|
Prof. Dr. Meltem Uyar Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Algoloji Bilim Dalı
Travmaya maruz
kalan bir yaralıda ilk bulgulardan birisi de ağrıdır. Travmalı olgunun
olay yerinde stabilizasyonu, taşınması, acil serviste değerlendirilmesi,
cerrahi tedavi, cerrahi tedavi sonrası dönem ve rehabilitasyonu
süresince ağrı ile mücadele edilmesi hekimlerin en önemli
sorumluluklarından birisidir. Ancak hekimler için olgunun hayatta
tutulması ve oluşan hasarın tedavisi daha ön plana çıktığından gerek
günlük pratikte gerekse literatürde bu konuda boşluk mevcuttur.
Ağrının bir
deneyim olduğu düşünülürse oldukça katastrofik bir olay olan travmaya
bağlı ağrı da şiddetli olacaktır. Travmaya bağlı korku ve endişenin
yanında, suçluluk duygusu, yakınlarının kaybı gibi faktörler de ağrı
şiddetinde etkili olmaktadır. Ağrı tedavisinde bu faktörler de mutlaka
gözönünde bulundurulmalıdır.
Travma sonrasında
ağrı çoğunlukla olayın başlangıcından tedavi süreci boyunca (çoğunlukla
cerrahi) ve rehabilitasyon sonlanıncaya kadar devam eder. Bu süreç
içerisinde ağrı tedavisi devrelere göre değişiklik gösterdiğinden travma
süreci fazlara ayrılmıştır .Buna göre;
·
Acil faz; Olay anından
hasta stabil duruma gelinceye kadar olan süreç
·
İyileşme fazı; Acil
stabilizasyondan cerrahinin sonuna veya yaraların kapatılmasına kadar
olan süreç
·
Rehabilitasyon fazı;
Cerrahinin bitiminden fonksiyonların geri dönmesine kadar olan süreç
Her fazda iki tip
ağrı problemi ile karşılaşılır.
·
Bazal ağrı; İstirahat
halinde bile olan veya günlük aktivitelerle ortaya çıkan ağrı
·
Anlık ağrı; Pansumanlar,
pozisyon değişimleri gibi girişimler sonucunda görülen ağrı
ACİL FAZ
Bu fazda asıl
amaç hastanın stabilizasyonudur. Ağrı, hasarlanan dokudan kaynaklanan
direkt, masif ve uzun süreli nosiseptif uyarıya bağlıdır ve aşırı
stresle beraberdir. Ağrı tedavisi hastanın fizyolojik durumuna ve
hekimin deneyimlerine göre belirlenir. Bazen travmaya bağlı gelişen
hasarın tedavisi (hemopnömotoraksın tedavisi veya kırığın stabilizasyonu)
ağrının kısmen kontrolünü sağlar. Hastanın anksiyete ve korkusu da
güvenini kazanarak ve bilgilendirerek engellenmelidir. Travma sırasında
alkol alınmış olması ağrı tedavisini güçleştirebilir (opioidlere
tolerans gibi).
Acil cerrahi ve
nörolojik değerlendirme yapıldıktan sonra travma hastasına analjezi
uygulanması kontrendike değildir. Yeterli analjezi sonrasında hastanın
kooperasyonu artabilir ve tamamlanmamış tetkikler yapılabilir. Ancak bu
süreçte hastanın vital bulguları ve solunumu yakından izlenmelidir.
İntravasküler volümde minimal azalmalar bile opioidlerin yan etkilerini
artırabilir.
Bu fazda sistemik
opioidler ve bazı rejyonel analjezi teknikleri tercih edilmelidir. İdeal
opioid yeterli analjezi sağlarken solunum depresyonuna, sedasyona,
bulantı-kusmaya ve kardiyovasküler instabiliteye yol açmamalıdır.
Günümüzde kullanılan hiçbir opioid bu şartların hepsini
karşılayamamaktadır. Bu nedenle güvenlik açısından opioidlerin İV olarak
düşük dozlarda, kardiyovasküler ve solunumsal stabiliteyi bozmadan titre
edilmeleri önerilmektedir . Sistemik tedavide kullanılan dozlar hastanın
ağrıyı algılama farklılıklarına bağlı olarak değişkendir.
