ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ANESTEZİYOLOJİ ANABİLİM DALI

Tıp Fakültesi

V.Çukurova Anestezi Günleri (ÇAG)

İnfeksiyon

28 - 29 .05.04 - Adana

 

 

Home
İnfeksiyon
Transplantasyon
Nörolojik Hastalıklar
Transfüzyon
İmmünonütrisyon Kavramı
İmmün spesifik ajan

İNFEKSİYON VE İMMUN YANIT

Doç. Dr. Yeşim TAŞOVA, Çukurova Ünv. Tıp Fak Klin. Bakt. Ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı, ADANA

Bir patojenin insan vücuduna girmesi her zaman aynı sonuçlara yol açmaz. Hatta aynı konağa aynı patojen girse bile her defasında aynı sonuçlar görülmez. Bir infeksiyon hastalığının gelişmesinde patojene ve konağa ait özellikler ve bunların etkileşimi infeksiyon hastalıklarının seyrini belirler. Konak ve patojen arasındaki ilişki patojenin konağa girişi, yerleştiği yer, kolonizasyonu ve invazyonu, konağın immun sisteminin o sıradaki durumu ve yanıtı, patojenin immun sistemden kaçabilme yateneği ve tüm bu olayların sonunda konak dokusunda meydana gelebilecek zararların veya fonksiyonel bozukluğu içerir.  Duyarlı bir konak bir patojen ile karşılaştığında meydana gelebilecek olaylar a) infeksiyon oluşmaz, b) subklinik seyreder, c) hafif seyirli akur semptomatik hastalık olur, d) ağır seyirliakut hastalık, e) kronik infeksiyöz hastalık, f) latent infeksiyon   şeklinde özetlenir.

Patojenler infeksiyon sırasında konak hücernin dışında veya içinde yaşamlarını idame ettirebilirler. Hücre dışında yaşayan patojenler fagositer hücrelere genelde direnç gösterir ve vücut sıvılarında ve doku alanlarında ürerler. Hücre içi patojenler fagositlerin içinde öldürülemeden yaşabilirler. Klinik olarak hücre içi ve dışı patojenlerde de bazı farklılıklar olabilir. Örneğin kapsüllü bir bakteri olan ve hücre dışında yaşayan Streptococcus pneumoniae hızla ilerleyen akut pnömoni oluşturur ve iyileşme süreci kapsülün antifagositik özelliğini nötralize eden opsonize edici antikorları ürettiği için hızla iyileşir. Hücre içi yaşayan Mycobacterium tuberculosis ise genelde daha yavaş başlangıç gösterir ve kronik bir hastalık geliştirir. İyileşme süreci daha uzundur ve relaps görülme olasılığı fazladır. Hücre içi patojenlere konak hücresinin sağladığı koruma immun sistemin ( hem hücresel hem de humoral ) patojene ulaşmasını engeller. İnfekte konak hücer özellikle hareketli fagositer hücreler infeksiyonu tüm vücuda yayabilirler.

Pek çok hastalık tek bir patojen ile gelişrken gazlı gangren gibi bazıları birden fazla patojen ile meydana gelebilir. Yine bir infeksiyon sonunda konak direncinin kırılması sonunda ( floranın bozulması vb. )  takiben başka patojenler ile süperinfeksiyon gelişir. Örneğin antibiyoitk tedavisi sonunda Clostridium difficile ile gelişen gelişen psödomembranöz enterokolit vb.

Konak savunmasının her hangi bir nedenle bozulması da infeksiyon gelişiminde önemlidir. İnfeksiyonlara konağı eğilimli kılan bazı hazırlayıcı faktörlerin varlığı önemlidir. Predispozan faktörler olarakta bilinen bu durumlar diabet, kronik karaciğer hastalığı, kronik böbrek hastalığı, kanser ve kemoterapi, steroid tedavisi, travma, operasyon vb. gibi intrensek ve ekstrensek faktörlerdir. Özellikle altta yatan ciddi immun sistem defektleri olan kişilerde düşük virülanslı patojenler ile infeksiyon gelişme sıklığı artar. Tablo 1’de

Patojen konak hücresine girdikten sonra kendine özel bölgelerde kolonize olur. Bazı patojenler doku tropizmi gösterirler. Bunda o bölgedeki konak hücresinde patojene uyan reseptörlerin olması, o bölgedeki beslenme ve çevresel koşullara bağlıdır. Örneğin İnfluenza virüsü solunum epitel hücrelerine bağlanır. Yine Staphylococcus aureus derideki tuz ve yağ asitlerine dayanıklıdır bu nedenle deri infekdiyonlarında sık etkendir. Sonuçta bir patojene bağlı gelişen bir infeksiyonlar birkaç şekilde gelişir.

1)      Patojen infeksiyonun primer bölgesinde çoğalır ve yöresel epiteli penetre etmez. Ajan komşu dokulara invaze olmaz ki bunlara noninvazivle denir. Çoğalan patojen ya lokalize olarak infeksiyon yapar ( S.aureus )  veya toksinleri ile infeksiyona ( tetanoz )neden olur.

2)      Patojen bölgesel epiteli ve çevreleyen dokuyu invaze ederek lokalize invaziv hastalık yapar. Shigella dysenteriae neden olduğu basilli dizanteride oluşan barsak ülserleri gibi 

3)      Patojen daha derin dokulara penetre olur ve tüm vücuda yayılır. Bu invaziv patojenler hem primer bölgede hem de invaze oldukları sekonder dokuda çoğalır. Bunların mortalitesi yüksektir. Sekonder dokuların invazyonu genellikel septisemi izler. Yani patojenlerin kanda üremesi olur.

