- Doç. Dr. Anış Arıboğan
- Dr. Ahmet Denker
Patogenez ve tedavide kaydedilen çok
önemli gelişmelere karşın sepsis bugün önemini koruyan bir infeksiyon tablosudur.
Bunca gelişmeye karşın özellikle tabloya şok belirtileri eklendiğinde en iyi
merkezlerde bile mortalite halen çok yüksektir.
Sepsis patogenezindeki gelişmeler
kullanılan tanımlamaları yetersiz kılmıştır. Son yıllarda yapılan değişiklikler
sonrası en sık kabul gören tanımlamalar şu şekildedir.
İnfeksiyon : Patojen
mikroorganizmaların kanda bulunması veya normalde steril olan dokuların invazyonuna
inflamatuar yanıtın ortaya çıkması ile karakterize mikrobik fenomendir.
Bakteriyemi : Kanda bakterilerin
mevcudiyetidir. Virüs, parazit ve fungus mevcudiyetide benzer şekilde tanımlanabilir.
(Fungemi, parazitemi, viremi) Kanda bakterilerin
mevcudiyetidir. Virüs, parazit ve fungus mevcudiyetide benzer şekilde tanımlanabilir.
(Fungemi, parazitemi, viremi)
Septisemi : Geçmişte
mikroorganizmaların veya toksinlerin kanda bulunması olarak tanımlanmıştır. Tüm
patojen organizmaların tamamını yeterli tarif etmediğinden bugün kullanımı elimine
edilmiştir. Geçmişte
mikroorganizmaların veya toksinlerin kanda bulunması olarak tanımlanmıştır. Tüm
patojen organizmaların tamamını yeterli tarif etmediğinden bugün kullanımı elimine
edilmiştir.
Sepsis : Organizmanın patojenlerin
kendisi veya salgıladığı maddelere karşı verdiği sistemik inflamatuar yanıttır. Organizmanın patojenlerin
kendisi veya salgıladığı maddelere karşı verdiği sistemik inflamatuar yanıttır.
SIRS (Sistemik İnflamatuar Cevap
Sendromu)
İnfeksiyöz veya noninfeksiyöz bir
tetiklememe mekanizmasıyla ortaya çıkan sistemik inflamatuar yanıttır. Her infeksiyon
SIRS’a neden olmaz. SIRS tablosunda da infeksiyon varlığı şart değildir. Eğer SIRS
infeksiyon nedeniyle oluşmuşsa biz buna sepsis adını veriyoruz.
SIRS oluşumuna neden olan
noninfeksiyöz hastalıklar
- Pankreatit
- İskemi
- Travma doku hasarı
- Hemorajik şok
- Yanık
- TNF’ün haricen kullanılması
SIRS tanısı koyabilmek için aşağıdaki
bulgulardan en az ikisinin tastada mevcudiyeti yeterlidir.
- Hipo veya hipertermi varlığı (Ateş > 38° veya<
36° ).
- Taşikardi : NDS > 90/dk.
- Taşipne : Solunum Sayısı > 20/dk. Veya PaCO2< 32
mmHg
- Lökosit Sayısı : > 12.000 / mm3
Olgunlaşmamış çomakların periferik
yaymada % 10 dan fazla bulunması
Septik Sendrom - Ciddi Sepsis :
Sepsis varlığında bir organ sisteminin perfüzyon ve fonksiyon bozukluğunun olduğu
klinik tablodur.
Tanı için sepsisle birlikte aşağıdaki
bulgulardan birisinin mevcudiyeti yeterli olacaktır.
- Mental durumda değişiklik
- Açıklanmayan hiposkemi : PaO2/FiO2 < 280
- Plazma laktat seviyesinde artış
- İdrar çıkışında azalma : < 0.5 ml/kg/saat
- Açıklanamayan koagülopati
- Uygun sıvı tedavisine rağmen hipotansiyon : SAB < 90
mmHg. veya başlangıç değerine göre 40 mmHg düşüş görülmesi.
Septik Şok : Ciddi sepsisin bir alt
grubudur. Sepsisle birlikte hipotonsiyon, organ disfonksiyonu ve hipoperfüzyon olması
ile tanımlanır.
