vasküler arteryel çaprazlanmalarda veya suturalardaki
faktörler epidural hemoraji olasılığını akla getirmelidir.
- Çökme kırıkları: Bunlar beyin cerrahisi acili olabilir
veya olmayabilir. Müdahale alttaki beyin yaralanmasına yönlendirilmelidir. Kafatası
kalınlığından daha fazla çökmüş fragma felç gibi olası sekel riskini azaltmak
için kemiğin cerrahi olarak elevasyonunu gerektirebilir.
- Açık kemik kırıkları: Dura açıldığından yara
yerinden BOS akmaktadır. Enfeksiyon olasılığını azaltmak için erken operasyonu
gerekir.
- Bazal kafatası kırıkları: Kulaktan veya burundan BOS
gelmesi ile tanı konur. Kan karışırsa tanı zorlaşır. Bu durumda yüzük belirtisi
testi ile tanı konur. Sıvı filtreli kağıt üzerine damlatılır. BOS var ise kan
ortada kalır ve etrafında bir veya daha belirgin sıvıda halka oluşur. Kan timpanik
membran arkasında olduğundan mastoid bölgede ekimoz da (Battle beresi) olabilir.
Kribriform kırıklarında periorbital ekimoz (Racon gözler) vardır. Bu tip kırıkta
nazogastrik tüp yerleştirildiğinde intrakranial ilerleme riski vardır. Bu problem
önceden yerleştirilmiş nazal bir airway yolu ile veya ağızdan takma şeklinde
giderilebilir.
- DİFFÜZ BEYİN YARALANMALARI
- Konküzyon (beyin sarsıntısı): Nörolojik fonksiyonun
kısa kaybı vardır. Hastada kısa süreli bilinç kaybı vardır. Konfüzyonu
açıldığında kazanın parçalarını anlatır, ama tam çarpışmayı hatırlayamaz.
Başağrısı, başdönmesi, bulantı olabilir. Bu hastalar hastanede gözlenmeli ve
mental durum tamamen düzeltildikten sonra evlerine gönderilmelidir.
- Diffüz aksonal yaralanmalar: Beyin sapı yaralanması da
denilen bu durumda sıklıkla günlerden haftalara kadar süren uzamış koma vardır.
Komaya neden olan kafa travmalarının %44’ü bu nedenledir. Mortalite %33’tür. CT
scan’de kitle lezyonu görülmeyen bir hastada derin koma, deserebre veya dekortike
postür devam ediyorsa tanı doğrulanır. Yüksek ateş, hipertansiyon ve terleme gibi
otonomik disfonksiyon bulguları sıktır.
- FOKAL YARALANMALAR
Nispeten lokal bir alanda makroskopik
görünen yaralanma vardır. Kontüzyon, hemoraji ve hematomu içerirler. Kitle etkisinde
dolayı acil cerrahiyi gerektirirler.
- Kontüzyon: Tekli, çoklu, küçük veya büyük
olabilirler. Uzamış koma, mental konfüzyon ile karakterize olabilirler. Çarpışma
alanın yakınında veya uzağında olabilirler. Frontal ve temporal loblar en sık
tutulurlar. Kontüzyon büyük veya prekontüzyonal ödem ile ilgili ise kitle etkisi
sekonder nörolojik bozukluk ile sonuçlanan herniasyon ve beyin sapı kompresyonuna neden
olabilir. CT ile tanı konulabilir.
- İntrakranial hemorajiler
- Meninjeal hemoraji
- Akut epidural hemoraji: Epidural kanama hemen her zaman
çoğunlukla orta meningeal arter olmak üzere dural bir arterin yırtılması sonucu
olur. Görülme olasılığı az olsa da fatalitesi yüksektir. Daha çok parietal veya
temporal kemik lineer kırıklarında olabilir. Tipik belirti ve bulguları; 1. Lucid
intervalden (açık periyod) sonra bilinç kaybı, 2) bilincin ikinci depresyonu, 3)
karşı tarafta hemiparaze gelişir. Çarpışma alanı ile aynı tarafta dilate ama fiks
pupil en önemli bulgusudur. Lucid intervalde bile lokalize başağrısı ve uyuklama
görülebilir. Acil cerrahi müdahale gereklidir. Erken tedavide prognoz çoğunlukla
mükemmeldir.
- Akut subdural hematom: Subdural hematom da yaşamı tehdit
eder ve epidural hematomdan daha sık görülen bir kanama tipidir. Çoğunlukla serebral
korteks ve dural arasındaki köprü venlerinin yırtılması sonucu görülür. Beyin
veya kortikal arterlerin laserasyonu da görülebilir. Genellikle alttaki beyin
yaralanması da ciddidir. Mortalite %60 kadardır.