Opioidler için İV
yol idealdir. Ağrının mide boşalması ve barsaklardan ilaç emilimi
üzerine olumsuz etkileri nedeniyle enteral yol tercih edilmez. Yine
intramüsküler veya subkutan yolla opioid uygulanması yeterli doku
perfüzyonunun olmaması, analjezi başlangıç süresinin belirsiz olması ve
aşırı doz riski gibi nedenlerle önerilmemektedir. Yeterli analjezi
sağlandıktan sonra uyumlu hastalarda İV-HKA (PCA-hasta kontrollü
analjezi) uygulamasına geçilebilir. Bu devrede kısa etkili opioidler
(fentanil) kullanılabilirse de morfin ve meperidin ile ağrı kontrolünü
sağlamak daha kolaydır.
Ketamin de
0.2-0.5 mg/kg dozlarda İV olarak uygulandığında 10-15 dklık analjezi
sağlamaktadır . Kan basıncını yükseltici etkisi travmaya sekonder
gelişen hipotansiyon durumunda avantajlı olabilir. Ayrıca kısa etki
süresi nedeniyle hem hastaneye transport sırasında yarar sağlar, hem de
hastanedeki tanısal incelemeler sırasında ağrının maskelenmesi
engellenmiş olur. Bunun yanında serebral kan akımında, serebral O2
tüketiminde ve intrakraniyal basınçta artışa yol açması travma
hastalarında yaygın kullanımını kısıtlamaktadır .
Travma sonrasında
omurganın hasarlanıp hasarlanmadığının kesin olarak belirlenmesi güç
olduğundan santral rejyonel analjezi uygulaması riskli olabilir.
Periferik rejyonel analjezi teknikleri ise bazı hastalarda oldukça
yararlıdır (femoral ve interkostal sinir gibi izole periferik sinir
blokları veya brakial ve lumbar pleksus gibi majör nöral pleksus
blokları). Ancak olası komplikasyonların (intravasküler ilaç enjeksiyonu,
sinir hasarlanmaları, santral bloklar ile hipotansiyon, kompartman
sendromu tanısında gecikme) önlenmesi için hekimin deneyimli ve detaylı
anatomi bilgisine sahip olması gereklidir.
Tablo 1.
Travmanın acil fazında ağrıya yaklaşım
|
|
Jeneralize Ağrı |
Rejyonel Ağrı |
|
|
Sistemik Opioidler |
Rejyonel Analjezi |
|
|
1-
Devamlı İV |
1-
Periferik sinir bloğu |
|
Bazal
Ağrı |
2-
Aralıklı İV-bolus |
2-
Santral sinir bloğu * |
|
|
3-
Aralıklı İV-PCA |
3-
İntraspinal opioid * |
|
|
4-
Kombinasyon (1+2 veya 3) |
4-
Kombinasyon (2+3) |
|
|
1-
Sistemik opioidler |
1-
Sistemik opioidler |
|
|
2-
Ketamin |
2-
Periferik sinir bloğu |
|
Anlık
Ağrı |
3- Azot
protoksit |
3-
Santral sinir bloğu * |
|
|
4- Genel
anestezi |
4-
Ketamin |
|
|
|
5- Azot
protoksit |
|
|
|
6- Genel
anestezi |
* Yalnız omurga
hasarlanması ekarte edilirse
İYİLEŞME FAZI
Bu fazda rejyonel
ve sistemik analjezi teknikleri kombine edilmektedir. Bu faz haftalar
veya aylar sürebilir ve sıklıkla hastalara birden fazla cerrahi
uygulanır. Sıklıkla gözlenen ağrı devamlı bazal ağrı olmakla birlikte
günde bazen birkaç kez uygulanan yara pansumanları ve hastanın
mobilizasyonu da ağrıya yol açmaktadır. Amaç hem bazal hem de
girişimlere bağlı ağrının hastada aşırı sedasyon oluşturmadan
engellenmesidir. Zaman içerisinde hastanın ağrıya karşı toleransı
azalabilir. Bu durumda hastaya emosyonel destek sağlanması da önem
kazanmaktadır. Posttravmatik stres bozukluğu gelişimi açısından hasta
yakından izlenmelidir.