MODS (Multiorgan Sistem Yetmezliği) : Bir
hastada organ sistemlerinde homeostazisin müdahale olmaksızın sürdürülmesine imkan
vermeyen bozuklukların bulunmasıdır. Sepsisin ileri dönemlerinde karşımıza çıkar
ve mortalitesi çok yüksektir.
EPİDEMİYOLOJİ VE İNSİDANS
Sepsis bildirimi zorunlu olmayan bir
infeksiyon hastalığı olduğundan sepsis ve sepsise bağlı mortalite konusunda gerçek
rakamları vermek mümkün değildir. İstatistik verileri en güvenilir ülke olan ABD de
yılda yaklaşık 300.000 - 500.000 olgu bildirilmekte ve burda mortalite % 30-90
arasında değişmektedir. Halen nonkoroner yoğun bakım ünitelerinde ölümün en sık
rapor edilen nedenidir. Giderek artan insidans inflamatuar, infeksiyöz ve neoplastik
hastalıkların tedavisinde potent, geniş spekturumlu antibiotiklerin kullanımı ve
invazif girişimlerdeki gelişmelere bağlanmıştır.
Sepsisi kolaylaştıranbazı faktörler
şöyle özetlenebilir.
- Uç yaşlar (Yenidoğan, > 65 Yaş).
- Savunma mekanizmalarının zayıflaması (Nötropeni,
malignite, disproteinemi, immunosupresyon, kortiko steroid kullanımı).
- Primer hastalık (Siroz, diabet, KBY).
- İ.V kateter, idrar sondası, entübasyon, cerrahi girişim,
enstürümantasyon
- Yanık
- Travma
- Septik abortus, lohusalık
- Yakın geçmişte uzun süreli gereksiz antibiotik
kullanımı.
ETYOLOJİ VE PATOGENEZ
Antibiotik çağından önce sepsis
etyolojisinde Gram (+) bakteriler daha sık rol almaktayken, antibiotiklerin yaygın
kullanıma girmesi Gram (-)’lerin ön plana geçmesine neden olmuştur. Özellikle gram
(-)’lere karşı gelişen çoğul direnç her iki grubun sıklığını eşitlemiştir.
Son yıllarda immunosupressif hastalarda Candida infeksiyonlarına sık rastlanmaktadır
(Özellikle Hematoloji, Onkoloji ve Transplant vakalarında).
Hastane dışı kaynaklı vakalarda ensık
neden üriner infeksiyon iken hastane kaynaklı sepsislerde alt solunum yollarıdır.
Etken mikroorganizmalar ve sıklıkları şu şekildedir.
- Gram (-) Çomaklar :
% 50 - 60 sıklıkla karşımıza
çıkarlar. E. Coli en sık etken iken, en sık ölüme pseudomonaslar neden olur.
- E. Coli
- Klebsiella
- Proteus
- Enterobacfer
- Pseudomonas
- Gram (+) bakteriler % 35 - 40 sıklıkla karşılaşırız.
- Stafilokokkus Aureus
- Streptokokkus Pneumoni
- Stafilokokkus Epidermis
- Mantarlar % 3-5 oranında görülür
Sepsis patogenezi aşağıdaki
diagramdaki gibi kısaca özetlenebilir.
İnfeksiyon Kaynağı - Patojenlerin kana
karışması - Oksijen toksinler - Endojen Mediatörler - Periferik damarlar - Endotel
inflamasyonu - Vasküler tonus değişiklikleri - Myokard Supresyonu - Ventriküler
dilatasyon - Kalp debisinde azalma - Kardiyovasküler sistemde yetmezlik - SVR azalması -
Kalp atım hacminde önce artış sonra azalma - MODS - HİPOTANSİYON - ÖLÜM
Bir infeksiyon odağından sistemik
dolaşıma karışan mikroorganizma ya da toksik ürünü bakteriemi oluşturur. Ancak bu
maddelerin dolaşımda olması septik procesi tetiklemek için yeterli değildir.
