DEĞERLENDİRME VE İLKYARDIM
- Prof. Dr. Hasan Akman
- Dr. Nurcan Doruk
A-TRAVMALI HASTAYA YAKLAŞIM
Travma ;çoğu zaman kinetik, termal veya
kimyasal enerjinin dokulara transferi ile yapısal hasar oluşturmasından kaynaklanır.
Normal homeostatik mekanizmaların kaybına, fizyolojik gereksinimlerin artmasına ve
anormalleşmesine neden olur.
Kardiyopulmoner patofizyoloji ve
resustasyonun ilkeleri gözden geçirildiğinde; havayolu açıklığının ve
ventilasyonun sağlanmasında ve damar yolu açılmasındaki deneyimleri nedeniyle
anestezistlerin sadece bu olguların operasyonunda değil aynı zamanda resustasyonunda da
görev almaları son derece doğaldır.
Travmayı takiben olgular şu dört gruptan
birine girerler.
1-Acil resüstasyon gerektiren olgular.
2-Acil resüstasyon gerektirmeyen ancak
hastaneye yatırılması gereken olgular.
3-Ayaktan tedavi gerektirenler.
4-Ölüm veya kurtarılamayacak durumda
olanlar.
Travmayı takiben ölümler, üç ayrı
dönemde görülebilir. İlk piki travmadan sonra dakikalar içinde oluşan ölümler
oluşturur(anında ölüm). Bu dönemde oluşan ölümler genellikle santral sinir
sistemine aşarı travma veya majör damar yaralanması ile kanama sonucunda olur. Beyin,
yüksek spinal kord, beyin sapı, aorta veya başka büyük damarların laserasyonu
anında ölüm nedenleridir. Pratik olarak bu tip ölümlerin önlenmesi sadece travmanın
kendisinin önlenmesi ile mümkündür. İkinci pik “erken ölümler” travmadan
sonraki birkaç saat içinde oluşur ve hastalar genellikle kanamadan kaybedilir. Subdural
ve epidural hematomlar, hemopnemotoraks, dalak rüptürü, karaciğer laserasyonu, pelvik
kırıklar ve belirgin kan kaybına neden olan multipl yaralanmalar rastlanılan
patolojilerdir.Bu tip ölümler hastane öncesi acil girişimlerin, transportun ve
triajın iyileştirilmesi ile engellenebilir. bu saatlere altın saatler adı verilmesinin
nedeni de budur. üçüncü geniş pik olan “geç ölümler” ise santral sinir sistemi
travmasına (kontrol edilemeyen intrakranial hipertansiyon), sepsis ve multipl organ
yetmezliğine bağlıdır. Geç dönemde oluşan en sık 3-4. haftada olur.
TRAVMALI HASTAYA İLKYARDIM VE TEDAVİ
Doktorun multipl yaralanmış hastaya acil
tıbbi müdahale prensiplerini uygulayabilecek kabiliyette olduğunu ortaya koyması
lazımdır. Özellikle doktor
A-Multipl yaralı hastaya hangi sıra
doğrultusunda müdahalede bulunacığını bilmelidir.
B-Multipl yaralı hastaya yapılacak primer
ve sekonder değerlendirme muayene taslaklarını çıkarabilmeli.
C-Hastanın hikayesi ve travma olayının
hikayesini alırken anahtar komponentleri ve mantığını tanımlayıp tartışabilmeli.
D-Multipl yaralı hastaya ilk resusitatif
ve tedavi basamaklarını ve teknikleri ve prosedürü açıklayabilmeli.
E-İlk müdahale ve tedavileri simüle
edilmiş multpl travma hastasına uygulayabilmeli, doğru sırayı uygulamalı, primer
tedavi ve stabilizasyondaki teknikleri açıklayabilmeli.
?-GİRİŞ
Ciddi şekilde yaralanmış hastanın
tedavisi yaralanmaya hızlı müdahale ve hayat koruyucu terapinin kurulmasını
gerektirir. Zaman önemli olduğundan sistematik bir yaklaşım ve uygulama tercih edilen
bir yöntemdir. Bu proçes ilk müdahale olarak isimlendirilir ve aşağıdakileri
içerir.
1-Hazırlık
2-Triage
3-İlk muayene
4-Resüsitasyon
5-İkincil muayene(baştan ayağa)
6-Resüsitasyon sonrası monitorize etme ve
yeniden değerlendirme
7-Nihai bakım
İlk ve ikinci muayene hastanın
durumundaki herhangi bir değişikliği gözden kaçırmıyacak sıklıkta yapılmalıdır
ve herhangi bir ters değişiklik saptandığında gerekli tedavi uygulanmalıdır.
?-HAZIRLAMA
Travma hastasının hazırlanması iki
değişik klinik şekilde olur. Birincisi prehastane fazı tüm olaylar ulaşılacak
hastanedeki doktor ile koordine edilmelidir. İkincisi hastane içi fazı travma
hastasına hızlı müdahale etmek için yapılması için gereken hazırlıkları
içerir.
A-Hastane öncesi fazı
Hastane öncesi koordinasyon sahadaki
hastanın tedavisini büyük oranda hızlandırır. Alıcı hastane ile hastane öncesi
hasta transportuna başlamadan önce hastane öncesi sistem kurulmalıdır. Öncelikler
havayolunun devamı, eksternal kanama ve şokun kontrolü , hastanın immobilizasyonu ve
acil şekilde en yakın yeterli tercihen gelişmiş bir travma hastanesine
ulaştırılması olmalıdır. hastanede ihtiyaç duyulacak bilgiler alınırken
öncelikler yaralanmanın zamanı yaralanma ile ilgili olaylar ve hastanın hikayesine
verilmelidir.Yaralanma mekanizması yaralanmanın derecesi ve spesifik yaralanmalar için
hastanın muayenesi konusunda bilgi verir.
B-Hastane içi fazı
Travma hastasının gelişi ile ilgili
gelişmiş planlamaya esastır. Acil bölümünde hazırlıklar hastanın gelişi için
yapılmalıdır. ideal olarak travma hastası için yeterli alan kullanılabilir
tutulmalıdır. Havayolu ekipmanları(laringoskoplar, tüpler) organize edilmeli ve hemen
ulaşılabilecek yerlere konmalıdır. Ringer laktat gibi solüsyonlar ısıtılmalı ve
asılı durumda hazır bekletilmelidir. Yeterli monitorizasyon kapasitesi
sağlanmalıdır. Ekstramedikal yardım için metodlar hazır olmalı laboratuvar ve
radyoloji personeli hazır olmalıdır. Gelişmiş travma merkezleriyle transfer öncesi
görüşme yapılmalıdır hasta ile bağlantı kuracak tüm personel bulaşıcı
hastalıklardan korunmalıdır (Hepatit-B,AIDS)
Yüz maskesi, göz koruması, su geçirmez
elbiseler, eldivenler, galoşlar hasta vücut sıvılarıyla temas halinde kullanılması
önerilmektedir.
??-TRIAGE :
Triage tedavi ihtiyacı olan hastalar ile
tedavisini sağlayabilecek merkezler arasındaki dengenin dağılımını tanımlar.
Triage aynı zamanda sahadaki hastalar ile
transport edildikleri merkezlerin medikal yeterlilikleri eşleştirme işlemidir. Hastane
öncesi personelin sorumluluğunda olan yeterli sayıdaki hastayı yeterli sayıdaki
hastaneye getirmektir. Örneğin ağır yaralı bir travma hastasının travma merkezi
dururken travma merkezi olmayan hastaneye nakledilmesini önler. Pediatrik travma skoru
travma merkezine nakledilmesi gereken hastaların ayırımında faydalıdır. Yetersiz
hasta transportunu engellemek için triage ve travma hastalarının sahada değerlendirme
ve ayrılması ideal olanıdır. Birçok travma sistemleri American koleji cerrahlar
komitesinin travma kriterlerini ve yaralanma mekanizmalarını travma ve nontravma
hastanelerine nakli sırasında kullanmaktadır. İki tip triage durumu vardır.
1-Hastaların sayısı ve
yaralanmalarının ağırlığı hastalara tedavi uygulamayı imkansız hale getirir.
Hayatı tehdit eden problemleri olanlar ve multisistem yaralanması olanlar öncelikle
tedavi edilir.
2-Hastaların sayısı ve
yaralanmalarının ağırlığı doktor sayısı ve yeteneklerini aşabilir. Bu durumda az
zaman ekipman gereç ve personel ile yüksek yaşama şansı olan hastalar önce tedavi
edilir.