- Subaraknoid hemoraji: Kanlı Bos ve meningeal irritasyona
neden olur. Hastada başağrısı ve/veya fotofobi vardır. Acil tedavi gerekmez ve tek
başına hemoraji yaşamı tehdit etmez. Tanı CT scan ile konulabildiğinden LP’ye
gerek yoktur.
- Beyin hemoraji ve laserasyonları
- intraserebral hematom: CT ile tanı konulur. Küçük derin
intraserebral hematomlarda diğer beyin yaralanmaları ile ilgilidir. Nörolojik
defisitler yaralanma bölgelerine, hemoraji boyutuna ve kanamanın devam edip etmediğine
bağlıdır. Hemipleji görülebilir. Oksipital hemorajiler vizüel defisitlere neden
olabilir. İntraventriküler ve intraserebral hemorajide yüksek ölüm oranı vardır.
- Başa penetre olmuş tüm yabancı cisimler beyin cerrahisi
tarafından çıkarılıncaya kadar yerinde bırakılmalıdır.
- Kurşun yaralanmaları: Büyük kalibreli ve yüksek
hızdaki mermi ile ölüm oranı artar. İlk GKS’I 6’nın altında komadaki hastalarda
ölüm oranı yüksektir.
- Zaman faktörü
Hematom ne kadar erken tanınır ve
değerlendirilirse prognoz o kadar iyidir. Arteryel orijinli olan epidural hematom ven
orijinli olan subdural hematoma göre daha hızlı gelişir. Klinik görüntü için
epidural hematomda 4-6 saat subdural hematomda 12-24 saat gereklidir. İntrakranial
hematom gelişen hastalar çok sıkı gözlenmeli ve olası en kısa zamanda beyin
cerrahinin olduğu yere transfer edilmelidir.
Yüz Travmaları
Zygomatic fraktür:
- Le fort III fraktürü yüzü üç bölüme
ayırdığımızda ortada zygomotiko frontal zygomatikotemporal, nazal stülerin ve
orbital tabanın içinden ayrılmasıdır. Hava yolu bütünlüğünü tehlikeye atan
birleşik bir fraktürdür. Havayolunun kontrolü ve korunması servikal omuriliğin
sürekli inmobilizasyonu ile sağlanır. Hasta entübasyonunda başarısızlık klinik
kararlara ve klinisyenin maharetine bağlı olarak cerrahi krikotroidotomi için
endikedir. Nazotrakeal entübasyon kontrendikedir.
- Sağda Maxiller fraktür (Lefort I)
Travmatik maloklüzyon yüz kemiklerinin
majör ayrılmasını gösteren önemli bir işarettir. Beraberinde kanama olması
havayolunu tehlikeye atar. İdame şunları kapsar: 1. Havayolu sağlanması 2. Servikal
omuriliğin inmobilizasyonu 3. Hemoraji kontrolü
- Solda mandibuler fraktür: Bu anlaşılması önemli bir
hasardır. Özellikle diğer yüz fraktürleriyle beraber ortaya çıkarsa. Bilinçsiz
hastada dil posteriora kaçar ve havayolunu oklüze eder. Temel havayolu prosedürü
orofaringeal airway konulması gibi havayolu obstrüksiyonundan kaçınmak gereklidir.
Nazal Fraktür: Kanama anlamlı olabilir
özellikle bilinçsiz hastalarda havayolu bütünlüğünü tehlikeye
Toraks travması:
Toraks travmaları solunumu ve/veya
dolaşım işlevini büyük ölçüde bozup doku hipoksine yolaçarak hastanın hayatını
akut olarak tehlikeye sokabilirler. Politravmalı hastaların %35-40’ında toraks
travması mevcuttur. Travmaya bağlı ölümlerin yaklaşık %25’i toraks
travmalarındandır. İzole toraks travmaların da mortalite %12’dir. Tüm toraks
travmalarında ölüm oranı ise % 2.3-5 arasındadır.
Toraks travmalarını oluş biçimine göze
künt, kesici delici ve patlayıcı travmalar olarak ayırabiliriz. Olguların yaklaşık
%25’i penetran yaralanmalardır. Toraks yaralanması sebepleri arasında en sık
rastlanan trafik kazalarıdır. Diğerleri yüksekten düşme,ateşli silah
yaralanmaları, darp, spor yaralanmaları vs’dir.
Toraks travmalarında aşağıda
sınıflanan spesifik yaralanmaların bir veya birkaç birarada bulunabilir.