Asıl önemli olan konakçının
cevabıdır. Bu cevap organizmadaki hedef hücrelerden endojen mediatör salınmasıyla
oluşur. Normal koşullarda bu moleküller organizmayı koruyucu iken, sepsiste
organizmaya zarar verir.
Endotoksin gram (-) bakterinin dış hücre
duvarında lipopolisakkarit molekülünün lipit A ekojen fraksiyonu olup, gram (-)
sepsisin ve şokun en önemli eksojen mediatörü olarak kabul edilir.
Endotoksin :
- Endotelyal nücre membranında ve mikrovasküler yapıda
direkt etkisiyle zararlanmaya,
- Koagülasyon sisteminin aktivasyonu
- Hücre membran fosfolipidlerinin aktivasyonu ile
panendotelyal zararlanma ve malign İ.V. inflamasyon oluşur.
Septik proces oluşumunda rol alan
mediatörleri kısaca şöyle özetliyebiliriz.
- Aktive kompleman :
C5a nötrofiller için kemotaktik bir
ajan olup, mast hücrelerinden mediator salınmasına neden olan bir anafilotoksindir.
Terminal konpleman kompleksleride (C5a-6-7-8-9) ARDS gelişiminde etkilidir.
- Kinin Sistemi :
Bakteryel endotoksinler hageman faktör
yoluyla kinin sistemini etkiler. Sonuçta bradikinin oluşur. Bradikinin
vazodilatatördür ve vasküler permeabiliteyi artırır. Düz kas gevşemesi, lökosit
marjinasyonu, interstisyel mesafeye sıvı kaçışı ve hipovolemi ortaya çıkar. SVR
azalmaya neden olur.
- Araşidonik Asit Metabolitleri :
Endotoksinin
memranfosfolipazını aktive etmesi sonrası ortaya çıkar.
Lipooksijenaz yolundan oluşan en önemli
mediatör LTD4’dür. Lenfosit aktivatörüdür.
Eozinofil ve nötrofiller için potent
kemotaktik bir maddedir.
Siklooksijenaz yolundan prostoglandinler ve
Tromboksan oluşur. Prostaglandinler vasküler endotelden salınır.
İnvıtrovazodilatasyon, renin salınımında artış trombüs formasyonunun inhibisyonu
ve platelet disagregasyonuna neden olurlar. Tromboksan ise akciğerde yapılır potent bir
vozokonstriktördür. Pulmoner hipertansiyonda rol alır. NSAID’lar endotoxin
injeksiyonundan sonraki PAP, PVR artışını engellemişlerdir.
- PAF:
Nötrofil, monosit ve trombositler gibi fosfolipaz
A2 içeren hücrelerde AAM yanısıra PAF’da ortaya çıkar. PAF SVR’ı düşürür,
hipotansiyon gelişir. Pulmoner arter basıncını artırır. TNF a ’ndüklü barsak
iskemisi ve septik şokta endotoksin indüklü pulmoner değişikliklerde mediatör rolü
oynar. Hayvan deneylerinde koroner kan akımını azaltmış, kardiak depressör etki
göstermiştir.
- Endorfinler :
Gram (-) sepsiste salınımları
artar. Hayvan deneylerinde derin hipotansiyon ve taşikardi oluşturmuşlardır.
Bu mediatörler haricinde enfeksiyöz
stimülüsa cevap olarak sitokinlerin üretimindede artış. Önemli olan birkaçını
kısaca belirtmek istiyorum.
TNF a : Lökosit ve immun regulatuar
hücrelerden salınır. LPS salınması için engüçlü stimulustur. Ateş, anoreksi,
sempatik deşarj, kortikotropin salınımında artma, tırotripopin salınımında azalma,
albümin sentezinde azalma, akut faz proteinlerinde artış, lipogenez stimülasyonu, kas
glikojeninde azalma, yapısal protein sentezinde azalma, protein katabolizmasında artış
gibi etkileri vardır. Hayvan deneylerinde akciğer böbrek GİS’de hemorajik nekrozlara
ve pulmoner kapillerlerde nötrofil tıkaçlara sebep olmuştur. TNF a hastayı tek
başına MODS’a götürebilir. IL-1 TNF a ’nın etkilerini potansiyalize eder.