Patojenin infeksiyon sırasında geliştirdiği doku hasarı mikroorganizmaların direkt etkisi ile gelişen hasar ve konağa bağlı faktörler  ile oluşan hasarın bütünü ile oluşur. Mikroorganizmanın direkt etkisi konak hücresinin DNA ve RNA’sına etkilenmesi, toksinlerin etkisi ile gelişebilir. Konağa bağlı faktörler fagositer ve NK hücreleri, kompleman, interferon ve inflamatuvar yanıt, fagositoz  gibi doğal savunma sistemlerini ve bağışık yanıt ve bunun sonuçlarını içerir.

Modern tıbbın ilerlemesi ile birlikte bazı hastaların yaşam süreleri her geçen gün artmaktadır. Yaşam süresi artan hastalar içinde immun sistemi çeşitli nedenler ile baskılanan hastalar da vardır.  İmmun sistemi baskılanan hastalar immunite ve infeksiyon arasındaki bağlantıyı en açık şekilde göstermektedirler. Kanser hastalarında daha agresif kemoterapi, kemikiliği ve solid organ transplantasyonu gibi uygulamalar , kanamanın daha aktif kontrol edilmesi , antibiyotik tedavisindeki gelişmeler kanserli hastaların yaşam süresini arttırmıştır. Ancak hala hastaların önemli bir kısmında mortalite ve morbiditenin en önemli nedeni infeksiyonlardır. Akut lösemide ölümlerin %70’den infeksiyonlar sorumludur. Altta yatan hastalık ve tedavisi için kullanılan sitotoksik ajanlar konak savunma sistemini birkaç yerde bozmakta ve infeksiyonlara eğilimi arttırmaktadır. Ayrıca hastaların yaşam sürelerinin artması infeksiyona zemin hazırlayan pek çok uygulama ve çevre koşulları ile karşılaşmaya da neden olmaktadır. Konjenital immun yetmezliklerin dışında çeşitli nedenler ile uzun süreli kortikosteroid kullanımı ve 1980’lerden bu yana HIV infeksiyonu da bağışıklığı baskılanan hastalar havuzuna katmak gerekir.

Tablo 1’de konak savunmasında gelişen immun defektlere göre en sık infeksiyon etkenleri gösterilmiştir. 

Sonuç olarak infeksiyon ve immun yanıt daha pek çok yönü açık olmayan gelecekte pek çok açıklamaya gebe olan bir ikilidir.  

 

Tablo1: Konak savunmasında gelişen defektlere göre gelişen infeksiyonlarda etken dağılımları

Defetkt

İnfeksiyon için Presidpozan Durumlar

İnfeksiyona yol açan en sık etkenler

Hücresel İmmunite

Primer eksiklikler ( Adenozin deaminaz eksikliği, X’e bağlı hiper IgM sendromu, Wiscott-Aldrich sendromu vb.)

Sekonder eksiklikler ( malnütrisyon; malinite - timoma, Hodgkin hastalığı, hairy cell lösemi; kemoterapi; radyasyon tedavisi; immunosupresif tedavi – kortikosteroid;  infeksiyonlar - HIV, HHV-6, RSV, influenza, lepra vb, )

Herpes simplex virüs, Varicella zoster virüs, sitomegalovirüs, Ebstein-Barr virüs, Adenovirus, RSV, influenza, parainfluenza virüs, human papillomavirus

 

Listeria nonocytogenes, Nocardia spp., M.tuberculosis, Atipik mikobakteriler, Legionella spp., Salmonella typhi

 

Candida spp., Cryptococcus neoformans, Aspergillus spp., endemik mikozlar

 

Pneumocystis carinii, Toxoplasma gondii, Penicillium marneffei, Cryptosporidium spp., Leishmania spp.

 

Humoral İmmunite

Primer eksiklikler ( X’e bağlı agammaglobunemi, geçici hipogammaglobunemi, X’e bağlı hiper IgM sendromu vb )

Sekonder eksiklikler ( Maliniteler – multipl myelom, lenfoma, kronik lenfositik lösemi, lenfosarkom, timoma vb; nefrotik sendrom; şiddetli yanıklar; splenektomi; kemikiliği transplantasyonu; protein kaybettiren enteropati , radyasyon tedavisi)

Streptococcus pneumoniae, Diğer streptokoklar, Haemophilus influenza, Capnocytophaga canimorsus

 

 

Polimorfonükleer lökosit

Granülositopeni (siklik nötropeni, kemikiliğinin infiltrayonu, hipersplenizm, myelodisplastik sendrom, kemoterapi, ilaçlar, lösemi, lenfoma, aplastik anemi vb )

Kantitatif defektler ( Lökosit adhezyon eksikliği, bozuk kemotaksis ile hiperglobunemi E sendromu, kemoterapi, radyasyon tedavisi, glikoz 6 fosfat dehidrogenaz eksikliği, myeloperoksidaz eksikliği vb )

Viridans sterptokoklar, Staphylococcus aureus, koagülaz negatif stafilokoklar, Enterococcus spp., gram negatif basiller ( E.coli, Pseudomonas aeruginosa, K.pneumoniae, Enterobacter spp., Citrobacter spp.,)

 

Candida spp., Aspergillus spp., Fusarium spp.

Kompleman

 

 

 

 

Kompleman eksikliği

Kompleman aktivasyonunu düzenleyen plazma ve membran proteinlerinde eksiklik (SLE, Sicle cell anemi, konjenital kompleman eksiklikleri)

Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenza, Neisseria meningitidis, Staphylococcus aureus, Pseudomonas spp.

Dalak

 

 

 

Desferoksamin tedavisi

Splenektomi, hipersplenizm

Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenza, Neisseria meningitidis

 

Mukormikoz ajanları

Last Modified:

Home Next

04/06/07 11:19