Spesifik yaralanmalar:
Göğüs duvarı problemleri;
Kaburga kırıkları
Sternum kırıkları
Klavikula kırıkları ve dislokasyonu
Skapula kırıkları
Yelken göğüs
Ciltalt amfizemi
Travmatik asfiksi
Havayolu problemleri;
Hemoptizi
Hava embolisi
Larinks travması
Trakea ve bronş yaralanmaları
Postravmatik trakeo-bronsiyal fistül
Postravmatik trakeoinnominat fistül
Diyafragma hasar
Özefagus travması
Pleura problemleri; x
Kapalı pnömotoraks
Ventil pnömotoraks
Hemotoraks
Postravmatik ampiyen
Postramatik şilotoraks
Künt toraks tavması acil olarak yaşamı
tehdit eden veya potansiyel olarak yaşamı tehdit eden tipte olabilir.
Yaşamı tehdit eden künt toraks
travması;
Havayolu obstrüksiyonu
Tansiyon pnömotoraks
Açık pnömotoraks
Flail chest
Massif hemotoraks
Yaşam potansiyel olarak tehdit eden
künt toraks travması;
Trakeobronşial yırtılma
Akciğer kontüzyonu
Multipl kot kırıkları
Diyafragma rüptürü
Kardiyak tamponad
Myokardial kontüzyon
Aort rüptürü
Akciğer parakim hasarı;
Akciğer kontüzyonu
Akciğer laserasyonu
Akciğer hematomu
Posttravmatik akciğer kaviteli lezyonları
Diğer parankim lezyonları
Kalp travması;
Kalp tamponadı
Kardiyak perforasyon
Myokardiyal kontüzyon
Torasik aorta ve özefagus
yaralanmaları;
Penetre yaralanmalar
Künt travmalar
Yoğun bakımda bizi en çok
ilgilendirenler.
Kaburga kırıkları, yelken göğüs,
pnömotoraks, hemotoraks hemsto promotoraks, akciğer konfüzyonlardır.
Kaburga kırıkları, yelken göğüs,
pnömotoraks, hemotoraks hematopnomotoraks, akciğer kontüzyonlarıdır.
Kaburga kırıkları:
Toraks travmalarında sıklıkla kaburga
kırıklarına rastlanır. Yaşlılarda daha sık şişmanlarda ve çocuklarda daha
azdır. En sık 5-9. kaburgalar kırılır ve pnömotoraks, hemotoraks rolü fazladır.
Kaburga kırıkları çok ağrılıdır. Ağrı solunum eforunu azaltır öksürüğü
baskılar, böylece atelaktezi, pnomoni ve gaz değişiminde bozulma ortaya çıkar.
Tanı: fizik muayene , basit toraks
radyografisi ciddi olgularda hipoksemi ve hiperkarbi ile konur. 1 kaburga kırıklarına
sıklıkla klavikula fraktürü de iştirak eder. Bu kırıklarda torasik outlet sendromu
venoarteryal yetmezlik ve brakial pleksus yaralamaları olabilir.
Yelken göğüs (Flail chest):
Birbirini takibeden üç ve daha fazla
kaburganın iki hat boyunca kırılması ile göğüs duvarının bütünlüğünün
bozulması ve serbestleşen bu alanın spontan solunumda paradoksal hareketi sonucu
oluşan duruma yelken göğüs denir.
Yelken göğüste parodoksal solunum
(serbest alanın insprasyon ve ekspirasyon esnasında toraks duvarının tersine hareketi)
ve pendelluft (ekspirasyon havasının her iki akciğer arasında gidip-gelmesi) nedeniyle
yetersiz ventilasyon olduğu ve bunu bağlı solunum yetersizliği geliştiği ileri
sürülmüştür.
Son çalışmalar bunun önemli
olmadığını yelken göğüste görülen solunum distresi, hipoksemi ve artmış intra
pulmoner şantın, akciğer kontüzyonuna bağlı olarak gelişen intertisiyel ve
intraolveoler ödem, kanama, bunun sonucu FRC’de ve oksijenasyonda düşmeye bağlı
olduğu ileri sürülmektedir.
PNÖMOTORAKS
Künt göğüs travmalarının %15-50 de
pnomotoraks görülebilir üç tipi vardır.
