|
Prof. Dr. Feyhan Ökten
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji
ve Reanimasyon AD, Ankara
Ekstremite
travmaları genel olarak trafik kazaları, depremler, göçük altında kalma,
ateşili silah yaralanmaları, spor yaralanmaları gibi majör nedenlerin
yanı sıra osteoporotik, yaşlı ve malignitesi olanlarda minör nedenlerle
de ortaya çıkabilmektedir. Travma sonucu ekstremiteeki hasarlar basit
bir ezilme ve burkulmadan başlayarak; kırıklar, çıkıklar, geniş doku
zedelenmeleri, damar ve sinir zedelenmeleri, enfeksiyon, ekstremite
kaybı, hatta ölüme sebebiyete kadar gidebilmektedir.
Anestezist
ekstremite travmalı hastayı acil serviste veya ameliyathanede görür.
Diğer travma tiplerinde olduğu gibi hasta vital fonksiyonlar açısından
hızla değerlendirilmeli ve eğer mümkünse hızlı bir anamnezle önceden
varolan problemler, alkol ve madde bağımlılığı ile intoksikasyon
açısından sorgulanmalıdır. Hasarlı yada travmaya uğramış ekstremitenin
sensoriyal, motor ve vasküler fonksiyonları hızlı bir şekilde
değerlendirilmeli, mutlaka periferik nabızlar kontrol edilmeli ve
yapılabiliyorsa travma skoru kaydedilmelidir. Hemoroji ilk etapta
müdahele edilmesi gereken bir problemdir ve yara yerine bası,
laserasyonun kapatılması şeklinde tedavi edilmeli bu arada fraktür
tedavi edilmelidir. Fiksasyonuda yine acil serviste yapılabilecek
girişimlerdir. Ekstremite travmalarında tahmini kan kaybı:
Pelvis
kırıklarında 1500-2000ml
Femur
kırıklarında 800-1000ml
Tibia
kırıklarında 350-650ml
Humerus
kırıklarında 200-500ml
Olarak belirtilmektedir.
Hemorojili
bir travma hastasında hızlı monitorizasyon, kateterizasyon, hipovolemi,
hipotansiyon, hipoksi tedavisine başlanmalı ve hasta hemorojik şok
yönünden gözlem altında tutulmalı, gerekiyorsa yoğun bakım şartlarında
dokuya oksijen sunum parametreleri, kan laktat düzeyi, baz açığı takip
edilmelidir.
Travmalı
hasta ağrı nedeniyle korku ve anksiyete içindedir ve bu amaçla
farmakolojik ve nonfarmakolojik yöntemlerde de denenebilir. Opioidler ,
NSAİ ve periferik bloklar bu amaçla kullanılabilir.
1980lerden
önce politravmalı bir hastada ekstremite travmasına erken müdahelenin
gerek olmadığı kabul ediliyordu ancak daha sonraları erken fiksasyonun
ve traksiyondaki hareketsizliğin ağrıyı azaltacağı, pulmoner iyileşmeyi
hızlandıracağı, yağ embolisi, yara komplikasyonu, enfeksiyon ve sepsisi
azaltacağı gösterilmiştir
Ameliyathane şartlarında ekstremite travmalı bir hastada genel
anestezisi uygulamasında diğer travmalı hastalarda olduğu gibi hastanın
tok olması, entübasyon güçlüğü olabileceği, servikal travma ve ani
hipotansiyon şüphesi göz önüne alınmalıdır.
Ekstremite
travmasına diğer organ travmaları eşlik ediyorsa en uygun anestezi şekli
genel anestezidir. Böylece kardiyovasküler sistem fonksiyonları daha iyi
kontrol edilir, oksijenasyon daha iyi sağlanır ve invazif girişimler
daha rahat yapılabilir.
Premedikasyonda sodyum sitrat, H2 reseptör antagonistleri ve
metoklorpromit kullanımı aspirasyon riskine karşı koruyucudur.
İndüksiyonda; hemodinamik durum, hipovolemi, hipotermi, alkol
intoksikasyonu, şuur durumu değerlendirilmelidir. Ayrıca hızlı seri
indüksiyon yapılmalı, Sellick manevrası (krikoid bası) yapılabilir,
anestezik seçimi ve dozları önceden varolan probleme göre yapılır.
Kas
gevşetici olarak süksinil kolin ve rokuronyum tercih edilir. Volüm
resüstasyonunu takiben düşük doz opioid, midazolam, inhalasyon ajanları
idamede kullanılabilir. Pnömotoraks ve intestinal hasarlarda ve hipoksi
varlığında azotprotoksit kullanımı kısıtlanmalıdır.
Anestezi idamesinde
problemler:
- farkında olma (
düşük doz anestezik, yüzeyel anestezi)
BIS ve midazolom kullanımı ile bu problem önlenebilir.
- hipotermi- mutlaka
tedavi edilmeli
- hipoksi- yağ
embolisi
- etkili yeterli
sıvı tedavisi
damar yolu kısa ve kalın kateterle olmalı santral kanülasyoniçin vakit
kaybedilmemeli, elektif şartlarda yapılmalıdır.
5 yaş altı çocuklarda damar yolu problemi varsa intraosseal yol
kullanılmalıdır. Sıvı tedavisi monitorizasyonu en uygun kalp atım hızı,
CVP, idrar miktarı, nörolojik durum, nabız basıncı, kapiller doluş ile
takip edilirsede bu parametreler intravasküler volümü yansıtmada
yetersiz kalabilir. İdeal olan kardiyak debi, oksijen sunumu, oksijen
tüketimi, mikst venöz oksijen saturasyonu ve kan gazı (baz açığı ve
laktat düzeyi ) ile takip edilir.
Sıvı olarak hastanın durumuna ve ihtiyacına göre düzenlenmek üzere
dengeli şekilde kristoloid, kolloid ve kan verilebilir. Son yıllarda
hipertonik salinle yapılan çalışmalarda bulunmaktadır.
İleri yaş ekstremite travma cerrahisinde rejyonel anestezi;
Erken mobilizasyon
Postoperatif ağrı tedavisi
Daha az hipoksi
Daha az kanama
Daha az DVT
Daha az bilinç değişiklikleri nedeniyle tercih edilebilir.
Ancak hipovolemik hastada ciddi hipotansiyon ve anatomik özelliklere
bağlı teknik güçlük olabilir. Bu hastalarda anestezi tekniği iv volüm,
operasyon süresi ve bölgesi, sekonder hastalıklar, antikoagülan
kullanımı, anestezistin deneyimi, ameliyathane şartları göz önüne
alınarak yapılmalıdır.
İzole ekstremite kırıklarında rejyonel anestezi tercih edilir bu
amaçla uzun etkili bupivakain, ropivakain ve levo-bupivakain
kullanılabilir. Uzayabilecek vakalarda epidural kateter postoperatif
analjezi amacıyla kullanılabilir.
Ancak anestezist rejyonel tekniklerde deneyim sahibi olmalı aynı
zamanda kullanacağı lokal anesteziklerin özelliklerini çok iyi
bilmelidir. |