?V-PR?MER MUAYENE
Yaralanma sonrası hastaların
değerlendirilmesi ve tedavi önceliklerinin belirlenmesi vital bulguların stabilitesine
ve yaralanma mekanizmasına bağlıdır. Ağır yaralanmış hastada rasyonel tedavi
öncelikleri hastanın tam olarak değerlendirilmesi üzerine olmalıdır. Hastanın
yaşamsal fonksiyonları hızlı ve yeterli şekilde değerlendirilmelidir. Hastanın
tedavisi mutlaka hızlı bir ilk muayene vital fonksiyonların resustasyonu daha detaylı
bir sekonder değerlendirme ve son olarak eksiksiz tedavinin başlamasını içermelidir.
Pediatrik hastanın bakım özellikleri erişkininkine benzer. Değerlendirme ve
öncelikler aynı olmasına rağmen kan, sıvı, medikasyon miktarları çocuğun boyutu,
ısı kaybının derecesi ve yaralanma paternleri değişik olabilir.
A-Servikal omurga kontrolü ile havayolu
Travma hastasının ilk değerlendirmesi
sırasında havayolu mutlaka değerlendirilmeli ve devamlılığı konusunda emin
olunmalıdır. Havayolu obstriksiyon işaretlerinin hızlı değerlendirilmesi mutlaka
yabancı cisim ve fasial-mandibular veya trakealaringeal fraktürlerin inspeksiyonunu
mutlaka içermelidir. Hastanın havayolunun devamlılığını sağlayan girişimler
mutlaka servikal omurları korumalıdır. Çenenin kaldırılması veya çenenin itilmesi
önerilen manevralardır. Hastanın havayolunu değerlendirirken ve tedavi ederken
servikal omurların aşırı derecede hareketinin önlenmesine büyük dikkat
gösterilmelidir. Hastanın baş ve boynunun hiperekstansiyon ve hiperfleksiyon veya
rotasyona gelmemesine havayolunun devamlılığını sağlarken dikkat edilmelidir. Travma
öyküsüne bağlı olarak servikal omurun devamlılığının kaybı konusunda şüpheci
olunmalıdır. Nörolojik muayene tek başına servikal omur zedelenmesini ayırtetmez.
Servikal omurgaların kemik komponentlerinin devamlılığını değerlendirilmesi yedi
servikal vertebranın C7 -T1 aralığınıda içerecek şekilde lateral servikal omurga
röntgeni ile görüntülenebilir. Lateral servikal omurga filmleride tüm servikal
yaralanmaları ayırtetmez. Hastanın başının ve boynunun immobilizasyonu yeterli
servikal immobilizasyon cihazları kullanılarak oluşturulmalı ve devam ettirilmelidir.
Eğer mobilizasyon cihazlarının çıkarılması gerekiyorsa baş ve boyun manuel olarak
stabilize edilmeli travma ekibinden bir kişi bu işle uğraşmalı, bu cihazlar servikal
omur yaralanması ayırtedilene kadar yerinde bırakılmalıdır.
Özellikle değişik seviyelerde
şuursuzluk ve klavikula üstü künt yaralanması olan multisistem travmalı hastalarda
servikal yaralanma olabileceği tahmin edilmeli.
B-Nefes alma
Havayolunun devamlılığı tek başına
yeterli ventilasyonu sağlamayabilir. Oksijen transferini maksimize etmek ve karbondioksit
eliminasyonunu sağlamak için yeterli miktarda gaz değişimi şarttır. Ventilasyon
yeterli akciğer, göğüs duvarı ve diafram fonksiyonları ile mümkündür. Her
komponent mutlaka muayene edilmeli ve hızlıca değerlendirilmelidir. Hastanın göğsü
yeterli ventilasyonu değerlendirebilmek için soyulmalıdır. Akciğerlerde hava
exchanginden emin olmak için oskülte edilmelidir. Perküsyon göğüste hava veya kan
varlığını ortaya koyabilir. Vizuel inspeksiyon ve palpasyon ventilasyonu engelleyen
göğüs duvarı yaralanmalarını ortaya koyabilir. Akut olarak ventilasyonu bozan
yaralanmalar tansiyon pnemotoraks, yelken göğüs ve açık pnemotorakstır. Hemotoraks,
basit pnemotoraks, kaburga kırığı, pulmoner kontüzyon ventilasyonu daha az derecede
tehlikeye atar.
C-Kanama kontrolü iledolaşım
1-Kan volümü ve kardiak output
Hemoraji travma sonrası ölümlerin ana
sebeplerinden birisidir, ama hastane koşullarında hızlı ve efektif tedaviye iyi yanıt
verir. Aksi ispat edilene kadar travma sonrası hipotansiyonun hipovolemik bir orijini
olduğu kabul edilmelidir. Bu sebeple travma hastasının hemodinamik durumunun hızlı ve
yeterli şekilde değerlendirilmesi gerekir. bu gözlemin iki elemanı vardır. Bunlar
şuursuzluğun derecesi ve nabızdır.
a) Şuursuzluğun seviyesi
Dolaşan kan miktarı azaldıkça serebral perfüzyon
kritik olarak azalır ve değişik seviyelerde şuur kaybına neden olur. Ancak şuuru
yerinde olan bir hastada çok fazla miktarda kan kaybetmiş olabilir.
b) Deri rengi
Derinin rengi hipovolemik hasarlanması
olanlarda yararlı olabilir. Özellikle yüz ve ekstremitelerde pembe cildi olan hasta
nadiren travma sonrası hipovolemiktir. Aksi olarak yüzde gri soluk cilt ve
ekstremitelerde beyaz cilt hipovoleminin işaretleridir. Bu işaretler genellikle eğer
neden hipovolemi ise %30 kan kaybını işaret eder.
c)-Nabız
Özellikle santral nabız( carotis veya
femoral) bilateral kalite hız ve düzenlilik açısından değerlendirilmelidir. Dolgun
yavaş ve regüler periferik nabızlar genellikle normovolemik hastanın işaretidir.
Hızlı ve zayıf nabızlar hipovoleminin erken işaretleridir ama başka sebeplerdende
olabilir. İrregüler nabız kardiak zayıflamanın bir işaretidir. Santral nabızların
yokluğu lokal nedenlerle açıklanamaz kan volümünün tamamlanması ve efektif kardiak
outputun sağlanması gerekir.
2-Kanama
Dışarı doğru ağır kanamalar ilk
muayene sırasında saptanıp kontrol altına alınabilir. Dışarı doğru olan hızlı
kanamalar yara üzerine manuel basınç uygulaması ile kontrol edilebilir. Pnemotik
basınç uygulayan aletler kanama kontrolü için faydalıdır. Bu aletler altta yatan
kanamayı monitorize etme imkanı olması için transparan olmalıdır. Turnikeler doku
yaralanması ve iskemiye neden olduğundan kullanılmamalıdır. Hemostat kullanımı
zaman alıcı olduğundan ve çevredeki sinir ve damarlara zarar verebileceğinden uygun
olmayabilir. Torasik ve abdominal kaviteye veya kırığı çevreleyen kaslar içine olan
penetran yaralanma sonucu oluşan hemorajiler major ve belirgin kan kaybına neden
olabilir.
D-Nörolojik muayene
Primer muayenenin sonucunda hızlı
nörolojik muayene yapılır. Nörolojik muayene hastanın şuur, pupil çapı ve
reaksiyonunu ortaya koyar. Şuur kaybının derecesini gösteren AVPU metodu basit
yöntemdir. A(Alarm durumunda) V(Vokal uyarıya yanıt) P(Ağrılı uyarana yanıt)
U(Cevapsızlık). GKS’ı çabuk, basit ve hasta verilerinin prediktüf olduğu detaylı
bir nörolojik muayene yöntemidir.Bu muayene AVPU ile birlikte yapılabilir. Eğer ilk
muayene sırasında yapılmamışsa GKS’ı ikinci muayene sırasında nörolojik
muayenenin bir parçrsı olarak vurgulanmalıdır. Şuur seviyesinde azalma serebral
oksijenasyon ve/veya perfüzyondaki azalmayı gösterebileceği gibi direk serebral
yaralanmaya bağlıda olabilir. Değişken şuur seviyesi hastanın oksijenasyon
ventilasyon ve perfüzyon statüsünü yeniden değerlendirilmesini indike eder. Alkol
veya diğer ilaçlarda hastanın şuurunu etkileyebilir. Hipoksi ve hipovoleminin ayırt
edildiği durumlarda şuur seviyesindeki değişiklikler aksi ispat edilene kadar
SSS’yaralanması sonucu gelişmiş olarak kabul edilir.
E-Expogere
Hasta mutlaka tam olarak soyulmalıdır.
Hastanın muayenesi ve değerlendirilmesini sağlamak için üzerindeki giysileri
kesilerek çıkarılmalıdır. Hastanın hipotermide kalmamasına dikkat edilmelidir. Isı
battaniyeleri kullanılabilir, hastaya sıcak bir ortam sağlanmalıdır, iv. sıvılar
uygulanmadan önce ısıtılmalıdır.