- Kapalı pnömotoraks: Pleura boşluğunda hava bulunması
halidir. O taraf akciğerin ventil olmasını engelleyecek kadar çok olursa önem
kazanır. (hemitoraks volümünün %15’inin üzerinde)
- Ventil Subaplı pnömotoraks: Yaşamı tehdit eden ve acil
tedavi gerektiren akut bir durumdur. Hemen tanınması ve tedavi edilmesi hayat
kurtarıcıdır. Hava pleura boşluğuna girer, fakat çıkamaz. Her bir inspiryumda artan
hava, aynı taraf akciğerin kollapsına, mediastenin sağlam tarafa itilmesine, diğer
akciğerinde yeterince genişlemesinin engellenmesine, toraks içi başıncın artmasına,
venöz dönüşün azalmasına, büyük damarlarda torsiyona, dolayısıyla hipotansiyona
neden olur. Hızlı dispne ve siyanoz gelişir.
- Açık pnömotoraks: Toraks duvarının büyük doku
kayıplarında pleura boşluğunun atmosfere açılması durumudur. O taraf akciğer
kollabe olur, spontan solunumda, inspirasyonda mediasten sağlam tarafa, ekspirasyonda ise
hasarlı tarafa itilir (mediasten flatteri). Bu durum ağır bir hipoksi yaratabilir.
Hemotoraks: pleural aralıkta kan
toplanmasıdır. Kostofrenik açıda kapanma erişkin bir kişi için 300-500 cc ‘kan
toplanmasını ifade eder. Kot kırıkları ve venöz kanamalarda genellikle kanama
miktarı 1000cc ve altındadır. 1000cc’nin üstündeki kanamalar interkostal, mamarian
arter ve diğer büyük damarların yaralanmaları sonucunda olmaktadır. Tanı fizik
muayenede solunum seslerinin bozulması, perküsyonda sonoriterinin azalması,
torasentezde defibrine kanın aspirasyon ve radyolojik incelemede akciğer sahalarında
mayi toplanmasıyla konur.
Silotoraks: duktus torasikusun
yaralanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Pleural aralıktan alınan mayinin şilöz
olmasıyla tanı konur.
Akciğer kontüzyonu:
Künt göğüs travmalarının
%30-40’ında akciğer kontüzyonu meydana gelir. Genelde kompresif kuvvetlere bağlı
olarak gelişen akciğer kontüzyonunda akciğer kapiller permeabilitesinde artma, ödem,
hemoraji, surfaktan fonksiyonunda değişme ve inflamasyon gelişir. Bu değişiklikler
patlamaya bağlı travmada da böyledir. Sonuç olarak atektazi, kompliansta azalma,
solunum işinde artma, gaz değişiminde bozulma (volüm ve atelektaziye bağlı) meydana
gelir. Eğer kontüzyon yaygın yada yağ embolisi, sepsis vs gibi diğer faktörlerde
birlikte ise ARDS gelişir.
Akciğer kontüzyonu genellikle olaydan
sonra 1-2 saat içinde radyolojik olarak direk A-P grafide görülmesine rağmen 4-24 saat
sonra gecikmiş olarak ortaya çıkar. Erken dönemde grafi normal görülebilir. Grafide
zayıf olarak seçilebilen infiltrasyon, sıklıkla kaburga kırıkları ile birliktedir.
Klasik grafide görülmeyen akciğer kontüzyonu BT’da saptanabilir. Klasik grafide
kontüzyon olarak değerendirilen birçok imajın gerçekte laserasyon (akciğer
parankiminde yırtılma, kanama, alveollerin kanla dolması, için hava ve/veya sıvı ile
dolu kaviteli lezyonlar) olduğu, bununda BT ile çok daha iyi değerlendirileceği
bildirilmiştir.
Trakeobronsiyal yaralanmalar:
Larinks, kirikoid kıkırdak, ve
ekstratorasik trakeaya travma boyuna künt bir travma olduğu zaman daima
düşünülmelidir. 30 yaşında sonra travmatik bronş rüptürü beraberinde kot
kırığı olmaksızın nadiren görülür. Bu kırıklar rüptüre bronşun olduğu
tarafta ve üst bloklarda olmaktadır. 30 yaşından önce kot kırıkları sıklıkla
gösterilemez. Sağ ana branş sola göre iki kez daha sık olarak etkilendiği
görülmektedir. Bu hastalarda cilt altı amfizemi, pnomotoraks, pnomomediastinum,
hemoptizi, atolektazi, ve tansiyon pnomotoraks görülebilir. En önemli tanı girişimi
bronkoskopidir.
Büyük damar yaralanması:
Torasik aortanın rüptürü, büyük damar
yaralanmaları içinde en sık ve ciddi olanıdır. Sıklıkla sol subklavin arterin
çıktığı yerin hemen altında olur. Bundan sonra en sık olarak, aortik sinusun hemen
üzerindeki aort kökündedir. Etyolojisinde; otomobil, uçak ve yüksekten düşme
önemli yer tutar Belirtileri hipovolemi, sirkulatuar şoktur.