Farmakolojik
tedavide uzun etki süreli opioidler düşünülmelidir. Oral kontrollü
salınımlı opioidlerin kullanımı bazal ağrı için uygundur. Anlık ağrı
içinse kısa etki süreli opioidler kullanılmalıdır. Anlık ağrı için
ketamin de alternatif olabilir.
Rejyonel anestezi
teknikleri uygulanacaksa erken devrede uygulanmalıdır. Hastanede yatan
hastalarda torasik veya lomber epidural kateterlerin idamesi güvenle
sağlanabilir . Epidural opioidler doğru uygulandıklarında hem bazal, hem
de anlık ağrı tedavisinde oldukça etkindirler.
Tablo 2.
Travmanın iyileşme fazında ağrıya yaklaşım
|
|
Jeneralize Ağrı |
Rejyonel Ağrı |
|
|
Sistemik Opioidler |
Rejyonel Analjezi * |
|
|
1-
Parenteral (İV, İM, SC veya PCA) |
1- Santral ileti blokları
(periferik sinir, majör nöral pleksus, epidural) |
|
Bazal
Ağrı |
2- Oral Uzun etki süreli veya
kontrollü salınımlı morfin |
2-
Epidural opioidler (aralıklı, devamlı infüzyon, HKA) |
|
|
3-
Transdermal fentanil |
|
|
|
Nonopioidler |
Nonopioidler |
|
|
NSAİD,
salisilatlar, parasetamol |
TENS,
daha sonra NSAİD |
|
|
Farmakolojik |
Farmakolojik |
|
|
Acil
fazdaki gibi |
Acil
fazdaki gibi |
|
Anlık
Ağrı |
Nonfarmakolojik |
Nonfarmakolojik |
|
|
Distraksiyon |
Distraksiyon |
|
|
Hipnoz |
Hipnoz |
|
|
Derin
relaksasyon teknikleri |
|
* Geniş bölgeye
yayılan rejyonel ağrıda jeneralize ağrıda kullanılan tedaviler
eklenebilir
REHABİLİTASYON FAZI
Bu fazın süresi
belirsizdir. Ağrı genellikle artrit ağrısına benzer şekilde derinden ve
sızlayıcıdır. Ağrı artık daha çok bölgesel özelliktedir ve kronik ağrı
gelişimi başlayabilir. Erken rehabilitasyon fazı haricinde genellikle
opioid gereksinimi yoktur. Fizyolojik olarak opioid bağımlılığı gelişen
hastalarda uzun etki süreli opioidlerin dozu giderek azaltılır.
Genellikle her 3-4 günde bir % 10 doz azaltımı iyi tolere edilir.
Bazal ağrı NSAİD,
parasetamol ve gerekliyse zayıf opioidlerle (kodein) kontrol altına
alınabilir. Girişimler ve fizyoterapiye bağlı ağrılar ise iyileşme
fazındaki gibi tedavi edilir.
Tablo 3.
Travmanın rehabilitasyon fazında ağrıya yaklaşım
|
|
Jeneralize Ağrı |
Rejyonel Ağrı |
|
|
Sistemik Opioidler |
Sistemik Opioidler |
|
|
Genellikle gerekmez |
Genellikle gerekmez |
|
Bazal
Ağrı |
Nonopioidler |
Nonopioidler |
|
|
Düzgün aralıklarla NSAİD veya
parasetamol |
NSAİD |
|
|
|
Parasetamol |
|
Anlık
Ağrı |
Zayıf
opioidler ve/veya nonopioidler |
Zayıf
opioidler ve/veya nonopioidler |
NÖROPATİK AĞRI
Nöropatik ağrı,
bir bazal ağrı çeşididir. Yanıcı karakterdedir ve periferik veya santral
sinir sistemi travmasına sekonder gelişebilir. Politravmalardan sonra
erken dönemde ortaya çıkabilirse de genellikle günler, haftalar sonra
belirlenir. Bu ağrının nosiseptif ağrıdan ayırt edilmesi önemlidir zira
opioidlere yanıtı zayıftır. Genellikle trisiklik antidepresanlar (amitriptilin),
antiepileptikler (karbamazepin), sodyum kanal blokerleri (lidokain,
meksiletin) veya bunların kombinasyonlarıyla tedavi edilirler. Bazen
TENS uygulaması da yararlı olabilir. Ancak sıklıkla kronik ağrı haline
dönüşürler.