V-RESÜSİTASYON
Kardiopulmoner serebral resüstasyonun
evreleri ve basamakları
CPCR 3 evreye ayrılır.
1-Temel yaşam desteği
A-Airway kontrol:Havayolu kontrolü
B-Breating support:Solunum desteği
C-Circulation support:Dolaşım desteği
2-İleri yaşam desteği
D-Drugs and fluids:İv. yolla ilaçların
ve sıvıların verilmesi
E-Elektrokardiyografi
F-Fibrilasyonun tedavisi
3-Uzamış yaşam desteği
G-Gauging:Değerlendirme ve kritik bakım
triadı.
H-Human mentation:Beyin resustasyon
değerleriyle prognozun tayini
I-İntensive care:Uzun süreli resustasyon
TEMEL YAŞAM DESTEĞİ
A-HAVAYOLU KONTROLÜ
Havayolu obstriksiyonu en sık
hipofarinkste oluşur. Bilinci kapalı hastalarda dil veya epiglot havayolunu tıkar.
Relaksasyon meydana gelir ve dil kaidesi posterior faringeal duvarı kapatır. Hastanın
başı orta hatta ve fleksiyonda ise boyun kasları dil kaidesini yukarı
kaldıramaz.Başın geriye doğru eğilerek tutulması resustasyonda birinci adım olarak
çok önemlidir, bu manevra ile anterior boyun kasları gerilir ve posterior duvardaki dil
kaidesini yukarıya kaldırır. Başın fleksiyonda olması veya çenenin sarkması
inspirasyon sırasında dil kaidesini içeri doğru çekebilir. Dil kaidesi tarafından
oluşturulan havayolu obstriksiyonu hastanın pozisyonuna bağlı olmaksızın baş ve
çenenin pozisyonuna bağlıdır. Bu nedenle özellikle ağzın açılmasının zorunluğu
olduğu nazal obstriksiyonlarda, başın geriye doğru eğilmesi ile birlikte dil
kökünün yukarı kaldırılması amacıyla ön boyun yapılarında gerginliği arttıran
ikinci manevranın eklenmesi gerekir. Bu amaçla mandibulanın yukarıya doğru
kaldırılması gerekir.
Biliçsiz hastaların 1/3’de yumuşak
damağın ‘ valv benzeri’ davranışından dolayı ekspiryum sırasında burun pasajı
tıkalıdır, aynı zamanda burun kan, mukus veya konjesyon ile tıkalı olabilir.
Havayolu obstriksiyonunun diğer bir nedeni
kan veya mukus gibi yabancı maddeler ile üst havayolunun tıkanmasıdır. Bilinci
kapalı hastalar öksürme ve kusma ile yabancı maddeleri çıkaramaz. Stuporlu
hastalarda üst havayolu stimulasyonu genellikle laringospazmla sonuçlanır. Bronşial
sekresyonlar, mukozal ödem gastrik içerik aspirasyonu ve yabancı cisimler ile oluşan
alt havayolu obstriksiyonu bronkospazm ile sonuçlanabilir.
Havayolu obstriksiyonu tam veya parsiyel olabilir. Tam
havayolu obstriksiyonu sessizdir, asfiksi apne ve eğer düzeltilmezse 5-10 dk.
içerisinde kardiak arreste neden olur. Parsiyel obstriksiyon gürültülüdür ve hemen
düzeltilmelidir. Havayolu obstriksiyonu; hipoksik beyin hasarı, serebral ve pulmoner
ödem, yorgunluk, sekonder apne ve kardiak arrestle sonuçlanabilir.
Havayolu obstriksiyonunun tanınması: Tam
havayolu obstriksiyonu kurtarıcı tarafından ağız veya burundan hava akımının
hissedilememesi veya duyulamaması ile tanınır bu durumda acil havayolunun açılması
gerekir. Spontan solunum hareketleri olduğunda interkostal ve supraklavikular bölgede
inspiryumda retraksiyon varsa parsiyel havayolu obstriksiyonu düşünülür. Spontan
solunum hareketi olmayan hastada havayolu açıldıktan sonra ventilasyonda dirençle
karşılaşılması obstriksiyonu gösterir. Hastada horultu sesinin duyulması
hipofaringeal obstriksiyonu, horoz gibi ötme laringospazmı, wheezing duyulması bronş
obstriksiyonunu gösterir. Hastada havayolu obstriksiyonuna bağlı klinik bulgular
(hiperkarbiye bağlı somnolans, hipoksiye bağlı taşikardi, terleme, huzursuzluk ve
siyanozun olması gibi).
Acil havayolu kontrolünde yapılması gerekenler:
Hastanın bilinci kapalı ise supin pozisyonuna getirilir, baş geriye doğru eğilir ve
boyun yüksetilir, çene yukarı doğru desteklenir. Bu manevra dil kökü ile oluşan
hipofaringeal obstriksiyonu ortadan kaldırır. Çene altından boyuna bası yapmamaya
özen gösterilmelidir.
Biliçsiz hastalar supin pozisyonunda tutulur, sadece
havayolunun temizlenmesi gerektiğinde sıvı maddelerin drenajı için geçici olarak
baş aşağıya doğru eğilebilir. Pron pozisyonundan kaçınılmalıdır, çünkü
hastanın yüzüne erişilemez, mekanik obstriksiyon olur ve torasik komplians azalır.
Travmalı hastalarda baş, boyun ve göğüs aynı
doğrultuda tutulmalıdır. Havayolunun temizlenmesi için hastanın döndürülmesi
gerekirse, baş, boyun ve göğüs hafif traksiyonda, aynı doğrultuda tutularak ikinci
bir kişi tarafından çevrilir. Başın fleksiyonu ve sağa sola rotasyonu önlenmelidir.
Ağız içinin temizlenmesi ağız açıldıktan sonra bir
el veya parmakla ağız ve farinks temizlenir. katı yabancı maddelerin çıkarılması
için işaret parmağı çaengel gibi kullanılarak ağız içi temizlenmeye
çalışılır. Sıvı maddelerin drenajı için baş yana çevrilir. Spinal kord
yaralanmalarında hastanın çevrilmesi zorunlu ise hastanın başı göğsü ve boynu
aynı doğrultuda tutularak çavrilmelidir.
Yabancı cisim aspirasyonunda hasta bilinçli ise
öksürtülmeye çalışılır. Birkaç saniye içinde bu etkili olmazsa ağız
açtırılarak ağız ve farinks temizlenmeye çalışılır. Parmaklar çengel gibi
kullanılır veya yabancı cisim aspire edilir. Bilinçli hastalarda parmaklar
kullanılmaz forseps veya klemp ile yabancı cisim çıkarılır. Bu şekildede
çıkarılmazsa sırta vurma, abdominal yukarı itme (hemlich manevrası) uygulanır.
Havayolunun açılmasında nazofaringeal ve orofaringeal
tüpler kullanılabilir. Solunumu kontrol etmek ve havayolunu güvenlik altına almak
amacı ile trakea içine bir tüp yerleştirilmelidir. Midesi dolu olan hastalar supin
yada oturur pozisyonda entübe edilmeli, kafa travması olan hastalarda serebral ödemi
arttırmamak için ıkındırılmamalı, kas gevşetici kullanılmalıdır. Aspirasyon
riski olan ve ileri pulmoner yetmezliği olan hastalar mümkünse uyanık entübe
edilmelidir. Endotrakeal entübasyonu olanaksız kılan yüz ve çene yaralanmalarında
krikotrotomi ve trakeostomi açılabilir.
B-SOLUNUMUN DESTEKLENMESİ
Mekanik sebeplerle havayolları basıya uğrayan
hastalarda, ventilasyon problemi olanlarda veya şuursuz olan hastalarda havayolunun
kontrolü nazal veya oral endotrakeal entübasyon ile sağlanır.
Acil ventilasyonda ambu gibi aletlerin bulunması ve
uygulanması için zaman kaybedilmemeli, direkt ekspiryum havası ile hasta ventile
edilmelidir. Akut apnede ekspiryum havası ile hemen ventilasyon, saniyeler sonrası hava
veya oksijen ile ventilasyondan çok daha iyidir.
Direkt ağızdan ağıza ventilasyon tekniği:
1-Hastanın başı geriğe doğru eğilir.
2-Ağızdan ventilasyon tekniği
3-Yardımcı sistemlerle solunumun desteklenmesi
4-Derin nefes alınır, hastanın ağzı kurtarıcının
ağzı ile çevrelenip kapatılır (infant ve çocuklarda ağız ve burun kapatılır),
erişkinde güçlü olarak, çocuklarda hafifçe ağız içine üflenir. (Erişkinde burun
diğer el ile kapatılır).
Ağız-burun ventilasyon tekniği:
Ağız içinde bir obstriksiyon ile karşılaşılır ise,
ağızın açılması imkansız ise (konvüzyon, trismus gibi) çene travması mevcut ise,
ağızdan buruna ventilasyon yapılır.