Radyolojide genişlemiş mediastinum ve
kısa zamanda gelişen pleural effüzyon aort rüptürünü akla getirmelidir. Effüzyon
genellikle hemorajik ve sol pleural aralığa lokalizedir.
Kalp yaralanmaları; içinde en sık
olarak rastlanılan acil tedavi gerektiren öldürücü lezyonlar, myokard rüptürü,
myokardial kontüzyon, perikard kaserasyonları ve perikardial hemorajilerdir. Myokardial
injuriyi akla getiren en önemli değişiklik sağ kalp yetmezliği bulgularıdır. Kalp
boyutunun artması, düşük kalp debisi, sol kalp yetmezliği bulguları ve pulmoner
ödem kardiak travmayı düşündürmelidir.
Diafragma yaralanmaları;
Diafragmanın kesici ve aşırı sürat
sonucu olan yaralanmalarında rüptüre rastlanılmaktadır. Çarpışma yaralanmalarında
hastalarda dispne, epigastrial ve subkostal ağrı vardır. Rüptür %90 solda
olmaktadır. Fizik muayenede, diafragma rüptürü tarafında solunum sesleri
azalmıştır. Mediastim karşı tarafa doğru yer değiştirebilir. Barsak ansların
radyolojik olarak toraks içinde görülmesi, diafragmatik pnemoperitoneum ve nadir olarak
da barsak obstrüksiyonu tanı koydurabilir.
Abdominal travmalar: Abdominal
yaralanmalar travmaların yaklaşık %6’sını oluştururken travmaya bağlı
ölümlerin %25’ine katkıda bulunur. Abdominal travmada künt ve penetran tipte
olabilir. Künt abdominal travmanın tanınması daha güç olmakla beraber penetran
yaralanmalara kıyasla daha az ölüme neden olur.
Abdominal travmanın değerlendirilmesinde
tam zararlanmanın teşhisini koymaktan ziyade abdominal travma olup olmadığının
tanımlanması daha önemlidir.
Fizik muayene detaylı ve sistematik bir
biçimde yapılmalıdır. Bunlar inspeksiyon, oskültasyon, palpasyon, perküsyon, rektal
muayene, vajinal muayene, penil muayene, dir. Travmanın herhangi bir çeşidi
intraabdominal organlardan herhangi birini hasarlandırabilirsede en sık zarar görülen
dalak, karaciğer, pankreas kalın bağırsaklar ve majör damarlardır.
Abdomial travmanın hem sık görülmesi
hemde tanısının güç olması medeniyle travma olgularında peritoneal lavaj ve
eksploratif laparotomi sıkça uygulanır.
Abdomerin üç anatomik bölümü vardır.
Peritoneal, retroperitoneal ve pelvik bölge
Peritoeal bölgede ikiye ayrılabilir.
Üst abdomen bölümünde; kc,
dalak, diagrapma, mide transvers kolon bulunur.
Alt abdomen bölümünde: kolonun geri
kalan kısmı bulunur.
Retroperitoneal bölgede; aorta, v.cava,
pank, böbrek, üreterkolon, ve duedonum parçalar bulunur. Retroperitoneal organ
zararlanmasını tanımak oldukça zordur. Fizik muayene yapılmaz ve penitoneal lavaj ile
örnek alınamaz.
Pelvisde; rektum, mesane, iliac damarlar ve
kadında internal genital organlar bulunur. Anatomik yerleşimden dolayı bu yapıların
travmasının erken teşhisi kolaydır.
Künt Travma ile sık sık görülenler;
Diafragma yaralanması; künt travmaların
bir kısmında görülebilir. Perikard yaralanmasınıda içerebilir. En sık görülen
yaralanma genellikle 5-10 cm uzunlukta sol posterolateral hemidiafragmayı içeren
yaralanmadır. Röntgende spesifik anormallik olmayabilir veya hemothorax ile birlikte
görülebilir. N/G uygulaması gizli sol kısım yırtıklarını gösterebilir. Diafragma
üzerinde görülen tüp patognomoniktir.
Duodenum rüptürü; klasik olarak
önden çarpan, motorlu araç kazalarında, veya bisiklet gidonunun karına hızlı
çarpması anında görülür. N/G kanlı aspirat veya retroperitoneal hava
görüldüğünde şüphelenilmelidir. Duodenal gastrografi çalışması çift kontrast
CT yüksek riskli hastalarda endikedir.