TRAVMA SONRASINDA EPİDURAL ANALJEZİ
Sistemik
analjeziye göre daha spesifik olduğu düşünülen epidural analjezi
özellikle toraks travmaları sonrasında sıklıkla kullanılmaktadır. Bu
hastalarda yeterli analjezi sağlanmazsa bazı istenmeyen etkiler
görülebilir;
·
Solunum derinliğinde
azalma
·
Öksürememe ve
sekresyonları atamama
·
Diyafragma
fonksiyonlarında azalma
·
Atelektazi
·
İnfeksiyon
·
Solunum yetmezliği,
mekanik ventilasyon gereksinimi
Epidural
analjezinin morbidite ve mortalite üzerinde olumlu etkilerini gösteren
veriler de mevcuttur . Paravertebral veya interkostal bloklara üstünlüğü
belirlenmemiştir Ancak künt toraks travmalarında interplevral
analjeziye üstün olduğu gösterilmiştir.
Epidural analjezi
sağlamak için birçok seçenek mevcuttur: devamlı lokal anestetik veya
opioid infüzyonu, aralıklı opioid enjeksiyonu veya HKA. Opioidlerin
santral sinir sistemi üzerindeki istenmeyen etkilerini arttırmamak için
epidural ve sistemik yolla opioidlerin birlikte uygulanmaması gerektiği
önerilmektedir.
Epidural analjezi uygulanmadan önce,
hasarın ve solunum yetmezliğinin derecesi belirlenmelidir, omurga hasarı
ve segmental nöral defisitler ekarte edilmelidir, kafa travmasında
intrakraniyal basıncın artmadığı saptanmalıdır, koagülasyon durumu
netleştirilmelidir ve yeterli intravasküler volüm replasmanı yapılmış
olmalıdır.
Epidural kateterin ucu analjezi
gereksinimi düşünülen segmentlerin ortasına yakın bir yerde olmalıdır.
Aksi takdirde daha yüksek ilaç dozları gerekir ve analjezi yetersiz
kalabilir. Kateterin ucu genellikle 5. interkostal aralıktan uygulanan
torakotomilerden sonra T6-T7de; üst abdomen operasyonlarından sonra
T8-T9da; alt abdomen operasyonlarından sonra T12-L1de;
kalça-pelvis-bacak operasyonlarından sonra L3-L5de yer almalıdır .
Epidural kateterden lokal anestetikler
(LA), opioidler veya LA + opioid kombinasyonu aralıklı enjeksiyonlarla
veya devamlı infüzyon şeklinde uygulanabilir. Genellikle bupivakainin %
0.125 konsantrasyonu fentanil (2.5-5.0
mg/ml)
veya morfin (0.05-0.1 mg/ml) ile kombine edilmektedir. İnfüzyon hızı
torasik operasyonlardan sonra 4-8 ml/saat; üst abdomen operasyonlarından
sonra 8-10 ml/saat; alt abdomen operasyonlarından sonra 8-15 ml/saat;
pelvis ve bacak operasyonlarından sonra ise 10-14 ml/saat olarak
önerilmektedir. Fentanil dozu 100
mg/saati,
morfin dozu da 0.5 mg/saati aşmamalıdır. Son yıllarda epidural HKA de
güvenle kullanılmaktadır .
Eğer kateterin uzun süreyle yerinde
bırakılması planlanıyorsa infeksiyon ve kateterin çıkma riskini en aza
indirmek için kateter tünel açılarak yerleştirilmelidir.
Travma sonrasında epidural analjezi
açısından kontraendikasyonlar ;
1)
Hastanın onayının olmaması,
2)
SSS travması; Penetran kafa travması ve artmış intrakraniyal
basınç (İKB) rölatif kontraendikasyon oluşturur (dura ponksiyonu İKBda
aşırı değişikliklere yol açabilir). Künt kafa travmalarında İKB düşükse
epidural analjezinin güvenle kullanılabileceği bildirilmiştir (13).