1-Bir el hastanın alnına konarak baş geriye doğru
eğilir.
2-Diğer el hastanın çenesi altına konur, başparmak ile
ağız kapatılır.
3-Derin nefes alınır, hastanın burnu kurtarıcının
ağzı ile çevrelenir ve üflenir. Ekspiryum esnasında hastanın ağzı açılır.
C-DOLAŞIMIN DESTEKLENMESİ
Kardiak arrest; beklenmeyen bir anda dolaşımın ani
olarak durması ile ortaya çıkan klinik tablodur. Kalp sesleri duyulamaz. Kardiak arrest
vital organlarda ani oksijen yokluğuna neden olur 4-6 dk. içerisinde beyin hasarı
meydana gelir. Vital fonksiyonların geri dönmesi ve nörolojik hasarın iyileşmesi
için 4 dk. içerisinde CPR ve 8 dk. içerisinde defibrilasyon yapılarak acil resustasyon
gerçekleştirilmelidir.
Kardiak arrestin klinik tanısı:
1-Nabız: Tanı hiçbir yerde arteriyel nabzın
alınmaması ile konur. Bunun için en uygun yer karotid veya femoral nabızlardır.
Şişman, vazokonstriksiyonu olan veya şoktaki hastalarda beyin yeteri kadar perfüze
olduğu halde periferik nabız alınamayabilir. Karotis nabzı yokluğunda periferik
nabızlarda alınamaz. Yenidoğan ve çocukta karotis nabzı hissedilebilir, fakat
palpasyonu sırasında kolaylıkla havayolu komprese olur ve laringospazm gelişebilir.
Brakial ve femoral arterden, abdominal aortadan nabzın alınamaması, prekordiumda
ventrikül atımının görülmemesi ile tanı pekiştirilmelidir.
2-Bilinç: Serebral kan akımının kesilmesinden 10-15 sn
sonra bilinç kaybolur. Bu nedenle bilinci açık veya yarı kapalı kimsede kardiak
arrest söz konusu olamaz. Kardiak arrestin beyine etkisi (serebral hipoksi): EEGtrasesi 4
sn içinde değişir ve 20-30 sn sonra düz çizgi halini alır. Hipoksik beyin
hasarının esas nedeni kapiller hasarın beyin ödemine yol açmasıdır. Total serebral
hipoksiden önce beyin glıkoz düzeyinin yüksek olması, dolaşımın durması
sırasında gelişen hiperglisemiye eklenerek nörolojik hasarı arttırabilir. Artmış
glıkozun anaerob yolla metabolize olması laktik asidoz gelişir. Serebral hipoksinin
diğer belirtileri zorlu ve trakeal çekilme ile karakterize solunum, terleme vücut
ısısının yükselmesi, pupil dilatasyonu ve nistagmustur.
3-Pupiller: Dolaşımın durmasını izleyen 30-60 sn.
içerisinde pupiller dilate olur, pupilleri etkileyebilecek diğer etkenler dikkate
alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Genişlemiş pupillerin daralmaya başlaması
prognoz açısından ümit vericidir.
4-Solunum: Primer nedenin solunum durması veya
obstriksiyon olmadığı durumlarda, kalp durması ile solunum merkezlerinin
kanlanamaması sonucu 1-3 dk. içinde solunum durur.
5-Siyanoz ve solukluk görülür. Kardiak arrest tanısı
EKG monitorizasyonu ile kesinleştirilebilir.
Tanı konduktan sonra kardiopulmoner resustasyona başlamak
gerekir.
Kapalı göğüs kardıopulmoner resustasyonu
Eksternal göğüs kompresyonu uygularken hasta sırt
üstü sret bir zemine yatırımalı, baş ve göğüs aynı doğrultuda olmalıdır.
Ayakların yerden yükseltilmesi venöz dönüşü kolaylaştırır. Kurtarıcı kişi
hastanın sol yanında ayakta veya diz üstü pozisyonda kalçası hastayla aynı göğüs
hizasında olmalıdır. Sirkulasyon sternum üzerine yapılan yeterli göğüs kompresyonu
ile sağlanır. Juguler çentik ve ksifoid çıkıntı bulunarak sternum iki eşit kısma
bölünür ve basınç noktası bulunur. El ayasının proksimal kısmı sternum alt
yarısının üzerine, sternumun uzun eksenine paralel olarak ve parmaklar göğüs
duvarına temas etmeyecek şekilde yerleştirilir. Birinci elin üzerine diğer elin
ayası gelecek şekilde düz olarak veya eller kenetlenerek yerleştirilir. Resusite eden
kişinin üst ekstremite kuvveti dikey olarak; omuzlardan direkt dirseklere güç vererek,
dirsekleri kırmadan sternuma uygulanmalıdır. Sternal kompresyon dakikada 60-80 kez
uygulanır. Sternum erişkinde 3,5-5 cm kadar deprese edilmelidir. Her kompresyondan sonra
eller sternum üzerinden kaldırılmadan baskı kaldırılarak göğsün normal
pozisyonunu alması sağlanır. Kompresyon süresi ve relaksasyon süresinin eşit olması
gerekir (yaklaşık 1-1,5 sn sürmelidir..).Akciğerlerin dolması için bu süre
yeterlidir. Sternal kompresyon yeterli ise her kompresyon ile karotis veya femoral nabız
alınmalıdır.
Bir kişi ile CPR
Baş geriye doğru eğilir, eğer hastanın spontan
solunumu yok ise akciğerler hızla 3-5 kez havalandırılır. 5-10 sn içinde nabız
kontrol edilir, eğer alınamaz ise 15 defa göğüs kompresyonu uygulanır, daha sonra
iki defa akciğerler havalandırılır ve 15 defa göğüs kompresyonuna devam edilir. Her
1-2 dk’da nabzın geri dönüp dönmediği kontrol edilmelidir.
İki kişi ile CPR
Ventilasyon ve sirkulasyon daha efektif olur. Birinci kişi
hastanın başında veya diğer kurtarıcının karşı tarafında durarak hastanın
başını geriye doğru eğerek akciğerleri 3-5 kez havalandırır, nabız varlığını
kontrol eder, nabız alınamaz ise ikinci kişi hastanın sol yanında durarak eksternal
göğüs kompresyonuna başlar. Her 5 göğüs kompresyonundan sonra akciğerler bir kez
havalandırılır. Akciğerlerin havalandırılması için süre 1-1,5 sn’dir. Sternal
kompresyon dk.’da 60-80 kez tekrarlanmalıdır. Kompresyon/ventilasyon 5/1 oranında
devam edilir.
En kısa sürede endotrakeal entübasyon yapılmalıdı,
hasta entübe ise senkronize olmadan 12-15 dk.’da solunum yaptırılabilir.
Monitorize hastada fibrilasyon veya tam bloğa bağlı
asistol geliştiğinde yada monitorize olmayan hastada arrest hemen farkedildiğinde
sternumun orta kısmına yumruk şeklindeki elin yumuşak kısmı ile 20-30 cm. yukardan
bir darbe vurulması normal ritme dönüşü sağlayabilir.
Ventilasyonu yapan kurtarıcı CPR’a başladıktan 1 dk.
sonra ve birkaç dakika aralıklarla karotis nabzı palpe edilerek spontan nabzın geri
dönüp dönmediğini kontrol eder.
Periyodik olarak pupiller kontrol edilir, pupillerde
küçülmenin ve ışık reaksiyonunun olması serebral iyileşmeyi ve CPR’ın etkin
olduğunu gösterir. Fiks dilate pupiller ise serebral durumun kötülüğünü ve
CPR’ın yetersiz olduğunu gösterir. Spontan nabız yeniden başlayıncaya kadar
CPR’a, spontan solunum dönünceye kadar yapay ventilasyona devam edilir. Asfiksiye
bağlı kardiak arrestte spontan nabız efektif CPR ile birkaç dakika sonra geri döner.
Açik göğüs kalp masajı :
Bazı çalışmalar kan akımını sağlamada kapalı
göğüs resustasyonuna üstünlüğünü göstermiştir. Koroner ve serebral perfüzyon
basıncını kapalı göğüs CPR’ına göre daha iyi sağlamaktadır.
Endikasyonları:
1-Penetre göğüs yaralanmalarına sekonder gelişen
kardiak arrest
2-Kapalı göğüs resustsyonunu imkansız kılan göğüs
duvarı anomalilerinde
3-Kardiak tamponad
4-Aortik stenoz
5-Göğüs açıkken oluşmuş kardiak arrest
6-Ezici göğüs yaralanmaları
7-Hipotermiye sekonder arrest
8-Rüptüre olmuş aort anevrizmasına sekonder arrest
9-Kapalı göğüs CPR’ına yanıtsızlık
Kardiopulmoner resustasyonun komplikasyonları
1-Gastrik distansiyon ve regurjitasyon: Endotrakeal
entübasyon yapılmadan uygulanan ventilasyon esnasında görülür. Ekspiryuma izin
verilmeksizin yapılan ventilasyon regurjitasyona neden olduğu için hastanın ekspiryum
yapmasına izin verilmelidir. Regurjitasyona ve aspirasyona neden olmamak için gastrik
distansiyon engellenmeli ve aralıklı yeterli ventilasyon yapılmalıdır.