Pankreas yaralanması: genellikle
epigastrik bölgeye olan kompresyonların pankrası vertebrayla araya sıkıştırması
sonuçu görülür. Normal serum amilaz seviyesi majör pankratik travmayı ekarte
ettirmez. Aksine aziler seviyesi nonpankreatik kaynaktan yükselebilir. Çift kontrast CT
bile erken yaralanma döneminde cilde pankres yaralanmasını göstermeyebilir. Morbilite
ve mortaliteye katkılar büyüktür.
Genitoüriner travma: sırta veya
uzun lumbal bölgeye olan direk travmalar kontüzyonlara, hematomlara veya ekimozlara
sebep olarak altta yatan bir renal zedelenme ihtimalini ortaya çıkarırlar. Posterilor
aşağı kotların veya spinal tranvers proces kırıkları bu ihtimali arttırırlar.
Benzer biçimde perineal hematom veya ant pelvik kırıklar mesane veya üretral travmayı
düşündürür. Üretral mea’da kan olması veya hastanın idrar yapamaması aşağı
üriner sistem yaralanmanmasının işaretidir. Post üretral travma genellikle
multisistem yaralanmalarla ve pelvik kırıklarla beraberdir.
Renal kontüzyon künt travmayı takiben en
sık oluşan üriner sistem yaralanmasıdır. Çoğunlukla müdahale gerektirmeden ve
sekel bırakmadan iyileşir. Renal injurinin büyüklüğü komplikasyonların insidansı,
renal yetersizliğin varlığı ve ölüm ile koreledir. Renal yetersizliğin en sık
görülen nedenli hipoperfüzyon ve ilaçlardır. Bir diğer neden de cerrahi injuri ve
iskemiden kaynaklanan rabdomyolizdir. Künt renal arter trombozu ve renal pedikül
ayrılması nadirdir. Her iki lezyonda hematürüye sebep olmayabilir Bilinci açık
hastada şiddetli abdominal ağrıyla birlikte görülür.
İnce Barsaklar; ve Kolon Yaralamaları:
Sık görülmemekle birlikte emniyet kemeri kullanımının artması ile artış
göstermektedir. Yaralanmalar en sık proksinal jejunum distal ileum veya sigmoid kolonda
olmaktadır. Abdominal duvarda transvers lineer ekimoz görülmesi (emniyet kemeri
belirtisi) ile intestinal yaralanma konusunda kuşkulanılmalıdır.
Butındaki delici travmalar;
Patlayıcı veya kavitasyon oluşturan
şekilde indirek etkileri vardır. Yaralanma paterni abdominal organların relativ
büyüklüğüne ve giriş yerinin yakınlığına bağlıdır. Tahmin edileceği gibi kc.
İb, kolon, ve mide sıklıkla yaralanır. Kesici alet yaralanmaları yakın organları
iterken ateşli silah yaralanmaları etraftaki birçok organa da zarar verebilir.
Pelvis kırıkları ve birlikteki
yaralanmalar:
Otomobil, yaya, motorsiklet veya yüksekten
düşmeden kaynaklanır. Açık pelvis kırıklarında morbilite %50’yi açar. Pelvis
kırıklarından kaynaklannan belirgin hemorajiyi kontrol altına almak ciddi bir
problemdir. Pelvisin büyük kemiklerinin aşırı kanlanması ve kırılan kemiğin
kanaması bunun sebeplerindendir. Bu kemiklerin etrafındaki kas grupları da oldukça
vaskülerdir ve pelvis kırıldığı zaman kanarlar.
Bütün pelvis kırıklarında rektal ve
genitoüriner yaralanmalarda şüphelenilmelidir. Sakral pleksus yaralanmaları da sık
görülür. Pelvis kırığı olan hastada hipotansiyon ciddi problem teşkil eder.
Hastanın hipotansiyonu teshis ve tedavi
çalışmalarında odak noktayı oluşturmalıdır.
EKSTREMİTE TRAVMALARI
EKSTREMİTE DEĞERLENDİRMESİ
- ÖYKÜ: Hastadan, akrabalarından veya yanındakilerden
alınan bilgi belgelenmeli ve hastanın tıbbi kaydına geçilmelidir.
- Yaralanma Mekanizması;
Ekstremite yarasının ciddiyetini tahmin
etmek gereklidir. Yaralanma mekanizması yararlı ipuçları sağlar.
- Çevre faktörleri
- Yaralanma öncesi durum ve Predispozan faktörler
Hastanın önceki sağlık durumu,
eğzersiz tolaransı ve aktivite seviyesi tanımlanmalıdır. Alkol veya ilaç
kullanımı, emosyonel problemler, tıbbi hastalıklar, özellikle aynı ekstremiteden
önceki yaralanmalar ve allerji not edilmelidir.