Spinal kanalda yer kaplayan oluşum varsa epidural ilaç enjeksiyonu
basıncı artırıp omuriliğin kanlanmasını bozabilir,
3)
Omurga travması,
4)
Sepsis ve infeksiyon; Septisemi ve kateter uygulanacak bölgede
belirgin infeksiyon varlığı kesin kontraendikasyon oluşturur.
Politravmalı hastada açıklanamayan ateş ise kontraendikasyon değildir.
5)
Kanama diyatezi; Antikoagülan ajan kullanımı, PZ ve APTZnin
normalin 1.5 katı olması, trombosit sayısının 40.000/mm3ün
altında olması (güvenli epidural kateterizasyon için en az 2 katı
önerilir) epidural hematom gelişme riskini artırmaktadır.
Sonuç olarak travma hastasında diğer
dönemlerde olduğu gibi postoperatif dönemde de analjezi ihmal
edilmemelidir. Hem insancıl bir görev olarak hem de hastanın
iyileşmesindeki pozitif etkisi nedeniyle hastanın durumuna uygun
analjezi mutlaka sağlanmalıdır. Hekimler günümüzde analjezi sağlarken
çok etkili ve çeşitli silahlara sahiptir ve bu konuda daha aktif rol
almaları önemli bir gereksinimdir.
KAYNAKLAR
-
Kistler P. Analgesia for the victim
of trauma. Ferrante FM, VadeBoncouer TR, eds. Postoperative Pain
Management. New York: Churchill Livingstone, 1993: 589-598.
-
Ready LB, Edwards WT. Management
of acute pain: A practical guide. Seattle: IASP Publications,
1992: 26-33.
-
Edwards WT. Posttrauma pain. Loeser
JD, ed. Bonicas Management of Pain. Philadelphia: Lippincott
Williams&Wilkins, 2001: 788-793.
-
Coleman NA. Trauma. Rowbotham DJ,
Macintyre PE, eds. Clinical Pain Management. Acute Pain.
London: Arnold Publishers, 2003: 349-358.
-
Möllmann M. Treatment of pain in
trauma patients with injuries of the upper limb. Injury 2000; 31:
3-10.
-
Scherer R, Schmutzler M, Giebler R,
et al. Complications related to thoracic epidural analgesia: a
prospective study in 1071 surgical patients. Acta Anaesthesiol Scand
1993; 37: 370-374.
-
Wisner DH. A stepwise logistic
regression analysis of factors affecting morbidity and mortality
after thoracic trauma: effect of epidural analgesia. J
Trauma 1990; 30: 799-804.
-
Lonnqvist PA, MacKenzie J, Soni AK,
et al. Paravertebral blockade. Failure rate and complications.
Anaesthesia 1995; 50: 813-815.
-
Haenel JB, Moore EA, Moore EE, et
al. Extrapleural bupivacaine for amelioration of multiple rib
fracture pain. J Trauma 1995; 38: 22-27.
-
Luchette FA, Radafshar SM, Kaiser R,
et al. Prospective evaluation of epidural versus intrapleural
catheters for analgesia in chest wall trauma. J Trauma 1994; 36:
865-869.
-
Buckley FP. Regional anesthesia with
local anesthetics. Loeser JD, ed. Bonicas Management of Pain.
Philadelphia: Lippincott Williams&Wilkins, 2001: 1893 -1952.
-
Lui SS, Allen HW, Olsson GL. Patient
controlled epidural analgesia with bupivacaine and fentanyl on
hospital wards: prospective experience with 1030 patients.
Anesthesiology 1998; 88: 688-695.
- Kariya N, Oda Y,
YukiokaH, et al. Effective treatment of a man with head injury and
multiple rib fractures with epidural analgesia. Masui 1996; 45:
223-226.
- Aktuğlu K, Demirağ
K. Travmalı hastada postoperatif
analjezi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Sürekli Yayınları, Ayın
Kitabı (Editör) Meltem Uyar, Bornova,2003
|