2-Sternum kırığı
3-Flail chest
4-Kostakondral seperasyon
5-Pnemotoraks
6-Hemotoraks
7-Hemoperikardium
8-Subkutanöz amfizem
9-Mediastinal amfizem
10-Pulmoner kontüzyon
11-Kemik iliği ve yağ embolisi
12-Özefagus laserasyonu
13-Mide laserasyonu
14-Vena cava inferior laserasyonu
15-KC ve dalak laserasyonu
Kanayan bölge yükseltilir bu bölgeye bası uygulanır ve
tampon konur tamponun üzeri bandajla sarılır.
Antişok pantalonu uygylanması; hastanın içine
yatırılıp belden aşağısının şişirilerek kanamanın durdurulduğu aletlerdir.
Periferde göllenen kanın merkeze yer değiştirmesi ile ototransfüzyon amaçlanır.
İLERİ YAŞAM DESTEĞİ
D-İLAÇLAR VE SIVILAR
Kardiak arrest sırasında kullanılan başlıca ilaçlar
şunlardır.
Oksijen, adrenalin, atropin, sodyum bikarbonat, lidokain,
kalsiyum klorür’dür.Kardiak arrest sonrası stabilizasyon için gerekli olan ilaçlar
şunlardır. Dopamin, dobutamin, noradrenalin, isoproterenol, meteraminol, nitrogliserin,
nitroprussid, propranolol, digital, furosemid ve steroidlerdir.
Oksijen: CPR’ın erken döneminde yüksek konsantrasyonda
oksijen uygulanarak hipoksinin düzeltilmesine çalışılmalıdır. Pulmoner kan
akımının azalması, pulmoner ödem, yetersiz ventilasyon ve perfüzyon dokuların
yeterli oksijenasyonunu engeller. Yetersiz doku oksijenasyonu sonucu anaerobik
metabolizma, laktik asit üretimi ve metabolik asidoz gelişir. Glıkoz deposu sınırlı
olan beyin hipoksiyi ancak 4 dk. tolere edebilir.
Adrenalin: CPR esnasında en sık kullanılan vazopressör
ajandır. Hem alfa hemde beta reseptörlerini etkiler. Adrenalin alfa reseptörlerini
etkileyerek serebral ve koroner damarlarda vazokonstriksiyon yapmaksızın sistemik
periferik vasküler rezistansı, sistolik ve diastolik kan basıncını arttırır,
serebral ve myokardial kan akımını düzenler, her iki organda perfüzyon basıncını
arttırır, spontan kardiak kontraksiyonların geri dönüşünü kolaylaştırır.
Adrenalinin beta aktivitesi asistol ve bradikardik arrestlerde kalp hızını
arttırmasından dolayı teorik olarak faydalıdır. beta etkisi ayrıca asistolin
ventriküler fibrilasyona veya ventriküler fibrilasyonun ince ventriküler fibrilasyona
dönüşmesini sağlar (ventriküler fibrilasyonun amplitidünü arttırarak
defibrilasyonu daha kolaylaştırır).
Adrenalinin en iyi uygulanması iv. yoldur. Kardiak
arrestlerde EKG tanısı beklenmeksizin ilk doz yapılır (1 gr.), gerektiğinde 3-5 dk.
aralıklarla tekrarlanır. Adrenalin kısa etkilidir. Alkalen solüsyonlarla beraber
kullanılmamalıdır ( sodyuım bikarbonat). Eğer iv. yol kullanılamıyor ise
endotrakeal yolla entübasyon tüpünden uygulanmalıdır. İntra kardiak enjeksiyon
koroner laserasyon ve pnemotoraks gibi ciddi komplikasyonlardan dolayı
kullanılmamalıdır. Spontan sirkülasyonun başlamasından sonra inotropik ve
vazopressör etki için infüzyon şeklinde verilebilir.
Sodyum bikarbonat: CPR esnasında adrenalinden sonra
verilen ikinci ilaçtır. Birkaç dakikadan uzun süren kardiak arrestlerde gelişen
metabolik asidozun düzeltilmesine çalışılmalıdır. Metabolik asidoz myokard
depresyonuna, vazodilatasyona ve kapiller sızıntıya neden olur, adrenaline cevabı
azaltır.
Atropin: Aşırı vagal tonus tarafından suprese edilen
atrioventriküler iletimi ve SAN’ü stimüle eden kalp hızını arttıran vagolitik bir
ajandır. atropin hemodinamik bozukluğa yol açan bradikardilerde, nodal seviyedeki A-V
bloklarda, yüksek dereceli A-V bloklarda, asistolde ve bradikardik arrestlerde
kullanılır. İv. kullanılır, endotrakeal tüp yoluylada kullanılabilir. Atropin
yapıldığında kalp hızının çok fazla olmamasına dikkat edilmelidir. Kalp hızı
çok fazla ise iskemik kalp hastalığı olanlarda iskemi ve ventriküler aritmi şansı
artar.
Kalsiyum: Kalsiyum kaslarda eksitasyon-kontraksiyon
bağlanmaları için esas olan transmembranöz, aktin kontraksiyonu ve aktin
relaksasyonunda önemli bir regülatördür. Myokard kontraktilitesi kısmen
intrasellüler kalsiyum iyon konsantrasyonuna bağlıdır. Kardiak arrsette pozitif
inotrop etkisi için kullanılır.
Lidokain: Kardiopulmoner resustasyonda kardiak ritmin
stabilizasyonu önemlidir. Ventriküler taşikardi ve prematür ventriküler aritmilerin
tedavisinde sıklıkla kullanılır. Myokard iskemisi olan ve yakın zamanda myokard
infarktüsü geçirmiş hastalarda prematür ventriküler kontraksiyonlar genellikle
ventriküler taşikardi veya ventriküler fibrilasyona dönüşebilir. Bu hastalar
lidokain gibi antiaritmik ilaçlarla tedavi edilmelidir.
SIVILAR
Hastaya minimum iki adet geniş çaplı iv. kataterler
yerleştirilmelidir. Sıvı veriş Eksternal hemorajinin kontrolü için, kanayan bölge
yükseltilir. Direkt olarak bu hızı kataterin iç çapının genişliği ile doğru,
uzunluğu ile ters orantılıdır. Kataterin yerleştirildiği venin çapının önemi
yoktur. Üst ekstremitedeki periferik iv. yollar sıklıkla tercih edilen yollardır.
Diğer periferik yollar cut-down, santral venöz yollar hastayı transport eden doktorun
beceri seviyesine göre gerekli olduğu durumlarda kullanılmalıdır. İv. yol
yerleştirildikten sonra kan grubu, cross-match, bazal hematolojik çalışmalar ve
doğurganlık çağındaki bayanlarda hamilelik testide dahil olmak üzere analiz için
kan alınmalıdır.
Etkin iv. sıvı tedavisi dengeli tuz solüsyonları ile
başlanmalıdır. Ringer laktat solüsyonu başlangıç kristaloid solüsyonu olarak
tercih edilir ve erişkin hastalarda hızlıca uygulanır. Bu tür bolus iv. tedavilerde
yeterli hasta cevabı oluşturmak için 2-3 lt. solüsyon verilmelidir. Travmaya eşlik
eden şok durumu genellikle kan orijinlidir. Eğer hasta bolüs iv. tedaviye cevapsız
kalırsa gerekli olduğunda grup spesifik kan transfüzyonu yapılabilir. Eğer grup
spesifik kan mümkün değilse düşük titrede O grubu veya O Rh(-) kan verilebilir..
Hayatı tehdit eden kan kayıplarında crosslanmamış grup spesifik kan O grubu kana
tercih edilebilir. Hipovolemik şok vazopressör, steroid ve sodyum bikarbonat ile tedavi
edilmemelidir. Verilen sıvılar yüksek akımlı ısıtıcılar veya mikro dalga
fırınlar yardımıyla ısıtılmalıdır (Kan, plazma ve glıkoz içeren solüsyonlar
hariç).
1-Kan kaybından hemen sonra kan volümünün yerine
konması elektrolit, kolloid kombinasyonlarının, eritrosit süspansiyonlarının
uygulanması özellikle eksternal ve internal kaybı olan vakalarda hızlı infüzyon
hayat kurtarıcı olabilir.
2-Kardiak arrest sonrası tahmini kan volümünün %10’u
ile dolaşımdaki kan volümünün genişletilmesi.