- Kaza Mevki Bulguları: Hastanın bulunduğundaki pozisyonu,
Kanama ve tahminen kanamış miktar, Görülebilen kemi fraktürü , Şüphenilen
kırıktaki açık yaralar belirgin dislokasyon, Hastanın ekstremitesinin hareket ettirip
ettiremediği sorgulanır.
- Hastane öncesi Bakım :
- Uzuv fonksiyonunda, perfüzyonunda veya nörolojik durumuda
değişiklik
- Kırık veya dislokasyonun redüksiyonu
- Yara içine girmiş kemik ucu
- Uygulanan sarık ve kırık tahtası
- Kurtarma işlemleri
- Kaza mevkinde hastaneye gidişteki herhangi bir gecikme
B. FİZİK MUAYENE
Uygun muayene için hasta tamamiyle
soyulmalıdır. Her zaman yaralı ekstremite diğeri ile karşılaştırılır. Travma
hastasının ekstremite değerlendirmesinde 3 amaç vardır. 1. Yaşamı tehdit eden
yaralanmanın tanımlanması
- Ekstremiteyi tehdit eden yaralanmanın tanımlanması
- Başka ekstremite yaralanmasını atlamamak için sistemik
muayene
BAK:
- Renk ve perfüzyon
- Yaralar
- Deformite (Angulasyon, kısalma)
- Şişme, renk değiştirem, çürükler
HİSSET: Duyu, krepitasyon, kapiller
dolma, sıcaklık ve özellikle nabızlar
HAREKET:Aktif volenter hareket
kastendon ünitinin foksiyonunu gösterir. Doktor tarafından yaptırılan pasif hareket
ligament yaralanmaları ve kapalı kırıklarda önemlidir.
- PELVİK STABİLİTE:
Tanımak için iliak çıkıntılar
öne ve orta hatta doğru oynatılır.
- VASKÜLER YARALANMALAR:
Vasküler yaralanmalar kanama
veya iskemi ile sonuçlanır. Yaralanma distaline perfüzyon bozukluğ yaralı uzvun
survive ve fonksiyonunun etkiler. Hemostatik kontraksiyon ve trombozdan dolayı tam arter
kesileri, parsiyel kesilere göre daha az kanar. Tam bir öykü ve kan volümünün
dikatli moritorizasyonu ile sıvı resüsitasyonuna yanıt hasta kan kaybının
miktarını belirler. Kural olarak, açık kırıklardan kanama beklenenden daha
fazladır. Kapalı ekstiremite yaralanmaları hipovolemik şoka neden olacak kan kaybına
yol açabilirler. Hemodinamik olarak stabil bir hastada nabız değişiklikleri, soğuma,
solgunluk, parestezi, hipoestezi ve motor fonksiyon anormalliği varsa kan kaybı
düşünülmelidir. Arter yaralanmasının erken tanısanda distal nabız muayenesi çok
önemlidir.
Vasküler yaralanma belirtileri:
- Aktif eksternal kanama
- Genişleyen hematom
- Anormal nabız
- Thrill
- Solgunluk
- Boş venler
- Azalmış kapiller dolma
- Rölatif soğukluk
- Majör artere yakın yaralanmalar
- Azalmış duyu
- Motor güçsüzlük
- Yaralı ekstremitenin immobilizasyonunda sonra progressif
olarak artan ağrı
Distal perfüzyon anormal ise, acil cerrahi
müdahale gerektirir.
G. SİNİR YARALANMASI:
Sinir fonksiyon değerlendirmesinde
hastanın koopere olması gereklidir. Her periferik sinir için distal istemli motor
fonksiyon ve duyu sistematik olarak incelenmelidir. Kas testinde kas kontraksiyonu ve
kuvveti yer almalıdır.
H. EKLEM YARALANMASI:
Açık veya kapalı olabilir. Dikkatsiz bir
değerlendirmede açık yaralanmalar bile atlanabilir. Eklem yaralanmaları, penetral
yaralar, dislokasyon, kırık-dislokasyon, komşu kırıklar ve ligament kopmalarını
içerir. Lokal ağrı ve eklemi zor hareket ettirme en önemli semptomlardır.
Belirtileri; Yakında açık yara, deformite, şişlik ve/veya effüzyon, instabilite,
hareket edememe ekimozdur. Distal sinir ve damar muayenesi de yapılmalıdır. Redüksiyon
hemen yapılmazsa disloke olmuş eklemde nekroz görülebilir. Disloke kalçada
redüksiyon geçikirse avasküler nekroz riski artar.