I L -2 : Septik şok sendromunun
toksisitesini düzenler
IL-6 : Megakaryosit matürasyonunu
destekler, trombosit sayısında artışa neden olur.
IL-8 : Nötrofiller için
kemotaktiktir.
IFN Ã (Gama) : Steroidlerin
makrofaj üzerindeki TNF a yapımı üzerine supressör etkilerini ortadan kaldırır.
KLİNİK BULGULAR VE SİSTEMLERİN
SEPSİSE YANITLARI
Klinik tabloyu klasik sepsis belirtileri ve
infeksiyon odağına ait bulgular oluşturur. En önemli belirti üşüme ve titreme ile
ortaya çıkan 38-39 ° C yükselen hektik ateştir. Bunun haricinde hastalar bulantı,
kusma ve halsizlikten yakınırlar. Fizik muayenede taşikardi, taşıpne, ikter,
splenomegali bulunabilir.
Hemodinamik Yanıt : Klasik olarak
sepsis veya septik şoka yanıt hiper ve hipodinamik yanıt olarak sınıflandırılır.
Temal olay myokardin yetersiz perfüzyonudur. Bu kan hacminde azalma, düşük kalp debisi
ve O2’nin etkin olarak kullanılamamasına bağlıdır.
Erken dönemde kalp debisi artmış veya
normaldir. Fakat vasküler direnç azalmıştır. a-v O2 farkı azalmıştır. Çünkü
anatomik şartlardan dolayı 02 kullanımı düşer.
Septik sürece yüksek kalp debisi ile
yanıt verilemeyen durumlarda hipodinamik yanıt ortaya çıkar. Kalp debisi düşer,
periferik vazokonstriksiyon gelişir.
Hastalarda tipik olarak hipotansiyon ve
oligüri gelişir. Sepsisteki kalp debisinde azalma hipovolemiye ikincil olarak gelişir.
Kanın büyük kısmı venöz yatakta göllenir ve etkin kan hacmi azalır. Ayrıca
myokard depressan faktörlerde kalpte işlev bozukluğuna neden olur. Kalp debisinin
azalması sonucunda sistemik 02 tüketimi de etkilenir. Cerra ve ark. Septik şokta
nitratları kullanarak oluşturdukları vazodilatasyon ile 02 taşınmasını ve
tüketiminini artırmışlar ve plazma laktat düzeylerindeki azalmayı tespit
etmişlerdir.
Pulmoner Yanıt : Akciğerlerde
oluşan hemodinamik yanıt pulmoner vasküler rezistansının artmasına bağlı olarak
gelişen pulmoner hipertansiyondur. Alveokapiller membranın etkilenmesi sonucu ARDS
oluşur. İki fazda değerlendirebiliriz.
- Erken exütadif foz : 24 -96 saat sürer. Alveolar ve
interstisyel ödem dönemi.
- Proliferatif foz : Tip II alveolar hücreler prolifere
olurlar. Hyalen membran oluşumu ile birlikte 7-10. günlerde fibrozis başlar. Hipoksi ve
hipokarbi ortaya çıkar.
GİS YANITI : Stres ülseri ve
kanama insidansı artar
RENAL YANIT : Akut böbrek
yetmezliği
- Sepsise
- Renal hipoperfüzyon peryoduna
- Nefrotoksik medikasyona
- antibiotiklere
- İmmun kopıpleks oluşumuna bağlı olarak gelişebilir.
İdrar osmolarotesi > 400 ise renal
fonksiyon normal
İdrar Osm
................ > 1.5
Plazma Osm
İdrar Osm < 400 ise böbrek yetmezliği
düşünülür.
İdrar Osm/Plazma Osm < 1.5
Tanı ve Laboratuar Bulguları
Sepsisin tanısı ancak hemokültürle
konulabilir. Bu amaçla ateşli veya titreme döneminde günde en az 3 kez 10 ml kan,
özel besiyeri şişelerine alınmalı ve hemen laboratuara gönderilmelidir. Ayrıca
primer odaktanda kültür alınmalıdır.