3-İdrar çıkışı 1ml/kg/h olmalıdır, idrar
çıkışına göre sıvı miktarı düzenlenir.
4-Osmolarite, kolloid osmotik basınç, normal elektrolit
konsantrasyonları bakımından optimal kan konsantrasyonu için iv. sıvılar modifiye
edilmelidir. Serum albumini 3-5 gr/dl , htc %30-40 ve serum glikozu 100-300mg/dl arasında
olmalıdır.
5-Arrest sonrası erken dönemde iv. beslenmenin
gerçekleştirilmesi gerekir. Kardiak arrestle beraber olan veya olmayan hipovolemik
şokta arterial basıncın, CVP’nin monitorize edilmesi, idrar çıkışına göre
volüm replasmanı yapılması, kalp hızı , sirkülasyondaki kan volümünün
yeterliliğini gösterir fakat güvenilir değildir. Ek olarak EKG ve kan gazlarıda
monitorize edilmelidir.
Kan volümünün akut olarak %10’dan fazla kaybı hafif
hemorajidir ve genellikle tedavisiz kompanse edilebilir. Kan volümündeki %10-20 kayıp
orta dereceli hemorajidir çoğunlukla şok tablosu ile sonuçlanır. Kan volümünün
%20-50’lik kaybı şiddetli hemorajidir daima ağır şok ile sonuçlanır. Çoğu
vakada %30’un üzerinde kan volümü kaybı irreversibl şoka neden olur. Kan
volümünün %40 ve daha fazlasının kaybı hızla kardiak arreste yol açabilir.
Orta ve şiddetli kan kaybı sadece elektrolit
solüsyonları ile düzeltilirse doku ödeminin oluşması kaçınılmazdır. Kolloid
solüsyonlar (plazma, albumin, dextran, jelatin, starch) intravasküler alanda daha uzun
süre kalır. Kan volümü kayıplarında kristaloidlerle eşit volümde kolloidler
verilir.
E-ELEKTROKARDİOGRAFİ
Dikkatli EKG monitorizasyonu tüm travma hastaları için
gereklidir. Açıklanamayan taşikardiyi içeren disritmiler, atrial fibrilasyon,
prematür ventriküler fibrilasyon, ST segment değişiklikleri kardiak kontüzyonu
gösterebilir. Bradikardi, aberrant iletim, prematür vurular var ise hipoksi ve
hipoperfüzyondan şüphelenilmelidir.
F-FİBRİLASYONUN TEDAVİSİ
Ani kardiak arrestin en sık nedeni ventriküler
fibrilasyondur. Ventriküler fibrilasyonun en sık nedeni koroner yetmezliğidir, ilaç
reaksiyonları, irritabl kalplerde kateterizasyon, asfiksi, suda boğulmalar ve diğer
kardiak arrest nedenlerine sekonder olarak meydana gelebilir.
Bu aritmilerin tedavisi acil elektriksel defibrilasyondur.
Defibrilatör hemen bulunamıyor ise adultlerde prekordial darbe uygulanmalıdır.
Ventiküler fibrilasyonun erken döneminde tek bir darbe ile nabız alınabilir. Nabız
alınır ise lidokain bolus olarak uygulanmalıdır. Eğer defibrilatör varsa aletin
şarj olması beklenene kadar CPR’a devam edilir.
UZAMIŞ YAŞAM DESTEĞİ
G-GAUGİNG
Ölüm sebebinin saptanması ve tedavi edilmesi, hastanın
kurtarılabilirliğinin değerlendirilmesi.
H-HUMAN MENTATİON
Beyin resustasyon değerleriyle prognozun tayini, serebral
resustasyon ile yapılan canlandırma.
D-ÜRİNER VE GASTRİK KATATERLER
Yerleştirilmesi resustasyonun bir parçası olarak kabul
edilir. Rutin laboratuar analizler için idrar örneği alınmalıdır.
1-Üriner kataterler
Üriner output hastanın sıvı durumunun sensitif bir
indikatörüdür. Üriner kataterizasyon üretral ayrışmanın düşünüldüğü
hastalarda kontrendikedir. Penil mea’da kan varsa, scrotumda kan varsa ve prastat
yüksekte veya palpe edilemiyorsa üretral yaralanmadan şüphe edilmelidir. Bu nedenle
rektum ve perine muayenesi yapılmadan ve eşlik eden travmalar ayırt edilmeden üriner
katater yerleştirilmemelidir.
2-Gastrik kataterler
Gastrik tüpler mide distansiyonu ve aspirasyon riskini
azaltmak için endikedir, ama kalın ve semisolid gastrik kontonentler tüple geri dönmez
ve tüpün geçişi kusmayı uyandırabilir. Tüpün efektif olabilmesi için iyi pozisyon
verilmeli yeterli vakum olmalı ve çalışır durumda tutulmalıdır. Gastrik
aspirasyonda kan orofaringeal yutulmuş kanı, travmatik yerleştirilmeyi veya mide
yaralanmasını gösterebilir.
Cribriform kemikte kırık veya şüphesi varsa gastrik
tüp oral olarak yerleştirilmeli veya intrakranial tüp pasajını engellemek için daha
önceden yerleştirilmiş nasofaringeal havayolu eşliğinde yerleştirilmelidir.
E-MONİTORİZASYON
Yeterli resustasyon solunum hızı, nabız, kan basıncı,
arteriel kan gazları, vücut ısısı ve idrar outputu gibi fizyolojik parametrelerdeki
kantitatif gelişme ile en iyi değerlendirilebilir. İlk muayene tamamlandıktan sonra
değerler için örnek alınmalıdır.
1-Solunum hızı ve arteriel kan gazlarını hastanın
havayolu ve solunumunu monitorize etmek için kullanmalıdır. Hasta hareket
ettirildiğinde ETT’ler çıkabilir. End-tidal karbondioksitmonitorizasyonu entübe
hastalarda ETT’ün pozisyonu hakkında yeterli bilgi verir.
2-Pulse-oksimetre yaralı hastalarda değerlidir.
Pulse-oksimetre hemoglobin-oksijen satürasyonunu kolorimetrik olarak ölçer, fakat
oksijen basıncını ölçmez. Küçük bir sensör el-ayak parmağı, kulak memesi veya
diğer mümkün olan yerlere yapıştırılır. Yeterli oksijenasyon sağlam havayolu
solunum ve dolaşımın bir göstergesidir.
3-Kan basıncı doku perfüzyonunun zayıf bir göstergesi
olduğu için mutlaka ölçülmelidir.
4-Dikkatli EKG monitörizasyonu tüm travma hastaları
için tavsiye edilir.
F-Hasta transferi için ihtiyaç
İlk muayeneden sonra problem tespit edildiğinde hayat
kurtarıcı yaklaşımlara başlanır. İlk muayene ve resüstasyon fazı sırasında
hastayı değerlendiren doktor sıklıkla hastanın diğer bir maerkeze transferi
hakkında yeterli bilgiye sahiptir. Bu transfer proçesi hastaya ek bakım ve
değerlendirmeler uygulanırken başlatılabilir. Transfer kararı verildikten sonra
refere eden doktor ile alıcı doktor arasında bağlantı kurulması esastır.
VI-RÖNTGENOGRAMLAR
Röntgen mantıklı bir şekilde kullanılmalı ve
hastanın resustasyonunu geciktirmemelidir. Künt travmalı hastalarda servikal omurga,
antero-posterior göğüs ve pelvis filminden oluşan oluşan üçlü röntgen
çekilmelidir. Bu filmler resustasyon alanında portabl röntgen cihazında resustasyon
proçesini kesmeden yapılmalıdır. İkinci muayene sırasında açık ağız odantoid ,
antero-posterior torakolomber filmler portabl röntgen cihazıyla hastanın bakımını
aksatmadan ve muhtemel spinal kord yaralanması varsa bu grafide çekilmelidir. Tüm
yaşamı tehdit eden yaralanmalar tanınıp tedavi edildikten sonra komplet servikal
torasik ve lomber vertebra filmleri çekilmelidir. Eğer penetran yaralanma varsa
yaralanmanın yerine göre antero-posterior göğüs filmleri alınmalıdır.
VII-İKİNCİ MUAYENE
Birinci muayene tamamlanıp resustasyon başlayıp ve
hastanın ABC’leri yeniden değerlendirilmeden başlamaz. İkinci muayene travma
hastasının kafadan tırnağa kadar değerlendirilmesidir. Buna yaşamsal bulguların
değerlendirilmesi kan basıncı, nabız, solunum ve ısı dahildir. Vücudun her bölgesi
tam olarak kontrol edilir. Özellikle yanıtsız ve unstabil hastalarda bir yaralanmayı
gözden kaçırma veya yaralanma işaretlerini atlama riski yüksektir. Bu muayena
sırasında GKS’da dahil olmak üzere komplet bir nörolojik muayene yapılır. Bu
değerlendirmede endike olan röntgenogramlar alınır. Özel uygulamalar örneğin
peritoneal lavaj, radyolojik değerlendirme ve laboratuvar çalışmaları bu zaman
içinde yapılır. Hastanın komplet değerlendirilmesi tekrar muayenelerini geciktirir.