Tüm dislokasyonlar ağrılıdır. Ağrı
dislokasyon yerine yerleşene kadar geçmez.
I. KIRIKLAR
Fraktörler sadece kemik kırığını
değil, aynı zamanda yumuşak doku yaralanmasınıda içine alırlar. Açık kırıklar
ciddiyetine göre derecelendirilir.
Her açık kırık, yüksek enfeksiyon
riski olduğundan ciddi sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden göze çarpmayan bir
yaralanmayı atlamamak için dikkatli inspeksiyon yapılmalıdır. Kırık ve yara
proksimalde ise kemik yaranın içinde görülemesede kırığın açık olduğu kabul
edilmelidir. Açık yaranın Acilde eksplorasyonu kontaminasyon nedeniyle sakıncalıdır.
Ağrı, şişlik, deformite, instabilite ve
krepitasyon kırığı akla getirir. Kırık ekstremiteden en az 2 yönlü (AP ve lateral)
röntgenogram gereklidir.
J. İLGİLİ YARALANMA PATTERNLERİ
Ortak mekanizması olan belirli müskülo
skletal yaralanmalar birlikte görülür.
- Uzun kemik fraktürlerinin alt veya üstündeki eklemlerden
herzaman şüphelenilir.
- Kalça ve pelvis kırıkları sıklıkla kemik fraktürlerle
biriliktedir.
- Femur veya tibia fraktüründe dizede bakılmalıdır.
- Çoğunlukla yüksekten düşmeye bağlı olan kalkeneal
kırıklarda vertebral kompresyon olabilir.
- Radius ve ulnanın uzun kırıklarında dirsek ve bilek
yaralanmasıda olabilir. Uzanmış el üstüne düşmelerde üst ekstremitede bilekten
omuza kadar bir veya birden fazla kırık olabilir.
K. KAPALI İSKELET YARALANMALARI:
Bu tip yaralanmalar kolayca
atlanabilmektedir. Emin olabilmek için muayene tekrarlanmalıdır. Aşağıdaki iskelet
bölgeleri spesifik olarak incelenmelidir.
- Servikal Omurga:
Kafa travması ve klavikula üstündeki
travmalarda özellikle C6 ve T1 seviyesinde servikal omurga yaralanmaları
atlanabilmektedir. Omuz gölgelerinden dolayı röntgende görünmeyebilir. Klavikula
üzerindeki yaralanma servikal omurga travması olarak kabul edilmelidir.
- Pelvis:
Yumuşak doku ile kaplı olduğundan belirli
eksternal deformite olmadan pelvis ciddi olarak yaralanabilir. Anteroposterior
görüntüleme, instabilete ve bacak kısalığının görüldüğü fizik muayene tanıda
yardımcıdır.
- Diz:
Özellikle birinçsiz hastada, ligament
instabilitesi olan ancak radyografik olarak normal görülen diz yaralanmaları kolayca
atlanabilir. Tüm potansiyel diz yaralanmaları, instabilite açısından
değerlendirilmelidir.
- Omuz:
Klavikula, skapula ve proksimal humerusu içine
alan fraktür ve dislokasyonlar kolaylıkla atlanabilir. Bunlar torasik yaralanma ile
ilişkili olabilirler. Dikkatli muayene ve göğüs radyograminin inspeksiyonu tanıyı
kolaylaştırır.
- Distal Yaralanmalar:
Elbileği, el, ayak bileği, ve
ayak kolaşca gözden kaçabilir. Gerginlik şişme ve fonksiyon kaybı oküt yaralanmalar
için ipuçlarıdır. Röntgen yararlıdır ancak yaralanmanın ligamentemi, yoksa
kemikten çok ekleme mi ait olduğunu ayırmak zorudur.
- El Yaralanmaları:
Elin kompleks anatomik yapılarından
birisi yaralanabilir. Önemsiz yaralar alttaki vital yapılara kominike olabilir. Cilt
perfüzyonu inpeksiyon veya pulse oksimetre ile değerlendirilebilir. Distal anesteziye
neden olan digital sinir yaralanması komşu digital arteri içine alabilir. Dislokasyon
ve fraktürler açık olabilir. Ancak her eklem gerginlik aktif ve pasif hareket ve
stabilite açısından değerlendirilmedikçe okült yaralanmalar atlanabilir. Her parmak
için her tendonun fonksiyonu değerlendirilmelidir. Yaralı el veya bileğin tam
değerlendirmesi için uygun röntgenogramlar gereklidir.
|