Laboratuar Bulguları Şöyledir :
- Hemokültür pozitifliği
- Lökopeni veya lökositoz
- Trombopeni PT, aPTT zamanında uzama
- Fibrinojen azalması fibrin yıkım ürünlerinde artma
- Kan gazlarında pH’da düşme HCO3’de düşme laktat
düzeyinde artış
- BUN kreatinin yükselmesi, kreatinin klirensinde azalma
- SGOT, SGPT ve billirubinlerde artış
TEDAVİ
- Antimikrobik Tedavi :
- Patojen izolasyonu
- Antibioram MİK/MBK saptanması
- Bakterisid ajanların kullanımı
- Kültür sonuçları ve klinik yanıtın
karşılaştırılması
- İstenmeyen olası etkilerin izlenmesi
Hemokültür sonucu çıkıncaya kadar
hasta antibiotiksiz bırakılmamalıdır. Kombine antibioterapi zorunludur. Anpirik
antibiotik seçimi şöyle yapılabilir. Hasta dışı sepsislerde etken çoğunlukla
stafilokoklar olduğundan ilk seçenek 1. Kuşak sefolosporinler olmalıdır. Etken
bilinmediğinden aminoglikozit, sefalosporin ve klindamisin kombine kullanılabilir.
Yoğun bakım ünitelerinde çoğul dirençli bakteriler üreyebildiğinden Imipenem
kullanılabilir.
- Kardiovasküler Destek Tedavisi
- Oksijen replasmanı
- Sıvı replasmanı
- Erken dönem Kristalloidler
- Geç dönemKollidler
- Sempatomimetikler
Sıvı replasmanı (preload’ın
düzeltilmesi) önemlidir. Uygun sıvı tedavisinin göstergeleri yeterli idrar volümü
ve iyi bir periferik perfüzyonun sağlanmasıdır. Sıvı tedavisi CVP veya pulmoner
arter wedge basıncı monitorizasyonlarıyla izlenmelidir.
Hipodinamit şok döneminde periiferik
vazokonstriksiyon olduğunu biliyoruz. a adrenerjik etkiye sahip ajanlar bu dönemde
vazokonstriksiyonu artıracağından etkin kan akımını daha da azaltırlar. Dopamin
3-10 Ng/kg/dk. dozda b adrenerjik etkisi ile kalp debisinde artış ve renal
vazodilatasyon yapar. Böyle durumlarda dobutamin kullanılmalıdır. Çünkü daha çok b
adrenerjik etkiye sahiptir. Kalp debisini artırır ve PVR’ı düşürür.
İzoproteronol en etkili b adrenerjiktir. Fakat taşıkardi ve aritmilere yol açtığı
unutulmamalıdır. Periferik vazokonstriksiyon belirgin ise sodyum nitropurissid ve
fentolamin gibi vazodilatatörlerle afterload azaltılıp, sol kalp rahatlatılabilir.
Böylece kalp debisi artar. Kardiak kontraktiliteyi artırmak amacıyla dijitaller ve
kalsiyumda kullanılabilir.
- Metabolik bozuklukların düzeltilmesi :
HCO3 replasmanı.
- Tartışmalı Tedaaviler :
Kortikosteroidler : Kullanımları
tartışmalıdır. Pek çok çalışmada yararlı etkileri saptanamadığından
kullanımları artık gereksizdir.
Opioid antagonistleri : Naloksanın
iv verilmesi şok tablosunu ortadan kaldırabildiği gösterilmiştir. Şokun erken
döneminde verilmelerinin daha yararlı olduğu belirtilmektedir. Etki mekanizmaları
bilinmemekle birlikte CAMP’yi artırarak hücresel düzeyde etki gösterdiği
düşünülmektedir.
5. Yeni Tedaviler :
Antiendotoksin antikorları : HA-1A,
Es (monoklonal)
Antimediatörler : TNF alfa, IL-1
PAF, diğer
NSAID : İbuprofen
Pentoksifilin :
GIK tedavisi : Hücresel
resüstasyon amacıyla önerilmiştir.
|