A-Öykü
Her komplet medikal değerlendirme mutlaka yaralanma
oluşum mekanizması ile ilgili iyi bir öyküyü içermelidir. Çoğu zaman böyle bir
öykü hastanın kendisinden alınamaz. Hastane öncesi personel ve aile mutlaka kontrol
edilmeli hastanın mevcut fizyolojik durumuna ışık tutacak şimdiki veya geçmiş zaman
bilgileri alınmalıdır.
AMPLE öyküleme yöntemi hastanın öyküsünü almak
için faydalı bir yöntemdir. A(allerjiler), M(alınmış medikasyonlar), P(geçirdiği
hastalıklar), L(son yemek), E(yaralanma ile ilgili olaylar ve çevre)
Hastanın mevcut durumu yaralanma mekanizması ile büyük
şekilde etkilenir. Hastane öncesi personel bu tür mekanizmalar hakkında faydalı
veriler vrebilir ve bu bilgileri mutlaka muayene eden doktora bildirmelidir. Yaralanma
şekilleri enerjinin yönü ve miktarı ile bağlantılıdır. Yaralanmalar genelde iki
büyük kategoride incelenir. Künt ve penetran yaralanmalar.
1-Künt yaralanmalar
Araba kazaları , düşmeler ve diğer taşıma eğlence ve
meslek ile ilgili yaralanmalardır. Otomobil çarpışmaları ile ilgili bilgiler
aşağıdakileri içermelidir. Emniyet kemeri kullanıp kullanmadığı, sürücü olup
olmama, çarpışmanın yönü, otomobilde meydana gelen major deformasyonlar, yolcu
bölümünde hasar olup olmadığı ve yolcunun araçtan fırlayıp fırlamadığı,
yaralanma şekilleri yaralanma mekanizmalarıyla direkt ilişkilidir. Bu tip yaralanma
şekilleri aynı zamanda yaş grupları ve aktivitelerlede ilgilidir.
2-Penetran yaralanmalar
Ateşli silah delici ve kesici alet ve kazık benzeri
cisimlerle olmak üzere hızla artmaktadır. Yaralanma şeklini tayin eden faktörler ve
yaralanmanın genişliği ve hastaya yapılacak müdahale, yaralanan vücut bölgesi
penetran objectin katettiği yola olan organların yakınlığı ve kurşunun hızı ile
alakalıdır.
3-Yanmaya ve soğuğa bağlı yaralanmalar
Yanmalar tek başına olabileceği gibi künt veya penetran
travmalar ile olabilecek belirgin travma tiplerinden birisidir. Örneğin yanan otomobil,
patlamalar, yıkıntıların dökülmesi, hastanın yangından kaçma işlemi veya
beraberinde ateşli silah ve bıçak yaralanmaları gibi inhalasyon yaralanmaları ve
karbonmonoksit intoksikasyonu sıklıkla yanma travmaları ile gelişen
komplikasyonlardır.
Yeterli koruma olmadan meydana gelen akut veya kronik
hipotermi sonucunda ıslak giysiler, azalmış azalmış aktivite, alkol veya ilaç sonucu
oluşmuş vazodilatasyon gibi hastanın ısı koruyucu mekanizmalarını azaltan
faktörler orta dereceli ısılarda(15-20C’) belirgin ısı kaybına neden olabilir.
4-Tehlikeli çevresel faktörler
Kimyasallar, toksinler ve radyasyona maruz kalma öyküsü
iki açıdan önemlidir. Birincisi bu ajanlarla yaralanmış hastada pulmoner, kardiak ve
iç organ problemleri ortaya çıkabilir. İkinci olarak bu ajanlar sağlık
çalışanları içinde tehlike arzedebilir. Sık olarak doktorun bu tür ajanlara karşı
tedavi ve değerlendirme hakkında bölgesel zehir kontrol merkezlerine müracatı
gerekir.
B-Fizik muayene
1-Kafa
İkinci muayene kafanın değerlendirilmesi ile başlar ve
bütün ilişkili ve belirgin yaralanmaları ortaya koymayı amaçlar. Tüm skalp ve kafa
laserasyon ve fraktürlerin varlığı açısından muayene edilmelidir. Göz
çevresindeki ödem ilerde derin muayeneyi engelleyeceğinden gözler aşağıdakiler
açısından yeniden değerlendirilmelidir.
a-Görme keskinliği
b-Pupil çapı
c-Fundus ve konjoktivadaki hemorajiler
d-Penetran yaralanmalar
e-Kontakt lensler (ödem oluşmadan çıkarılmalıdır)
f-Lens dislokasyonu
Vizüel muayenede hastanın snell tablosunu okuması veya
iv. taşıyıcılar üzerindeki sözcüklerin okunması veya bandajlar üzerindeki
yazıların okunması şeklinde yapılmalıdır. Bu prosedür başka şekilde belirgin
olmayan optik yaralanmaları sıklıkla ortaya çıkarır.
2-Maksillofasial
Maksillofasial travma havayolu obstriksiyonu veya major
kanama yok ise hasta tam olarak stabilize olduğında ve hayatı tehdit eden yaralanmalar
ortadan kaldırıldığında tedavi edilmelidir. Son tedavi güvenli bir şekilde
ertelenebilir. Hasta orta yüzünde meydana gelen fraktürler cribriform kemikte kırığa
neden olabilir. Bu hastalarda gastrik entübasyon oral yolla yapılmalıdır.
3-Servikal omurga ve boyun
Maksillofasial veya kafa travması olan hastalarda unstabl
servikal omur yaralanması (kırık veya ligament yaralanması) olduğu kabul edilmeli ve
servikal omurla ilgili tüm çalışmalar yapılıp yaralanma ayırtedilene kadar boyun
immobilize edilmelidir.
Nörolojik defisitin yokluğu yaralanmayı ekarte ettirmez.
Servikal omur röntgenogramları çekilene kadar böyle bir yaralanma olduğu kabul
edilmelidir. Boynun muayenesi inspeksiyon, palpasyon ve oskültasyonu içermelidir,
servikal omurgada hassasiyet, subkutanöz amfizem, trakeal deviasyon ve laringeal fraktür
detaylı bir muayene ile ortaya konabilir. Karotid arterler palpe ve oskülte edildiğinde
bu damarlar üzerindeki künt travmalar rapor edilmeli eğer varsa karotid arter
yaralanması konusunda çok şüpheci olnmalıdır. Yaralanma proçesinde belirgin bir
işaret ve semptoma neden olmadan karotid arter oklüzyonu veya diseksiyonu geç olarak
ortaya çıkabilir. Potansiyel bir servikal omurga yaralanmasından korunmak için hastaya
koruyucu kask takılmalı ve çıkarırkende çok büyük özen gösterilmelidir.
Plsitmayı etkileyen penetran yaralanmalar acil bölümünde manuel olarak eksplore
edilmemelidir. Bu tür yaralanmalar ameliyathanade cerrahi değerlendrmeyi gerektirir.
4-Göğüs
Göğüsün anterior ve posteriorunun vizual muayenesi
açık pnemotoraks ve geniş yelken göğüs gibi durumları ortaya çıkarır. Göğüs
duvarının tam olarak değerlendirilmesi tüm göğüs kafesinin palpasyonu her
kaburganın ve klavikulaların hissedilmesi ile mümkündür.
Sternum kırıklarında ve kostakondral seperasyonlarda
sternal basınç uygulanması ağrılıdır. Göğüs duvarındaki kontüzyon ve
hematomlar doktoru gizli yaralanma ihtimali karşısında uyarmalıdır. Belirgin göğüs
yaralanması ağrı ve kısa nefes alma ile ortaya çıkar. İç oluşumların
değerlendirilmesi steteskop ile yapılmalı ve göğüs radyogramı çekilmelidir.
Pnemotoraks için solunum sesleri göğüs ön duvarının üst tarafında hemotoraks
için ise posterior bazaller dinlenmelidir. Derinden gelen kalp sesleri ve dar nabız
basıncı kardiak tamponatı gösterebilir. Kardiak tamponat veya tansiyon pnemotoraks
distandü boyun venleri varlığında düşünülebilir ama eşlik eden hipovolemi bu
bulguyu azaltabilir veya ortadan kaldırabilir. Azalmış solunum sesleri ve şok tansiyon
pnemotoraksın tek göstergesi olabilir ve acil göğüs dekompresyonunu gerektirir.
Göğüs röntgenogramında hemotoraks veya pnemotoraks varlığı gösterilebilir.
Kaburga fraktürleri olabilir ama röntgende görülmeyebilir. Genişlemiş mediastinum
veya nazogastrik tüpün sağa deviasyonu aortik rüptürü düşündürebilir.
5-Abdomen
Abdominal yaralanmalar tanınıp agresif bir şekilde
tedavi edilmelidir. Spesifik tanı pek önemli değildir çünkü yaralanmalar için
cerrahi müdahale gerekebilir. Normal ilk abdomen muayenesi belirgin intra abdominal
yaralanmayı ekarte etmez. Künt abdominal travma aynı kişi tarafından yakın gözlem
ve sık yeniden abdomen değerlendirmesi yapılmalıdır. Cerrahın erken dönemde
ilgilenmesi gerekir. Açıklanamayan hipotansiyon, nörolojik yaralanma, alkol veya diğer
ilaçlara bağlı his kayıpları şüpheli abdominal bulgusu olanlar peritoneal lavaj
için adaydır. Pelvis veya alt kaburga kırıkları bu bölgelerde abdomenin palpasyonu
sırasında ağrıya neden olduklarından yeterli diagnostik muayeneyi engelleyebilir.
6-Perine, rektum, vagina
Perine kontüzyon, hematom, laserasyon ve üretral kanama
açısından muayene edilmelidir. Rektal muayene ikinci muayenenin önemli bir
parçasıdr. Özellikle doktor barsak lümeninde kan varlığı, yüksekte duran prostat,
pelvik fraktürlerin varlığı rektal duvarın devamlılğı ve sfinkter tonusunun
kalitesine dikkat etmelidir. Bayan hastalarda vaginal muayenede ikinci muayenenin öneöli
bir parçasıdır. Vaginada kan varlığına ve vaginal laserasyonlarada doktor dikkat
etmelidir, ek olarak doğurganlık çağındaki tüm kadınlara gebelik testi
uygulanmalıdır.
7-İskelet yaralanmaları
Ekstremiteler kontüzyon ve deformite açısından muayene
edilmelidir. Kemiklerin palpasyonu, hassasiyet, krepitasyon ve anormal hareketlerin
muayenesi gizli kırıkların ortaya çıkarılmasına yardım eder. Avuç içleri ile
anterior iliac kanatların ve simphisiz pubisin anteriordan posteriora doğru
bastırılması pelvis kırıklarını ortaya çıkarabilir, ek olarak periferik
nabızların kontrolü damar yaralanmalarını ortaya çıkarabilir. Fraktürler olmadan
belirgin ekstremite yaralanmaları muayene ve röntgenogramlarlada ortaya çıkar.
Ligament rüptürü eklem instabilitesine yol açar. Kas-tendon ünitindeki yaralanmalar
etkilenen kısımların aktif hareketlerini engeller. His kaybı istemli kas gruplarının
kontraksiyonundaki güçsüzlük sinir yaralanması iskemi veya kompartman sendromuna
bağlı olabilir. Torasik ve lumber vertebralardaki kırıklar ve nörolojik yaralanmalar
fizik muayene bulguları ve yaralanma mekanizmasına bağlı olarak düşünülmeli
vertebra yaralanmalarını diğer yaralanmaların baskılayabileceği unutulmamalı ve
röntgenogramlar yeterli miktarda alınmalıdır.
8-Nörolojik
Etraflı nörolojik muayene ekstremitelerin sadece motor ve
sensorial muayenesini değil aynı zamanda hastanın şuur , pupil çapı ve cevabınıda
içerir. GKS’ı erken değişiklikleri saptayan ve nörolojik statustaki trenti
değerlendiren bir skordur. Paralizi veya parazi varlığı major omurga veya periferal
sinir yaralanmasını düşündürür. Spinal yaralanma tanısı ayırt edilene kadar
hastanın immobilizasyonu çeşitli aletler kullanılarak sağlanmalıdır.
Hastanın kafasının immobilize edilip vücudun serbest
bırakılması servikal omurlarda fleksiyona yol açabilecek genel bir hatadır.
Özellikle hasta transfer edileceği zaman spinal yaralanma tanısı ayırt edilene kadar
hastanın tüm vücudunun immobilizasyonu gerekir. Nörolojik yaralanması olan
hastaların erken beyin cerrahi konsültasyonu gerekir. İntrakranial yaralanmanın
ilerlemesini yansıtabileceğinden hastanın şuur düzeyi monitorize edilmelidir. Eğer
kafa travması olan bir hastanın nörolojik olarak tespitinden sonra beynin
oksijenasyonu, perfüzyonu ve ventilasyonun yeterliliği konusunda yeniden
değerlendirilmelidir. İntrakranial cerrahi müdahale gerekebilir. Beyin cerrahı
epidural, subdural hematom ve çökme kırıklarının cerrahi müdahale gerektirip
gerektirmediği konusunda karar vermelidir.
VIII-YENİDEN DEĞERLENDİRME
Travma hastası daha önce kaydedilen semptomlardaki
değişiklik ve ortaya çıkan yeni bulguların gözden kaçmaması için yeniden
değerlendirilmelidir. İlk hayatı tehdit eden yaralanmalar tedavi edildikten sonra
diğer eşik derecede hayatı tehdit eden problemler veya daha az yaralanmalar belirgin
hale gelir. Altta yatan medikal problemler hastalığın prognozunu ağır derecede
etkileyebilir. Erken tanı ve tedavi için yüksek derecede kuşkulu ve uyanık olmak
gerekir. Ağır ağrının tedavisi travma hastasında önemli bir basamaktır. Efektif
analjezi için sıklıkla iv. opiat kullanmak gerekir buda hastanın cerrah tarafından
yeterli seviyede değerlendirilmesini engelleyebilir. İv. opiat kullanımı solunum
depresyonuna yol açabilir ve nörolojik bulguları maskeleyebilir. Bu nedenle opiatlar ve
diğer kuvvetli analjeziklerin cerrahi konsültasyonlar tamamlanana kadar kullanılmaması
uygundur. Vital bulguların ve idrar çıkışının monitorizasyonu esastır. Erişkin
hastalar için saatlik 50 ml’lik idrar çıkışı yeterlidir. 1 yaşın üzerindeki
pediatrik hastalarda 1 ml/kg/h’lik idrar çıkışı yeterlidir. Arterial kan gazları
ve kardiak monitorizasyon cihazları kullanılmalıdır. Kritik yaralanmış hastalarda
pulse oksimetre ve entübe hastalarda end-tidal karbondioksit monitorizasyonu
kullanılmalıdır.
IX-SON BAKIM
Hastaneler arası nakil kriterleri Amerikan cerrahlar
komitesinin travma komitesi tarafından yayınlanmış olup bu multipl yaralı hastanın
ilk tedavisindeki yoğunluk ve seviyeyi tespit etmeye yarar. Bunun içine hastanın
fizyolojik statüsü, açık anatomik yaralanma, yaralanma mekanizmaları, eşlik eden
hastalıklar ve hastanın prognozunu etkileyen faktörler dahildir. Acil bölümü ve
cerrahi personel hastanın bir travma merkezine transferinin gerekip gerekmediği veya
daha özelleşmiş merkezlere transferin gerekip gerekmediğini değerlendirmek için bu
kriterler kullanılmalıdır. Bu iş için en yakındaki hastaneler seçilmelidir.
X-KAYITLAR VE YASAL DURUMLAR
A-Kayıtlar
Zamanla birlikte tüm olayların kaydını tutmak
önemlidir. Sıklıkla birden fazla doktor hastayla ilgilenebilir, hastanın
ihtiyaçlarını ve klinik durumunu ortaya koyabilir. Düzenli kayıtlar resüstasyon
sırasında görevi sadece kayıt yapmak ve hastaya ait bilgi edinmek olan hemşirelik
birimince görevlendirilmiş birisi tarafından yapılabilir. Sıklıkla tıbbi ve yasal
problemler oluşur ve bu kayıtlar bunların çözümü için faydalıdır. Birbirine
bağlantılı sayfalara yapılan kronolojik kayıt hastaya müdahale eden ve konsülte
eden doktorun hastanın durumu ile ilgili değişiklikleri kolayca takip etmesini sağlar.
B-Tedavi için muafakat
Tedavi öncesi mümkünse muafakat alınmalıdır. Hayatı
tehdit eden acil durumlarda bu tür muafakat her zaman mümkün değildir. Bu gibi
durumlarda önce tedavi edilmeli daha sonra muafakat alma yoluna gidilmelidir.
C-Adli tıp
Kriminal bir aktivite sonucu yaralanmadan şüphe ediliyor
ise hastayı taşıyan personel tüm bulguları korumaya yönelik taşımalıdır. Kumaş,
kurşun gibi materyaller kanunca görevlendirilen kişiye verilmek üzere korunmalıdır.
Kan alkol konsantrasyonun veya diğer ilaç seviyelerinin laboratuar ile tesbiti
gerekebilir.
|